Tag Archives: inek sütü alerjisi

Yeni doktordan inciler

Ben bu çocuğun hiçbirşeyi yok dedikçe birşey çıkmak zorunda mı? Sen misin hoşçakal alerji diyen, al sana der gibi resmen! Test sonuçlarında karaciğer enzimlerin yine azıcık yüksek(SGOT-AST 62), geçen seferkinden farklı olarak inek sütü alerjisi pozitif(SpIgE Cow’s Milk 0,57), diğerleri temiz. Doktorunun tavsiyesi yine sana ve bana mutlak diyet! Yani annelik tarihimin en zor günlerine geri dönüş. Ben  değer çok düşük diye itiraz eder gibi olunca hekim olarak görevinin teşhis koymak olduğunu, tedavi önerisine uyup uymamanın benim tercihim olduğunu sert bir dille ifade etti. Artık seni takip edemezmiş, bizim bir pediatrik gastroentologa gitmemiz gerekiyormuş. Ama doktor da tavsiye etmeyecekmiş çünkü benim o yönüm kuvvetliymiş, nasıl olsa ben araştırır en iyisini bulurmuşum. Biraz ironi sezdim, rahatsız oldum. Ben şampuanımı bile değiştirmekten hoşlanmayan biriyim, iş ki alerji dışındaki görüşlerine çok değer verdiğim doktorunu değiştireyim. Ama kendisi resmen bana gelmeyin dedi. Zaten farklı bir görüş almak için doktor araştırmış ve seçeneklerimi 4’e indirmiştim. En liberalinin görüşünü almaya karar verdim, Dr.Kadir Tuğcu. Gerçek alerjik bebeklerin sayıca çok az olduğunu savunan bu adam da sana alerji teşhisi koyarsa işte o zaman ciddiye almaya, kayıtsız şartsız ne deniyorsa yapmaya karar verdik babanla.

Aslında benim bir çocuk doktorunda aradığım kriterlerin(kadın olacak, genç olacak, profesör olmayacak, çocuğu olacak, ilaç vermekten kaçınacak, anne sütçü olacak, eve yakın olacak ve dilediğim zaman ulaşabileceğim biri olacak) kadın ve genç olmaması haricindekilere uyan bu doktor hakkında ortalıkta bir sürü farklı görüş dolaşıyor. Çok yakınımdaki üç anne arkadaşım kendisine gidiyor olmasa, seçimim bu yönde olmazdı sanırım.

Neyse Cumartesi günü kontrole gittiğimizde bizi gayet güzel karşıladı. Hakkında ne duyduysam birebir aynı şeyleri sanki bir scriptmiş gibi arka arkaya sıraladı. Yaptığı espiriler bile aynıydı. İçimden sıkılmıyor mu bu adam acaba her gelene aynı şeyleri anlatmaktan diye geçirdim ne yalan söyleyeyim. Alerji konusunda içimi rahatlattı rahatlatmasına ama kafama yatmayan bazı söylemleri de oldu. İşte Kadir Tuğcu’dan inciler:

  • Siz çok fena söğüşlenmişsiniz. Ah yavrum çocuğu boşuna delik deşik etmişsiniz. Yapılan bu testlere hiç gerek yoktu. 4 yaşından önce alerji testleri doğru sonuç vermez. Çocuk burada süt burada, verirsin sütten azıcık kızarıp bozarıp nefesi tıkanırsa aaa alerjisi varmış vermeyelim dersin bu kadar basittir.
  • Bunun dışındaki tüm ufak tefek reaksiyonlar önemsizdir, zamanla geçer. Bunca yıllık doktorluk hayatımda bunca hastamın arasında 10 yılda 1 gerçek alerji vakası görüyorum. Gerisi alerji adı altında sömürülen anne ve babalar!
  • Kaldı ki sizin çocuğunuz aylardır peynir ve yoğurt yiyormuş, büyük bir reaksiyon göstermemiş. Bunlar nedir peki inek sütü değil mi?
  • 12. aydan evvel inek sütü verilmez diyenler var. Sorarım kendilerine yeni doğmuş bir bebeğe mama veriliyorsa içeriğindeki nedir inek sütü tozu değil mi? Burada mama firmalarına büyük bir giydirme yaptıktan sonra, bu konudaki komplo teorilerinden bahsedip, anne sütünün önemi ve halen emzirdiğim için tebrik faslı ile konuyu bitirdi.
  • Tesadüfen doktora gitmeden az önce yaptığın kakayı inceleyip, neler yediğini dinledikten sonra– Kakasında hiçbir alerji belirtisi yok, bayağı büyük insan kakası yapıyor, ev yemeğini fazla bile yiyor. Çalıştığın için günde 4 kez verdiğin anne sütü yetmiyordur ona, menüsündeki süt ve süt ürünlerini arttırmanız lazım! Sadece öğlen et ağırlıklı ev yemeği yesin akşam inek sütünden muhallebi verin, sütlaç verin. Bu çocuk et, süt, yumurta ile büyüyecek, sen hiç sebze yiyerek kilo alan adam gördün mü?
  • D vitamini hariç, diğer tüm vitaminleri, demir damlasını bırakın.
  • Halen az su içtiğini söyleyince- Bu iyi birşey, anne sütü alan bir çocuk çok su içiyorsa 3 sebebi vardır. Ya çok kalın giydiriliyor ve terletiliyordur, ya çok yoğun kıvamlı mama takviyesi yapılıyordur ya da açtır.
  • Zaten çok iyi bildiğimiz, uyguladığımız ve çok faydasını gördüğümüz tavsiyeler-Çocuğu kat kat giydirme, ev soğuk olsun, hergün sokağa çıkart, çocuk soğuktan hasta olmaz mikroptan olur.
  • Gereksiz yere ilaç verme çocuğa. Aşılar 10 çocuktan birine ateş yapacak diye tüm hastalarına fitili dayayan meslektaşlarım var benim. Yazık!
  • Dikkatle muayne edip ölçüp biçtikten sonra- Beni başka doktorun yaptığı ölçümler ilgilendirmez. Bu çocuk 1 yaşına 1 hafta kala 74 cm ve 9 kg. Boyu ortalamanın 1 cm üzerinde, kilosu ortalamanın 600 gr altında. Söylediklerimi yedir, 1 ay sonra gel ben buradayım, bak nasıl kilo alacak çocuk. 1 yaşından sonra ayda 100 gr alsa bile normal, seninki 200 alsa açığı 6 ayda kapatır. Biraz ince kemikli olacak denebilir sadece. Hiç mi kafalarını kaldırıp size bakmamışlar, hiç bu anneden bu babadan küçük çıkabilir mi yahu!
  • Muayne esnasında sen adamın burnunu sıkıp kahkahalarla gülünce-Normalde bu aylarda ayrılık kaygısı başlar bu çocuk seni hiç takmıyor. Hıı evet çok uyumludur benim oğlum deyince, sen hiç kendine paye çıkartma çok güzel baktım büyüttüm diye, çocuğun yapısı budur senle alakası yok!
  • İşte hiç katılmadığım görüşü-Kamuoyundaki şeker tartışmaları gereksiz. Çiftçiler ve şeker fabrikasındaki işçiler aç kalmasın diye biz şekeri 7 kat pahalıya alıyoruz. Bakın görün 5-10 sene sonra nişasta bazlı şeker zararlı değil diye açıklama yapacaklar.
  • Anlatsa da anlayamadığım görüşü-Pekmez şekerden daha zararlı. Ayrıca kan filan yapmaz hurafedir. Eskiden şeker pahalı olduğu için, çocuklara reçel yerine pekmezi önerdiler kan yapar hurafesi ile. O günlerden bugünlere geldik. E ama hocam biri meyve şekeri, vücudun kolaylıkla yakabileceği türden şeker– Biri glukoz diğeri fruktoz, glukoz daha zararlı çünkü bla bla bla…..Diyorum ya anlamadım. Ben şeker yerine pekmez vermeye devam edeceğim.
  • Kesin yanlış olduğunu bildiğim görüşü- Piyasadaki tüm sütlerin içeriği aynı, sadece paketleme şekli ile günlük süt ve uzun ömürlü süt diye ayrılıyorlar.

Özetle ben herşeyin en iyisini bilirim, benden başka herkes hikayedir tarzında bir muayneydi. Yani normalde benim hiç hoşlanmadığım, yeniliklere kapalı, yaşlı, dediğim dedik doktor tipi. Bir yanda tonla ailenin muzdarip olduğu alerji gerçeği, bir sürü doktorun topluca fikir birliği etmişcesine verdiği diyetler, diğer yanda hiç birşey yok diyen bi doktor? Şu anda tecrübesine saygı duymak fazlasıyla işime geliyor. Bunca çocuk görmüş, sende bir terslik olsa kesin anlardı diye içimi rahatlatıyorum.  Söylediklerini de denemeye değer buluyorum, birkaç ay da böyle gidelim bakalım.

İçgüdülerime güvenerek yola devam ediyorum ama sormadan da edemiyorum annelik niye hep bu ikilemlerle dolu?

Bisküvi keyfi

Diyeti bırakma kararı aldığımda elimde sadece 2 veri vardı. Keçi peyniri ve domatesten sonra ishal olmuştun. Sebebin bu gıdalar olduğu da muallak! Hadi bunlara alerjiksin diyelim peki ya diğerleri? 5’er gün arayla herşeyi denemeye karar verdim. Tabii ki ilk yediğim şey döner dürüm oldu. Tıpkı hamileliğim boyunca canım çektiği üzere bu süre boyunca da canım en çok Flamingo Döner istedi. 2 dürüm döneri hüplettikten sonra o geceyi o kadar huzursuz geçirdin ki hemen o an oracıkta pes edebilirdim. İki dakikalık zevkim için için senin kıvranmanı izleyemezdim, belki de doktorlar haklı bense ukalanın ve bencilin tekiydim. Babacın imdadımıza yetişip önce seni sonra beni sakinleştirdikten sonra denemeye devam etmem için beni yüreklendirdi.

Ertesi gün tüm ilaçlarını kestik. Vücudundaki pütürleri azaltmak için de bir deneme yaptık. Her akşam kullandığımız Mustela yağ yerine daha önce yüzündeki egzama için kullandığımız Mustela kreme geçtik. SONUÇ: 2 gece masajı sonrası sıfır pütürlük! Belki de seni her akşam köpürte köpürte yıkıyoruz diye biz kuruttuk cildini, yağ da hiç iyi gelmiyordu. Doktor bunu bile sormamıştı saolsun!

Dönerin akabinde 5 gün ara verdikten sonra yine canımın çok çektiği süt ürünlerini denemeye başladım. Kendini bildi bileli ağzına süt sürmemiş, sütün kendisinden nefret eden ama ürünlerine bayılan annen muhallebiyi nasıl götürdü bilemezsin. SONUÇ: yine çok uyanmalı ama kıvranmasız bir gece.

Ertesi sabah kahvaltıda canım çaya bisküvi batırmak isteyince mama sandalyesinden nam nam yapışının verdiği ilhamla senin de eline Hipp Bebe Bisküvisi tutuşturdum. Yiyişini izlemek harikaydı. Kahkalar ata ata, bisküvini eme eme bir hal oldun. SONUÇ: yanaklarında uzun süre beklettiğim bisküvinin içindeki süte rağmen sıfır kızarıklık!

Bisküvi denemesinden sonra hızımı alamayıp evde yoğurt mayalayıp önce ağzının kenarlarına değdirip sonra 2 kaşık da ondan verdim. SONUÇ: sıfır kızarıklık, daha fazla veriyim diye ağlayan sen…

Bu deneysel çalışmalarımı koltuğumun altına alıp büyük bir güvenle bugün 8. ay kontrolün için doktorun Sema Hanım’a gittim. 7.810 gr ve 67,5 cm  ölçülerine göre son kontrolden bu yana 360 gr ve 1 cm büyümüş gözüküyorsun. Ki bu sürenin nerdeyse yarısında diyeti bozmuş olmama rağmen son 3. ayın en iyi büyüme rakamları bunlar. Beklediğimin aksine kararıma saygı duyduğunu, çocuğum için en doğrusunu benim bileceğimi söyledi. Senin için oluşturduğum sık sık ama azar azar yemeklerden oluşan menüyü sürelerini biraz açarak ve yoğurda onay vererek güncelledi. Bir de hala su içmediğini duyunca günde 300 cc su veya bitki çayı içmen için uğraşmamızı istedi. 9. ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin kabaca böyle olacak.

06.30 Kalkış&anne sütü

08.30 Bebelac mısırlı çavdarlı kahvaltı+70 cc anne sütü+2 tatlı kaşığı pekmez+ 1 kibrit kutusu inek peyniri

09.30-11.00 Uyku

11.30  Sebze çorbası

14.00-15.00 Uyku

15.30 Yoğurt+galeta

17.30 1 elma+1 armut+2 bebe bisküvisi( kaka durumuna göre kayısı veya muz da kullanılabilir)

19.00 Milupa 7  Tahıllı+70 cc anne sütü

19.30 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

23.00 Anne sütü(uyku beslenmesi-dream feeding)

02.00 Anne sütü

04.00 Anne sütü

Hali hazırda yoğurdun olduğu öğünde beni emiyorsun. İşe dönmeme 1 ay kala yavaş yavaş bu emmeyi kaldırıp yerine yoğurdu koymayı hedefliyoruz. İşte sağdığım sütle de sabah kahvaltını ve akşam tahılını yiyeceksin. Plan fena gözükmüyor hı?

En uzun ve hararetli konuşmamızı gece kalkışların üzerine yaptık. 4-8 ortalama 6 kalkış ve her birinde emmek isteyen sen, başta ezirmeye direnen ama sonrasında sana kıyamayıp her defasında emziren ben! Bu model gündüzleri dinlendiğim için şimdilik sürdürülebilir olsa da işe döndüğümde kaldıramayacağım için bugünden birşeyler yapılması gerekiyormuş. Eğer işe döndükten sonra gece emzirmeyi azaltmaya çalışırsam senin daha çok tepkini çekermişim. Bu kadın zaten gündüz bıraktı gitti beni şimdi bir de gece emzirmiyor ben gösteririm ona der geceleri zindan edermişsin bana! Bu yüzden gece boyunca en fazla 3 kez emzirecekmişim. Bunun dışındaki seferlerde baban elinde bir biki çayı ile odana girip onunla seni sakinleştirecekmiş! Israrla benden başka birisi tarafından uyutulman gerektiğini söyleyip durdu, bize de gece geç saatlere kadar dışarı çıkmamızı salık verdi. Hem sonra artık bebeklikten çıkıyormuşsun, bu aşırı düzenli ve planlı hayatını biraz esnetmeliymişiz. Aksi takdirde ilerleyen aylarda programındaki en ufak değişiklikte(ki bu sana keyif verecek bir değişiklik de olsa) krizler yaşamamız kaçınılmazmış da filan falan.

Belki söylediklerinin hepsinde haklı, belki değil. Tek bildiğim benim tüm bu söylenenleri biraz sindirmem ve kafamda tartmam gerektiği. Çünkü benim annelik anlayışıma çok aykırı şeyler bunlar. Şu anda iç sesim aslında uyumayı gayet iyi bilen ama dişinin ağrısından uykusundan uyanıp memede sakinleşmek isteyen oğluma bunu çok görmememi söylüyor. Ne bugün ne de 1 ay sonra! Sıkıntın geçtiğinde bunun bir alışkanlık olarak kalmayacağına inanıyorum nedense. İşe başladıktan sonra, yorgunluk başıma vurduğunda böyle düşünürmüyüm onu da bilmiyorum ama şimdilik içsesimi dinlemeye devam edeceğim. Seni sakinleştirecek ilaç bendeyken seni bundan mahrum etmeyeceğim.

Biz hep iyi bir ekip olduk, bunu da halledebiliriz ben inanıyorum canım oğlum benim…

Bu ne perhiz bu ne alerji?

Şu kısacık annelik tarihimin en sıkıntılı günlerini yaşıyorum herhalde canım oğlum benim. Böyle sıkıntılara itirazım yok tabii ki, çok şükür demeden anlatmaya başlamak istemem.

Ben birşeylerden şikayet etmedikçe, daha doğrusu etmemeyi tercih ettikçe herkes senin bir melek olduğunu düşünedursun işin aslını sadece sen, ben ve baban bilebiliyoruz. İlk diş sancılarınla başlayan alejik sıkıntılarınla devam eden bu süreçte, tam 2 aydır gecede en az 4, en fazla 9, ortalama 6 kez kalkıyorsun. Ya emiyor ya da bağırsaklarındaki hareketlilik nedeniyle kıvranarak 1-1,5 saat boyunca ağlıyorsun. Aslında bunlar bize çok tanıdık, ilk iki ayını da böyle geçirmiştik. Başta salgılanan hormonlardan mıydı yoksa mutluluk sarhoşluğundan mı bilmiyorum ama ben bu kadar yorgun hissetmiyordum kendimi o zamanlar. Şimdi leyla gibi geliyorum odana, hafiften duvarlara çarparak! İyi ki diyorum iyi ki henüz işe gitmiyorum.

Gelgelelim diğer konuya, AÇIM! Üstelik alışık da değilim. Yedim, aylardır öyle güzel beslendim ki. Şimdi yiyebildiklerim bazılarına aman canım ne var dedirtsede ben bu konudan oldukça muzdaribim. Mesela tatlılar yok hayatımda. Hamileyken şaşırtıcı şekilde canım en sevdiğim şeyi tatlıları istememiş, ama seni doğurduktan hemen sonra çılgınca yemeye başlamıştım. Şimdi yiyebildiğim tatlılar anneanenin süt yerine gazozla ve yumurtanın sadece sarısını kullanarak yaptığı sade kek, suyla yapılan irmik helvası ve yeni deneyeceğim şekerpare ile ayva tatlısı. Tabi hepsi zeytinyağlı. Gerçi ben tatlıya tatlı demem içinde çikolata olmadıkça ya neyse! Domates yasak olduğu için sebzelerden enginar, kereviz ve pırasa yiyebiliyorum. Diğer sebzeleri de biber salçasıyla yapmak mümkün tabi ama bünye alışmış bir kere hastane yemeği gibi geliyor tatları, suyun içinde yüzen sebzeler! Çorbalar da sınırlandı haliyle sadece mercimek ve sebze çorbası içebiliyorum. Yoğurt, süt, krema kendileri yasak olduğu gibi bir de dahil oldukları çorbalar yasak. Baklagiller biber salçası ile nispeten yenilebilir olduğundan mercimek, nohut var protein namına. Zira Dana eti YASAK. Hamilelikte tavan yapan kırmızı et aşkım, doğumhanede bile sayıkladığım iskender yasak, köfte yok, hamburger yok, bonfile yok, mantı yok. Kuzu eti var, ama yiyebilene. Aç kalınca insan herşeyi yer derler ama yok ben yiyemedim kuzu şiş, kuzu külbastı denedim, sevenlere saygı duymakla beraber bana plastik çiğniyormuşum gibi geldi ki kokusundan bahsetmiyorum bile. Adana kebap sırf kuzudan yapılıyor diye diretiyor baban, bizim kebapçının ustasıyla konuşacağım eğer öyleyse kimse tutmasın beni her akşam yiyebilirim. Tavuk ve balık serbest. İçimde tavuk ve hamsi ağacı çıkacak yakında. Bir tavuklu pilav, bir hamsili pilav yiyorum değişik olsun diye. Pirinç, bulgur ve ucuz makarnalar serbest. Pahalı janjanlı makarnalarda yumurta varmış diğerlerinde yokmuş. Patates kızartması serbest. Karbonhidratın dibine vurmuş vaziyetteyim anlayacağın. Meyvelerden elma, armut serbest niyeyese canım istemiyor, aklım hep mandalina da kivi de ananasta! Zırt pırt atıştırdığım ceviz, fındık, badem üçlüsü yasak olduğu gibi süt yapan dut kurusu da yok. Peynirsiz bir hayat düşünemiyorum derdim hep, artık düşünebiliyorum, hatta düşünmekle kalmıyorum bizzat idrak ediyorum. Simit peynir, domates üçlüsü olmadan kahvaltı mümkünmüş. Haftasonları kahvaltıya gitmek kabusum oldu resmen. Tabi buna kahvaltı denirse zeytin tanecikleri ve ayva reçeli. Sabah sabah sinirlerim bozuluyor o tabağı gördükçe. Zaten ilk başlarda neye elimi uzatsam yiyemediğimi fark edip, hiçbirşey yememeye başlamıştım ki sağdığım süt 20 cc’ye kadar düşünce  anneanen gelip olaya el koymuştu.

Bir yandan da süt stresi var. Yaşıtların yoğurdun, muhallebinin kitabını yazarken, senin bunları yiyeceğin günler ufukta bile gözükmüyor. Beslenemiyorsun diye endişeli değilim. Biliyorum ki ilk 1 yıl anne sütü ana besin, diğerleri tadımlık. Varsayalım ki sevmedin ondan yemiyorsun. E peki ya anne sütü biterse ne yapacağız? Non-alerjen mamalar varmış ama bunca ay emen bir çocuğun onun tadına alışması çok zormuş. Hadi şimdi evdeyim zırt desen emiyorsun zurt desen emiyorsun da işe dönünce ne olacak? Zaten şimdi stok yapamıyorum bir de işe dönünce sana süt getirememekten korkuyorum. Plan şuydu: zaten 10 aylık olacaksın, gün içi tonla şey yiyeceksin, sabah çıkmadan, akşam gelince ve gece boyunca emzirirsem süt getiremesem de sorun olmayacaktı. Şimdi sadece öğlen sebzen, akşamüstü meyven var. Onun dışında hep anne sütü veya anne sütüyle yapılmış ek besinler ( 7 tahıllı, sütsüz pirinçli, mısırlı çavdarlı)yiyorsun- ki bunları ne kadar yediğin tartışmalı. Gerçi iyi oldu bana, ben değil miydim sebze çorbasına başlayınca mutsuz olan, benden ayrılıyorsun gibi hisseden, al bana işte tıpkı ilk günlerdeki gibi yapıştık yine. Neden gece seni bırakıp çıkmıyormuşum, neden gündüz kendimi sokaklara vurmuyormuşum? Peki sen uyanınca ne yiyeceksin biri bana bunu söyleyebilir mi? Sana olan düşkünlüğümün kulislerde “Ama bu da sağlıklı değil canım” dedikodularına sebep olsa da ben gayet iyiyim. Hey gidi ne günlere geldik çocuğundan bunalmak normal, bunalmamak endişe verici!

Tüm bunların hepsinin üzerine işe dönmeme az kalmasınının ve hala ısrarla bakıcına alışamamış olmamın yarattığı sıkıntıyı da ekle. İşte tam  bu ruh hali içerisinde bugün Fügen Hanım’a kontrole gittik.  Kilo almadıysan ne yapacağıma karar vermeden önce Saray Muhallebicisini yağmalama kararı aldım yolda giderken.

Amaaaa sen 13 günde 230 gr almış ve 1,5 cm uzamışsın. Bu son 3 ayın rekoru 🙂 Aynı hızla 1 aya tamamlarsak 450 gr ve 3 cm civarı birşey olur ki 8. ay için gayet iyi bir kilo alımı bu. En azından emeklerim boşa gitmemiş. Sonra Fügen Hanım profesörlüğünü gösterdi ve ilk seferin aksine beni hiç tatmin etmeyecek 3-5 laf edip bizi sepetledi. Kan testlerin tamamen temiz, alerjinin a’sı ble yok değerlerde. Semptomları takip edeceğiz dedi. E neden yaptık o zaman testleri diye çıkışınca çıksa fena mı olurdu bilirdik dedi. Hani vardır ya, ya çıkarsa? Öyle bir davrandı ki sanki senin hiçbirşeyin yok ben de panik yapan anneyim. Sanki konu çözüldü, boşuna vaktini alıyoruz!

Zantac ve demir damlasını kesiyoruz, sabah ve akşam 7 damla Zaditen başlıyoruz. Tek tek alerjen olduğunu düşündüğümüz besinleri yemeye başlıyoruz. 5 gün sen de ben de keçi peyniri yiyecekmişiz, sonraki 5 gün ben domatesli yemek, sonraki 5 gün bizzat domatesin kendisini yiyip 15.günün sonunda kendi doktorumda seni tarttırıp ona bilgi verecekmişim. Bu arada bu yediklerin dokunursa kesecekmişim. Nasıl anlayacağım dokunduğunu? Mutlaka anlarsın! Fügen Hanımcım bu çocuğun vücudundaki pütürler geçmedi, poposu hala kızarık, geceleri hala uyumuyor, semptomlar hiç azalmadı ki ben bunlar dokununca anlayayım? Mutlaka bir belirti verir! İyi dedik çıktık. Babanda ve anneanende bir bayram havası, bense durgun ve kafası karışık. Bu işten tek anladığım alerjin ciddi boyutta değil ve ben bugün Mado dondurma yiyebilirim. Sevmiyorum işte profesör sevmiyorum!

7.alerji ayı

Bu aya kadar az kilo almanı takmıyordum, gerçekten. Keyfin yerinde, çok hareketlisin, gayet güzel uyuyorsun, ne olur kilosu az olsa diyordum. Sana reflü ilaçları veren doktoruna kızıyor, boş yere yaptığımı düşündüğüm süt ve süt ürünleri diyetine devam ederken açlıktan sütümün azalmasına sinirim bozuluyordu. Ama yavaş yavaş tablo değişmeye başladı. Önce gece uykuların darbe aldı. Çok sık uyanmaya ve emmeden uyumamaya başladın, sonraları sancıdan kıvranmaya. Popondaki kızarıklık hiç geçmedi, vücudundaki pütürlü alerjilerse giderek artmaya başladı.

3 haftalık süt ve süt ürünleri diyetinin işe yarayıp yaramadığını görmek için geçen hafta sen tam 7 aylıkken doktorumuza yaptığımız ziyaret sonrası sadece 100 gr aldığını öğrenince içimdeki pimpirik anne ortaya çıkıp rahat anneyi bir süreliğine rafa kaldırdı. Kendi çocuğunda da çoklu alerji olan doktorun, “Benim bilgim buraya kadar, bundan sonrası haddimi aşar” diyerek bizi Prof.Dr.Fügen Çullu Çokuğraş’a yönlendirdi. Randevu günümüze kadar yerli, yabancı pek çok kaynağı yalayıp yuttuktan sonra biraz kendime kızdım. Tipik besin alerjisi belirtilerinin hemen hemen hepsini göstermişsin ve ben ısrarla birşeyin olmadığına dair bahaneler bulmuşum kendimce! İnternetten birşeyler araştırıp ne üdüğü belirsiz bilgilerle felaket senaryoları yazmayacağım diye bu kadar önemli bir durumu gözden kaçırmışım. Çoğu güvenilmez kaynaklardan olan bu akademik bilgiler yerine alerji sorunu yaşamış ve hali hazırda yaşamakta olan annelerin tecrübelerine itibar etmeye karar verdim. Meğer ne kadar çok anne ve bebeği bu dertten muzdaripmiş!

Adlarımız gibi oğullarımızın alerjik durumu da aynı olan Can Ali’nin annesi benden önce Fügen Hanım’a giderek beni ilk ağızdan aydınlattı. Ona verilen diyeti görünce 3 haftadır aç olduğumu düşünürken aslında aç olmadığımı, asıl açlık günlerinin şimdi başlayacağını anladım! Keçi peyniri, yumurta beyazı, domates, susam, turunçgiller de çıktı hayatımdan. Bir nevi boşuna geçmişti 3 haftam. İşe yarasa umrumda bile değil, senin için gerekirse 3 yıl yemem ama işe yaramadığını görmek, üstelik sütümün gün be gün azalışını izlemek çok moralimi bozdu.

Ara tartıdan tam 1 hafta sonra bugün rutin 7.ay kontrolümüz için Sema Hanım’a gittiğimizde moralim nispeten düzeldi. Sema Hanım her neyi kestiysen işe yaramış gibi gözüküyor dedi. 3 haftada aldığın 100 gr’a son bir haftada aldığın 50 gr eklenince bu ayı 150 gr ve yarım cm’lik artışla 7.460 gr ve 66,5 cm olarak kapattın. Kendisi de alerjik bir çocuğun annesi olarak içimi rahat tutmamı, gayet erken bir teşhis olduğunu, çok bilmiş seslere kulaklarımı kapamamı, sütüme sonuna kadar güvenmemi, her çocuğun er ya da geç ama mutlaka anne ve babasının genetik mirası kadar büyüyeceğini söyledi.

Tam muayne esnasında 1 haftadır hergün randevuyu öne çekmek için neredeyse yalvardığım Fügen Hanım’ın sekreteri arayıp  da bugün 3’te gelin deyince Sema Hanım’dan son taktikleri alıp Fügen Hanım’a doğru yola koyulduk. Gerçekten kıymetli bir hocaymış kendisi. Prof. antipatimi mütevazı ve sevecen tavırlarıyla bir dakika içerisinde yıktı. Kısa ve öz bir şekilde bu noktaya nasıl geldiğimizi, nelerden şüphelendiğimizi, kullandığın ilaçları bir çırpıda anlattım. Çocuğu 3 aydır büyümeyen bir anne olarak bunu söylemeye hakkım var mıydı bilmiyorum ama mümkün olan en mamaSIZ çözümü önermesini rica ettim. Gülümsedi, anladı ve anlattı:

“Alerjinin görünen belirtilerini iyileştirmek kolaydır, birşey sürersiniz geçer, geçti gibi görünür, asıl tahribatını içten yapar. Eğer tedavi edilmezse yemek borusu, mide, bağırsaklarda uzun vadeye yayılan hastalıklara yol açar. Asıl korktuğumuz da budur. Besinler ince bağırsakta enzimler aracılığıyla parçalanır ve emilirler. Eğer alerji varsa bu enzimler tırpanlanır, yok olur ve alerjen olmayan bir gıda gelse bile onları ememez. Böylece kilo alımı durur, hatta geriler. Tedavi için diyetleri tolere edebilirseniz diyetle devam ederiz, edemezseniz birtakım non-alerjen mamalar kullanmak zorunda kalabiliriz. Bu yaş grubunda bağışıklık sistemi henüz tam oturmadığından neye bağlı olduğunu bilmek çok kolay değildir. Başka testler yapmamamız gerekirse diye kan saklamaları rica ederek ilk etapta inek sütü, keçi ve total IgE bakacağız, kan sayımı ve demir değerlerini inceleyeceğiz. Alerjiler pozitif çıkarsa domates, soya vb alerjilere saklanan kandan bakacağız. Herşey normalse 15 gün sonra, değilse hemen  görüşüyoruz.”

Bu süre içerisinde bana yasak olan besinler: inek sütü ve türevleri, keçi sütü ve türevleri, dana eti, domates, kabuklu deniz ürünleri, somon balığı, çilek, vişne, portakal, mandalina, greyfurt, avokado, nar, susam, tahin, soya, yumurta beyazı, yaban mersini, dut, hurma ve tabii söylememe gerek olmayan çikolata, pasta, kakao vb. herşey! Bunu yapmayan anlayamaz gerçekten zorlu ve insanı mutsuz eden bir yasak listesi. Hele de benim gibi hamileliğinin başından bu yana tam 15 aydır kilo alacağım korkusu olmadan hem sağlıklı hem de canının her istediğini yemeye alışmış biri için! Sana gelince, sen de kahvaltındaki keçi peynirinden oldun. Bir de pek çok yaşıtının aksine yoğurt ve muhallebiye geçemiyorsun. Onun yerine sabah kahvaltısı olarak 1 tatlı kaşığı pekmez ile anne sütüne katılmış, piyasada satılan balsız 7 tahıllı karışımı yiyeceksin. Kendisi mama değilmiş sadece tahıllardan oluşan bir karışımmış! Akşamları da HiPP marka sütsüz pirinçli muhallebiye anne sütü katıp verecekmişiz. Buna hemen itiraz ettim. Ben kendim su ile pirinç unundan muhallebi yapsam içine anne sütü katsam dedim. Anne sütü kesileceğinden bu karışıma katılamazmış. Anne sütü olmadan karışım proteinsiz bir karbonhidrat yığını olurmuş ki seni bu şekilde beslememiz uygun olmazmış. Su muhallebisiyle çocuk beslenmez dedi! Su muhallebisi yapmak konusunda ısrarcıysam bunun içine anne sütü değil formül süt denen mamadan koymam gerektiğini söyledi. Hani ufak çocuğa aslında istemediği 2 seçenek sunulur da kendisi nispeten daha iyi olanı seçer ya benimkisi de aynen öyle oldu. Anne sütlü versiyonu seçtim. Fügen Hanım da defalarca anne sütünden yana olduğunu, eğer diyete dayanabilirsem anne sütü ile ilerlememizin çok daha işine geleceğini çünkü bu saatten sonra anne sütüne alışmış bir bebeğin tadı berbat non-alerjen mamalara alışmasının çok zor olduğunu söyledi.

Velhasıl emin ellerdeyiz buna eminim! Hastalık kaçınılmazsa, hep böyle çareli olsun. Biz seninle iyi bir ekibiz ve bunun da üstesinden gelebiliriz. Hadi şimdi söyle o enzimlerine adam gibi çalışsınlar, güzel güzel beslen ve büyü canım oğlum benim…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company