Tag Archives: gıda alerjisi

Yeni doktordan inciler

Ben bu çocuğun hiçbirşeyi yok dedikçe birşey çıkmak zorunda mı? Sen misin hoşçakal alerji diyen, al sana der gibi resmen! Test sonuçlarında karaciğer enzimlerin yine azıcık yüksek(SGOT-AST 62), geçen seferkinden farklı olarak inek sütü alerjisi pozitif(SpIgE Cow’s Milk 0,57), diğerleri temiz. Doktorunun tavsiyesi yine sana ve bana mutlak diyet! Yani annelik tarihimin en zor günlerine geri dönüş. Ben  değer çok düşük diye itiraz eder gibi olunca hekim olarak görevinin teşhis koymak olduğunu, tedavi önerisine uyup uymamanın benim tercihim olduğunu sert bir dille ifade etti. Artık seni takip edemezmiş, bizim bir pediatrik gastroentologa gitmemiz gerekiyormuş. Ama doktor da tavsiye etmeyecekmiş çünkü benim o yönüm kuvvetliymiş, nasıl olsa ben araştırır en iyisini bulurmuşum. Biraz ironi sezdim, rahatsız oldum. Ben şampuanımı bile değiştirmekten hoşlanmayan biriyim, iş ki alerji dışındaki görüşlerine çok değer verdiğim doktorunu değiştireyim. Ama kendisi resmen bana gelmeyin dedi. Zaten farklı bir görüş almak için doktor araştırmış ve seçeneklerimi 4’e indirmiştim. En liberalinin görüşünü almaya karar verdim, Dr.Kadir Tuğcu. Gerçek alerjik bebeklerin sayıca çok az olduğunu savunan bu adam da sana alerji teşhisi koyarsa işte o zaman ciddiye almaya, kayıtsız şartsız ne deniyorsa yapmaya karar verdik babanla.

Aslında benim bir çocuk doktorunda aradığım kriterlerin(kadın olacak, genç olacak, profesör olmayacak, çocuğu olacak, ilaç vermekten kaçınacak, anne sütçü olacak, eve yakın olacak ve dilediğim zaman ulaşabileceğim biri olacak) kadın ve genç olmaması haricindekilere uyan bu doktor hakkında ortalıkta bir sürü farklı görüş dolaşıyor. Çok yakınımdaki üç anne arkadaşım kendisine gidiyor olmasa, seçimim bu yönde olmazdı sanırım.

Neyse Cumartesi günü kontrole gittiğimizde bizi gayet güzel karşıladı. Hakkında ne duyduysam birebir aynı şeyleri sanki bir scriptmiş gibi arka arkaya sıraladı. Yaptığı espiriler bile aynıydı. İçimden sıkılmıyor mu bu adam acaba her gelene aynı şeyleri anlatmaktan diye geçirdim ne yalan söyleyeyim. Alerji konusunda içimi rahatlattı rahatlatmasına ama kafama yatmayan bazı söylemleri de oldu. İşte Kadir Tuğcu’dan inciler:

  • Siz çok fena söğüşlenmişsiniz. Ah yavrum çocuğu boşuna delik deşik etmişsiniz. Yapılan bu testlere hiç gerek yoktu. 4 yaşından önce alerji testleri doğru sonuç vermez. Çocuk burada süt burada, verirsin sütten azıcık kızarıp bozarıp nefesi tıkanırsa aaa alerjisi varmış vermeyelim dersin bu kadar basittir.
  • Bunun dışındaki tüm ufak tefek reaksiyonlar önemsizdir, zamanla geçer. Bunca yıllık doktorluk hayatımda bunca hastamın arasında 10 yılda 1 gerçek alerji vakası görüyorum. Gerisi alerji adı altında sömürülen anne ve babalar!
  • Kaldı ki sizin çocuğunuz aylardır peynir ve yoğurt yiyormuş, büyük bir reaksiyon göstermemiş. Bunlar nedir peki inek sütü değil mi?
  • 12. aydan evvel inek sütü verilmez diyenler var. Sorarım kendilerine yeni doğmuş bir bebeğe mama veriliyorsa içeriğindeki nedir inek sütü tozu değil mi? Burada mama firmalarına büyük bir giydirme yaptıktan sonra, bu konudaki komplo teorilerinden bahsedip, anne sütünün önemi ve halen emzirdiğim için tebrik faslı ile konuyu bitirdi.
  • Tesadüfen doktora gitmeden az önce yaptığın kakayı inceleyip, neler yediğini dinledikten sonra– Kakasında hiçbir alerji belirtisi yok, bayağı büyük insan kakası yapıyor, ev yemeğini fazla bile yiyor. Çalıştığın için günde 4 kez verdiğin anne sütü yetmiyordur ona, menüsündeki süt ve süt ürünlerini arttırmanız lazım! Sadece öğlen et ağırlıklı ev yemeği yesin akşam inek sütünden muhallebi verin, sütlaç verin. Bu çocuk et, süt, yumurta ile büyüyecek, sen hiç sebze yiyerek kilo alan adam gördün mü?
  • D vitamini hariç, diğer tüm vitaminleri, demir damlasını bırakın.
  • Halen az su içtiğini söyleyince- Bu iyi birşey, anne sütü alan bir çocuk çok su içiyorsa 3 sebebi vardır. Ya çok kalın giydiriliyor ve terletiliyordur, ya çok yoğun kıvamlı mama takviyesi yapılıyordur ya da açtır.
  • Zaten çok iyi bildiğimiz, uyguladığımız ve çok faydasını gördüğümüz tavsiyeler-Çocuğu kat kat giydirme, ev soğuk olsun, hergün sokağa çıkart, çocuk soğuktan hasta olmaz mikroptan olur.
  • Gereksiz yere ilaç verme çocuğa. Aşılar 10 çocuktan birine ateş yapacak diye tüm hastalarına fitili dayayan meslektaşlarım var benim. Yazık!
  • Dikkatle muayne edip ölçüp biçtikten sonra- Beni başka doktorun yaptığı ölçümler ilgilendirmez. Bu çocuk 1 yaşına 1 hafta kala 74 cm ve 9 kg. Boyu ortalamanın 1 cm üzerinde, kilosu ortalamanın 600 gr altında. Söylediklerimi yedir, 1 ay sonra gel ben buradayım, bak nasıl kilo alacak çocuk. 1 yaşından sonra ayda 100 gr alsa bile normal, seninki 200 alsa açığı 6 ayda kapatır. Biraz ince kemikli olacak denebilir sadece. Hiç mi kafalarını kaldırıp size bakmamışlar, hiç bu anneden bu babadan küçük çıkabilir mi yahu!
  • Muayne esnasında sen adamın burnunu sıkıp kahkahalarla gülünce-Normalde bu aylarda ayrılık kaygısı başlar bu çocuk seni hiç takmıyor. Hıı evet çok uyumludur benim oğlum deyince, sen hiç kendine paye çıkartma çok güzel baktım büyüttüm diye, çocuğun yapısı budur senle alakası yok!
  • İşte hiç katılmadığım görüşü-Kamuoyundaki şeker tartışmaları gereksiz. Çiftçiler ve şeker fabrikasındaki işçiler aç kalmasın diye biz şekeri 7 kat pahalıya alıyoruz. Bakın görün 5-10 sene sonra nişasta bazlı şeker zararlı değil diye açıklama yapacaklar.
  • Anlatsa da anlayamadığım görüşü-Pekmez şekerden daha zararlı. Ayrıca kan filan yapmaz hurafedir. Eskiden şeker pahalı olduğu için, çocuklara reçel yerine pekmezi önerdiler kan yapar hurafesi ile. O günlerden bugünlere geldik. E ama hocam biri meyve şekeri, vücudun kolaylıkla yakabileceği türden şeker– Biri glukoz diğeri fruktoz, glukoz daha zararlı çünkü bla bla bla…..Diyorum ya anlamadım. Ben şeker yerine pekmez vermeye devam edeceğim.
  • Kesin yanlış olduğunu bildiğim görüşü- Piyasadaki tüm sütlerin içeriği aynı, sadece paketleme şekli ile günlük süt ve uzun ömürlü süt diye ayrılıyorlar.

Özetle ben herşeyin en iyisini bilirim, benden başka herkes hikayedir tarzında bir muayneydi. Yani normalde benim hiç hoşlanmadığım, yeniliklere kapalı, yaşlı, dediğim dedik doktor tipi. Bir yanda tonla ailenin muzdarip olduğu alerji gerçeği, bir sürü doktorun topluca fikir birliği etmişcesine verdiği diyetler, diğer yanda hiç birşey yok diyen bi doktor? Şu anda tecrübesine saygı duymak fazlasıyla işime geliyor. Bunca çocuk görmüş, sende bir terslik olsa kesin anlardı diye içimi rahatlatıyorum.  Söylediklerini de denemeye değer buluyorum, birkaç ay da böyle gidelim bakalım.

İçgüdülerime güvenerek yola devam ediyorum ama sormadan da edemiyorum annelik niye hep bu ikilemlerle dolu?

Hoşçakal Alerji

10. ay kontrolündeki verilere göre sen bu ay tam tamına 450 gr almış ve 1 cm uzamışsın. 3.320 gr ve 47 cm olarak başladığın hayatına 10 ay 9 gün itibariyle 8.620 gr ve 71 cm olarak devam ediyorsun. Halen 25 pesentilde olsan bile hem büyümendeki ciddi artış hem de alerjik belirtilerinin tamamının yok olması nedeniyle artık alerjimize gönül rahatlığıyla kocaman bir HOŞÇAKAL dedik.

Oldukça katı gıda alerjisi diyetini ve ilaçlarını bırakma kararı alırken doğru yapıp yapmadığımı bilmiyordum. Aldığım karar senin sağlığını ilgilendiren çok büyük bir riskti. Ama annelik içgüdülerime güveniyordum. Doktorlara körü körüne inanmak benim karakterime aykırı. Nasıl gerekmediği halde antibiyotik veren bir doktoru sorgulayabiliyor, eleştirebiliyor ve hatta gitmemeyi tercih edebiliyorsam, çocuğunuzun alerjisi var diyen bir doktorun söylediklerini de sorgulama hakkını kendimde görüyorum. Algıda seçicilik mi bilmiyorum ama son günlerde tedaviye ve diyete rağmen hiçbir  iyileşme göstermeyen öyle çok alerji hikayesi duyuyorum ki, bu bebeklerin hepsinin alerjik olduğuna inanamıyorum bir türlü. Çok ileri belirtileri olan, kanda alerjisi pozitif çıkan çok bariz alerjik bebekler bir yana, bir kısım anne ve bebeğin yok yere mağdur edildiklerini düşünüyorum. Şimdi geriye dönüp gelişimine baktığımda en kötü değerlerimizi ilaç kullandığımız ve katı alerji diyeti yaptığım 6.7.ve 8.aylarda aldığımızı görüyorum.

1.ay—–1.090 gr – 6 cm
2.ay——-980 gr – 3 cm
3.ay——-780 gr – 3,5 cm
4.ay——-520 gr – 4,5 cm
5.ay——-350 gr – 0 cm
6.ay——-270 gr – 2 cm
7.ay——-150 gr – 0,5 cm
8.ay——-350 gr – 1 cm
9.ay——-360 gr – 2,5 cm
10.ay—–450 gr – 1 cm

Niye? Çünkü o dönemde sütüm çok azalmıştı. Ek gıdaları da alerji korkusuyla veremediğimiz için basitçe aç kaldın. Keçi pisliği gibi top top kaka yapardın, ben de sebze çorbasından sanardım. Meğerse doymayan bebek öyle kaka yaparmış. Gözlerimin önünde 20 cc’lere düşen sütüm, kendi açlığım, senin açlığın bir yandan, diğer yandan huzursuz bir sen. O zaman da söyledim böyle önemsiz sağlık problemine razıyım, yeter ki sen iyi ol dedim ama itiraf etmeliyim ki zor günlerdi.

Belirtilere gelince, vücudundaki kızarıklıklar banyo sonrası kullandığımız yağı değiştirince, popondaki kırmızı hare kullandığımız pişik kremini değiştirince, gece huzursuzlukların gecede 8 kez yerine 1 kez emzirmeye başlayınca, kilo alımın demir damlanı 12’ye çıkarıp, diyeti bırakınca artan anne sütüne ek olarak yoğurt dahil yeni şeyler yemeye başlayınca sihirli değnek değmiş gibi düzeldi. Ya bu süre içerisinde senin bağışıklığın arttı ve alerjin geçti ya da hiç alerji olmadın, biz tongaya geldik. Bu sorunun cevabını çok düşünmemeye çalışıyorum. Önemli olan geçmiş, bitmiş olması. Mutlaka bu yaşananların bir sebebi vardı ve öğrendiklerimiz ilerde kullanılmak üzere tecrübe hanemize yazıldı.

Her bebek, her anne, her insan farklıdır. Nasıl insanların yedikleri, içtikleri, kiloları boyları farklıysa, nasıl bazı insanlara su içse yarıyorken bir diğeri dünyayı yerken kilo almıyorsa, bebekler de aynen böyledir. Bebeklerin ne kilolarının, ne boylarının, hatta ve hatta meziyetlerinin karşılaştırılması son derece sağlıksız bir durumdur. Mama yiyen bir bebekle anne sütü alan bir bebeğin gelişimi, kendinden başka hiç bebek görmemiş bir bebekle abisi/ablası olan bir bebeğin motor gelişimini kıyaslamak elma ile armutu kıyaslamaktan öteye gidemez. İkisi de meyve, ikisi de bebek ancak bu sonuç çıkartılabilir. Doktorların da yönlendirmesiyle sürekli çocuğunun kilosunu ve boyunu başkalarıyla karşılaştırıp küçük diye üzülen aileleri duydukça ben kahroluyorum. Sen etrafımızdaki 20’ye yakın bebeğin en küçüklerinden birisin. Senden 6 ay küçük Doruk’tan bile küçüksün düşün yani 🙂 Gel gör ki bu durum beni zerre kadar üzmüyor, bilakis bu durumla dalga geçebiliyorum. Meraklı cüce dedik ondan öyle diyorum. Hatta son teşhisim dünyayı yediği halde hala manken gibi incecik olan anneanene çekmiş olduğun. Zira bana göre fil gibi yemek yiyorsun.

10.ay sonu itibariyle geçtiğimiz ve beni çok mutlu eden yeni yemek düzenin aynen böyle olacak:

07.00 Anne sütü

08.30 Kahvaltı bulamacı (40 cc anne sütü+1,5 kibrit kutusu beyaz peynir+1 tatlı kaşığı pekmez+1 tam yumurta sarısı+1 tatlı kaşığı tereyağı+1 ufalanmış ekmek içi) Bunların hepsini tek tek yediğin gün bulamaç kalkacak.

09.30-11.00 Uyku

12.00  Sebze, protein, karbonhidrat üçlüsünü alabileceğin tuzsuz ev yemekleri (Kabak dolması, kıymalı pirinçli ıspanak yemeği, kıymalı patates ve brokoli, tarhana çorbası ve köfte, kıymalı pırasa ve makarna, yoğurt çorbası ve haşlanmış tavuk ..vs)

14.30-15.30 Uyku

15.30 Meyve+galeta veya  yoğurt+galeta

17.00 İşten gelen anneden taze anne sütü

19.00 Ailecek sofrada, kendi tabağında, kendi elinle yemek üzere evde pişen tuzsuz yemeklerden 1’er yemek kaşığı

19.30 Yiyebildiğin kadar anne sütlü muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Yediklerinden ben sıkılmıştım kimbilir sen neler hissediyordun. Şimdiyse çok heyecanlıyım. Bir gurme gibi herşeyin ama herşeyin tadına bakmanı istiyorum. Döke saça, oran buran yağ içinde yemek yemeyi öğren istiyorum. Seveceğin yemekleri sana pişirmek için sabırsızlanıyorum. Galiba artık büyüdüğünü yavaş yavaş kabulleniyorum…

Bisküvi keyfi

Diyeti bırakma kararı aldığımda elimde sadece 2 veri vardı. Keçi peyniri ve domatesten sonra ishal olmuştun. Sebebin bu gıdalar olduğu da muallak! Hadi bunlara alerjiksin diyelim peki ya diğerleri? 5’er gün arayla herşeyi denemeye karar verdim. Tabii ki ilk yediğim şey döner dürüm oldu. Tıpkı hamileliğim boyunca canım çektiği üzere bu süre boyunca da canım en çok Flamingo Döner istedi. 2 dürüm döneri hüplettikten sonra o geceyi o kadar huzursuz geçirdin ki hemen o an oracıkta pes edebilirdim. İki dakikalık zevkim için için senin kıvranmanı izleyemezdim, belki de doktorlar haklı bense ukalanın ve bencilin tekiydim. Babacın imdadımıza yetişip önce seni sonra beni sakinleştirdikten sonra denemeye devam etmem için beni yüreklendirdi.

Ertesi gün tüm ilaçlarını kestik. Vücudundaki pütürleri azaltmak için de bir deneme yaptık. Her akşam kullandığımız Mustela yağ yerine daha önce yüzündeki egzama için kullandığımız Mustela kreme geçtik. SONUÇ: 2 gece masajı sonrası sıfır pütürlük! Belki de seni her akşam köpürte köpürte yıkıyoruz diye biz kuruttuk cildini, yağ da hiç iyi gelmiyordu. Doktor bunu bile sormamıştı saolsun!

Dönerin akabinde 5 gün ara verdikten sonra yine canımın çok çektiği süt ürünlerini denemeye başladım. Kendini bildi bileli ağzına süt sürmemiş, sütün kendisinden nefret eden ama ürünlerine bayılan annen muhallebiyi nasıl götürdü bilemezsin. SONUÇ: yine çok uyanmalı ama kıvranmasız bir gece.

Ertesi sabah kahvaltıda canım çaya bisküvi batırmak isteyince mama sandalyesinden nam nam yapışının verdiği ilhamla senin de eline Hipp Bebe Bisküvisi tutuşturdum. Yiyişini izlemek harikaydı. Kahkalar ata ata, bisküvini eme eme bir hal oldun. SONUÇ: yanaklarında uzun süre beklettiğim bisküvinin içindeki süte rağmen sıfır kızarıklık!

Bisküvi denemesinden sonra hızımı alamayıp evde yoğurt mayalayıp önce ağzının kenarlarına değdirip sonra 2 kaşık da ondan verdim. SONUÇ: sıfır kızarıklık, daha fazla veriyim diye ağlayan sen…

Bu deneysel çalışmalarımı koltuğumun altına alıp büyük bir güvenle bugün 8. ay kontrolün için doktorun Sema Hanım’a gittim. 7.810 gr ve 67,5 cm  ölçülerine göre son kontrolden bu yana 360 gr ve 1 cm büyümüş gözüküyorsun. Ki bu sürenin nerdeyse yarısında diyeti bozmuş olmama rağmen son 3. ayın en iyi büyüme rakamları bunlar. Beklediğimin aksine kararıma saygı duyduğunu, çocuğum için en doğrusunu benim bileceğimi söyledi. Senin için oluşturduğum sık sık ama azar azar yemeklerden oluşan menüyü sürelerini biraz açarak ve yoğurda onay vererek güncelledi. Bir de hala su içmediğini duyunca günde 300 cc su veya bitki çayı içmen için uğraşmamızı istedi. 9. ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin kabaca böyle olacak.

06.30 Kalkış&anne sütü

08.30 Bebelac mısırlı çavdarlı kahvaltı+70 cc anne sütü+2 tatlı kaşığı pekmez+ 1 kibrit kutusu inek peyniri

09.30-11.00 Uyku

11.30  Sebze çorbası

14.00-15.00 Uyku

15.30 Yoğurt+galeta

17.30 1 elma+1 armut+2 bebe bisküvisi( kaka durumuna göre kayısı veya muz da kullanılabilir)

19.00 Milupa 7  Tahıllı+70 cc anne sütü

19.30 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

23.00 Anne sütü(uyku beslenmesi-dream feeding)

02.00 Anne sütü

04.00 Anne sütü

Hali hazırda yoğurdun olduğu öğünde beni emiyorsun. İşe dönmeme 1 ay kala yavaş yavaş bu emmeyi kaldırıp yerine yoğurdu koymayı hedefliyoruz. İşte sağdığım sütle de sabah kahvaltını ve akşam tahılını yiyeceksin. Plan fena gözükmüyor hı?

En uzun ve hararetli konuşmamızı gece kalkışların üzerine yaptık. 4-8 ortalama 6 kalkış ve her birinde emmek isteyen sen, başta ezirmeye direnen ama sonrasında sana kıyamayıp her defasında emziren ben! Bu model gündüzleri dinlendiğim için şimdilik sürdürülebilir olsa da işe döndüğümde kaldıramayacağım için bugünden birşeyler yapılması gerekiyormuş. Eğer işe döndükten sonra gece emzirmeyi azaltmaya çalışırsam senin daha çok tepkini çekermişim. Bu kadın zaten gündüz bıraktı gitti beni şimdi bir de gece emzirmiyor ben gösteririm ona der geceleri zindan edermişsin bana! Bu yüzden gece boyunca en fazla 3 kez emzirecekmişim. Bunun dışındaki seferlerde baban elinde bir biki çayı ile odana girip onunla seni sakinleştirecekmiş! Israrla benden başka birisi tarafından uyutulman gerektiğini söyleyip durdu, bize de gece geç saatlere kadar dışarı çıkmamızı salık verdi. Hem sonra artık bebeklikten çıkıyormuşsun, bu aşırı düzenli ve planlı hayatını biraz esnetmeliymişiz. Aksi takdirde ilerleyen aylarda programındaki en ufak değişiklikte(ki bu sana keyif verecek bir değişiklik de olsa) krizler yaşamamız kaçınılmazmış da filan falan.

Belki söylediklerinin hepsinde haklı, belki değil. Tek bildiğim benim tüm bu söylenenleri biraz sindirmem ve kafamda tartmam gerektiği. Çünkü benim annelik anlayışıma çok aykırı şeyler bunlar. Şu anda iç sesim aslında uyumayı gayet iyi bilen ama dişinin ağrısından uykusundan uyanıp memede sakinleşmek isteyen oğluma bunu çok görmememi söylüyor. Ne bugün ne de 1 ay sonra! Sıkıntın geçtiğinde bunun bir alışkanlık olarak kalmayacağına inanıyorum nedense. İşe başladıktan sonra, yorgunluk başıma vurduğunda böyle düşünürmüyüm onu da bilmiyorum ama şimdilik içsesimi dinlemeye devam edeceğim. Seni sakinleştirecek ilaç bendeyken seni bundan mahrum etmeyeceğim.

Biz hep iyi bir ekip olduk, bunu da halledebiliriz ben inanıyorum canım oğlum benim…

Bir tatlı huzur…

Aradığımda adımı bilen, simamı hatırlayan doktor seviyorum ben. Yoğunluktan beni başından savacak doktor değil! Sorduğum tonla şeye cevap alabilmek için 3 gün uğraşıp, 3.günün sonunda 20 saniyelik bir konuşma yapacağım doktoru hiç mi hiç istemiyorum. Cevap “Hiçbirşey yemeyin, tekrar herşeyi kesin, oğlunuza da hiçbirşey vermeyin!” Aaa hakkaten bunlar benim hiç aklıma gelmemişti! Ya ishal hakkaten demir damlasını kestik diyeyese? Ya başka birşeydense? 9.ayına girerken yediklerin sana az geldiği için az kilo alıyor olmayasın? Ben bunları oturup konuşmak birlikte yorumlamak istiyordum. Ne kolay öyle kes onu bunu demek. Bir veya iki gıdaya (belki!)alerjin var diye dünya nimetlerinin %90’ından ana-oğul geri kalmak, şüphecilikte tavan yapmak, süt bitti stresi yaşamak, mutsuz olmak İS-TE-Mİ-YO-RUM! Tekrar arayıp giydirmek vardı da, artık daha fazla negativite istemiyorum hayatımızda.

2 aydır ne dedilerse yaptım ama içgüdülerim birşeylerin yanlış olduğunu söylüyor. Babanla oturduk konuştuk. Fügen Hanım’a gitmeyeceğiz artık. Hatta başka doktora da gitmeyeceğiz! İkinci, üçüncü görüş alıp kafamızı karıştırmayacağız. Hatta kademeli olarak diyeti ve aldığın ilaçları da keseceğim. Çünkü canım öyle istiyor!

Az önce 3. bakamayıcını da gönderdim. Şimdi işe dönmeme 1,5 ay kala, gönlüme göre birini bulabilecek miyim bilmiyorum. Diyeti bırakmakla doğru yapıp yapmadığımı da bilmiyorum. Tek bildiğim şu anda çok huzurlu olduğum. Bugünlerimiz saçma endişelerle geçemeyecek kadar kıymetli canım oğlum benim. Verdiğim geçici rahatsızlık için özür dilerim…

Zıkkımın kökü

Dün akşam kıymasız domatesli patates yemeği ve domatesli makarna yedim. Bugün ne oldu bil? Sen ishal oldun! Tam 7 kez kaka yaptın. Domates mi dokundu yoksa sütüm artsın diye içtiğim kayısı kompostosundan mı oldu acaba? Demir damlasını kestik o etkilemiş olabilir mi? Yok yok daha keçinin etkilerini atamadık galiba üzerimizden. Yoksa dün durdurulamaz bir hızla emeklemeye başlayıp bütün günü taşların üzerinde bir oradan bir oraya emekleyerek geçirince üşüttün mü? Şimdi domatesi kesmeli mi kesmemeli mi?

Ben bu bitmez tükenmez soruları sormaktan çok sıkıldım. Kafam da çok karıştı. Doktorun Sema Hanım’a telefon açtım. Ben bıdıdı bıdıdı anlatırken kadına fenalık geldi tabi. NİHAN STOP! dedi ve başladı terapiye.

” Kendine gel, sakin ol! Zorlu bir süreçten geçiyorsun, haklısın ama sihirli değnek beklemeden önce sabırlı olmalısın. Ben doktor olduğum halde kendi çocuğumun alerjisinin içinden çıkamadım. Sen de kendi kendine doktorculuk oynama, bu kadar sorgulama.  Sana ne deniyorsa onu yap, belirtileri not al ve doktorunu ara. Bırak onun kafası karışsın, bırak sana ne yapacağını o söylesin. Senin sakin olman gerek, senin sütün bize lazım!”

Telefonu kapattığımda gözümden yaşlar süzülüyordu. Hakkaten bana ne oluyor böyle? Bu ben değilim. Ben normalde sakin bir anneyim, endişeli filan da değilim. Belirsizlik+açlık+uykusuzluk ayarlarımı bozdu! Baban gelip beni gülme krizine sokup fabrika ayarlarıma geri getirdi saolsun.

Telefonda tüm söyleyeceklerimi söyleyemem diye Fügen Hanım’a öyle bir mail döşendim ki! Oh be rahatladım. Şimdi o düşünsün bunların ne anlama geldiğini, hakkaten bana noluyor?  Babana gönderdiğim maili okudum, “Siz en iyisi zıkkımın kökünü yiyin hanfendi” diyecek bence dedi. Düşün yani neler yazdım 🙂

Sabah Can Ali’nin annesi ile konuşup onun başına gelen yeni gelişmeleri duyunca acaba bir doktora daha mı gitsem diye düşünmüştüm. Ama şimdi vazgeçtim. Bu işi daha fazla sorgulayıp iyice kafamı karıştırmayacağım. Biraz daha kafam atarsa tüm ilaçları kesip diyeti bırakıp bir 15 gün  de öyle geçireceğim. Bakalım kilo alman hakkaten diyetten mi yoksa o da mı bir tesadüf?

Suçlu keçi mi?

Bilmiyorum. Bunların hepsi tesadüf mü yoksa suçlu keçi mi? Salı akşamı keçi sütlü dondurma yedim, çarşamba sabahı sen de ben de keçi peyniri yedik. Sen nasıl da ağzını şapırdata şapırdata yedin, oh be dedim içimden. Derken o gün 5 kere kaka yaptın hafif yumuşağımsı. Hadi dedim belki tesadüftür. Perşembe sabahını da aynı şekilde geçirdik. Kahvaltıdan sonra sen yürüyüşe çıktın geldiğinde yanakların pütürlü ve kızarıktı. Soğuktan gelip sıcağa girdin ondan olabilir, 3 aydır büyümediğin için bu mevsimlik alındığı halde sana büyük gelen montunun yanağına değen fermuarlardan olabilir, ya da keçi alerji yapmış olabilir. Hangisi acaba? Akşamına da yine 23.30-01.00 arası çok ağlayınca, keçiyi kesme kararı aldım. Tam da anneanenle keçi sütlü tatlılar serisine başlayacakken yine hevesim kursağımda kaldı.

Bir belirti verir demişti ya Fügen Hanım bunlar belirti herhalde. Niye aramıyorum kendisini? İçimden gelmiyor çünkü. Karşısındayken alamadığım cevabı telefonda alabilir miyim bilmiyorum. Pazartesi  domatesli yemeğe başlayacağım, Cuma domatesin kendisine, sonraki Pazartesi de seni tarttıracağım. Ondan sonra telefon açıp adam gibi konuşacağım, gerekirse Aralık ortasındaki randevumuzu erkene çekeceğim.

Artık durumu kabullenme kararı aldım. Yakın bir gelecekte eski yeme düzenime kavuşamayacağım. Ben değil miyim değiştiremeyeceğim şeylerden şikayet etmeyen? Sustum ve oturdum.

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company