Tag Archives: hamile yogası

Ben, Kendim

Ben iki yıldır kendim için harika bir şey yapıyorum. Tek başıma tatile gidiyorum. Yani tek başıma derken pek tabi kalabalık bir ekiple gidiyorum ama oğlum ve kocam olmadan demek istiyorum. Gezmek, yeni yerler görmek için değil sadece durmak, sakinleşmek ve kafamı boşaltmak için. Ve her yaptığımda binlerce kez iyi ki diyorum.

Click to continue reading “Ben, Kendim”

Ben Kalp Yoga

İkinci hamilelik olunca insan kıyaslamadan edemiyor. İlkine kıyasla bu sefer çok daha belirtili ve huzursuz bir hamilelik geçirdiğimi söyleyebilirim. 18.haftanın sonuna kadar midem bulandı, migrenim olmamasına rağmen migren boyutunda şiddetli baş ağrıları yaşadım, hemeroid oldum, mantar oldum, varis oldum, idrar yolu enfeksiyonu geçirdim, göğsümden kan geldi, amniyosentez yaptırmak zorunda kaldım…vs.

Click to continue reading “Ben Kalp Yoga”

Mutluluk

Günlerden bir gün anaokulunda arkadaşı Z. ile evcilik oynayan bir Demir varmış. Z. Demir’e “Ben anne olayım, sen baba, bu da bizim bebeğimiz olsun” demiş. Bu teklif Demir’in çok hoşuna gitmiş. Hemen bebeğini kucağına alıp “Seni bu akşam ben yıkayacağım” demiş. Sonra da karısına dönüp “Sen bu akşam yogaya git çocuğu ben yıkarım” demiş.

Click to continue reading “Mutluluk”

Bir Hypnobirthing Hayali

Gözlerini kapa ve kendini mutlu hissettiğin o yerde hayal et. Bu yer daha önce hiç gitmediğin ama çok gitmek istediğin bir yer de olabilir. Orası nasıl bir yer? Hava nasıl, sıcak mı soğuk mu? Yürüyor musun, ayakların çıplak mı? Yerdeki dokuyu hissetmeye çalış. Havayı içine çek, ne kokuyor? Sesleri dinle, ne duyuyorsun? Etrafı dikkatle incele, neler görüyorsun?

Click to continue reading “Bir Hypnobirthing Hayali”

Bugün bir milat…

Bugün seni ilk kez anneanen dışında birisine bırakıp kendim için birşey yaptım. Yogaya başladım. Sabah 10’da çıktım evden, 12.30’da geri geldim. Ne var bunda diyebilirsin. Ama benim için önemliydi. Bunu şimdi yapmazsam sonradan hiç yapamayacağımı biliyordum. Biryerden başlamak lazımdı ve gün bugündü!

Geçen haftadan beri bunu kafamda kuruyor kendimi senden ayrılmaya, başka birine güvenmeye hazırlamaya çalışıyordum. Malum anneanen yakın bir zamanda yazlığa gidecek ve Ekim’e kadar burada olmayacak. Hem zaten ona daha fazla yük olmak da istemiyorum. Biliyorum zevkle yapıyor ama onun da bir hayatı, hobileri, arkadaşları var. Ben rahat edeceğim diye senin tüm sorumluluğunu onun üzerine atmam doğru olmaz. Dedeciğinle seni sevmeye gelsinler istiyorum, bakmakla yükümlü olmasınlar istiyorum.

Geleceğini öğrendiğim an kararımı vermiştim, evde olduğum süre boyunca senin sonuna kadar tadını çıkartacaktım. Ev işleriyle kendimi germeyecek, senle geçireceğim dakikalardan çalmayacaktım. Sakın anneni şımarık kokoş ev hanımı sanma. 8 yıldır aralıksız çalışıyorum ve her işimi de hep kendim yaptım. Ama bu özel dönemde, böyle bir lüksü maddi ve manevi olarak hak ettiğimi düşünüyorum. Daha hamileyken işe başlayan yatılı yardımcımızla yaşadığımız kötü tecrübe sonrası, yardımcı konusundaki kararlılığımı kaybetmiştim. Lanet olsun kendim yaparım diyordum, planladığımın aksine! Derken hiç beklemediğim bir şekilde karşıma biri çıktı. İyi ki dedim içimden, iyi ki eski kadın kasapla kırıştırmış! Allah razı olsun o kasaptan dedim 🙂

Bugün işe başlamasının tam 16. gününde seni ona emanet ettim ve çıktım. Canımı bir başkasına emanet ettim, ne kadar zordu bir bilsen. Çıkarken de kendi kendime söz verdim, asla evi aramayacaksın diye. Birine ya güven ya güvenme diye telkin ettim kendimi. Eve 10 dakika mesafedeydim. Ters birşey olursa o arardı, ben de koşarak gelirdim. Gözlerim dolu dolu stüdyoya yürürken İkbal Teyzeni aradım, kafam dağıldı. Yaptığım şeyin doğruluğu konusunda beni rahatlattı canım arkadaşım benim.

Harika bir dersti. Seni taşımaktan ve emzirmekten bükülmüş omurgam kendine geldi. Kaslarım esnedikçe vücüdumun salgıladığı hormonların tadını çıkarttım. Aklımda hep sen vardın ama huzurluydum bir yandan da. Bir anne çocuğundan ayrıyken çocuğu huysuzlanırsa gögüsleri sızlarmış, öyle telepatik bir ilişki varmış aramızda. Hiç sızlamadı göğüslerim ve ben her geçen dakika daha çok gevşedim.

Ders bittiğinde koşar adımlarla çıkarken teyzen beni durdurdu. Evi aradığını, senin mışıl mışıl uyuduğunu, daha sağdığım sütü bile içmediğini söyleyince kulaklarıma inanamadım. Ben evdeyken uyku nedir bilmeyen sen uyuyordun! Bu bir mesaj olmalıydı, ya da ben öyle olduğuna inanmak istedim. Oturdum herkesle keyif yaptım stüdyodaki güzel ikramlıklarla.

Geldiğimde sen yeni uyanmış, sütün ılınsın diye bekliyordun. O kadar tatlı, o kadar yakışıklıydın ki…İçimi tarifsiz kocaman bir mutluluk kapladı. Kendime bu cesareti gösterdiğim için, sana bu kadar anlayışlı ve uslu olduğun için, Nezahat Hanım’a seni huzurlu kıldığı için kocaman bir aferim verdim. Herkes üzerine düşeni yapmıştı. Bundan sonra her sefer bu kadar güzel geçmeyebilir, belki koşarak eve dönmek zorunda kalabilirim, belki sen ağlayabilirsin ama önemli değil. Bu ilk seferi başardık ya gerisi çorap söküğü gibi gelecek.

Velhasıl, bundan sonra anneciğin Salı ve Perşembeleri 2’şer saat olmayacak. Geri döndüğündeyse eskisinden de daha iyi anne olacak.Seni çok seviyorum canım oğlum benim…

Doğum Yogası

yoga_071109_3

Tesadüf denen birşey var oğlum, sen de büyüdükçe göreceksin bazen sanki gizli bir el birşeylerin olması için uğraşır ve sonunda başarır. İşte bizim Dilek Hocamızla tanışma hikayemiz de aynen böyle bir tesadüfe dayanıyor.

2 yıldır büyük bir zevkle derslerine gittiğim yoga hocam Merih Hanım, yeni yoga stüdyosu  için kart bastırırken aynı yerde kendine kart bastıran Dilek Hoca‘yla karşılaşıyor. Tam da 12.haftamın dolduğu günlerde bana ders verecek bir hoca ararken hem de. Aynı günlerde ben de gördüğüm bir rüyanın etkisiyle seni nasıl doğuracağım konusunda derin düşünceler içerisindeyken, hypnobirthing/ebeyle doğuma girme/doğum koçluğu gibi yeni moda kavramları araştırıyor, bir türlü kendimi bunların herhangi birine yakın hissedemiyordum.

Derken derslerimiz başladı. Amacım hamileyken hareketsiz kalmamak, sırt ağrıları çekmemek, yogaya alışmış vücudumu bu zevkten mahrum etmemek gibi basit şeylerken, bir anda kendimi bizzat jinekolog olan bir doktorun güvenli ellerinde doğuma hazırlanırken buldum. O yüzden bu yaptığım şeye spor amaçlı hamile yogası diyemeyeceğim çünkü çok hafif kalır. Bu bayağı bayağı doğum yogası. Kendisi jinekolog, hypnobirthing uzmanı ve doğum koçu olmasına rağmen, bu kavramları burnuma sokmadan, tatlı tatlı, çoğu zaman çaktırmadan fikren ve fiziken beni doğuma hazırlıyor.

İstanbul şartlarında, hamileliğini çalışırken geçirmenin türlü zorlukları varken, haftada 1 güncük de olsa 2 saat boyunca kendimle ve senle başbaşa kalabildiğim için çok mutluyum. Her hareketini, duruş şeklini, hatta ayak parmaklarının her birini ultrasonda görmeden hissedebiliyorsam, vücudumdaki 6 kilo fazlaya rağmen hala hamile olduğumu unutabiliyorsam, ayaklarım şişmiyor, kramplar girmiyorsa, midem yanmıyor, nefesim tıkanmıyor, zevkle sırt üstü yatabiyor ve her seferinde “Gebe gibi kalk Nihan” uyarısı alıyorsam bunların hepsi Dilek Hocamın sayesindedir. Bizi onla buluşturan tesadüfe teşekkür ediyorum.

Yıllardır çevremde gördüğüm, filmlerde inandırılmaya çalıştığım “doğum zordur” yargısını yıkıp, tarlada doğum yapan kadınların önyargısızlığına kavuşmam kolay değil biliyorum. Bugünden 3,5-4 ay sonrasında yapacağım doğumla ilgili atıp tutmak da istemiyorum. O gün geldiğinde şartlar ne gösterir bilinmez ama herşey yolunda giderse seni normal yollardan doğurmayı çok istiyorum. Ki herşey istemekle ve hayal etmekle başlıyor…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company