Tag Archives: doğum hikayen

Nasıl doğdun?

12 Mart’taki son doktor kontrolümüzden biraz moralim bozuk çıkmıştım. Şiddeti 80’i bulan düzenli kasilmalar ve nerdeyse 10 gündür 1 cm’de duran bir rahim açıklığı! Kendi kendine geleceğine dair inancımı kaybetmiştim. O akşam, aynı gün doğmanı çok isteyen dedeciğinin doğumgünü için onlara gittik. Ben yine hiç doğuruyor gibi değildim. Gece eve döndük ve yatarken saat 1 gibi nişanın geldiğini gördüm. Bu, 1 gün içinde de 1 hafta içinde de doğuruyor olabileceğim anlamına geliyordu. Hemen salona gelip babana söyledim. O da x-box live’da oyun oynadığı kirve-enişten Alper’e söyledi. Ama ikisi de beni pek ciddiye almadılar. 39+4 te gelen nişanın 1 hafta sonra değil de daha yakın bir zamanda doğacağının işareti olduğunu düşünerek huzur içinde uykuma daldım. Sabah 5.30 da tuvalete kalktığımda hafif bir regl sancısı vardı. Saymaya başladım, 15 dakkikada bir 40 saniye süren sancılarım vardı. Ama şiddeti 10 üzerinden en fazla 2 alabilirdi benden. 1 saat sonra sancilar 8 dakikada bire inince gülümsemekten kendimi alamadım. Dışarda muhteşem bir güneş, doğmak çin harika bir gün seçtin oğlum dedim. Babanı uyandırdım, Dilek‘i aramamı söyleyip uyumaya devam etti 🙂 O kadar iyi biliyordu ki daha doğuma saatler olduğunu hiç panik yapmadı. Canım yoga hocam Dilek’e mesaj gönderdim. 1 saat sonra bizdeydi. Kapıdan girer girmez yanlış alarm vermediğimi umduğumu çünkü sancının çok hafif olduğunu söyledim. O da yanlışsa canın saolsun dedi ve ilk muaynemi senin odanda yaptı. Açıklık 3 cm olmuş, evet doğum başlamıştı. Bense hala inanamıyordum. Hemen doktorunu aradım. Hastanede olmadığı yegane cumartesiyi seçtiğim için beni tebrik etti. Telefonla takip edeceğini, işi biter bitmez de geleceğini söyledi. Dilek yanımda olduğu için çok problem etmedim bu durumu.

Bir duş aldım, sakin sakin hazırlandım, uzun süre yemek yiyemeyeceğimi bilerek güzel bir kahvaltı yaptım. Babacığın da aynı şekilde sallana sallana hazırlandı, duşunu aldı, kahvaltısını etti. Hatta keyif kahvesi ve sigarasını bile içti. Doğuma bu kadar sakin gideceğimizi adım gibi biliyordum. Baban, ben, Dilek saat 10 civarı köprüdeydik. Güneş içimizi ısıttı, boğaz herzamankinden daha güzeldi. Filmlerdeki gibi değilmiş dedi baban, çığlık çığlığa bir durum yokmuş 🙂

Hastaneye vardık. Başka bir doktor muaynemi yapıp yatışımı verdi. O zaman inandım ki gerçekten doğuruyorum. Doğumla ilgili, doktorunla mutabık kaldığımız bazı hususlar vardı. Suni sancı almadığım sürece serum takılmayacak, sürekli NST’ye bağlanmayacağım, mobil olmama izin verilecek ve ben istemediğim sürece kimse epidural sormayacaktı. Bunların karşılığında doktorun tek birşey istemişti o da hastaneye girer girmez sancım artmadan epidural için kateterin takılması. Bir noktada epidural isteyeceğime emindi sanki. Ya da bir terslik olur da sezeryane dönersek genel anestezi almama gerek kalmasın diye istedi bunu. Ben de kabul etmiştim. Sırtımı kedi kamburu yaptım ve kolayca takıldı kateter. Kolumdaki damar yolu açılırken daha çok acımıştı, öyle diyeyim sana.

Gerçi doktorun geç gelince benim tercihler gümbürtüye gitti ama olsun. Nöbetçi doktor hastane prosedürü dedi başka da bişe demedi. Dayadı serumu ve devamlı NST istedi. Bense moralimi bozmamaya kararlıydım, peki dedim.

Yavaş yavaş herkes damlamaya başladı hastaneye. Uzun süreceğini biliyor bu yüzden de bana endişeli gözlerle bakan kimseyi istemiyordum aslında ama ne yapalım. Saat 3 ‘e kadar güle oynaya, herkesle muhabbet ede ede sancılarımı çektim. Nöbetçi dr muayne edip de hala 3 cm’de olduğumu görünce doktorunla konuşup suni sancı almama karar verdiler. En istemediğim şey oluyordu işte.  Normal sancılar gelirken vücüt onlara baş edecek gücü de veriyor oğlum, ama suni sancı başka birşey! O kadar almak istemiyordum ki vücüdum şiddetli bir kusma isteğiyle tepki verdi suni sancılara ve bu senin annen deli gibi korkar kusmaktan! Ama mecburen kustum tabi.

Saat 6’ya kadar  pilates topu üzerinde, tepemde serum, karnımda NST tolere edebildiğim sancılar daha sonra ciddi şekilde artmaya başladı. Son kozumuzu oynamak üzere hipnoterapimizi yapmaya başladığımızda aniden odaya dalıp, ışıkları yakıp “Ben bi muayne edicektim deeeee” diyen nöbetçi doktor sayesinde tüm konsantrasyonum bozuldu. Akabinde suyum geldi. Suni sancıyı yedim, olay doğallıktan çıktı, battı balık yan gider diye epidurali istedim ama artık çok geç kalmıştık. Bir deneme dozu yaptılar bana mısın demedi. Sadece şiddetli bir titreme geldi ki, o da kendimi rahatlatmama iyice engel oldu.

7’de doktorun geldiğinde 5,5cm’deydik ve onu görmenin rahatlığıyla kontrolümü iyice kaybettim. Ama her işte bir hayır vardır ki, epidural olmadığı için 1 saat içinde anormal bir hızla 10 cm’e geldim ve ne olduğumu anlayamadan kendimi doğumhanede buldum. Doğumhaneye giderken verilen morfin sayesinde ve işin zor kısmını atlatıp kolay kısmına geldiğimizi bilerek huzurla gittim oraya. Bu arada sen hep uslu durdun. Tehlikede olduğuna dair en ufak bir mesaj vermedin. Ben de sana kavuşacağımı hayal ederek hiç isyan etmedim. Biraz bağırmış, artık dayanamıyorum demiş olabilirim ama katiyen beni sezeryane alın filan demedim 🙂

Doğumhane kısmı o kadar büyüleyiciydi ki yaşanan herşeye değermiş dedirtti. Epidural olmadığı için sancıları ve birlikte gelen ıkınma hissini gayet güzel algılıyor, içgüdüsel olarak ıkınyordum. Aylardır yaptığım yoga ve nefes teknikleri sayesinde, Dilekciğimin de büyük yardımıyla 10 dakika içinde 3. ıkınmada içimden balık gibi birşey kaydı. Ve sen karşımdaydın! O kadar güzel, o kadar hayal ettiğim gibiydin ki gözlerimden akan yaşlara engel olamadım. Kelimelerle ifade etmek çok zor o an hissettiklerimi. Müthiş bir huzur, başarmış olmanın gururu, seni görmenin büyüleyiciliği,  inanılmaz bir mutluluk, babacığının güzel sözleri, hepsi rüya gibiydi. Kadın olmanın ne kadar ulvi birşey olduğunu, taa derinlerde biryerde bir egomun okşandığını hissettim. Anne olmuştum, aile olmuştuk…

Sen de hemşireler seni temizlerken, meraklı cüceliğine yakışır bir şekilde direkt bana baktın, gözlerimin taa içine, sanki görür gibi…Sonra babacığınla sen çıktınız, biz de doktorunla geyik yapa yapa 1.5 yoğurtlu iskender hayalleriyle 3 dikişimi bitirdik.

Planladığımız kadar doğal olamasa da, kendi istediğin gün normal yollarla dünyaya gelebildiğin için çok mutluyum canım oğlum, Demirim benim. Söylemiştim sana biz iyi bir ekibiz ve dünya döndükçe de öyle olacağız. Hoşgeldin hayatımın anlamı…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company