Tag Archives: bebekle Bodrum tatili

iPhone’a emanet

30 Eylül sabahı İstanbul’a bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken biz havaalanına doğru yola koyulduk. Bu seferki rotamız Bodrum Rixos’tu. Torba’ya 2 km uzaklıkta tepelik bir koya konuşlanan bu oteli, babanın toplantısı için gidiyor olmasak pek de tercih etmezdik sanırım. 5 yıldızlı otel sevmiyor oluşumuz bir yana, yokuşları nedeniyle çocukla çok rahat edilecek bir yer olmadığını söyleyebilirim. Her ne kadar günde 3 posta yokuş tırmanmaktan bacaklarımız tutulsa da güzel hava sayesinde harika bir hafta sonu geçirdik. Sabahları nispeten serin, öğleye doğru gayet güzel ısınan, akşamları ise limonata gibi olan hava sayesinde Ekim’de Bodrum başkaymış diyenleri gayet iyi anladık.

İlk kesintisiz uykunun hemen ardından bu seyahate çıktığımız için biraz tedirgin olsam da uyku konusunda en ufak bir sorun yaşamadık. Sezonun son denizine girdiğini bilirmişcesine her denize girdiğinde çıkmak bilmedin. “Anne bıyaaaaak” nidalarıyla beni ittirip kendi kendine kolluklarınla yüzmeye çalışıp, heyecandan ağzını kapatmayı unutunca bol bol su yuttun. Sabahları deniz sefası sonrası evde pek görmeye alışık olmadığımız 3 saatlik öğle uykularından patlatıp bizi çok dinlendirdin. Hayatında ilk kez bir otelin Mini Club’ında vakit geçirdin. Senin yaş grubunu ebeveynsiz almadıkları için sana eşlik ettim ama süs bitkisi şeklinde orada dikildim. Emmeyi bıraktıktan sonraki ilk uçak yolculuğumuz olmasına rağmen, gidiş de dönüş de gayet sorunsuz geçti.

Bu tatilin en önemli gelişmesi seni uyuttuktan sonra odamızda bırakıp babanla yemeğe gidebilmemizdi. Böyle bir şeye nasıl cesaret ettiğimizi açıklayana kadar, etrafımızdakilerin “Çocuğunuz nerede?” diye sorarkenki meraklı ve iğneleyen bakışlarını hiç unutmayacağım. Resmen gaddar anne&baba damgası yedik. Ya ben çok rahatım ya da insanlar gerçekten çok pimpirikli bilmiyorum.

Birkaç ay önce ÇokBilmiş’in bu yazısında gördüğüm şu uygulamayı hemen indirmiş ve denemeyi kafama koymuştum. Kısmet bu tatileymiş. Aslında Baby Moniyor&Alarm uygulaması bir bebek telsizi vazifesi görüyor. Klasik bebek telsizlerinden tek farkı herhangi bir mesafe kısıtı bulunmaması. Bebeğin yattığı odada bebeğe mümkün olduğunca uzak bir noktada sarja takılmış bir iphone bırakıyorsun, eğer bebek ağlarsa daha önceden tespit ettiğin bir numaraya otomatik telefon açıyor. Bebeğinin yanına gidene kadar ne şiddette ağladığını veya gerçekten ağlayıp ağlamadığını kontrol edebiliyorsun.

Uygulamayı kullanmak çok basit. Önce ayarlar(settings) bölümünden aranacak telefon numarası(alert phone) seçiliyor. Tabii ki telefon rehberi içerisinden birini seçebiliyorsun. Uygulamanın sese karşı duyarlığınını(sensor sensivity) ayarlayabiliyor, özellikle gürültülü bir yerdeysen duyarlılığı en düşük seviyeye getirebiliyor ya da en ufak sese bile devreye girsin istiyorsan en yüksek seviyeye ayarlayabiliyorsun. Daha sonra gelişmiş ayarlar(advanced settings) bölümünden alarmı kurar kurmaz kaç saniye içerisinde odayı terk etmek istediğini(time to leave the room) seçiyorsun ki sıvışma anında çıkan sesleri algılamasın. Her gık sesini ciddiye almasın diye bir de kaç saniyelik kesintisiz ses duyduktan sonra(alarm after) telefon açmasını istediğini belirtiyorsun. Bir güzel özelliği daha var ki “koy başını, yat bakayım aşağıya..vb.”anne sesini kayıt edip ilk ağlamanda bunu devreye sokabiliyor(replay mummy’s voice), halen ağlaman devam ediyorsa telefon açmasını sağlayabiliyorsun(after mummy’s voice). Dilersen anne sesi yerine ipod’dan sevdiğin bir ninniyi de seçebiliyorsun. Aktivite geçmişi(activity log) sayesinde kaç dakika kesintisiz uyuduğunu, eğer mırıldandıysan kaç saniye mırıldandığını görebiliyor, dilersen bu seslerin detayını dinleyebiliyorsun. Kısacası herşey düşünülmüş. Uygulamanın tek kötü yanı var ki-bunu uygulamayı geliştirenlerin bilerek yaptığını düşünüyorum- bir kere ses duyar ve telefon açarsa telefonda bebeğinin ağlamadığını görüp kapasan bile tekrar devreye girmiyor. Sanırım bu uygulamanın bir bebek bakıcısı olarak algılanmaması, sadece bebeğe ulaşmanın mümkün olduğu ortamlarda kullanılmasını istedikleri için böyle bir önlem almışlar.

Çalışıp çalışmadığına ilişkin birkaç deneme ve restoran-oda depar süresine(1 dk 30 saniye) ilişkin testlerden sonra biz bu uygulamaya güvendik. Seni herzaman yatırdığımız üzere saat 8 gibi yatırdık, 15 dakika daldığından emin olmak için bekledik ve sürekli otel odasına tıkılmak zorunda kalan anne&baba olarak makus talihimizi yenip kendimizi dışarı attık. İlk gece insanların dehşet dolu bakışları altında bir güzel akşam yemeğimizi yedik. İkinci akşam uygulamanın namı almış yürümüş herkese ballandıra ballandıra detayları anlatırken birden telefon çaldı. Ufak çaplı bir heyecan yaşasam da telefondan ağlama sesin gelmediği için sakince odaya gittim. Girer girmez ne olduğunu anladım. O sırada başlayan canlı müzik neredeyse odamızın içinde çaldığından uygulama sürekli ses algılıyor(noise detected) ve arama yapıyordu. Buradan anlamış olduk ki dış sesin fazla şiddetli olmadığı yerlerde denemekte fayda var. O akşam tekrar çıkamadık ama olsun bu uygulamanın değil müziğin kabahatıydi.

Burada Steve Jobs’ı rahmetle anmadan edemeyeceğim. Onun gibi bir dahi sen büyüyene kadar bir daha bu dünyaya gelir mi bilmiyorum ama hayatını okumanı ve onun bakış açısını anlamanı çok isterdim. Kendisi iphone/ipad’i icat etmeseydi hayatımızın daha ne kadar kolaylaşabileceğini asla bilemeyecektik. Sen bu satırları okurken, “Amaan anne sen bunlara kolaylık mı diyorsun? Bizim i-robot’umuz çocuğu pıpışlayıp geri uyutuyor!” mu diyeceksin ne diyeceksin bilmiyorum ama ben televizyonu siyah&beyaz seyretmiş bir kuşak olarak içinde yaşarken bile teknolojik gelişmelere şaşırabiliyorum.

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company