Tag Archives: yemek düzeni

3,5 Yaş Kontrolü

Ne kadar uzun zamandır, gelişimin ve düzenin ile ilgili yazı yazmadığımı fark edip şaşırdım. Aslında 13 Eylül’de gitmemiz gereken kontrole 30 Ekim’de gittiğimiz için 3,5 yaş+1,5 ay itibariyle ebatların 94 cm ve 13,7 kg. Halen minyon sınırlarda hayatına devam ediyorsun ama son 6 aydaki 4 cm uzama bizi güvenli bölgede tutmaya yetti de arttı bile.

Click to continue reading “3,5 Yaş Kontrolü”

18.ay kontrolü

Günü gününe 18.ayın itibariyle 79 cm ve 10.2 kg ebatlarındasın. Sevgili doktorun Kadir Tuğcu boyunun ortalamada, bir ara açığı bayağı kapattığın kilonun ise halen ve ısrarla 900 gr eksik olduğunu belirtti. Ha bu konuda ne yapacakmışız dersen tabii ki hiçbir şeymiş! Anne sütünü kestiğimizi ve kesinlikle inek sütü içmediğini söylediğimde ise “3 gün aç bıraksan öyle bir içer ki, ama sen kıyamazsın, boşver onu da içmesin, bomba gibi çocuk işte, hepsi Necdet Tosun olacak diye bir kaide yok” diyerek liberal yaklaşımın dibine vurdu! Süt içmeye alışman için mini bir öneri yaparak sana süt katılmış milkshake kıvamındaki sade dondurmayı kaşık kaşık yedirmemizi söyledi. Böylece sütün tadına alışma olasılığın çok yüksekmiş. İzin verdiğim tek abur cubur olan dondurmayı daha sık teklif etmeye başladık. Gerçi bir iki yalayıp bırakıyorsun ama olsun denemesi bedava.  Tek dikkat etmemiz gereken 500 ml süt ürünü almanmış, ister süt iç, ister dondurma,muhallebi, yoğurt, peynir ye, sana kalmış. 18. ay itibariyle dakika şaşmaz günlük programın aynen böyle:

06.30 Kalkış- anne ile oyun zamanı

07.30 Anne&babayı uğurlama&kahvaltı(Sunulan lezzetler: peynirli omlet, kaşarlı tost, zeytin, tereyağ&bal- Yenilen lezzetler: bazen hepsi, bazen hiçbiri!)

08.00-09.00 Evde çeşitli aktiviteler(yatak kapama, oyuncak toplama, çamaşır yıkama vs..)

09.00-11.00 Mahallemizi tanıyalım(evin günlük alışverişini yapma, sokakta dolaşma, oynama vs..)

11.00 Muhallebi&meyve saati

11.30-14.00 Öğle uykusu

14.00 Et&pilav/makarna+yoğurt/ayran+meyve

15.00-17.00 Park zamanı

17.00 Muhallebi&meyve saati

18.30-19.30 Anne&Baba hatta Oğuz ile çeşitli oyunlar

19.30 Akşam yemeği (evde ne varsa ne kadar istersen)

20.00 Banyo&uyku

Yaklaşık 5 gündür süregelen öksürüğün varken kontrole gittiğimiz için ayrıca sevindim çünkü öksürüğe kesinlikle ilaç verilmemesi gerektiğini söyleyen doktorunun ne önereceğini merak etmekteydim. Yine kocaman bir hiç dedi! Vücutta bir mikrop varken yeni mikroplar giriş yapamazmış. Bu nedenle bu tip ciddi olmayan öksürükleri ve burun tıkanıklıklarını pek severmiş kendisi. Vücut bu mikrobu ciddiye almadığı için savaşmaya çalışmaz, süründürür gibi gözükse de daha tehlikeli mikropların girişine engel olduğu için faydalıymış. Enteresan bir bakış açısı olmakla beraber bana mantıklı geldi. Sadece yatmadan yatağına cold mix damlatmamızı istedi. Gerçekten de 2-3 gün sonra öksürüğün geçti yerini hafif bir burun akıntısına bıraktı. Umarım bu kışı da böyle ufak mikroplarla atlatırız canım oğlum.

Kemik, kas gelişimini ve hareketliliğini çok iyi buldu. Sen “Amca doktor iğne yaptı, Memir bacak acıdı” dedikten sonra konuşmana inanamadı. Çok konuşan bir kız çocuğu gibi olduğunu söyledi. Geceleri çok sık uyanman ile ilgili yaptığı yorum yine beni benden aldı. “Hangi çocuk uyuyormuş ki, uyuyor diyen anneler yalan söylüyor” dedi! Gerçekten komik bir adam kendisi. Arada sadece Hepatit aşısı için uğrayacakmışız onun dışında 2 yaşına kadar ciddi bir hastalık olmadığı sürece Amca doktorun kapısını çalmayacakmışız.

1 ay 1 foto uygulamamız sonuna yaklaşmak üzere zira o kadar hareketlisin ki ayakta bana bakarken ve net bir fotoğrafını çekmek giderek imkansızlaşıyor.

Yemek Yerken

Yoğun istek üzerine kendi kendine yemek yiyen çocuk konulu kolajımız işte karşınızda. Baban hala her akşam “40 yıl düşünsem senin gibi titiz birinin çocuğunun bu şekilde yemek yemesine izin vereceğini ve evinin bu hale gelmesine göz yumacağını hayal edemezdim” diyor 🙂 Pişman mıyım?Asla. Evet, yaz kış her yemekten sonra yıkanmak zorunda kalıyorsun. Evet, dışarda biryerde seni temizlemek biraz zor oluyor. Evet, neredeyse tüm kıyafetlerin yemek lekeli. Evet, her yemekten sonra mama sandalyenin altındaki duş perdesi yıkanmaya gönderiliyor ve yedeği geliyor. Evet, her yemekten sonra mama sadalyen, yerler ve duvarlar etraflıca siliniyor. (IKEA dışındaki hiçbir mama sandalyesi ile yapamamız da bundan. Ben o teferruatlı şeyleri günde 4 sefer silemem!)

Hepsine değer çünkü sonuç seni de bizi de çok mutlu ediyor. Yedin yemedin gerginliği yok, elimde kaşık saatlerce yedirmeye çalışmalar yok. Sloganı değiştiriyorum, kirlenmek huzurdur 🙂

Sokak Çocuğu

15.ay sonu itibariyle günlük programın şu şekilde geçiyor

06.00-06.30 Kalkış&Anne sütü

08.00   Tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet

           1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost

           3-4 siyah zeytin

09.00-10.30 Bahçede top oynama&bisiklete binme

10.30 Yoğurt+meyve veya keşkül+meyve

11.00-13.00  Uyku

14.30 Et+pilav/makarna+yoğurt/ayran

15.00-18.00 Park ziyareti

18.00 Muzlu muhallebi/yoğurt

18.30-19.30 Evde Oğuz’la oyunlar

19.30 Ailece yenilen ev yemekleri

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Öğlen uykularını hafta içi 2 saate çıkartmış bulunmakla beraber(sonunda!), hafta sonları bizimle daha çok vakit geçirmek istemene bağladığım az uyuma sendromun devam etmekte. Sabah kalkış saatini 07.00 ve sonrasına çekmişken tekrar 06.00 civarına geri dönmek de pek eğlenceli olmadı. Günlük toplamda 12 saat uyuman bana az gelse de enerjine bakıldığında sana yetiyor da artıyor gibi gözüküyor.

Bu ara iyice dillendin. Sana söylenen her kelimeyi birebir tekrar ediyor, canın istediği zaman da kullanıyorsun. En çok kuzenin Mina’nın adını söyleşine bitiyorum. İlk M harfini yutarak sonundaki a’yı uzatarak Hımnaaaa tarzında bir şey söylüyor, hemen arkasından teydeee diyerek onların bir ikili olduğunu bildiğini ima ediyorsun. Yapmaman gereken bir şeyi söylediğimde Demircim duydun mu diye soruyorum ve sen bana duyduuuu diyorsun. Köpte, şuuu, oturdu, bass, bezemle(bezelye) sıklıkla kullandığın sözcükler. Ouuu’dan Oğusss’a terfi eden arkadaşını hemen her akşam sayıklıyor annesine de askerden tanırmışcasına sadece Dedaaa(Seda) diyorsun. Akşam yemeğinde karnın doyduğunda banyuuuu diyerek hadi beni yıkayın mesajı veriyorsun. Gitti ve geldi kelimelerini cümle içinde kullanıyor Hımnaaa ditti, nereye gitti oğlum addaaa dede diyorsun. Mina’nın dedenin yanına yazlığa gittiğini anlayıp da mı kuruyorsun bu cümleleri bilmiyorum ama iletişime geçmiş olmandan acayip keyif alıyorum.

Tam bir sokak çocuğu oldun. Akşamüstleri işten gelip sana sarıldığımda üzerine sinen ve bana çocukluğumu hatırlatan toprakla karışık sokak kokusunu açıklayamadığım bir hazla içime çekiyorum. Geçtiğimiz hafta sonu bizim evin bahçesindeki yerden hafif bir eğimle yükselen incir ağacına tırmanmaya çalışırken ayağın kaydı ve bacağının yanı ağaca sürtünüp tahriş oldu, şöyle bir bakıp devam ettin. Seni mutlulukla izlerken fark ettim ki daha sana hamile bile değilken aynen böyle bir erkek çocuğu hayal ediyordum, haşarı, mutlu ve huzurlu… Beni anne olarak seçmen için ne yaptım bilmiyorum ama hala her gün varlığın için şükredecek sebepler bulabiliyorum.

Pis bir sokak çocuğu olmanın yansımalarını da yaşamıyor değiliz. Bu hafta arka arkaya önce bir göz enfeksiyonu daha sonra da 6 gün süren bir ishal vakası yaşadık. Kıpkırmızı olan sağ gözün 4 gün boyunca geçmeyince soluğu göz doktorunda aldık. Aslında 1. yaş kontrolünü yaptırdığımız Dr.Şule Ziylan’a gitmeyi planlıyordum. Şule Hanım işinde çok uzman bir doktora benzemekle beraber, “Artık çocuğunuzu renkli kutunun nimetlerinden mahrum bırakmayın, 1 yaşından sonra TV’nin göze hiçbir zararı yoktur” beyanatından sonra ufak bir fikir ayrılığı yaşamıştık. Kontrole seni götüren anneannenle deden bana kenardan baaak gördün mü edasıyla nanik yaparken, ben kibarca neden izlettirmek istemediğimi bilimsel olarak açıkladım. Şimdi burada beyin gelişimi filan diye atıp tutmayacağım, herkesin kendi tercihi, NASA’ya bilim adamı yetiştirmiyorum belki ama beyninin mümkün olduğunca gerçek dünya ile meşgul olmasını tercih ediyorum diyelim. Senin ablan sadece sana bakmakla yükümlü, seni televizyonun karşısına oturtup yapacağı işleri ben akşam kendim yapmaktan yüksünmüyorum.  Ayrıca senin de izlemek gibi bir talebin yok. Doğduğundan beri hiçbir akşam yemeği sofrasında televizyonun açık olduğunu görmedin, dolayısıyla tv olmadan yemek yememe gibi bir sendromun yok. Senin sendromun anne ve baba aynı anda sofrada bulunmazsa yememe şeklinde kendini gösteriyor, herkes alıştığını arıyor yani. Epeydir yazmıyorum ya uzatasım geldi zaar, neyse Şule Hanım’ın Anadolu yakasındaki randevularının 3 hafta dolu olduğunu öğrenince yeni bir doktor arayışına girdim. Büyük teyzenin tavsiyesi ve hatta bizzat seni alıp götürmesi sayesinde Amerikan Hastanesi’nin Göz Hastalıkları Bölümü Başkanı Osman Oram’a transfer olduk. Büyük ihtimalle mikrop kaptığını söyleyerek 2 damla verdi ama sen bu damlalar yüzünden gözünü daha çok kaşıyıp sol gözüne de bulaştırınca, ben damlaları kestim. Kontrole gittiğimizde de doğru bir şey yaptığımı öğrenip rahatladım. Doktorun damlaları kaşıntıyı azaltsın diye vermiş, kaşıntıyı tetiklediyse bu tip durumlarda hiç damla kullanmamak en doğru yöntemmiş. Göz konusunda endişe edilecek durum, sarı iltihap şeklinde gözün birbirine yapışması ve açılamaması durumlarıymış. Bunun dışında sal gitsin dedi özetle. Dediği de çıktı damlayı bıraktıktan 4-5 gün sonra tamamen geçmişti. Bu doktorla tv mevzusuna girmedim ama kendisini sevdim. İhtiyacımız olduğunda hangisi müsaitse ona gidebiliriz, yedekli çalışmakta fayda var.

İshale gelince, sadece pilav,muz ve yoğurt yediğin 4. zafer günün sonunda ev tartısında -500 gr görünce  endişelenmeye başlayıp doktorunu aradım. Yine rutin fırçamızı yedik, ishal en nihayetinde bu kadar tedirgin oluyorsan kap gel çocuğunu benden getirebilir miyim diye icazet almana gerek yok buyurdu paşam! Bazen bu aşırı rahatlık beni rahatsız ediyor. Ne zaman gerçekten endişelenmem gerektiğini kestiremiyorum. İlk kontrolde bu konuyu yüz yüze soracağımdır. Neyse kusup kusmadığını sordu, eğer kusmuyorsan su kaybetmeyeceğini, bir mikrobun vücuttan atılması anlamına gelen ishalin durdurulmaması gerektiğini belirtip kapadı. İyice halsizleşmeye başladığın 6. günün sonunda ishalin son buldu ve biz de rahatladık.

Sen kumlarda yuvarlanıp, bir kısmını yeyip bir kısmını da gözüne sokarsan olacağı bunlar işte benim canım sokak çocuğum.

Et, süt, yumurta

Bu cumartesi ikinci Kadir Tuğcu randevumuz vardı. 13. Ayının dolmasına 11 gün kala 9.400 gr ve 74 cm ebatlarındansın. Boyun uzamamış ama tamı tamına 400 gr almışsın. Üstelik üst iki azı dişini çıkartıp bana uykuları kendine yemekleri çok gördüğün dönemde. Boyun ortalamada ama kilon halen ortalamanın 400 gr altındaymış. Bu hızla gidersen 3-4 aya kalmaz açığını kapatırmışsın. Et, süt, yumurta… Adam hakikaten haklı galiba! Bu şartlar altında, bir süre daha kendisine devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Adam süt dedi başka da bir şey demedi resmen. Mutlaka günde 500 cc süt ve süt ürünü tüketmen lazımmış. Ne yaparsak yapalım 300’ü geçemiyoruz çünkü zamanında nasıl su içmiyorsan şimdi de süt içmiyorsun. Alıştırmak için bir öneride bulundu, suyu kaynatıp içilebilecek kadar ısıya geldiğinde sıcak olarak sana vermek, onun tadını beğenmeyeceğin için hemen akabinde soğuk süt teklif etmek. Aynen dediklerini yaptık, artık ne su ne süt içiyorsun! Tekrar normal su modelimize geri döndük. Süt ürünlerine yükleniyoruz.

Yaşını doldurmandan hemen sonra gündüz uykularını keskin bir şekilde teke indirdin. Dışarıdaysan bazen akşamüstü kısa bir şekerleme daha yapıyorsun ama evdeysek asla. Birbirimizi kandırmayalım gündüz uyumayı başından beri hiç sevmedin zaten ama 13 aylık bir çocuk için günde 45 dakikalık tek uyku gerçekten abartılı oldu be oğlum. Gerçi kime söylüyorum ki tüm çocukluğu boyunca gündüz uykularını protesto etmiş ve kendini bildi bileli hiç süt içmemiş biri olarak bunlardan şikayet etme hakkım yok kanımca.

13.ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin bu şekilde:

07.00 Anne sütü

08.30   Tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet(bu aralar protesto halindesin)

           1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost

           Süt- hani şu içmediğin beyaz sıvı!

11.30 Sütlaç

12.00-13.00  Uyku

14.00 Protein ağırlıklı ev yemeği+yoğurt/ayran

17.00 Sütlaç veya meyve veya 1 kase yoğurt çorbası

19.00 Sofrada tadımlık yemekler

19.30 Elmalı, muzlu, inek sütünden şekersiz muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Bu beslenme konusu ile ilgili kafama takılan birtakım sorular var aslında. Ağırlıklı olarak et, eser miktarda sebze yiyorsun. Şehriye çorbasının içine kattığımız havuç, patates, kabak, brokoli dışında sadece kıymalı bezelye yemeği yiyorsun. Baklagillerle aran iyi gibi, mercimek ve nohutu severek yiyorsun. Diğer sebzeleri yemediğin için etobur bir damak tadın olacağından korkuyorum. Gerçi daha büyük çocukları olan arkadaşlarım, çocukların yemek zevkinin çok hızlı değiştiğini, bir mevsim sevdiği bir yemeği ertesi mevsim ağzına bile sürmediğini söyleyerek içimi rahatlatıyorlar. Yani şimdi yemiyor olman seneye yemeyeceğin anlamına gelmiyor, bu iyi haber. Bir de doktorunun bu konudaki süper yaklaşımına da değinmek istiyorum, “Demir et yiyor hayvanlar da ot. Besin zinciri tamamlanıyor, dolaylı olarak sebze de yiyor işte!”

Kafama takılan diğer bir konu ise devam sütü, çocuk sütü ve mamalar konusundaki hassasiyetim. Zorunlu olmadıkça bir bebeğin bunlarla beslenmesini doğru bulmuyorum, aferin bana da bir tek senin canın can da arkadaşlarınınki patlıcan mı? Senin dışındaki tüm arkadaşların hayatlarının bir döneminde bu mamalarla beslendi, besleniyor, hatta daha da beslenecek gibi duruyorlar. 200-300 cc’ler havada uçuşuyor, sense daha 20 cc inek sütü bile içmiyorsun. Mama versem içer misin bilmiyorum denemedim ama evde yaptığım mis gibi sütlacı yemeyince hazır Milupa sütlaç denedim onu bayıla bayıla yiyorsun! Şimdi burada yine bir kar zarar analizi yapmak lazım, süt tüketimini arttırmak için bu sütlacı vereyim mi vermeyeyim mi? Şimdilik tabuları bu konuda yıktım, veriyorum. Benim takıntım yüzünden bir şeylerinin eksik kalmadığını ümit ediyor ve hazır yeri gelmişken tekrar söylemek istiyorum süt iç evladım da beni bu endişelere gark etme!

Bir de yine kendim ettiğim kendim bulduğum şu pasaklı yemek yeme durumun var ki, ileride çok rahat edeceğiz teranesi ile ağzımı açamıyorum. Muhallebi dışındaki her şeyi kendin yiyor, ne kadar yiyeceğine kendin karar veriyor, bir gıdım fazlasını yemiyorsun. Sanırım ben yedirmediğim için yememene sinirlenmiyor, teklif var ısrar yok politikasını devam ettirebiliyorum. Bu arada yerler, duvarlar, üstün başın, saçların her yerin yağ içinde kalıyor, üstüne üstlük önlük de taktırmıyorsun. Hadi yere duş perdesi serdik temizlemesi kolay oluyor da, sen bitleneceksin artık diye korkuyorum. Her yemekten sonra yarı yıkanma ve üzerindeki her şeyi değiştirme faslı yaşanıyor.

Günler böyle geçiyor, sen büyüyorsun, ben özlüyorum, sen gülüyorsun, ben eriyorum…

En sevdiğim inekler

Yeni doktorumuz inek sütüne geçebilirsiniz diye fetva verdikten sonra süt sağma makinesi ile vedalaştım. Hiç de hüzünlü bir veda olmadı zira kendisinden hiç hoşlanmıyordum. Üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hissediyorum. Eve süt getirme sorumluluğum bittiği için çok mutluyum. En çok da neye seviniyorum biliyor musun? Artık kaç cc sütüm çıktığını görmeyeceğim! Bunu kafaya takmamaya ant içtiysem de, bir sebeple miktarda azalma meydana gelince elimde olmadan diğer öğünler için de endişeleniyordum. Biberondan süt almadığına ve kahvaltı bulamacına veda ettiğine göre sağdığım sütler büyük olasılıkla çöp olacaktı. Şimdi büyük bir zevkle makineyi üçüncü sahibi için bir güzel temizleyip hazırlayacağım:) Emekleri için kendisine teşekkürü bir borç bilirim ayrı. Yaşasın en sevdiğim inekler!

12. Ayın itibariyle yeni beslenme düzenin bu şekilde olacak:

07.00 Anne sütü

08.30 Kahvaltı (tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet,+1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost+ıhlamur/süt)

09.30-11.00 Uyku

12.00  Protein ağırlıklı ev yemeği+yoğurt/ayran

15.00-16.00 Uyku

16.30 Şekersiz sütlaç veya meyve

19.00 Sofrada tadımlık yemekler

19.30 Elmalı, muzlu, inek sütünden şekersiz muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Hali hazırda 16.30’da beni emmeden hiçbir şey yemiyorsun ama bugün itibariyle maalesef süt iznimin sonuna gelmiş bulunduğumdan artık bu arada mutlaka bir şeyler yemen gerekiyor. Umarım çabuk alışırsın.

Gelgelelim inek sütü mamulleri ile aranın nasıl olduğuna. Biberon kullanmadığın için sütü tek başına içmeyi pek sevmedin, minik bardaktan veya suluğuna koyunca iki fırttan sonra su olmadığını anlayınca bırakıyorsun. Yemeklerin yanında yoğurt yenmesinin demir emilimini azalttığını söyleyen ve bu konuda haklı olduğunu düşündüğüm eski doktorumuzdan kalma bir alışkanlıkla yemeklerin yanında yoğurt yemeyi de pek sevmiyorsun ama ayran içiyorsun. Sütlacı içindeki pirinçlerin hatırına yiyorsun ama toksan hemen burun kıvırıyorsun. Akşam muhallebinde sorun yok, daha önce anne sütü ile yaptığım muhallebiyi şimdi inek sütüyle yapıyorum. Arkadaşın Ayda’nın annesinin verdiği insider bilgiler ışığında direkt inekten süt almak yerine günlük süt verme kararı aldım.

Alerji döneminde anne sütü ile hazırladığım Bebelac Mısılı Çavdarlı ve Milupa 7 tahıllıyı saymazsak ek gıdalara geçtiğimizden beri sana meyve, sebze, yoğurt gibi hazır gıdalardan hiç vermedim. Bir şeyin üzerinde son kullanma tarihi varsa ve bu tarih 1 haftadan uzunsa maalesef bana güven telkin etmiyor. İmkânım ve vaktim varken taze taze pişirip taşırmayı severek tercih ettim. Ha zorlandığım zamanlar olmadı mı oldu tabi ama içim başka türlü rahat etmeyecekti. Şimdi Mayıs ayında 4 günlük bir yurtdışı tatili bizi beklerken bu anlayışımdan ödün verip veremeyeceğimi enine boyuna düşündüm. Şimdiye kadar gittiğimiz yerlerde “Şeeey ben bebeğime yemek pişirecektim dee” diye mutfağına girmediğim otel, restoran kalmadı diyebilirim. Bu olay yurt dışında aynı sempati ile karşılanmayabilir, ya da senin yemek saatinde çok alakasız bir yerde olabiliriz. Kahvaltı kolay omlet ve tost her yerde bulabilirim, öğlen yemeği de kolay kıymalı makarna, bonfile veya vejeteryan bir pizza ile idare edebiliriz. Sadece meyve ve muhallebi pişirme faslı beni zorlayacak gibi duruyor. Bu nedenle şeftali&muz, erik püresi ile bir tane de hazır muhallebi denedim, sorun yok yiyorsun. Oraya gidince birden bu gıdaları red etme diye, gidene kadar da haftada 1 kez filan yedirip bu tatlara da alışmanı sağlayacağım.

Tüm bu yediklerinden sonra vücudunda ve poponda çeşitli kızarıklıklar gözlemliyorum ama endişelenmeden sabırla bir sonraki kontrolümüzü bekliyorum. Zira uyku düzeninde ve keyfinde en ufak bir bozulma yok. Hatta blok 20.00-05.30 uykuları görmeye başladık ki, 1. yaşına girmek üzere olduğun bu günlerde hiç uyanmadan sabaha kadar uyuyacağın döneme yaklaştık gibi hissediyorum. Gündüzleri ise halen 2 kısa uyku uyuyorsun 1,5+1 veya 1+1 şeklinde. Oldun olası gündüz uykularını sevmediğini düşünürsek, sanırım sen hiçbir zaman blok 3-4 saat öğle uykusu uyuyan çocuklardan olamayacaksın. Olsun zaten haftada 2 gündüzümüz var onda da az uyumanı tercih ederim.

Vay be tam tamına 2,5 aydır çalışıyorum ve süt iznimin son gününe geldim. Bu sürecin ikimiz için de çok güzel bir geçiş ve alışma dönemi olduğunu söyleyebilirim. 2,5 aydır 16.30’da evde oluyor, yatana kadar seninle çok güzel vakit geçiriyorduk. Şimdi 18.30-18.45 aralığında evde olacak, seni 1,5 saat kadar görebileceğim ki bu sürenin tamamında yemek yiyor, yıkanıyor ve emiyor olacaksın. Olsun buna da şükür. Biz seninle iyi bir ekibiz, buna da alışırız değil mi tatlı oğlum?

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company