Tag Archives: uyku rutini

Bir uyku hikayesi

Bu yazı kafamda bambaşka canlanmış, ben vakit bulup yazıyı yazana kadar kendi sonunu baştan yazmış bir yazıdır.

Asıl giriş şöyleydi, “Oğlum twitter denen bir sosyal medya aracı var-senin zamanına kalır mı bilinmez-bu ara pek sardık kendisine. Orada #uykusuzannelerkulubu adı altında tüm uyumayan ve kendini uykusuz hisseden anneler olarak geyik çeviriyoruz, hatta en uykusuzumuza sanal ödüller veriyoruz filan. Şikayet ediyorsan değiştirmek için bir şey yap, yapamıyorsan sus otur felsefesinden yana biri olarak, şu hayatta herhangi bir şeyden şikayet etmeyi de edeni de hiç sevmem ama #uykusuzannelerkulubu böyle bir şey değil. Şikayet edermiş gibi yapıp, halimizle dalga geçiyor, birbirimize moral veriyor ve yalnız olmadığımızı gördükçe rahatlıyoruz. Aslında kulüptekileri gördükçe sen gerçekten kötünün iyisiymişsin, buna da şükür bile dedim. Tek sorunun çok erken kalmak ve gece bilmem kaçyüzbinkez uyanmak ki, şimdiye kadar her türlü uyku sorununu mücadele vererek çözdük, bir bunu çözemedik! 18 ay oldu ben ne zaman uyuyacağım???” diye devam edecekti. Taaa ki sen bir gece ansızın uyumaya başlayıp ben kulüpten atılana kadar 🙂 Bir çocuğum daha olursa dönüp dönüp bu yazıya bakmak için, hikayeye taaa en başından başlayacak, şimdiye kadar yaptıklarımdan, kendimce tiyolarımdan bahsedeceğim. Gerçi senin de mensubu olduğun bebek milleti, kutudan kendi uyku tercihleri ile doğuyor.  Bu yaptıklarım bir başkasının bebeğinde veya bizzat kendimin ikinci bebeğimde bile işe yaramayabilir ama olsun.

  • Türünün tek örneği dönemi(0-40 gün)

Sen maalesef uyku-sever bir çocuk olarak başlamadın bu dünyadaki günlerine. Hemen hemen tüm kaynaklar bu dönemde bebeğiniz günde 15-16 saat arası uyuyordur diyordu. Oysa sen gündüz+gece toplamında sadece 8-9 saat uyuyor, günün büyük bir kısmını gözlerin açık geçiriyordun! İşin garip tarafı 15.günde başlayan gaz sancıların nedeniyle akşam 18.00-20.30 arası kesintisiz ağlama krizlerin dışında hiçbir sorun çıkartmıyor, meraklı meraklı etrafını izliyordun. Uykusuzluktan (henüz!) şikayetim yoktu ama uyusun da büyüsün meselesi çok kafama takılıyordu. Sokakta uyuduğunu keşfettikten sonra da yorgunluktan ölsem bile her gün 3-4 saat yürüyüşe çıkartıyordum seni. En azından 3 saatlik kesintisiz bir uyku uyuyordun. Geceleri sadece benim üzerimde en uzunu 45 dakika olan uykular uyuyor, 9 kez filan emiyordun. Gündüz hiç uyumadığın düşünülürse geceleri uyuduğun bu bölük pörçük uykularla gece gündüz farkını az da olsa anladığını düşünüyordum.

  • Uykuya giriş dönemi(40 gün-3 ay)

1.ay kontrolünde doktorunun gaz için verdiği Sub Simplex ile hayatımız değişmişti. Uyku rutininin ilk temellerini bu dönemde atmış, seni her akşam aynı saatte(19.30) yıkayıp, masaj yapıp kundaklamaya başlamıştık. Seni emzirdikten sonra o pozisyonda kucağımda tutuyor, arka fonda sabaha kadar açık kolik CD’si ile ritmik hareketlerle popona vuruyordum. Yerimden hiç kalmıyor, sallama moduna hiç geçmiyordum. Sen biraz mayışınca yatağına bırakıyor, kimi gece 9’a kimi gece 11’ e kadar odandan çıkmıyor, her ağladığında kucağıma alıp sakinleştirip geri koyuyordum, belki 50 kez! Kısa bir süre sonra sen de normal çocuklar gibi 3’er saatlik döngüler halinde uyumaya başladın. Tabi aralarda 1’er saatlik emzirme&gaz çıkartma&alt değiştirme molaları oluyordu. Üzerimde uyuyarak geçirdiğin 40 güne inat, bu dönemde bizim yatakta aramızda yatmaktan hiç mi hoşlanmıyor, kendi tercihinle kendi yatağında yatıyordun. Gece boyu 9 emzirme yerine 4 emzirme ilaç gibi gelmişti. Gündüzleri halen dışarı çıkmazsak hiç uyumuyordun.

  • Uykunun altın çağı(3-6 ay)

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlar nedeniyle dışarı çıkışlarımız sınırlanınca gündüz uyku konusunda eğilmek durumunda kalmıştım. Baby Center, Tracy bilgilerimi, biraz da içgüdülerimi birleştirip, seni daha yakından gözlemlemeye, uyku emarelerini yakalamaya çalıştım. Uykun gelmeden yatağına koydum, uyusan da uyumasan da en az 45 dakika orada kalmanı sağladım. Ben de kitabımı alıp yanında oturdum, sen huysuzlandıkça kucağıma alıp sevdim geri koydum. Tıpkı seni gece uykuna alıştırırken yaptığım gibi. Odanda geçen uzun saatler ve 3. günün sonunda 10.00-13.00-16.00-18.00 civarında battaniyenle oynayarak ve azıcık da emzik alarak kendi kendine 15 dakikalık uykular uyumaya başladın. 1. haftanın sonunda 45 dakikaya kadar uzattın. Gece uykuların ise ilk yatış blok 6 saat, sonra 1 ya da 2 kalkış şeklinde gayet güzel bir rutine oturmuştu. Benden mutlusu yoktu.

  • Diş sıkıntıları dönemi(6-9 ay)

6.ayda gelen ilk dişinle birlikte gece uykuların sekteye uğradı. Gecede 1-2 kalkışa alışan bünye başta zorlansa da, İlk 40 günümüzü yad ede ede her kalkışında geldim önce pışpışladım, olmadı emzik verdim, olmadı sarıldım, olmadı kucağımda dolaştırdım.  En az 4 en fazla 8 ortalama 6 kalkış ve her birinde emmek isteyen sen, başta emzirmeye direnen ama sonrasında sana kıyamayıp her defasında emziren ben! Bu model gündüzleri dinlendiğim için şimdilik sürdürülebilirdi. Henüz işe dönünce başıma geleceklerden habersiz memede sakinleşmek isteyen oğluma bunu çok görmüyordum.

Gündüz uykuların ise sabah kısa(30 dk.), öğlen azıcık uzun(1,5 saat), akşamüstü tekrar kısa(30 dk) şeklinde 3 uykuya düşmüştü.

  • Darbe dönemi(9-12 ay)

İşe dönmeye 20-25 gün gün kala beni bir korku sardı. Bu gece uyanmalarına kökten çözüm bulmaya karar verdim. Her uyandığında ayağa kalkıyor, korkuluklara tutunuyor ve yatmamak için direniyordun. Benim çocuğum emzirmeden uyumuyor işte diye düşünüp, bir yandan da sabırla geri yatırıp ağzına emzik verip, seni sevip, ninniler söyledim.  Uykuya geri dönmen her seferinde en fazla 10 dakika sürdü, ama çokça ağlayarak. Demek ki dedim içimden emzirip hemen uykuya dönmek isteyen benim, aslında sen emmek istemiyorsun ben kolaya kaçıyorum. Geceler boyu istikrarla, bıkmadan usanmadan devam ettim. Kaç kere kalkarsan kalk sadece 03.00-04.00 aralığında 1 kez emzirdim. 7. gece bir kalkışında aralıksız bir saat ağlayınca motivasyonumu kaybeder gibi oldum ama birkaç gün sonra yeni dişin patlayınca tekrar rahatladım. 15 günün sonunda işe başlamama 1 hafta kala gecede en fazla 3 kere uyanan, gece 04.00′ten önce emmeyen, uyandığında kolayca uykuya geri dönen bir meleğe dönüştün.

Gündüz uykuların ise sabah 1 saat, öğleden sonra 1 saat olmak üzere 2 uykuya düşmüştü.

  • Tek uyku dönemi(12-15 ay)

Yaşını doldurmandan hemen sonra gündüz uykularını keskin bir şekilde teke indirdin. Dışarıdaysan bazen akşamüstü kısa bir şekerleme daha yapıyordun ama evdeysek asla. Gündüz uyumayı başından beri pek sevmesen de 13 aylık bir çocuk için günde 45 dakikalık tek uyku gerçekten abartılıydı. 15.ayın sonuna yaklaşırken 1,5-2 saatlere uzadı. Bu arada anne işe başladı, hafta sonları çok kıymetli hale geldi. Tüm sokak programları seninle evde uyuduktan sonra yapılmaya başlandı ki senin düzenin bozulmasın ve ben de biraz dinlenebileyim.

Geceler ise hala iyi gibiydi deliksiz uykunun ilk sinyallerini veriyor sabah 5’e kadar blok uykular uyuyordun.

  • Cinnet Dönemi(15-18. Ay)

Sabah kalkış saatini 07.00 ve sonrasına çekmişken tekrar 06.00 civarına geri döndük. Tam buna alışmışken gece kalkışların tekrar sıklaştı. Önce konduramadım, diş dedim, ishaldi aç kaldı dedim, o zaman küçüktü şimdi büyük zapt edemiyorum dedim, o zaman ağladığı gibi ağlamıyor, oyuna doyamıyor bana doyamıyor ondan dedim bir sürü bahane buldum.  Ya da kısaca uyku tatlı geldi ve her seferinde emzirmeye başladım. 1 hafta sonra baktım sistem çöküyor, kendimi çok çok yorgun ve bitkin hissediyorum tekrar bir şeyler yapmaya karar verdim. Bu seferki planım gece beslenmesini kesmekti. İşe önce sana bu durumu anlatarak başladım. Uykunun çok güzel bir şey olduğunu, sık sık uyandıkça bu keyfi alamadığını, her istediğinde yanında olacağımı ama emzirmeyeceğimi sana anlattım. Çok sıkıntılı geceler geçirdik. Emmediğin için uykun açılıyor, salona gitmek, oyun oynamak, kitap okumak istiyordun. Değil bu taleplerini yerine getirmek bir kere ışığı bile yakmadım. Bir hafta kadar sonra tekrar gecede 2 kere kalkma düzenimize geri döndük.

Derken beklenmedik bir anda gelen emzirmeyi kesme kararımız neticesinde işler iyice zıvanadan çıktı. Sabahın kör şafağında kalkmaya, gece bin kere kalkıp söylenmeye başladın. Emzirmeyi bırakınca gece uykusu düzene girecek diyenlere sevgilerimi sundum. Bir gün kesintisiz bir uyku uyuyacağıma dair ümidimi kaybettim. Aylardır uyumayan bünyem artık isyan etmeye başladı.

  • Kesintisiz uyku dönemi (18.ay+ )

Uyku mücadelesi ile geçen bunca aydan sonra anlayamadığım tek şey öğlen ve gece uykusuna kendi kendine dalan bir çocuğun gece uyanınca neden kendi kendine uykuya dalamadığı konusuydu. Memeyi keseli 1 aya yakın olmuştu. Bulabildiğim tek cevap daha doğrusu soru, acaba sana kendi kendine uyuman için yeterli vakti tanıyıp tanımadığım oldu. Böylece bir karar aldım, gece uyanıp ağlamaya başladığında sakince 100’e kadara sayacaktım. Tabi bir yandan eski silahım propaganda işine de girdim. “Kediler sabaha kadar uyuyor, aydede sabaha kadar uyuyor, Oğuz sabaha kadar uyuyor, herkes uyuyor, anne de içerde uyuyor, çağırmana gerek yok uyanırsan ineğine sarıl uyu vs..“gibi telkinlerde bulundum. Ve bingo! Başarı oranım %50 oldu. Yani gecede toplam 4 kere kalkıyorsan 2’sinde kendi kendine uyumaya geri döndün. Ben de her gece ısrarla konuşmaya ve anlatmaya devam ettim. Başından beri odada tek başına ağlatarak uyutma modeli bana uygun olmadı, hiç yapmadım. Denediğim her uyutma yönteminde bizzat yanındaydım. Uyanırsan yanına gelmeyeceğimi söylemek bunca ay sonra aramızdaki güveni sarsmaya yetmezmiş gibi geldi. Nitekim yanılmamışım. 29 Eylül 2011 gecesi ansızın sabaha kadar deliksiz uyudun. Tam 18 ay 13 gün sonra ilk kez! O sabah yaşadığım mutluluğu kelimelerle anlatmak pek mümkün olmaz.

Şimdilerde haftanın 4 gecesi kesintisiz uyku görüyoruz. Diğer gecelerde 1-2 kalkış oluyor, duruma göre kah gidiyorum kah gitmiyorum. Geceleri bezi bırakacağımız ve çişe kaldırmaya başlayacağımız günlere kadar kesintisiz uykunun tadını çıkartıyoruz ailecek. Uzun saatler uyuyan sen, hayatında ilk kez uyku mahmuru kalkıyorsun. Sabahları yatak keyfimizde bize sokulmaya, sarılmaya ve kendini öptürmeye başladın ki genelde kendini hiç sevdirmemene alışmış bünyemiz zevkte ölmek üzere 🙂

Bunca ay yaşananlara şöyle bir geri dönüp bakınca içindeyken zorlansam da, çoğu kişiye göre oldukça kolay bir süreçten geçtiğimizi düşünüyorum. Bardağın dolu tarafı da var. Rutin konusundaki ısrarımın çok faydasını görmüşüz bir kere. Bizim için gece uykusuna yatacağın saat hiçbir zaman sürpriz olmadı. Demir bu gece uyumadı diye bir cümle kurmadık hiç. Sen nerdeyse 3. ayından beri en geç 8 dedin mi uyudun, bize kafamızı dinleyecek, kendimize gelecek zaman kaldı.  Ama biz de bir kereden bir şey olmaz demedik, yemedik içmedik gezmedik seni hep o saatte yatırdık. Ha keza Demir bugün öğlen uyumadı gibi bir cümle de bizim için geçerli olmadı. Başlarda gündüz uykularını dışarıda uyumayı severken giderek yatağını aradığını, dışarıda kısa, yatağında uzun uykular uyuduğunu fark edince kendi keyfim için seni oradan oraya sürüklemekten vazgeçtim. Özellikle tek uykuya düştükten sonra sokak programlarımızı senin uyku saatlerinde evde olacak şekilde ayarladım, hem kendim dinlendim hem seni rahat ettirdim. Kar, kış dinlemeden her gün uzun saatler sokağa çıktığın, koşup oynadığın için hep yorulup yattın, dinlenmiş kalktın. Dolayısıyla gündüz de gece de vücut saatin gelince kendi kendine uyumak isteyen bir çocuk oldun. Yaşının gerektirdiği huysuzlukları henüz yaşamamanı da uykunu almana ve her gün aynı saatlerde aynı şeyleri yapmanın sende yarattığı güven duygusuna bağlıyorum.

Velhasıl bizim uyku hikayemizin birinci bölümü mutlu sonla bitti. Dilerim tüm uykusuz anneler ve bebekler en kısa zamanda mutlu sona ulaşırlar…

Not: Gece&gündüz karartma olan odanda uyurken resim çekilemediğinden çok eski temsili bir uyku fotoğrafı kullanılmıştır 🙂

19.30 meselesi

Nasıl yani siz her akşam 19.30’da evde mi oluyorsunuz? Akşamları gezmiyor musunuz? Sizin hayatınız bitmiş! Sıkılmadınız mı? Aman canım bir akşamdan birşey olmaz? Senden başkası uyutamıyor mu? Bizde uyumaz mı? Uyurken taşınmaya alışsın! Uyurken üstünü giydiriverirsiniz canım. Bu akşam yıkanmasa ne olur? Sen takıntılısın. Yazık çocuğa gestapo kampında yaşıyor…..

Niyeyse bu 19.30 meselesi bizden başka herkese dert olmuş durumda oğlum. Kabul ediyorum bazen zorlayıcı olabiliyor ama yine de sürprizlerle dolu gündüzlerimize inat senin her akşam aynı satte uyuyacağını bilmek beni çok rahatlatıyor. Belki bıkmadan usanmadan her akşam aynı şeyleri tekrarlayarak ben alıştırdım belki senin mizacın uygundu bilemiyoruz sonuç olarak biz ailecek gayet memnunuz durumumuzdan. Yine bardak diyeceğim yine dolu tarafı diyeceğim.

Evet 7 aydır bazı istisnalar hariç gece gezmeye gitmiyoruz amaaaa karşılığında akşamları 8’den sonra çocuksuzmuş gibi başbaşa kalabiliyoruz. Kafamızı sakinleştiriyor, günün yorgunluğunu atıyoruz. Gündüzleri misafir geceleri ev sahibi oluyor, süper misafir ağırlıyoruz. Birikmiş kitapları okuyor, film izliyoruz. Hatta belli bir süre sonra seni özlüyor resimlerine bakıyoruz!

Sıcak yaz akşamlarında sahilde yürüyemedik belki, birkaç konserden, pek çok arkadaş ziyaretinden olduk, güzelim akşam yemeklerini kaçırdık. Ama seni yakaladık! Ha istesek uyutup çıkamaz mıydık? Çıkardık elbet, şu diş mevzusuna kadar saatlerce uyanmıyordun da. Ama istemedik işte. Ya senden önceki 5 yılda doyduk tüm bunlara, ya da abartıyoruz dünyayı senden ibaret sanıyoruz. Kimin umurunda?

Oğlum bu akşam eve yemeğe gel de yüzünü görelim bari diyeceğimiz günlere ne kaldı ki şunun şurasında? Bu 7 ayın geçtiği hızla geçecekse hayat, göz açıp kapayıncaya kadar gelecek o günler. O vakte kadar bizde 19.30’da yat borusu çalar, minik kurbaaa küvete dalar, çıkışında baba spa hizmetleri yapar, anne en güzel sütlerini verir. Her akşam  baba iyi uykular oğlum der, anneyse tatlı rüyalar meleğim…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company