Tag Archives: uyku düzeni

3,5 Yaş Kontrolü

2013_09_13

Ne kadar uzun zamandır, gelişimin ve düzenin ile ilgili yazı yazmadığımı fark edip şaşırdım. Aslında 13 Eylül’de gitmemiz gereken kontrole 30 Ekim’de gittiğimiz için 3,5 yaş+1,5 ay itibariyle ebatların 94 cm ve 13,7 kg. Halen minyon sınırlarda hayatına devam ediyorsun ama son 6 aydaki 4 cm uzama bizi güvenli bölgede tutmaya yetti de arttı bile.

Click to continue reading “3,5 Yaş Kontrolü”

Bir uyku hikayesi

dmruyurken

Bu yazı kafamda bambaşka canlanmış, ben vakit bulup yazıyı yazana kadar kendi sonunu baştan yazmış bir yazıdır.

Asıl giriş şöyleydi, “Oğlum twitter denen bir sosyal medya aracı var-senin zamanına kalır mı bilinmez-bu ara pek sardık kendisine. Orada #uykusuzannelerkulubu adı altında tüm uyumayan ve kendini uykusuz hisseden anneler olarak geyik çeviriyoruz, hatta en uykusuzumuza sanal ödüller veriyoruz filan. Şikayet ediyorsan değiştirmek için bir şey yap, yapamıyorsan sus otur felsefesinden yana biri olarak, şu hayatta herhangi bir şeyden şikayet etmeyi de edeni de hiç sevmem ama #uykusuzannelerkulubu böyle bir şey değil. Şikayet edermiş gibi yapıp, halimizle dalga geçiyor, birbirimize moral veriyor ve yalnız olmadığımızı gördükçe rahatlıyoruz. Aslında kulüptekileri gördükçe sen gerçekten kötünün iyisiymişsin, buna da şükür bile dedim. Tek sorunun çok erken kalmak ve gece bilmem kaçyüzbinkez uyanmak ki, şimdiye kadar her türlü uyku sorununu mücadele vererek çözdük, bir bunu çözemedik! 18 ay oldu ben ne zaman uyuyacağım???” diye devam edecekti. Taaa ki sen bir gece ansızın uyumaya başlayıp ben kulüpten atılana kadar :)  Bir çocuğum daha olursa dönüp dönüp bu yazıya bakmak için, hikayeye taaa en başından başlayacak, şimdiye kadar yaptıklarımdan, kendimce tiyolarımdan bahsedeceğim. Gerçi senin de mensubu olduğun bebek milleti, kutudan kendi uyku tercihleri ile doğuyor.  Bu yaptıklarım bir başkasının bebeğinde veya bizzat kendimin ikinci bebeğimde bile işe yaramayabilir ama olsun.

  • Türünün tek örneği dönemi(0-40 gün)

Sen maalesef uyku-sever bir çocuk olarak başlamadın bu dünyadaki günlerine. Hemen hemen tüm kaynaklar bu dönemde bebeğiniz günde 15-16 saat arası uyuyordur diyordu. Oysa sen gündüz+gece toplamında sadece 8-9 saat uyuyor, günün büyük bir kısmını gözlerin açık geçiriyordun! İşin garip tarafı 15.günde başlayan gaz sancıların nedeniyle akşam 18.00-20.30 arası kesintisiz ağlama krizlerin dışında hiçbir sorun çıkartmıyor, meraklı meraklı etrafını izliyordun. Uykusuzluktan (henüz!) şikayetim yoktu ama uyusun da büyüsün meselesi çok kafama takılıyordu. Sokakta uyuduğunu keşfettikten sonra da yorgunluktan ölsem bile her gün 3-4 saat yürüyüşe çıkartıyordum seni. En azından 3 saatlik kesintisiz bir uyku uyuyordun. Geceleri sadece benim üzerimde en uzunu 45 dakika olan uykular uyuyor, 9 kez filan emiyordun. Gündüz hiç uyumadığın düşünülürse geceleri uyuduğun bu bölük pörçük uykularla gece gündüz farkını az da olsa anladığını düşünüyordum.

  • Uykuya giriş dönemi(40 gün-3 ay)

1.ay kontrolünde doktorunun gaz için verdiği Sub Simplex ile hayatımız değişmişti. Uyku rutininin ilk temellerini bu dönemde atmış, seni her akşam aynı saatte(19.30) yıkayıp, masaj yapıp kundaklamaya başlamıştık. Seni emzirdikten sonra o pozisyonda kucağımda tutuyor, arka fonda sabaha kadar açık kolik CD’si ile ritmik hareketlerle popona vuruyordum. Yerimden hiç kalmıyor, sallama moduna hiç geçmiyordum. Sen biraz mayışınca yatağına bırakıyor, kimi gece 9’a kimi gece 11’ e kadar odandan çıkmıyor, her ağladığında kucağıma alıp sakinleştirip geri koyuyordum, belki 50 kez! Kısa bir süre sonra sen de normal çocuklar gibi 3’er saatlik döngüler halinde uyumaya başladın. Tabi aralarda 1’er saatlik emzirme&gaz çıkartma&alt değiştirme molaları oluyordu. Üzerimde uyuyarak geçirdiğin 40 güne inat, bu dönemde bizim yatakta aramızda yatmaktan hiç mi hoşlanmıyor, kendi tercihinle kendi yatağında yatıyordun. Gece boyu 9 emzirme yerine 4 emzirme ilaç gibi gelmişti. Gündüzleri halen dışarı çıkmazsak hiç uyumuyordun.

  • Uykunun altın çağı(3-6 ay)

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlar nedeniyle dışarı çıkışlarımız sınırlanınca gündüz uyku konusunda eğilmek durumunda kalmıştım. Baby Center, Tracy bilgilerimi, biraz da içgüdülerimi birleştirip, seni daha yakından gözlemlemeye, uyku emarelerini yakalamaya çalıştım. Uykun gelmeden yatağına koydum, uyusan da uyumasan da en az 45 dakika orada kalmanı sağladım. Ben de kitabımı alıp yanında oturdum, sen huysuzlandıkça kucağıma alıp sevdim geri koydum. Tıpkı seni gece uykuna alıştırırken yaptığım gibi. Odanda geçen uzun saatler ve 3. günün sonunda 10.00-13.00-16.00-18.00 civarında battaniyenle oynayarak ve azıcık da emzik alarak kendi kendine 15 dakikalık uykular uyumaya başladın. 1. haftanın sonunda 45 dakikaya kadar uzattın. Gece uykuların ise ilk yatış blok 6 saat, sonra 1 ya da 2 kalkış şeklinde gayet güzel bir rutine oturmuştu. Benden mutlusu yoktu.

  • Diş sıkıntıları dönemi(6-9 ay)

6.ayda gelen ilk dişinle birlikte gece uykuların sekteye uğradı. Gecede 1-2 kalkışa alışan bünye başta zorlansa da, İlk 40 günümüzü yad ede ede her kalkışında geldim önce pışpışladım, olmadı emzik verdim, olmadı sarıldım, olmadı kucağımda dolaştırdım.  En az 4 en fazla 8 ortalama 6 kalkış ve her birinde emmek isteyen sen, başta emzirmeye direnen ama sonrasında sana kıyamayıp her defasında emziren ben! Bu model gündüzleri dinlendiğim için şimdilik sürdürülebilirdi. Henüz işe dönünce başıma geleceklerden habersiz memede sakinleşmek isteyen oğluma bunu çok görmüyordum.

Gündüz uykuların ise sabah kısa(30 dk.), öğlen azıcık uzun(1,5 saat), akşamüstü tekrar kısa(30 dk) şeklinde 3 uykuya düşmüştü.

  • Darbe dönemi(9-12 ay)

İşe dönmeye 20-25 gün gün kala beni bir korku sardı. Bu gece uyanmalarına kökten çözüm bulmaya karar verdim. Her uyandığında ayağa kalkıyor, korkuluklara tutunuyor ve yatmamak için direniyordun. Benim çocuğum emzirmeden uyumuyor işte diye düşünüp, bir yandan da sabırla geri yatırıp ağzına emzik verip, seni sevip, ninniler söyledim.  Uykuya geri dönmen her seferinde en fazla 10 dakika sürdü, ama çokça ağlayarak. Demek ki dedim içimden emzirip hemen uykuya dönmek isteyen benim, aslında sen emmek istemiyorsun ben kolaya kaçıyorum. Geceler boyu istikrarla, bıkmadan usanmadan devam ettim. Kaç kere kalkarsan kalk sadece 03.00-04.00 aralığında 1 kez emzirdim. 7. gece bir kalkışında aralıksız bir saat ağlayınca motivasyonumu kaybeder gibi oldum ama birkaç gün sonra yeni dişin patlayınca tekrar rahatladım. 15 günün sonunda işe başlamama 1 hafta kala gecede en fazla 3 kere uyanan, gece 04.00′ten önce emmeyen, uyandığında kolayca uykuya geri dönen bir meleğe dönüştün.

Gündüz uykuların ise sabah 1 saat, öğleden sonra 1 saat olmak üzere 2 uykuya düşmüştü.

  • Tek uyku dönemi(12-15 ay)

Yaşını doldurmandan hemen sonra gündüz uykularını keskin bir şekilde teke indirdin. Dışarıdaysan bazen akşamüstü kısa bir şekerleme daha yapıyordun ama evdeysek asla. Gündüz uyumayı başından beri pek sevmesen de 13 aylık bir çocuk için günde 45 dakikalık tek uyku gerçekten abartılıydı. 15.ayın sonuna yaklaşırken 1,5-2 saatlere uzadı. Bu arada anne işe başladı, hafta sonları çok kıymetli hale geldi. Tüm sokak programları seninle evde uyuduktan sonra yapılmaya başlandı ki senin düzenin bozulmasın ve ben de biraz dinlenebileyim.

Geceler ise hala iyi gibiydi deliksiz uykunun ilk sinyallerini veriyor sabah 5’e kadar blok uykular uyuyordun.

  • Cinnet Dönemi(15-18. Ay)

Sabah kalkış saatini 07.00 ve sonrasına çekmişken tekrar 06.00 civarına geri döndük. Tam buna alışmışken gece kalkışların tekrar sıklaştı. Önce konduramadım, diş dedim, ishaldi aç kaldı dedim, o zaman küçüktü şimdi büyük zapt edemiyorum dedim, o zaman ağladığı gibi ağlamıyor, oyuna doyamıyor bana doyamıyor ondan dedim bir sürü bahane buldum.  Ya da kısaca uyku tatlı geldi ve her seferinde emzirmeye başladım. 1 hafta sonra baktım sistem çöküyor, kendimi çok çok yorgun ve bitkin hissediyorum tekrar bir şeyler yapmaya karar verdim. Bu seferki planım gece beslenmesini kesmekti. İşe önce sana bu durumu anlatarak başladım. Uykunun çok güzel bir şey olduğunu, sık sık uyandıkça bu keyfi alamadığını, her istediğinde yanında olacağımı ama emzirmeyeceğimi sana anlattım. Çok sıkıntılı geceler geçirdik. Emmediğin için uykun açılıyor, salona gitmek, oyun oynamak, kitap okumak istiyordun. Değil bu taleplerini yerine getirmek bir kere ışığı bile yakmadım. Bir hafta kadar sonra tekrar gecede 2 kere kalkma düzenimize geri döndük.

Derken beklenmedik bir anda gelen emzirmeyi kesme kararımız neticesinde işler iyice zıvanadan çıktı. Sabahın kör şafağında kalkmaya, gece bin kere kalkıp söylenmeye başladın. Emzirmeyi bırakınca gece uykusu düzene girecek diyenlere sevgilerimi sundum. Bir gün kesintisiz bir uyku uyuyacağıma dair ümidimi kaybettim. Aylardır uyumayan bünyem artık isyan etmeye başladı.

  • Kesintisiz uyku dönemi (18.ay+ )

Uyku mücadelesi ile geçen bunca aydan sonra anlayamadığım tek şey öğlen ve gece uykusuna kendi kendine dalan bir çocuğun gece uyanınca neden kendi kendine uykuya dalamadığı konusuydu. Memeyi keseli 1 aya yakın olmuştu. Bulabildiğim tek cevap daha doğrusu soru, acaba sana kendi kendine uyuman için yeterli vakti tanıyıp tanımadığım oldu. Böylece bir karar aldım, gece uyanıp ağlamaya başladığında sakince 100’e kadara sayacaktım. Tabi bir yandan eski silahım propaganda işine de girdim. “Kediler sabaha kadar uyuyor, aydede sabaha kadar uyuyor, Oğuz sabaha kadar uyuyor, herkes uyuyor, anne de içerde uyuyor, çağırmana gerek yok uyanırsan ineğine sarıl uyu vs..“gibi telkinlerde bulundum. Ve bingo! Başarı oranım %50 oldu. Yani gecede toplam 4 kere kalkıyorsan 2’sinde kendi kendine uyumaya geri döndün. Ben de her gece ısrarla konuşmaya ve anlatmaya devam ettim. Başından beri odada tek başına ağlatarak uyutma modeli bana uygun olmadı, hiç yapmadım. Denediğim her uyutma yönteminde bizzat yanındaydım. Uyanırsan yanına gelmeyeceğimi söylemek bunca ay sonra aramızdaki güveni sarsmaya yetmezmiş gibi geldi. Nitekim yanılmamışım. 29 Eylül 2011 gecesi ansızın sabaha kadar deliksiz uyudun. Tam 18 ay 13 gün sonra ilk kez! O sabah yaşadığım mutluluğu kelimelerle anlatmak pek mümkün olmaz.

Şimdilerde haftanın 4 gecesi kesintisiz uyku görüyoruz. Diğer gecelerde 1-2 kalkış oluyor, duruma göre kah gidiyorum kah gitmiyorum. Geceleri bezi bırakacağımız ve çişe kaldırmaya başlayacağımız günlere kadar kesintisiz uykunun tadını çıkartıyoruz ailecek. Uzun saatler uyuyan sen, hayatında ilk kez uyku mahmuru kalkıyorsun. Sabahları yatak keyfimizde bize sokulmaya, sarılmaya ve kendini öptürmeye başladın ki genelde kendini hiç sevdirmemene alışmış bünyemiz zevkte ölmek üzere :)

Bunca ay yaşananlara şöyle bir geri dönüp bakınca içindeyken zorlansam da, çoğu kişiye göre oldukça kolay bir süreçten geçtiğimizi düşünüyorum. Bardağın dolu tarafı da var. Rutin konusundaki ısrarımın çok faydasını görmüşüz bir kere. Bizim için gece uykusuna yatacağın saat hiçbir zaman sürpriz olmadı. Demir bu gece uyumadı diye bir cümle kurmadık hiç. Sen nerdeyse 3. ayından beri en geç 8 dedin mi uyudun, bize kafamızı dinleyecek, kendimize gelecek zaman kaldı.  Ama biz de bir kereden bir şey olmaz demedik, yemedik içmedik gezmedik seni hep o saatte yatırdık. Ha keza Demir bugün öğlen uyumadı gibi bir cümle de bizim için geçerli olmadı. Başlarda gündüz uykularını dışarıda uyumayı severken giderek yatağını aradığını, dışarıda kısa, yatağında uzun uykular uyuduğunu fark edince kendi keyfim için seni oradan oraya sürüklemekten vazgeçtim. Özellikle tek uykuya düştükten sonra sokak programlarımızı senin uyku saatlerinde evde olacak şekilde ayarladım, hem kendim dinlendim hem seni rahat ettirdim. Kar, kış dinlemeden her gün uzun saatler sokağa çıktığın, koşup oynadığın için hep yorulup yattın, dinlenmiş kalktın. Dolayısıyla gündüz de gece de vücut saatin gelince kendi kendine uyumak isteyen bir çocuk oldun. Yaşının gerektirdiği huysuzlukları henüz yaşamamanı da uykunu almana ve her gün aynı saatlerde aynı şeyleri yapmanın sende yarattığı güven duygusuna bağlıyorum.

Velhasıl bizim uyku hikayemizin birinci bölümü mutlu sonla bitti. Dilerim tüm uykusuz anneler ve bebekler en kısa zamanda mutlu sona ulaşırlar…

Not: Gece&gündüz karartma olan odanda uyurken resim çekilemediğinden çok eski temsili bir uyku fotoğrafı kullanılmıştır :)

18.ay kontrolü

Günü gününe 18.ayın itibariyle 79 cm ve 10.2 kg ebatlarındasın. Sevgili doktorun Kadir Tuğcu boyunun ortalamada, bir ara açığı bayağı kapattığın kilonun ise halen ve ısrarla 900 gr eksik olduğunu belirtti. Ha bu konuda ne yapacakmışız dersen tabii ki hiçbir şeymiş! Anne sütünü kestiğimizi ve kesinlikle inek sütü içmediğini söylediğimde ise “3 gün aç bıraksan öyle bir içer ki, ama sen kıyamazsın, boşver onu da içmesin, bomba gibi çocuk işte, hepsi Necdet Tosun olacak diye bir kaide yok” diyerek liberal yaklaşımın dibine vurdu! Süt içmeye alışman için mini bir öneri yaparak sana süt katılmış milkshake kıvamındaki sade dondurmayı kaşık kaşık yedirmemizi söyledi. Böylece sütün tadına alışma olasılığın çok yüksekmiş. İzin verdiğim tek abur cubur olan dondurmayı daha sık teklif etmeye başladık. Gerçi bir iki yalayıp bırakıyorsun ama olsun denemesi bedava.  Tek dikkat etmemiz gereken 500 ml süt ürünü almanmış, ister süt iç, ister dondurma,muhallebi, yoğurt, peynir ye, sana kalmış. 18. ay itibariyle dakika şaşmaz günlük programın aynen böyle:

06.30 Kalkış- anne ile oyun zamanı

07.30 Anne&babayı uğurlama&kahvaltı(Sunulan lezzetler: peynirli omlet, kaşarlı tost, zeytin, tereyağ&bal- Yenilen lezzetler: bazen hepsi, bazen hiçbiri!)

08.00-09.00 Evde çeşitli aktiviteler(yatak kapama, oyuncak toplama, çamaşır yıkama vs..)

09.00-11.00 Mahallemizi tanıyalım(evin günlük alışverişini yapma, sokakta dolaşma, oynama vs..)

11.00 Muhallebi&meyve saati

11.30-14.00 Öğle uykusu

14.00 Et&pilav/makarna+yoğurt/ayran+meyve

15.00-17.00 Park zamanı

17.00 Muhallebi&meyve saati

18.30-19.30 Anne&Baba hatta Oğuz ile çeşitli oyunlar

19.30 Akşam yemeği (evde ne varsa ne kadar istersen)

20.00 Banyo&uyku

Yaklaşık 5 gündür süregelen öksürüğün varken kontrole gittiğimiz için ayrıca sevindim çünkü öksürüğe kesinlikle ilaç verilmemesi gerektiğini söyleyen doktorunun ne önereceğini merak etmekteydim. Yine kocaman bir hiç dedi! Vücutta bir mikrop varken yeni mikroplar giriş yapamazmış. Bu nedenle bu tip ciddi olmayan öksürükleri ve burun tıkanıklıklarını pek severmiş kendisi. Vücut bu mikrobu ciddiye almadığı için savaşmaya çalışmaz, süründürür gibi gözükse de daha tehlikeli mikropların girişine engel olduğu için faydalıymış. Enteresan bir bakış açısı olmakla beraber bana mantıklı geldi. Sadece yatmadan yatağına cold mix damlatmamızı istedi. Gerçekten de 2-3 gün sonra öksürüğün geçti yerini hafif bir burun akıntısına bıraktı. Umarım bu kışı da böyle ufak mikroplarla atlatırız canım oğlum.

Kemik, kas gelişimini ve hareketliliğini çok iyi buldu. Sen “Amca doktor iğne yaptı, Memir bacak acıdı” dedikten sonra konuşmana inanamadı. Çok konuşan bir kız çocuğu gibi olduğunu söyledi. Geceleri çok sık uyanman ile ilgili yaptığı yorum yine beni benden aldı. “Hangi çocuk uyuyormuş ki, uyuyor diyen anneler yalan söylüyor” dedi! Gerçekten komik bir adam kendisi. Arada sadece Hepatit aşısı için uğrayacakmışız onun dışında 2 yaşına kadar ciddi bir hastalık olmadığı sürece Amca doktorun kapısını çalmayacakmışız.

1 ay 1 foto uygulamamız sonuna yaklaşmak üzere zira o kadar hareketlisin ki ayakta bana bakarken ve net bir fotoğrafını çekmek giderek imkansızlaşıyor.

Anne sütü çılgınlığı

Tam olarak nasıl başladı bilmiyorum. Ne bana ne de anne sütüne aşırı bir düşkünlüğün hiçbir zaman olmamıştı. Ben istediğim için emziriyorum gibi bir hava vardı. Dubrovnik’te çok aç kalınca mecburen sıklıkla emdin ondan mı, yoksa ishal olunca yaşadığın açlıktan mı ya da 16.ay anneye yapışma ayı diye mi oldu inan bilmiyorum. Ama sen bir anda memmeh diye peşimde dolaşmaya ortalıkta üstümü başımı açmaya başladın. Hafta içi yatmadan, gece 4 civarı ve sabah kalkınca toplam üç kez, hafta sonları ise bunlara ek olarak gündüz iki kez daha emen bir çocuktun. Dişsel bir sıkıntın yoksa gecede 1-2 kere kalkar sadece 4 civarı olan kalkışında emeceğini bilir ısrar etmezdin. 10. Ayında gecede 8 kez emmeye başladığın bir dönem yaşamıştık ama işe başlayacağım için gece beslenmesini tamamen kesmeyi değil 1’e düşürmeyi hedeflemiş ve 15 gün uğraşarak bu düzeni bizzat kendim oturtmuştum. Bu aya kadar da tıkır tıkır işliyordu. Aksi takdirde 12’den evvel yatmayıp gecede 2 kez kalkıp, 06.00 civarı güne başlayıp, işe gidip tüm gün çalışıp, günde 2 saatten fazla trafik çekip, eve dönüp seninle ilgilenip, seni yatırdıktan sonra ev işlerine, özel işlerime ve sosyal hayatıma zaman ayırmam söz konusu bile olamazdı.

Önce konduramadım, diş dedim, ishaldi aç kaldı dedim, o zaman küçüktü şimdi büyük zapt edemiyorum dedim, o zaman ağladığı gibi ağlamıyor dedim bir sürü bahane buldum.  Ya da kısaca uyku tatlı geldi ve her seferinde emzirmeye başladım. 1 hafta sonra baktım sistem çöküyor, kendimi çok çok yorgun ve bitkin hissediyorum tekrar bir şeyler yapmaya karar verdim. İşe önce sana bu durumu anlatarak başladım. Uykunun çok güzel bir şey olduğunu, sık sık uyandıkça bu keyfi alamadığını, her istediğinde yanında olacağımı ama emzirmeyeceğimi sana anlattım. Ne kadarını anladın bilemiyoruz ama ben tebligatımı yaptım. Biberon kullanmadığın, süt içmediğin için elimizdeki tek kozumuz suyla ve iyi bir ekip çalışmasıyla işe koyulduk. Aşırı emme isteğini azaltmak için geceleri beni daha az görmen gerektiğini düşündüm. İlk görev ablana verildi-emmeden gece uykusuna yatırma görevi. Bunu daha önce 1 kez denemiş, başarılı olmuş, 14 ay sonra ilk kez işten eve dönmeden bir konsere gidebilmemi sağlamıştınız. İkinci görev de geceleri geç yatan babaya verildi-kesintisiz pışpış desteği. Ablanla uykuya dalışın gayet kolay oluyor, devamındaki kalkışlarda ise babanı bayağı zorluyordun. Her başarılı uyutmadan sonra ne olur bir dahaki sefere emzir üzülüyorum deyip duruyordu ama ben kararımı vermiştim, gece beslenmesi kalkmalıydı. Belki de 6.ayda yapılması gereken ama benim bilerek ve isteyerek tercih etmediğim bu hareketin zamanı gelmişti. 16 aydır kesintisiz uyku uyumayan annen de bunu hak ediyordu, sen de.

1 haftadır deniyoruz. Her gün daha iyiye gidiyoruz. İlk günler sana teklif edilen suyu fırlatıp atarken şimdi anni şuuu diye kendin isteyip biraz içip arkanı dönüp uyuyabiliyorsun. 1 saat boyunca anni memmeh diye ağladığın da oluyor tabi ki. Ama şunu anladım ki her şey kafada bitiyor. Kararlı bir şekilde girince insan birçok bahaneyi kendi ürettiğini aslında bunların gerçek olmadığını anlıyor. Benim çocuğum bu numaraları yemez, canı acır gibi ağlıyor, ayağa kalkıyor 50 kere yatırsam da gene kalkıyor diyordum geçen hafta. Şimdi demiyorum bilmem anlatabildim mi? Tekrar 2 kere uyanma düzenimize geri geldik sayılır. 16 aylık bir çocuk olarak artık kesintisiz uyuman gerekmiyor muydu sorusunu sorup boşu boşuna kendimi üzmüyorum. Evet uyuyanlar var ama hala hiç hiç uyumayanlar da var. Ben elimdekinin kıymetini bilmeyi tercih ediyorum.

Bu arada emzirme konusunda kafam çok karıştı. Nedense ben çocuğumu 1 yıl emzireceğim diye kafaya koyan annelerin bebekleri daha 1 yıl dolmadan kendiliğinden emmeyi bırakıyor da süre kısıtım yok gittiği yere kadar diyen annelerin bebekleri emmeyi bırakmayı aklından bile geçirmiyor anlayamıyorum. Acaba sütle ilgili her şey gerçekten kafada mı bitiyor. Kafada bitirince bebek de bu mesajı alıp ona göre mi davranıyor? Eğer kafada bitiyorsa çok emzirmek isteyen bir annenin sütü olmaması nasıl açıklanabilir işte bunu hiç anlamıyorum.

Kendi adıma seni emzirmek benim için büyük bir keyif, bir hasret giderme aracı, yakınlaşma şekli. Normalde kucakta duran, sarılan, sokulan kendini sevdiren bir çocuk olmadığın için emerken seninle göz göze olmak, sürekli oynayan ayağını sevmek, saçlarını okşamak benim için paha biçilemez anlar. Son günlerdeki bu aşırı düşkünlük gözümü korkutmasaydı muhtemelen hiçbir değişiklik yapmaz olayı doğal akışına bırakırdım. Ama şimdi kafamda soru işaretleri var. Gittiği yere kadar gitmenin getirisi nedir götürüsü nedir, bırakmayı istiyor muyum yoksa sadece yorgun muyum, bırakmaya hazır mıyım? İşte bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Yine içgüdülerimi dinliyorum ve cevabın bana gelmesini bekliyorum…

Sokak Çocuğu

15.ay sonu itibariyle günlük programın şu şekilde geçiyor

06.00-06.30 Kalkış&Anne sütü

08.00   Tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet

           1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost

           3-4 siyah zeytin

09.00-10.30 Bahçede top oynama&bisiklete binme

10.30 Yoğurt+meyve veya keşkül+meyve

11.00-13.00  Uyku

14.30 Et+pilav/makarna+yoğurt/ayran

15.00-18.00 Park ziyareti

18.00 Muzlu muhallebi/yoğurt

18.30-19.30 Evde Oğuz’la oyunlar

19.30 Ailece yenilen ev yemekleri

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Öğlen uykularını hafta içi 2 saate çıkartmış bulunmakla beraber(sonunda!), hafta sonları bizimle daha çok vakit geçirmek istemene bağladığım az uyuma sendromun devam etmekte. Sabah kalkış saatini 07.00 ve sonrasına çekmişken tekrar 06.00 civarına geri dönmek de pek eğlenceli olmadı. Günlük toplamda 12 saat uyuman bana az gelse de enerjine bakıldığında sana yetiyor da artıyor gibi gözüküyor.

Bu ara iyice dillendin. Sana söylenen her kelimeyi birebir tekrar ediyor, canın istediği zaman da kullanıyorsun. En çok kuzenin Mina’nın adını söyleşine bitiyorum. İlk M harfini yutarak sonundaki a’yı uzatarak Hımnaaaa tarzında bir şey söylüyor, hemen arkasından teydeee diyerek onların bir ikili olduğunu bildiğini ima ediyorsun. Yapmaman gereken bir şeyi söylediğimde Demircim duydun mu diye soruyorum ve sen bana duyduuuu diyorsun. Köpte, şuuu, oturdu, bass, bezemle(bezelye) sıklıkla kullandığın sözcükler. Ouuu’dan Oğusss’a terfi eden arkadaşını hemen her akşam sayıklıyor annesine de askerden tanırmışcasına sadece Dedaaa(Seda) diyorsun. Akşam yemeğinde karnın doyduğunda banyuuuu diyerek hadi beni yıkayın mesajı veriyorsun. Gitti ve geldi kelimelerini cümle içinde kullanıyor Hımnaaa ditti, nereye gitti oğlum addaaa dede diyorsun. Mina’nın dedenin yanına yazlığa gittiğini anlayıp da mı kuruyorsun bu cümleleri bilmiyorum ama iletişime geçmiş olmandan acayip keyif alıyorum.

Tam bir sokak çocuğu oldun. Akşamüstleri işten gelip sana sarıldığımda üzerine sinen ve bana çocukluğumu hatırlatan toprakla karışık sokak kokusunu açıklayamadığım bir hazla içime çekiyorum. Geçtiğimiz hafta sonu bizim evin bahçesindeki yerden hafif bir eğimle yükselen incir ağacına tırmanmaya çalışırken ayağın kaydı ve bacağının yanı ağaca sürtünüp tahriş oldu, şöyle bir bakıp devam ettin. Seni mutlulukla izlerken fark ettim ki daha sana hamile bile değilken aynen böyle bir erkek çocuğu hayal ediyordum, haşarı, mutlu ve huzurlu… Beni anne olarak seçmen için ne yaptım bilmiyorum ama hala her gün varlığın için şükredecek sebepler bulabiliyorum.

Pis bir sokak çocuğu olmanın yansımalarını da yaşamıyor değiliz. Bu hafta arka arkaya önce bir göz enfeksiyonu daha sonra da 6 gün süren bir ishal vakası yaşadık. Kıpkırmızı olan sağ gözün 4 gün boyunca geçmeyince soluğu göz doktorunda aldık. Aslında 1. yaş kontrolünü yaptırdığımız Dr.Şule Ziylan’a gitmeyi planlıyordum. Şule Hanım işinde çok uzman bir doktora benzemekle beraber, “Artık çocuğunuzu renkli kutunun nimetlerinden mahrum bırakmayın, 1 yaşından sonra TV’nin göze hiçbir zararı yoktur” beyanatından sonra ufak bir fikir ayrılığı yaşamıştık. Kontrole seni götüren anneannenle deden bana kenardan baaak gördün mü edasıyla nanik yaparken, ben kibarca neden izlettirmek istemediğimi bilimsel olarak açıkladım. Şimdi burada beyin gelişimi filan diye atıp tutmayacağım, herkesin kendi tercihi, NASA’ya bilim adamı yetiştirmiyorum belki ama beyninin mümkün olduğunca gerçek dünya ile meşgul olmasını tercih ediyorum diyelim. Senin ablan sadece sana bakmakla yükümlü, seni televizyonun karşısına oturtup yapacağı işleri ben akşam kendim yapmaktan yüksünmüyorum.  Ayrıca senin de izlemek gibi bir talebin yok. Doğduğundan beri hiçbir akşam yemeği sofrasında televizyonun açık olduğunu görmedin, dolayısıyla tv olmadan yemek yememe gibi bir sendromun yok. Senin sendromun anne ve baba aynı anda sofrada bulunmazsa yememe şeklinde kendini gösteriyor, herkes alıştığını arıyor yani. Epeydir yazmıyorum ya uzatasım geldi zaar, neyse Şule Hanım’ın Anadolu yakasındaki randevularının 3 hafta dolu olduğunu öğrenince yeni bir doktor arayışına girdim. Büyük teyzenin tavsiyesi ve hatta bizzat seni alıp götürmesi sayesinde Amerikan Hastanesi’nin Göz Hastalıkları Bölümü Başkanı Osman Oram’a transfer olduk. Büyük ihtimalle mikrop kaptığını söyleyerek 2 damla verdi ama sen bu damlalar yüzünden gözünü daha çok kaşıyıp sol gözüne de bulaştırınca, ben damlaları kestim. Kontrole gittiğimizde de doğru bir şey yaptığımı öğrenip rahatladım. Doktorun damlaları kaşıntıyı azaltsın diye vermiş, kaşıntıyı tetiklediyse bu tip durumlarda hiç damla kullanmamak en doğru yöntemmiş. Göz konusunda endişe edilecek durum, sarı iltihap şeklinde gözün birbirine yapışması ve açılamaması durumlarıymış. Bunun dışında sal gitsin dedi özetle. Dediği de çıktı damlayı bıraktıktan 4-5 gün sonra tamamen geçmişti. Bu doktorla tv mevzusuna girmedim ama kendisini sevdim. İhtiyacımız olduğunda hangisi müsaitse ona gidebiliriz, yedekli çalışmakta fayda var.

İshale gelince, sadece pilav,muz ve yoğurt yediğin 4. zafer günün sonunda ev tartısında -500 gr görünce  endişelenmeye başlayıp doktorunu aradım. Yine rutin fırçamızı yedik, ishal en nihayetinde bu kadar tedirgin oluyorsan kap gel çocuğunu benden getirebilir miyim diye icazet almana gerek yok buyurdu paşam! Bazen bu aşırı rahatlık beni rahatsız ediyor. Ne zaman gerçekten endişelenmem gerektiğini kestiremiyorum. İlk kontrolde bu konuyu yüz yüze soracağımdır. Neyse kusup kusmadığını sordu, eğer kusmuyorsan su kaybetmeyeceğini, bir mikrobun vücuttan atılması anlamına gelen ishalin durdurulmaması gerektiğini belirtip kapadı. İyice halsizleşmeye başladığın 6. günün sonunda ishalin son buldu ve biz de rahatladık.

Sen kumlarda yuvarlanıp, bir kısmını yeyip bir kısmını da gözüne sokarsan olacağı bunlar işte benim canım sokak çocuğum.

Et, süt, yumurta

Bu cumartesi ikinci Kadir Tuğcu randevumuz vardı. 13. Ayının dolmasına 11 gün kala 9.400 gr ve 74 cm ebatlarındansın. Boyun uzamamış ama tamı tamına 400 gr almışsın. Üstelik üst iki azı dişini çıkartıp bana uykuları kendine yemekleri çok gördüğün dönemde. Boyun ortalamada ama kilon halen ortalamanın 400 gr altındaymış. Bu hızla gidersen 3-4 aya kalmaz açığını kapatırmışsın. Et, süt, yumurta… Adam hakikaten haklı galiba! Bu şartlar altında, bir süre daha kendisine devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Adam süt dedi başka da bir şey demedi resmen. Mutlaka günde 500 cc süt ve süt ürünü tüketmen lazımmış. Ne yaparsak yapalım 300’ü geçemiyoruz çünkü zamanında nasıl su içmiyorsan şimdi de süt içmiyorsun. Alıştırmak için bir öneride bulundu, suyu kaynatıp içilebilecek kadar ısıya geldiğinde sıcak olarak sana vermek, onun tadını beğenmeyeceğin için hemen akabinde soğuk süt teklif etmek. Aynen dediklerini yaptık, artık ne su ne süt içiyorsun! Tekrar normal su modelimize geri döndük. Süt ürünlerine yükleniyoruz.

Yaşını doldurmandan hemen sonra gündüz uykularını keskin bir şekilde teke indirdin. Dışarıdaysan bazen akşamüstü kısa bir şekerleme daha yapıyorsun ama evdeysek asla. Birbirimizi kandırmayalım gündüz uyumayı başından beri hiç sevmedin zaten ama 13 aylık bir çocuk için günde 45 dakikalık tek uyku gerçekten abartılı oldu be oğlum. Gerçi kime söylüyorum ki tüm çocukluğu boyunca gündüz uykularını protesto etmiş ve kendini bildi bileli hiç süt içmemiş biri olarak bunlardan şikayet etme hakkım yok kanımca.

13.ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin bu şekilde:

07.00 Anne sütü

08.30   Tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet(bu aralar protesto halindesin)

           1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost

           Süt- hani şu içmediğin beyaz sıvı!

11.30 Sütlaç

12.00-13.00  Uyku

14.00 Protein ağırlıklı ev yemeği+yoğurt/ayran

17.00 Sütlaç veya meyve veya 1 kase yoğurt çorbası

19.00 Sofrada tadımlık yemekler

19.30 Elmalı, muzlu, inek sütünden şekersiz muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Bu beslenme konusu ile ilgili kafama takılan birtakım sorular var aslında. Ağırlıklı olarak et, eser miktarda sebze yiyorsun. Şehriye çorbasının içine kattığımız havuç, patates, kabak, brokoli dışında sadece kıymalı bezelye yemeği yiyorsun. Baklagillerle aran iyi gibi, mercimek ve nohutu severek yiyorsun. Diğer sebzeleri yemediğin için etobur bir damak tadın olacağından korkuyorum. Gerçi daha büyük çocukları olan arkadaşlarım, çocukların yemek zevkinin çok hızlı değiştiğini, bir mevsim sevdiği bir yemeği ertesi mevsim ağzına bile sürmediğini söyleyerek içimi rahatlatıyorlar. Yani şimdi yemiyor olman seneye yemeyeceğin anlamına gelmiyor, bu iyi haber. Bir de doktorunun bu konudaki süper yaklaşımına da değinmek istiyorum, “Demir et yiyor hayvanlar da ot. Besin zinciri tamamlanıyor, dolaylı olarak sebze de yiyor işte!”

Kafama takılan diğer bir konu ise devam sütü, çocuk sütü ve mamalar konusundaki hassasiyetim. Zorunlu olmadıkça bir bebeğin bunlarla beslenmesini doğru bulmuyorum, aferin bana da bir tek senin canın can da arkadaşlarınınki patlıcan mı? Senin dışındaki tüm arkadaşların hayatlarının bir döneminde bu mamalarla beslendi, besleniyor, hatta daha da beslenecek gibi duruyorlar. 200-300 cc’ler havada uçuşuyor, sense daha 20 cc inek sütü bile içmiyorsun. Mama versem içer misin bilmiyorum denemedim ama evde yaptığım mis gibi sütlacı yemeyince hazır Milupa sütlaç denedim onu bayıla bayıla yiyorsun! Şimdi burada yine bir kar zarar analizi yapmak lazım, süt tüketimini arttırmak için bu sütlacı vereyim mi vermeyeyim mi? Şimdilik tabuları bu konuda yıktım, veriyorum. Benim takıntım yüzünden bir şeylerinin eksik kalmadığını ümit ediyor ve hazır yeri gelmişken tekrar söylemek istiyorum süt iç evladım da beni bu endişelere gark etme!

Bir de yine kendim ettiğim kendim bulduğum şu pasaklı yemek yeme durumun var ki, ileride çok rahat edeceğiz teranesi ile ağzımı açamıyorum. Muhallebi dışındaki her şeyi kendin yiyor, ne kadar yiyeceğine kendin karar veriyor, bir gıdım fazlasını yemiyorsun. Sanırım ben yedirmediğim için yememene sinirlenmiyor, teklif var ısrar yok politikasını devam ettirebiliyorum. Bu arada yerler, duvarlar, üstün başın, saçların her yerin yağ içinde kalıyor, üstüne üstlük önlük de taktırmıyorsun. Hadi yere duş perdesi serdik temizlemesi kolay oluyor da, sen bitleneceksin artık diye korkuyorum. Her yemekten sonra yarı yıkanma ve üzerindeki her şeyi değiştirme faslı yaşanıyor.

Günler böyle geçiyor, sen büyüyorsun, ben özlüyorum, sen gülüyorsun, ben eriyorum…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company