Tag Archives: gıda alerjisi diyeti

Hoşçakal Alerji

10. ay kontrolündeki verilere göre sen bu ay tam tamına 450 gr almış ve 1 cm uzamışsın. 3.320 gr ve 47 cm olarak başladığın hayatına 10 ay 9 gün itibariyle 8.620 gr ve 71 cm olarak devam ediyorsun. Halen 25 pesentilde olsan bile hem büyümendeki ciddi artış hem de alerjik belirtilerinin tamamının yok olması nedeniyle artık alerjimize gönül rahatlığıyla kocaman bir HOŞÇAKAL dedik.

Oldukça katı gıda alerjisi diyetini ve ilaçlarını bırakma kararı alırken doğru yapıp yapmadığımı bilmiyordum. Aldığım karar senin sağlığını ilgilendiren çok büyük bir riskti. Ama annelik içgüdülerime güveniyordum. Doktorlara körü körüne inanmak benim karakterime aykırı. Nasıl gerekmediği halde antibiyotik veren bir doktoru sorgulayabiliyor, eleştirebiliyor ve hatta gitmemeyi tercih edebiliyorsam, çocuğunuzun alerjisi var diyen bir doktorun söylediklerini de sorgulama hakkını kendimde görüyorum. Algıda seçicilik mi bilmiyorum ama son günlerde tedaviye ve diyete rağmen hiçbir  iyileşme göstermeyen öyle çok alerji hikayesi duyuyorum ki, bu bebeklerin hepsinin alerjik olduğuna inanamıyorum bir türlü. Çok ileri belirtileri olan, kanda alerjisi pozitif çıkan çok bariz alerjik bebekler bir yana, bir kısım anne ve bebeğin yok yere mağdur edildiklerini düşünüyorum. Şimdi geriye dönüp gelişimine baktığımda en kötü değerlerimizi ilaç kullandığımız ve katı alerji diyeti yaptığım 6.7.ve 8.aylarda aldığımızı görüyorum.

1.ay—–1.090 gr – 6 cm
2.ay——-980 gr – 3 cm
3.ay——-780 gr – 3,5 cm
4.ay——-520 gr – 4,5 cm
5.ay——-350 gr – 0 cm
6.ay——-270 gr – 2 cm
7.ay——-150 gr – 0,5 cm
8.ay——-350 gr – 1 cm
9.ay——-360 gr – 2,5 cm
10.ay—–450 gr – 1 cm

Niye? Çünkü o dönemde sütüm çok azalmıştı. Ek gıdaları da alerji korkusuyla veremediğimiz için basitçe aç kaldın. Keçi pisliği gibi top top kaka yapardın, ben de sebze çorbasından sanardım. Meğerse doymayan bebek öyle kaka yaparmış. Gözlerimin önünde 20 cc’lere düşen sütüm, kendi açlığım, senin açlığın bir yandan, diğer yandan huzursuz bir sen. O zaman da söyledim böyle önemsiz sağlık problemine razıyım, yeter ki sen iyi ol dedim ama itiraf etmeliyim ki zor günlerdi.

Belirtilere gelince, vücudundaki kızarıklıklar banyo sonrası kullandığımız yağı değiştirince, popondaki kırmızı hare kullandığımız pişik kremini değiştirince, gece huzursuzlukların gecede 8 kez yerine 1 kez emzirmeye başlayınca, kilo alımın demir damlanı 12’ye çıkarıp, diyeti bırakınca artan anne sütüne ek olarak yoğurt dahil yeni şeyler yemeye başlayınca sihirli değnek değmiş gibi düzeldi. Ya bu süre içerisinde senin bağışıklığın arttı ve alerjin geçti ya da hiç alerji olmadın, biz tongaya geldik. Bu sorunun cevabını çok düşünmemeye çalışıyorum. Önemli olan geçmiş, bitmiş olması. Mutlaka bu yaşananların bir sebebi vardı ve öğrendiklerimiz ilerde kullanılmak üzere tecrübe hanemize yazıldı.

Her bebek, her anne, her insan farklıdır. Nasıl insanların yedikleri, içtikleri, kiloları boyları farklıysa, nasıl bazı insanlara su içse yarıyorken bir diğeri dünyayı yerken kilo almıyorsa, bebekler de aynen böyledir. Bebeklerin ne kilolarının, ne boylarının, hatta ve hatta meziyetlerinin karşılaştırılması son derece sağlıksız bir durumdur. Mama yiyen bir bebekle anne sütü alan bir bebeğin gelişimi, kendinden başka hiç bebek görmemiş bir bebekle abisi/ablası olan bir bebeğin motor gelişimini kıyaslamak elma ile armutu kıyaslamaktan öteye gidemez. İkisi de meyve, ikisi de bebek ancak bu sonuç çıkartılabilir. Doktorların da yönlendirmesiyle sürekli çocuğunun kilosunu ve boyunu başkalarıyla karşılaştırıp küçük diye üzülen aileleri duydukça ben kahroluyorum. Sen etrafımızdaki 20’ye yakın bebeğin en küçüklerinden birisin. Senden 6 ay küçük Doruk’tan bile küçüksün düşün yani 🙂 Gel gör ki bu durum beni zerre kadar üzmüyor, bilakis bu durumla dalga geçebiliyorum. Meraklı cüce dedik ondan öyle diyorum. Hatta son teşhisim dünyayı yediği halde hala manken gibi incecik olan anneanene çekmiş olduğun. Zira bana göre fil gibi yemek yiyorsun.

10.ay sonu itibariyle geçtiğimiz ve beni çok mutlu eden yeni yemek düzenin aynen böyle olacak:

07.00 Anne sütü

08.30 Kahvaltı bulamacı (40 cc anne sütü+1,5 kibrit kutusu beyaz peynir+1 tatlı kaşığı pekmez+1 tam yumurta sarısı+1 tatlı kaşığı tereyağı+1 ufalanmış ekmek içi) Bunların hepsini tek tek yediğin gün bulamaç kalkacak.

09.30-11.00 Uyku

12.00  Sebze, protein, karbonhidrat üçlüsünü alabileceğin tuzsuz ev yemekleri (Kabak dolması, kıymalı pirinçli ıspanak yemeği, kıymalı patates ve brokoli, tarhana çorbası ve köfte, kıymalı pırasa ve makarna, yoğurt çorbası ve haşlanmış tavuk ..vs)

14.30-15.30 Uyku

15.30 Meyve+galeta veya  yoğurt+galeta

17.00 İşten gelen anneden taze anne sütü

19.00 Ailecek sofrada, kendi tabağında, kendi elinle yemek üzere evde pişen tuzsuz yemeklerden 1’er yemek kaşığı

19.30 Yiyebildiğin kadar anne sütlü muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Yediklerinden ben sıkılmıştım kimbilir sen neler hissediyordun. Şimdiyse çok heyecanlıyım. Bir gurme gibi herşeyin ama herşeyin tadına bakmanı istiyorum. Döke saça, oran buran yağ içinde yemek yemeyi öğren istiyorum. Seveceğin yemekleri sana pişirmek için sabırsızlanıyorum. Galiba artık büyüdüğünü yavaş yavaş kabulleniyorum…

Bisküvi keyfi

Diyeti bırakma kararı aldığımda elimde sadece 2 veri vardı. Keçi peyniri ve domatesten sonra ishal olmuştun. Sebebin bu gıdalar olduğu da muallak! Hadi bunlara alerjiksin diyelim peki ya diğerleri? 5’er gün arayla herşeyi denemeye karar verdim. Tabii ki ilk yediğim şey döner dürüm oldu. Tıpkı hamileliğim boyunca canım çektiği üzere bu süre boyunca da canım en çok Flamingo Döner istedi. 2 dürüm döneri hüplettikten sonra o geceyi o kadar huzursuz geçirdin ki hemen o an oracıkta pes edebilirdim. İki dakikalık zevkim için için senin kıvranmanı izleyemezdim, belki de doktorlar haklı bense ukalanın ve bencilin tekiydim. Babacın imdadımıza yetişip önce seni sonra beni sakinleştirdikten sonra denemeye devam etmem için beni yüreklendirdi.

Ertesi gün tüm ilaçlarını kestik. Vücudundaki pütürleri azaltmak için de bir deneme yaptık. Her akşam kullandığımız Mustela yağ yerine daha önce yüzündeki egzama için kullandığımız Mustela kreme geçtik. SONUÇ: 2 gece masajı sonrası sıfır pütürlük! Belki de seni her akşam köpürte köpürte yıkıyoruz diye biz kuruttuk cildini, yağ da hiç iyi gelmiyordu. Doktor bunu bile sormamıştı saolsun!

Dönerin akabinde 5 gün ara verdikten sonra yine canımın çok çektiği süt ürünlerini denemeye başladım. Kendini bildi bileli ağzına süt sürmemiş, sütün kendisinden nefret eden ama ürünlerine bayılan annen muhallebiyi nasıl götürdü bilemezsin. SONUÇ: yine çok uyanmalı ama kıvranmasız bir gece.

Ertesi sabah kahvaltıda canım çaya bisküvi batırmak isteyince mama sandalyesinden nam nam yapışının verdiği ilhamla senin de eline Hipp Bebe Bisküvisi tutuşturdum. Yiyişini izlemek harikaydı. Kahkalar ata ata, bisküvini eme eme bir hal oldun. SONUÇ: yanaklarında uzun süre beklettiğim bisküvinin içindeki süte rağmen sıfır kızarıklık!

Bisküvi denemesinden sonra hızımı alamayıp evde yoğurt mayalayıp önce ağzının kenarlarına değdirip sonra 2 kaşık da ondan verdim. SONUÇ: sıfır kızarıklık, daha fazla veriyim diye ağlayan sen…

Bu deneysel çalışmalarımı koltuğumun altına alıp büyük bir güvenle bugün 8. ay kontrolün için doktorun Sema Hanım’a gittim. 7.810 gr ve 67,5 cm  ölçülerine göre son kontrolden bu yana 360 gr ve 1 cm büyümüş gözüküyorsun. Ki bu sürenin nerdeyse yarısında diyeti bozmuş olmama rağmen son 3. ayın en iyi büyüme rakamları bunlar. Beklediğimin aksine kararıma saygı duyduğunu, çocuğum için en doğrusunu benim bileceğimi söyledi. Senin için oluşturduğum sık sık ama azar azar yemeklerden oluşan menüyü sürelerini biraz açarak ve yoğurda onay vererek güncelledi. Bir de hala su içmediğini duyunca günde 300 cc su veya bitki çayı içmen için uğraşmamızı istedi. 9. ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin kabaca böyle olacak.

06.30 Kalkış&anne sütü

08.30 Bebelac mısırlı çavdarlı kahvaltı+70 cc anne sütü+2 tatlı kaşığı pekmez+ 1 kibrit kutusu inek peyniri

09.30-11.00 Uyku

11.30  Sebze çorbası

14.00-15.00 Uyku

15.30 Yoğurt+galeta

17.30 1 elma+1 armut+2 bebe bisküvisi( kaka durumuna göre kayısı veya muz da kullanılabilir)

19.00 Milupa 7  Tahıllı+70 cc anne sütü

19.30 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

23.00 Anne sütü(uyku beslenmesi-dream feeding)

02.00 Anne sütü

04.00 Anne sütü

Hali hazırda yoğurdun olduğu öğünde beni emiyorsun. İşe dönmeme 1 ay kala yavaş yavaş bu emmeyi kaldırıp yerine yoğurdu koymayı hedefliyoruz. İşte sağdığım sütle de sabah kahvaltını ve akşam tahılını yiyeceksin. Plan fena gözükmüyor hı?

En uzun ve hararetli konuşmamızı gece kalkışların üzerine yaptık. 4-8 ortalama 6 kalkış ve her birinde emmek isteyen sen, başta ezirmeye direnen ama sonrasında sana kıyamayıp her defasında emziren ben! Bu model gündüzleri dinlendiğim için şimdilik sürdürülebilir olsa da işe döndüğümde kaldıramayacağım için bugünden birşeyler yapılması gerekiyormuş. Eğer işe döndükten sonra gece emzirmeyi azaltmaya çalışırsam senin daha çok tepkini çekermişim. Bu kadın zaten gündüz bıraktı gitti beni şimdi bir de gece emzirmiyor ben gösteririm ona der geceleri zindan edermişsin bana! Bu yüzden gece boyunca en fazla 3 kez emzirecekmişim. Bunun dışındaki seferlerde baban elinde bir biki çayı ile odana girip onunla seni sakinleştirecekmiş! Israrla benden başka birisi tarafından uyutulman gerektiğini söyleyip durdu, bize de gece geç saatlere kadar dışarı çıkmamızı salık verdi. Hem sonra artık bebeklikten çıkıyormuşsun, bu aşırı düzenli ve planlı hayatını biraz esnetmeliymişiz. Aksi takdirde ilerleyen aylarda programındaki en ufak değişiklikte(ki bu sana keyif verecek bir değişiklik de olsa) krizler yaşamamız kaçınılmazmış da filan falan.

Belki söylediklerinin hepsinde haklı, belki değil. Tek bildiğim benim tüm bu söylenenleri biraz sindirmem ve kafamda tartmam gerektiği. Çünkü benim annelik anlayışıma çok aykırı şeyler bunlar. Şu anda iç sesim aslında uyumayı gayet iyi bilen ama dişinin ağrısından uykusundan uyanıp memede sakinleşmek isteyen oğluma bunu çok görmememi söylüyor. Ne bugün ne de 1 ay sonra! Sıkıntın geçtiğinde bunun bir alışkanlık olarak kalmayacağına inanıyorum nedense. İşe başladıktan sonra, yorgunluk başıma vurduğunda böyle düşünürmüyüm onu da bilmiyorum ama şimdilik içsesimi dinlemeye devam edeceğim. Seni sakinleştirecek ilaç bendeyken seni bundan mahrum etmeyeceğim.

Biz hep iyi bir ekip olduk, bunu da halledebiliriz ben inanıyorum canım oğlum benim…

Bir tatlı huzur…

Aradığımda adımı bilen, simamı hatırlayan doktor seviyorum ben. Yoğunluktan beni başından savacak doktor değil! Sorduğum tonla şeye cevap alabilmek için 3 gün uğraşıp, 3.günün sonunda 20 saniyelik bir konuşma yapacağım doktoru hiç mi hiç istemiyorum. Cevap “Hiçbirşey yemeyin, tekrar herşeyi kesin, oğlunuza da hiçbirşey vermeyin!” Aaa hakkaten bunlar benim hiç aklıma gelmemişti! Ya ishal hakkaten demir damlasını kestik diyeyese? Ya başka birşeydense? 9.ayına girerken yediklerin sana az geldiği için az kilo alıyor olmayasın? Ben bunları oturup konuşmak birlikte yorumlamak istiyordum. Ne kolay öyle kes onu bunu demek. Bir veya iki gıdaya (belki!)alerjin var diye dünya nimetlerinin %90’ından ana-oğul geri kalmak, şüphecilikte tavan yapmak, süt bitti stresi yaşamak, mutsuz olmak İS-TE-Mİ-YO-RUM! Tekrar arayıp giydirmek vardı da, artık daha fazla negativite istemiyorum hayatımızda.

2 aydır ne dedilerse yaptım ama içgüdülerim birşeylerin yanlış olduğunu söylüyor. Babanla oturduk konuştuk. Fügen Hanım’a gitmeyeceğiz artık. Hatta başka doktora da gitmeyeceğiz! İkinci, üçüncü görüş alıp kafamızı karıştırmayacağız. Hatta kademeli olarak diyeti ve aldığın ilaçları da keseceğim. Çünkü canım öyle istiyor!

Az önce 3. bakamayıcını da gönderdim. Şimdi işe dönmeme 1,5 ay kala, gönlüme göre birini bulabilecek miyim bilmiyorum. Diyeti bırakmakla doğru yapıp yapmadığımı da bilmiyorum. Tek bildiğim şu anda çok huzurlu olduğum. Bugünlerimiz saçma endişelerle geçemeyecek kadar kıymetli canım oğlum benim. Verdiğim geçici rahatsızlık için özür dilerim…

Zıkkımın kökü

Dün akşam kıymasız domatesli patates yemeği ve domatesli makarna yedim. Bugün ne oldu bil? Sen ishal oldun! Tam 7 kez kaka yaptın. Domates mi dokundu yoksa sütüm artsın diye içtiğim kayısı kompostosundan mı oldu acaba? Demir damlasını kestik o etkilemiş olabilir mi? Yok yok daha keçinin etkilerini atamadık galiba üzerimizden. Yoksa dün durdurulamaz bir hızla emeklemeye başlayıp bütün günü taşların üzerinde bir oradan bir oraya emekleyerek geçirince üşüttün mü? Şimdi domatesi kesmeli mi kesmemeli mi?

Ben bu bitmez tükenmez soruları sormaktan çok sıkıldım. Kafam da çok karıştı. Doktorun Sema Hanım’a telefon açtım. Ben bıdıdı bıdıdı anlatırken kadına fenalık geldi tabi. NİHAN STOP! dedi ve başladı terapiye.

” Kendine gel, sakin ol! Zorlu bir süreçten geçiyorsun, haklısın ama sihirli değnek beklemeden önce sabırlı olmalısın. Ben doktor olduğum halde kendi çocuğumun alerjisinin içinden çıkamadım. Sen de kendi kendine doktorculuk oynama, bu kadar sorgulama.  Sana ne deniyorsa onu yap, belirtileri not al ve doktorunu ara. Bırak onun kafası karışsın, bırak sana ne yapacağını o söylesin. Senin sakin olman gerek, senin sütün bize lazım!”

Telefonu kapattığımda gözümden yaşlar süzülüyordu. Hakkaten bana ne oluyor böyle? Bu ben değilim. Ben normalde sakin bir anneyim, endişeli filan da değilim. Belirsizlik+açlık+uykusuzluk ayarlarımı bozdu! Baban gelip beni gülme krizine sokup fabrika ayarlarıma geri getirdi saolsun.

Telefonda tüm söyleyeceklerimi söyleyemem diye Fügen Hanım’a öyle bir mail döşendim ki! Oh be rahatladım. Şimdi o düşünsün bunların ne anlama geldiğini, hakkaten bana noluyor?  Babana gönderdiğim maili okudum, “Siz en iyisi zıkkımın kökünü yiyin hanfendi” diyecek bence dedi. Düşün yani neler yazdım 🙂

Sabah Can Ali’nin annesi ile konuşup onun başına gelen yeni gelişmeleri duyunca acaba bir doktora daha mı gitsem diye düşünmüştüm. Ama şimdi vazgeçtim. Bu işi daha fazla sorgulayıp iyice kafamı karıştırmayacağım. Biraz daha kafam atarsa tüm ilaçları kesip diyeti bırakıp bir 15 gün  de öyle geçireceğim. Bakalım kilo alman hakkaten diyetten mi yoksa o da mı bir tesadüf?

Bu ne perhiz bu ne alerji?

Şu kısacık annelik tarihimin en sıkıntılı günlerini yaşıyorum herhalde canım oğlum benim. Böyle sıkıntılara itirazım yok tabii ki, çok şükür demeden anlatmaya başlamak istemem.

Ben birşeylerden şikayet etmedikçe, daha doğrusu etmemeyi tercih ettikçe herkes senin bir melek olduğunu düşünedursun işin aslını sadece sen, ben ve baban bilebiliyoruz. İlk diş sancılarınla başlayan alejik sıkıntılarınla devam eden bu süreçte, tam 2 aydır gecede en az 4, en fazla 9, ortalama 6 kez kalkıyorsun. Ya emiyor ya da bağırsaklarındaki hareketlilik nedeniyle kıvranarak 1-1,5 saat boyunca ağlıyorsun. Aslında bunlar bize çok tanıdık, ilk iki ayını da böyle geçirmiştik. Başta salgılanan hormonlardan mıydı yoksa mutluluk sarhoşluğundan mı bilmiyorum ama ben bu kadar yorgun hissetmiyordum kendimi o zamanlar. Şimdi leyla gibi geliyorum odana, hafiften duvarlara çarparak! İyi ki diyorum iyi ki henüz işe gitmiyorum.

Gelgelelim diğer konuya, AÇIM! Üstelik alışık da değilim. Yedim, aylardır öyle güzel beslendim ki. Şimdi yiyebildiklerim bazılarına aman canım ne var dedirtsede ben bu konudan oldukça muzdaribim. Mesela tatlılar yok hayatımda. Hamileyken şaşırtıcı şekilde canım en sevdiğim şeyi tatlıları istememiş, ama seni doğurduktan hemen sonra çılgınca yemeye başlamıştım. Şimdi yiyebildiğim tatlılar anneanenin süt yerine gazozla ve yumurtanın sadece sarısını kullanarak yaptığı sade kek, suyla yapılan irmik helvası ve yeni deneyeceğim şekerpare ile ayva tatlısı. Tabi hepsi zeytinyağlı. Gerçi ben tatlıya tatlı demem içinde çikolata olmadıkça ya neyse! Domates yasak olduğu için sebzelerden enginar, kereviz ve pırasa yiyebiliyorum. Diğer sebzeleri de biber salçasıyla yapmak mümkün tabi ama bünye alışmış bir kere hastane yemeği gibi geliyor tatları, suyun içinde yüzen sebzeler! Çorbalar da sınırlandı haliyle sadece mercimek ve sebze çorbası içebiliyorum. Yoğurt, süt, krema kendileri yasak olduğu gibi bir de dahil oldukları çorbalar yasak. Baklagiller biber salçası ile nispeten yenilebilir olduğundan mercimek, nohut var protein namına. Zira Dana eti YASAK. Hamilelikte tavan yapan kırmızı et aşkım, doğumhanede bile sayıkladığım iskender yasak, köfte yok, hamburger yok, bonfile yok, mantı yok. Kuzu eti var, ama yiyebilene. Aç kalınca insan herşeyi yer derler ama yok ben yiyemedim kuzu şiş, kuzu külbastı denedim, sevenlere saygı duymakla beraber bana plastik çiğniyormuşum gibi geldi ki kokusundan bahsetmiyorum bile. Adana kebap sırf kuzudan yapılıyor diye diretiyor baban, bizim kebapçının ustasıyla konuşacağım eğer öyleyse kimse tutmasın beni her akşam yiyebilirim. Tavuk ve balık serbest. İçimde tavuk ve hamsi ağacı çıkacak yakında. Bir tavuklu pilav, bir hamsili pilav yiyorum değişik olsun diye. Pirinç, bulgur ve ucuz makarnalar serbest. Pahalı janjanlı makarnalarda yumurta varmış diğerlerinde yokmuş. Patates kızartması serbest. Karbonhidratın dibine vurmuş vaziyetteyim anlayacağın. Meyvelerden elma, armut serbest niyeyese canım istemiyor, aklım hep mandalina da kivi de ananasta! Zırt pırt atıştırdığım ceviz, fındık, badem üçlüsü yasak olduğu gibi süt yapan dut kurusu da yok. Peynirsiz bir hayat düşünemiyorum derdim hep, artık düşünebiliyorum, hatta düşünmekle kalmıyorum bizzat idrak ediyorum. Simit peynir, domates üçlüsü olmadan kahvaltı mümkünmüş. Haftasonları kahvaltıya gitmek kabusum oldu resmen. Tabi buna kahvaltı denirse zeytin tanecikleri ve ayva reçeli. Sabah sabah sinirlerim bozuluyor o tabağı gördükçe. Zaten ilk başlarda neye elimi uzatsam yiyemediğimi fark edip, hiçbirşey yememeye başlamıştım ki sağdığım süt 20 cc’ye kadar düşünce  anneanen gelip olaya el koymuştu.

Bir yandan da süt stresi var. Yaşıtların yoğurdun, muhallebinin kitabını yazarken, senin bunları yiyeceğin günler ufukta bile gözükmüyor. Beslenemiyorsun diye endişeli değilim. Biliyorum ki ilk 1 yıl anne sütü ana besin, diğerleri tadımlık. Varsayalım ki sevmedin ondan yemiyorsun. E peki ya anne sütü biterse ne yapacağız? Non-alerjen mamalar varmış ama bunca ay emen bir çocuğun onun tadına alışması çok zormuş. Hadi şimdi evdeyim zırt desen emiyorsun zurt desen emiyorsun da işe dönünce ne olacak? Zaten şimdi stok yapamıyorum bir de işe dönünce sana süt getirememekten korkuyorum. Plan şuydu: zaten 10 aylık olacaksın, gün içi tonla şey yiyeceksin, sabah çıkmadan, akşam gelince ve gece boyunca emzirirsem süt getiremesem de sorun olmayacaktı. Şimdi sadece öğlen sebzen, akşamüstü meyven var. Onun dışında hep anne sütü veya anne sütüyle yapılmış ek besinler ( 7 tahıllı, sütsüz pirinçli, mısırlı çavdarlı)yiyorsun- ki bunları ne kadar yediğin tartışmalı. Gerçi iyi oldu bana, ben değil miydim sebze çorbasına başlayınca mutsuz olan, benden ayrılıyorsun gibi hisseden, al bana işte tıpkı ilk günlerdeki gibi yapıştık yine. Neden gece seni bırakıp çıkmıyormuşum, neden gündüz kendimi sokaklara vurmuyormuşum? Peki sen uyanınca ne yiyeceksin biri bana bunu söyleyebilir mi? Sana olan düşkünlüğümün kulislerde “Ama bu da sağlıklı değil canım” dedikodularına sebep olsa da ben gayet iyiyim. Hey gidi ne günlere geldik çocuğundan bunalmak normal, bunalmamak endişe verici!

Tüm bunların hepsinin üzerine işe dönmeme az kalmasınının ve hala ısrarla bakıcına alışamamış olmamın yarattığı sıkıntıyı da ekle. İşte tam  bu ruh hali içerisinde bugün Fügen Hanım’a kontrole gittik.  Kilo almadıysan ne yapacağıma karar vermeden önce Saray Muhallebicisini yağmalama kararı aldım yolda giderken.

Amaaaa sen 13 günde 230 gr almış ve 1,5 cm uzamışsın. Bu son 3 ayın rekoru 🙂 Aynı hızla 1 aya tamamlarsak 450 gr ve 3 cm civarı birşey olur ki 8. ay için gayet iyi bir kilo alımı bu. En azından emeklerim boşa gitmemiş. Sonra Fügen Hanım profesörlüğünü gösterdi ve ilk seferin aksine beni hiç tatmin etmeyecek 3-5 laf edip bizi sepetledi. Kan testlerin tamamen temiz, alerjinin a’sı ble yok değerlerde. Semptomları takip edeceğiz dedi. E neden yaptık o zaman testleri diye çıkışınca çıksa fena mı olurdu bilirdik dedi. Hani vardır ya, ya çıkarsa? Öyle bir davrandı ki sanki senin hiçbirşeyin yok ben de panik yapan anneyim. Sanki konu çözüldü, boşuna vaktini alıyoruz!

Zantac ve demir damlasını kesiyoruz, sabah ve akşam 7 damla Zaditen başlıyoruz. Tek tek alerjen olduğunu düşündüğümüz besinleri yemeye başlıyoruz. 5 gün sen de ben de keçi peyniri yiyecekmişiz, sonraki 5 gün ben domatesli yemek, sonraki 5 gün bizzat domatesin kendisini yiyip 15.günün sonunda kendi doktorumda seni tarttırıp ona bilgi verecekmişim. Bu arada bu yediklerin dokunursa kesecekmişim. Nasıl anlayacağım dokunduğunu? Mutlaka anlarsın! Fügen Hanımcım bu çocuğun vücudundaki pütürler geçmedi, poposu hala kızarık, geceleri hala uyumuyor, semptomlar hiç azalmadı ki ben bunlar dokununca anlayayım? Mutlaka bir belirti verir! İyi dedik çıktık. Babanda ve anneanende bir bayram havası, bense durgun ve kafası karışık. Bu işten tek anladığım alerjin ciddi boyutta değil ve ben bugün Mado dondurma yiyebilirim. Sevmiyorum işte profesör sevmiyorum!

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company