Tag Archives: ilk’ler

Bize eğitim şart oldu

Sanırım 4 yaşında filandım. Bir gün annemle babam beni kreşe göndereceklerini söylediler. Annem çalışmıyordu, ablam çoktan ilkokula başlamıştı. Anneannemlerle aynı apartmanda oturuyorduk, annem beni dilediği zaman ona bırakıp işlerini halledebiliyordu, yani kimsenin beni başından atmayı düşündüğü filan yoktu. Üstelik acayip de uslu bir çocuktum. Tüm yazı sokakta geçiren çocuk kışın evde bunalmasın, oyun oynasın sosyalleşsin istediler biliyorum. İşin garip tarafı bunu şimdiki aklımla anlamış değilim o zaman da gayet farkındaydım.

Click to continue reading “Bize eğitim şart oldu”

23.ay dialogları

Konuşmandaki gelişim ve boyun arasındaki ters orantı seni gören herkesi şok ede dursun, şu lafları bir kayıt altına alalım sevgili oğlum.

Click to continue reading “23.ay dialogları”

Tek eksiği 1 kilo

Sen varya sen laf ebesi mi derler ne derler bilmiyorum ama konuşmaya başladığından beri çok fena bir şey oldun çıktın başımıza. Geceleri uyanınca yanına gelmeyeceğimi beyan ettikten sonra uykularımızın düzene girdiğini anlatmıştım. Şimdilerde beni tekrar yanına getirebilmek için türlü türlü numaralar çevirmeye başladın. Geçen akşam uykumdan “Annneaaaa neydesiiin çabut gel, Memir kaka yaptiii” diye bir sesle uyandım. O kadar inandırıcıydı ki feryadın, gündüz de az kaka yaptığından koşarak yanına geldim. Işığı azıcık açıp seni alt değiştirme masasına yatırdığımda kaka olmadığını görünce zokayı yuttuğumu anladım. Ya sen ne zaman doğdun da benim arkamdan alavera dalavera çeviriyorsun bakayım? Hem güldüm, hem kızdım, hem ileriki yıllarda yaşayabileceklerimizi düşünüp biraz da korktum. Sana acilen yalancı yalancı sana kimse inanmaz masalını anlatmamız lazım. Bir şey değil gerçekten kaka yaptığında öylece uyumak zorunda kalacaksın ona yanıyorum.

Her geçen gün bizi konuşmalarınla şaşırtmaya devam ediyorsun. Senin artan yoğurtlarını yediğini itiraf eden ablana “Çıktı foyaların meydana” diye takılırken koşarak gelip “Abla foya çıktı” dedin. O gün bugündür de kelime dağarcığına bu deyiş eklenmiş durumda, anlamını biliyor musun merak ediyorum. İsteklerini tek bir kelime ile değil istemek fiilinin sonuna-di’li geçmiş zaman ekleyerek “Memir mama istedi, Memir kipat istedi” şeklinde beyan ediyorsun. Saklambaç oynarken sürekli yemek masası ile kaloriferin arasına saklanmamızı istiyor “Anne buraya saklan, beraber kolorfer saklan” diyorsun. Oğuz’dan öğrendiğini sandığımız son numaran da istemediğin bir şey olursa “Küstüm” deyip bir duvar köşesinde arkanı dönüp dikilmen. O kadar komik oluyorsun ki kendimi gülmemek için zor tutuyorum.

Aslında 2 yaşına kadar doktor kontrolümüz yoktu ama hem Hepatit aşını olmak hem de vedalaşmak için Amca Doktor’un yolunu tuttuk bu ay da. Ben evden çıktığımız andan itibaren Amca Doktora gideceğimizi, aşı olacağını, biraz acıyabileceğini ama hasta olmaman için gerekli olduğunu filan anlattım. Sessizce durup gıkını çıkartmadan aşını olduktan sonra “Amca doktor bi daha yap” dedin adam da artık sana “Pesssss ne cins çocuk bu yaaa”dedi.

Kendisine pek de bayılmadığımı düşünürken Amerika’ya yerleşeceğine bu kadar üzüleceğimi tahmin etmezdim aslında. Maalesef, o ve onun gibi pek çok kıymetli doktor muayenehanelerle ilgili saçma bir yönetmelik yüzünden mesleği bırakma noktasına getirildi. Devam edenler ne yapacak nasıl uyum sağlayacak bilmiyorum. Tek bildiğim hangi doktora gideceğim konusunda kafamın çok karışık olduğu. Şimdi kime gidersem gideyim senin minyatürlüğünden, süt içmemenden, sebze yememenden girecek vitamin almayışından, ilaç kullanmayışından çıkacak! Gerçekten çekemeyeceğim.

Kadir Bey seni son kez tarttı 19.ay sonu itibariyle 10,5 kilo olmuşsun. Hala 1 kilo eksiksin ama yemin verdirdi hiçbir doktorun bu konuda söylediklerini kafama takmamam ve kendi bildiğimi okumam için. “Bu mutlu çocuğun tek eksiği 1 kilo olsun, yolunuz açık olsun” dedi. Gidip yerleştikten sonra forum’da yazmaya devam edecekmiş, çok kafamı bozarlarsa oraya yazıp görüşünü sorabilirmişim. Eh buna da şükür. Bakalım kamuoyu araştırması sonucu topladığım doktor isimlerinden hangisini seçeceğiz?

Bu ayın en önemli gelişmesinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Teyzenin doğum günü için dışarı çıkacağımız gece ilk kez seni anneannende yatıya bıraktık. Önce yatırıp çıkmayı planlamıştım ama anneannenin “Yettin artık sen, ilk kez çocuk bakmıyoruz hayatımızda, uyuturuz bir şekilde” serzenişinden sonra sana durumu anlatıp çıktım. Haklıydı aslında annem, abartmanın lüzumu yoktu. Şaşırtıcı bir şekilde oradaki park yatağında değil anneannenin yatağında uyumak istemişsin. Tam uyku saatinde 1 dakika içinde uykuya dalınca yatağına transfer olmuşsun. Gece 2 kere direkt anneanne diyerek kalkmış, birinde su birinde emzik isteyerek hemen uyumuşsun. Sabah da bize hiç yapmadığın güzel bir sürpriz yapıp 8’de kalkmışsın. Seni 8.30’da almaya geldiğimizde keyifle kahvaltı ediyordun. Böylece çok önemli bir kilometre taşını daha sayende sorunsuz atlattık uyumlu oğlum benim.

Annelik kolay değildir kuşkusuz, ama senin annen olmak hem kolay hem de bir zevk. Sana sahip olmayı hak edecek ne yaptım diye çok düşünür oldum son zamanlarda. Şükür, şükran, teşekkür…

Anni Çişşş

Sana lazımlık aldığımızdan beri nerdeyse 6 ay geçmiş. O tarihten beri düzenli olarak günde 3-4 kez seni lazımlığına oturtuyor, bu alışkanlığı edinmen için ortam sunuyorduk. Ne ısrar ne zorlama, sadece teklif. Sen de kolayca çiş ve kaka demeye başladın ama haber vermek anlamında değil sadece bu kelimeleri dağarcığına kattığını gösterdin. Bir süre sonra lazımlığı değil de lazımlığın tuvalet adaptörü kısmını klozete koymayı daha çok sevdiğini keşfedip o modele geçmiştik. Ikına sıkına kaka yapmayı bırakalı çok olduğundan, başlardakinin aksine çiş yakaladığımız oluyor ama bir türlü kaka yakalayamıyorduk. Çünkü kaka için alaturka tuvalete oturur gibi bir pozisyon tercih ettiğinden adaptörde rahat edemiyor, doğru zamanı yakalasak bile tuvalete varıp seni soyana kadar olay olup bitmiş oluyordu.

Tam bu işini boşuna mı yapıyoruz acaba diye düşündüğüm günlerden birinde 24 Haziran Cuma sabahı uyandıktan hemen sonra anni çiş dedin, tuvalete gittin, adaptörünü klozete koyup bezini çekiştirerek anni açç açç dedin. Hemen açıp seni oturttuğumda şaşkın bakışlarım arasında bayağı kallavi bir çişi tuvalete yaptın. Aşırı bir tepki vermedin, sadece seni tebrik ettim. Uzattığım tuvalet kağıdı ile kendini temizleme izin verdim ve birlikte sifonu çektik. Ertesi sabah da aynı şey olunca aslında boşuna uğraşmadığımızı derinlerde biryerlerde olayı kavradığını anladım. Ani bir kararla evdeki tüm halılar kalktı. Sana durum açıklandı. Uyumadığın ve sokağa çıkmadığın her an bezsiz dolaşmaya başladın. Çok sokağa çıkan bir çocuk olduğun için tüm günlük istatistiğini tutamıyoruz tabi ama fark ettik ki tahmin ettiğimiz kadar çok sık çiş yapmıyorsun. Altın açık olunca kaka için tuvalete yetişmeye de başladık. Gönül isterdi ki tüm günü evde geçirebilen bir çocuk ol, ya da evimiz bahçeli olsaydı da layıkıyla bezsizliği tecrübe edebilseydik ama şu aşamada seni bu cendereye sokmayı uygun bulmuyorum.

Yaz sonuna kadar ne kadar aşama kaydedeceğimizi merak ediyorum. Hiçbir hedefim ve beklentim yok, sadece deniyorum. Hiçbir aşama kaydedemesek bile bu sıcak yaz günlerinde bezsiz olmanın keyfine varman bile yeterli bir kazanım benim nazarımda.

İlk traş

Zor bir karardı. Bir yandan ilk saçların nasıl kıyarım diyor, bir yandan da ama yaz geliyor terleyince isilik olacasın diyordum.  Baban seni 80’li yılların Alman futbol yıldızlarına benzetiyor diye sinir oluyor, kamuoyundaki bitlenecek bu çocuk nidalarına dayanamıyordum. Biri bana bunu açıklarsa sevinirim, yağlı ellerinle ensendeki buklelerini çekiştirdiğin için bitlenebilir misin gerçekten? Bit bulaşıcı değil midir? Evde tek başına yağlı elleriyle yemek yiyen çocuk nasıl bitlenebilir ki??? Neyse bu bit muhabbetini kapıyorum, zira yazarken bile kaşınıyorum.

Kesim kararı verdikten sonra kendim kesmeyeceğimi biliyordum. Yamuk yumuk keserim, o saçlar uzayana kadar her baktığımda kendime uyuz olurum diye seni kuaförüme götürdüm. Saçınla oynanmasını sevdiğin için hiç ağlamadın. Onun yerine hayatında ilk kez utangaç tavırlar sergiledin. Belki de azıcık huylandın bilemiyorum. Ama çok tatlıydın.

Büyük bir hurafe olan, gürleşsin diye saç kazıtma teklifi gelse de, ensendeki minik kuyruğunu bozmadan az bir kesim yapmalarını rica ettim. Sonuç gayet başarılı. Yassı kafa olma diye harcadığım tüm emekler işe yaramış, yumurta gibi çıktı kafan ortaya. Saçlarınsa saklanmak üzere bir zarfın içinde elimde duruyor. Kıymetli bir kalıntı…

Rüzgar gibi bir ay

Sınırları zorluyorum farkındayım. İşteki aşırı yoğunluk, eve gelince seninle geçirilen sınırlı saatler, ev işleri, akşamları sosyal olma çabalarım, haftalar öncesinden dakika dakika planlanan hafta sonu aktiviteleri derken dinlenmeye zaman bulamazken niye böyle büyük bir işe kalkıştım bilmiyorum. Sanırım hayaller kurmak, sonra onları gerçeğe dönüştürmek, birşeyleri yoktan varetmek bana iyi geliyor. Dilerim yorulduğuma/yorulduğumuza değer. Detaylar yakında…

Sen varya sen, o kadar tatlısın ki bu aralar. Blogunu ihmal etmiş olabilirim ama not almayı ihmal etmedim. 25 Nisan günü ilk resmi cümleni kurdun, “Ouuu del”. Akşamüstü oynamaya doyamadığın Oğuz gittikten sonra herzamanki yikama, masaj, masal, emmeden oluşan uyku rituelimizin akabinde seni yatağına koyup iyi geceler dileyip çıktım. Normalde biraz debelendikten sonra uyuyan sen yatakta ne var ne yok yere atıp trabzanları sarsarak defalarca “Ouuu del” dedin. Seni uyumaya ikna etmek için Oğuz’un yarın yine geleceğini 5-6 kere söylemem gerekti. Şimdilerde ise, sabah uyanınca 14 aydır sana koşan sevgili anneni-yani bendenizi çağırmak yerine “Babaaa gel” diyerek beni derinden yaralıyorsun. İşten geldiğimizde de kapı sesini duyar duymaz babaaa diye koşarak geliyorsun. İlk resmi iletişimini de yine babanla 3 Mayıs günü kurdun. Aylardır her akşam sana masal okuduktan sonra tek tek gösterdiğin hayvanların isimlerini bıkmadan usanmadan söyleyen babacığının bu ne sorusuna “cit cit” yani civciv  ile cik cik karışımı bir sözcük ile cevap verdin.

Yürümeye işinde ustalaştığından beri artık kendini daha güzel oyalıyor, evde karşına çıkan saçma eşyalar ile oynayarak dakikalar geçirebiliyorsun. Bir yandan da artan iletişim kabiliyetin sayesinde aşırı derecede sevimli oluyor, her istediğini anlatıyorsun. Her gün dışarı çıkacağın saat yaklaştığında kendi paltonu o sırada gözüne kestirdiğin kişinin yanına getirip elinden tutup zorla kapıya götürüyorsun. Halen sarılmaa, sokulma gibi fiziksel temasları çok sevmesen de sevgini öpücükler göndererek  dile getiriyorsun. Oynamak istediği oyunları-ki bu genelde sakambaç oluyor-göstermek suretiyle seni oyalamayı kolaylaştırıyorsun. Tek uyku 45 dakika kabusu da sona erdi. Şimdi yine tek uyku ama 1.5 hatta arada 2 saat uyuyorsun ki bu senin için bir mucize. Sabahları da 6 yerine 7’de kalkmaya başladın ki, bu 1 saatin tadı paha biçilemez!

Özetle çok çok keyifli ve mutlu günler geçiriyorsun bu aralar, bense her akşam masal dinler gibi dinliyorum yaptıklarınızı, azıcık kıskanarak çokça özenerek. Hafta sonlarının tadı damağımda kalıyor, sana doyamadan kendimi yeni haftanın başında buluyorum. Velhasıl sana asıl şimdi bakmak vardı be oğlum…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company