Tag Archives: aşı takvimi

Ni-yeeeee?

Sen misin bu ay doktora gitmek istemeyen der gibisinden, kızamık salgını şüphesi ile 9-12 ay arası tüm çocukların aşılanması, 12. aydan sonra ikinci doz aşılanması gerektiği ile ilgili Sağlık Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi. Hemen doktorunla konuştuk ve gerçek aşı tarihine 17 gün olmasına rağmen aşıyı yapma kararına vardık. Tekrarı konusunu bir dahaki ay konuşacağız. Yaşıtlarının anneleri ile de bir telefon trafiği çevirdik ve herkesin aynı yönde karar verdiğini öğrendik. Çocuk yetiştirme konusunda beni deli eden iki başlı yaklaşımların bir diğeridir aşı konusu. Kimi hiç aşı yaptırmamayı tercih eder, kimi de aşı takvimine uymayı. Senin anneannen yıllar yıllar evvel aşıların kötü şöhreti nedeniyle bizleri aşılatmamış bedelini tüm çocuk hastalıklarını hastanelik olacak kadar ağır geçiren çocuklar ile ödemiştir. Bakınız ben, 6 yaşında kızamık olduğumda nefes borumun tıkanması sonucu neredeyse ölüyormuşum, evdeki oksijen tüpü hala gözümün önündedir. Bu nedenle ben aşı yaptıran ikinci gruba dahilim. En doğrusu da budur diyemem ama bizim şartlarımızda en akla uygunu buydu diyebilirim.

Neyse bugün aşını olmaya gittiğimizde, herhangi bir enfeksiyon riskine karşı tüm kulak, burun, boğaz muaynen yapıldı sorun yok. Hemen hemen hiç mızırdanmadan aşını da oldun. Bir de gitmişken tekrar tartalım dedi. Seni tartıya koymamızla ufak çaplı bir şok yaşamamız bir oldu. Sadece 5 gün önce yapılan son tartında 8.900 gr çıkan sen 8.710 gr’a düşmüşsün. Nerdeyse 1 ayda aldığın kiloyu 5 günde geri vermişsin. Gözlerime inanamadım. Son 2 gündür kahvaltını etmiyor, akşam muhallebini yemiyordun ve gece huzursuzdun. 7.dişin geliyor diye hiç umursamıyor, yemek istemediğin öğünü atlıyorduk, bir sonrakini garanti yiyordun. Bunu çocuğu güzel yiyen ve kilosu iyi giden bir anne çok daha kolay söylüyordur eminim ama ben senin bunca küçüklüğüne rağmen yemek konusunda ısrarcı bir anne değilim, olmayacağım da. Sen ye diye televizyon açmam, reklamları kayıt edip seni hipnotize etmem, peşinde kaşıkla dolaşmam,  en fazla önüne kitap veya oyalanabileceğin bir oyuncak koyarım ki bu da mama sandalyesinde oturmaktan bir süre sonra sıkıldığın içindir. Tekrar tekrar sordum doktoruna benim bu yaklaşımda olmamın çocuğuma bir zararı var mı, zorla ya da hileyle yedirmeli miyim diye. Kocaman bir HAYIR dedi. “Söz konusu ilaç içmekse(demir damlası, vitamin vb.) her türlü zorlamayı yapabilirsin çünkü istemediği için ilaç içmeyebileceğini öğrenmesi hoş olmaz ama söz konusu yemekse dilerse yemeyebilir. Senin bu dönemde yapacağın, her gün her öğün aynı şeyi yedirmek pahasına ne yemek istiyorsa sürekli onu sunmaktır.” Böyle deyince bana dank etti biz öğünü atlamayacağız onun yerine gerekirse kahvaltıda da sebzeli tavuklu şehriye çorbası içeceksin.

Bu arada aynen tahmin ettiğim gibi 7. dişini doktorun buldu,  bugün çıkmış alt sol yan kesici. Asıl enteresan haber köpek dişlerinden önce üst 2 azının da aynı anda geliyor olması. Yani tüm suçlu dişler büyük ihtimalle. Ama yine de üzüldüm be oğlum ya. Niye çocuğun kilosuna taktı diye doktoruna kızarken kendimi de ni-yeeeee diye sorarken buldum. Diğer taraftan bir itiraf da doktorundan geldi “Bu kadar mutlu, huzurlu, yapması gereken her şeyi zamanında yapan, güzel uyuyan, gürbüz yaşıtları hastalıktan kırılırken daha hasta bile olmayan en sağlıklı çocuğum Demir  niye kilo almıyor bulamazsam çatlayacağım” dedi.

Pazartesi günü kan tahlillerini yaptıracağım. Umarım bu işin altından hiçbir şey çıkmasın, varsın biz çatlayalım.

5.ay biterken

5. ayını tatilde doldurmuş olmanın anlam ve önemine uygun olarak bu ayki fotoğrafın mayolu olsun istedim.

Doktorunla aynı anda İstanbul il sınırları içinde olmayı başaramadığımız için 5.ay kontrolüne ancak bugün gidebildik, yani sen 5 ay 12 günlükken. Kilon 7.050 gr, boyun 64,5 cm olmuş. Kısacası bu ay pek büyümemişsin oğlum, sadece 355 gr almış ve yarım santimcik uzamışsın. Başka doktora gidiyor olsaydık(mesela geçen ay gittiğimiz işgüzar doktor), bu değerlerle elimizde kutu kutu mamalarla dışarı çıkardık herhalde!  Ama sevgili doktorumuz Sema Hanım bu durumu umursamadı bile. Bu sıcaklarda ve bu kadar hareketliliğe gayet normalmiş. Ortalama bebek olarak %50′lik persentilde hayatına devam ediyorsun. Sadece anne sütü alan bebeğin yeterli beslenip beslenmediği aldığı kilo ile değil huzurlu olup olmadığı, gece uyuyup uyumadığı ile ölçülürmüş. Biz ikisinden de kocaman birer geçer not alıp anne sütümüze aynen devam ediyoruz.

Yalnız biraz vitamin takviyesi yapacakmışız. Adın Demir olabilir ama günde 8 damla demir takviyesi ve 5 ml de herşey dahil vitamin şurubu Vitagil alacaksın. Doğduğundan beri günde 4 damla aldığın Devit-3 biter bitmez de onun yerine 2 çay kaşığı suyla ezilmiş D-Flor almaya başlayacaksın. Vitaminlere çok inanmayan biri olarak söz konusu sen olduğunda bu konuda önyargılı olamamaya karar verdim. Gelişimine bariz bir katkısı olmazsa gerekliliği konusunu tartışmaya açacağım.

Ailede akdeniz anemisi olması nedeniyle bu ay kan alınacaktı, benim alerjik bünyem eklenince, hadi bir de demire bakalım derken uzun bir test listen oldu. Hemogram, Deri yayma, Demir, Ferritis, TDBK, Total lgE-ECP, Hemoglobin elekttraforeni bakılacakmış. Alınan kan miktarı değişmeyeceği için itiraz etmedim. Hiç bilmem böyle tıbbi terimleri, sonuçlar çıksın o zaman anlayacağım neymiş ne değilmiş.

Bu ayın güncel gündemi senin Pazar gününden beri kaka yapmıyor oluşundu. Doğduğundan beri en fazla 24 saatlik aralıklarla mutlaka her gün en az bir kez hatta çoğu zaman 3 -4 kez kaka yapan sen, hayatında ilk kez kabız oldun. Kontrole gittiğimizde 72 saati geçmiştik. Doktorun annaneni onaylayarak 1 çay kaşığı zeytinyağı vermemizi ve 30 cc armut suyu içirmemizi istedi. Yarın öğlene kadar bir gelişme olmazsa(96 saat) telefonlaşacağız ne yapmamız gerektiğini söyleyecek.  Aslında bu bebeklerde sık rastlanan bir durummuş, bunu arkadaşlarından da biliyorduk zaten, ama yine de hiç başımıza gelmediği için biraz tedirgin oldum. Umarım fitile gerek kalmadan bunu atlatırız.

Katı gıdalara geçince kabızlık giderek azalırmış. Normal planımız 18 gün sonra yani 7. ayın başında sebze çorbasına geçmek, ondan 1 hafta sonra meyve püresine geçmek, bir hafta sonra da kahvaltı vermekti. Ama bu son kabızlık vakası nedeniyle ufak bir değişiklik yaparak sadece sebze çorbasına başlamaya karar verdik. Besleyici olmasından çok şimdiye kadar bir damla su bile içmemiş seni katı gıdalara geçişe hazırlamak için, çok sevsen bile ilk gün sadece 2 tatlı kaşığı, ikinci gün 4 tatlı kaşığı, üçüncü gün 8 tatlı kaşığı, 4. gün ve sonrasında yarım kase olmak üzere sebze çorbası vereceğiz. 8 tatlı kaşığı yediğin gün dilediğin kadar su içme hakkını elde edeceksin. Suyun 2 yaşına kadar kaynatılmış ve soğutulmuş olacakmış.

Sadece göz göze huzur içinde emmekten oluşan basit dünyamıza dahil olan bunca şeye içten içe hafif tepkili olduğumu hissediyorum. Bir  yandan karışık ve teferruatlı geliyor, bir yandan da tüm bunların emzirme ilişkimizi azaltacak olmasının burukluğunu yaşıyorum sanırım. Bir dahaki doktor kontrolümüzden sonra meyve püresi ve kahvaltı da eklenince, tabi eğer herşeyi seversen ve yersen, 8. ayın başından itibaren seni sadece sabah uyanır uyanmaz, gece yatarken ve gece uyandığında emzirecekmişim. Doktorun bu duruma kendimi psikolojik olarak hazırlamamı rica etti, sanki hissettiklerimi anlamış gibi!

Emekleme gösterini doktoruna da yapıp, eline verilen oyuncakla oynarken kendi kendine oturabilince ana kucağı modelinden normal bebek arabana geçişe onay çıktı. Seninle birlikte giderek ağırlaşan ana kucağını söküp takmaktan kurtulacağım için çok mutlu oldum. Gerek sürekli oturma isteğin, gerekse elinden tutulunca ayağa kalkma isteğine doktorundan onay çıktı. Kendin yapmak istediğin ve kendi kendine yapabildiğin her hareket serbest. Buna basmak da dahil. Ama sırta yastık koyarak oturtmak, aa bak ayakta duruyor hadi zıplatayım filan demek yok.

Geçen ay gittiğimiz işgüzar doktorun aşı takvimine bakmadan bu ay olman gereken Pnomokök aşını erken yaptığını ve karma aşıyla üst üste yapıldığı için ateşlendiğini öğrenip yine kendisine sinirlendikten sonra, aşı takvimini yeniledik. Karma aşının 3.dozunu ve rota virüsü aşının 2.dozunu olduktan sonra güle oynaya ayrıldık doktorumuzdan.

Velhasıl bu ay ilklerle dolu bir ay olacak. Her ilkini tarihe not düşmek için elimde fotograf makinem görev başında olacağım…

Demir 2 aylık

Canım oğlum nasıl olduğunu anlayamadan bir ay daha geçti işte. Sen hala sokakta görenlere göre miniciksin, oysa benim gözümde kocaman oldun bile. 56 cm ve 5.390 gr boyutlarında küçük bir adamsın sen. Sanırım her ayımız bir öncekinden daha güzel olacak. Son bir ayda o kadar çok değiştin ki. Gece rutinin oturdu, gaz sancıların neredeyse kalmadı, gülücükler saçan yakışıklı mı yakışıklı bir çocuğa dönüştün.

İkinci ay doktor kontrolümüz ilkine kıyasla oldukça kısa sürdü. Havaların ısınmasını fırsat bilerek giydirdiğim şortlu takımınla doktorundan kocaman bir aferin aldık seni bu kadar erken soymayı becerebildiğimiz için. Terlememene o kadar takmış vaziyetteyim ki yaşlı teyzelerin cıbıl cıbıl kol ve bacaklarına dehşet dolu bakışlarına ve cık cıklamalarına rağmen günün hava durumuna göre kıyafetlerini seçiyorum. Hava 25+ ise kısa kollular devrede. Sen de bu durumdan çok memnunsun.

Bu sefer anneanenle gittiğimiz kontrolde yine gaz çıkartma ve Sub Simplex konusu gündeme geldi. Hayır sırtına sert vurmuyormuşuz, hayır Sub Simplex’in içerisinde kesinlikle uyuşturucu yokmuş, hayır katiyen ilaç değilmiş, hayır alışkanlık yapmazmış, hayır bağırsakları tembelleştirmezmiş, hayır azaltmaya çalışmama gerek yokmuş, evet düzenli kullandığım zaman işe yararmış, hayır en az 1 ay daha kullanma marjımız varmış, evet  huzur bulmuş çocuğun düzenini bozmaya gerek yokmuş. Herşeyin doğalından yana olan ben birçok kişinin “Aaaaaa ilaç mı veriyorsun, ama…..”şeklinde burun kıvırmalarını takmamaya karar verdim. Uzun gece uykuların başladı, eskisinden de huzurlusun, gelişimin gayet güzel gidiyor maşallah. Daha ne isterim? Bir dahaki kontrole kadarki ödevimiz seni bol bol yüzüstü yatırmak ve senin kollarının üzerinde yükselerek uzun süre kalabilmeni sağlamak. Yogada kobra diye tabir edilen haraketi çalışacağız yani :) Doğduğun günden beri yüzüstüyken kafanı sağa ve sola rahatçe çevirebilen sen, bunu da kolayca başarabilirsin kanaatindeyim.

Verem aşını, özel bir aşı olması ve tecrübeli ellerde yapılması gerekçeleriyle, doktorunun tavsiyesi ile Verem Savaş’ta yaptırdık. Ama pişmanım, çok kaba bir hemşireye denk geldik. Yanımda aşı kartın olmadığı için önce aşıyı yapmayacağını söyledi, hemen getireceğimi söyleyince ikna oldu. Tıpkı sünnet olurken ve doktorun aşı yaparken olduğu gibi seni rahatlatmak için parmağımı emdirmek istedim kadın resmen böğürdü. Sen çok ağladın ve ben kadını boğazlamak istedim. Daha sonra aşı kartını götürdüğümde sadece tarih attı! Bu sefer de ben ”Bunun için mi beni buraya getirdiniz ben de aşının kodunu filan yazacaksınız sandım, tarihi ben de atabilirdim.” diye bağırındım. Hiç gelemiyorum böyle işgüzar, insan hayatını zorlaştıran, kraldan çok kralcı kişiliklere! İkimiz için de kötü bir gün oldu. Allahtan akşam huzursuzluk yapmadın. Aşıdan sonra 3 gün yıkanmaman gerekiyordu. Uykuya dalmanı yıkanmana borçlu olduğumuzu düşündüğümden başta çok korktum, ama korktuğum gibi olmadı. Doktorunun kolunu ıslatmadan seni yıkayabileceğimizi söylemesine rağmen, ılık suya batırılmış bir havlu ile seni silerek yıkanma benzeri bir hava yarattık ve sen de uyudun. Bu ay olduğun diğer aşıların da Difteri, Tetenoz, Boğmaca, Çocuk Felci ve Menenjit. Bu aşıların da hiçbir yan etkisi olmadı çok şükür.

Kontrolümüzün diğer gündem maddeleri ise güneş kremi ve sivrisinek ilacıydı. Malum her gün 3 ila 6 saat arası dışarıda kalıyoruz ve güneş giderek şiddetini arttırıyor. Ama değil korunmak  bilakis, öğlen 12.00-14.30 arası hariç sokakta güneş ışığına maruz kalman gerekiyormuş. Ancak tatile gittiğimizde ve uzun saatler plajda kalacağımız zaman 50+ güneş kremi kullanmalıymışız. Bu kremler tam blokaj sağladığı için sürmeden önce sabah saatlerinde ve etkisinn azaldığı akşam saatlerinde özellikle bacakların yine güneşe çıkmalıymış. Sinek ilacı olarak da evde sıvı olanları kullanabilirmişiz. Direkt sana sürmemiz gereken ortamlarda tamamen doğal olan Euphia Sivrisinek Kovucu Feralatıcı Sprey’i kullanmalıymışız. Yazlıkta seni sivrilerin yiyeceğinden çok korkan dedene müjdeler olsun :)

Araştırmacı kişiliğime tezat, tıpkı hamileliğimde olduğu gibi, bebek bakımı konusunda da tonlarca kitap okumamaya kararlıydım. Özellikle de ülkemizde hamile olan kadınların % 80′inin okuduğu “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler?” kitabına daha okumadan uyuz oluyordum. Sırf fikir edinmek için tek bir kitap okumaya karar verdiğimde Aybala Teyze’nin tavsiyesi ile Tracy Hogg’un “Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler” kitabını okudum. Kitap özetle rutinin öneminden bahsediyor. Senin dilini çözebilmek, ihtiyaçlarını anlayabilmek ve kendime vakit ayırabilmek için yedir,oynat, uyut, kendin de yayıl yat prensibini öneren bu  kitabı birebir uyguladığımı söyleyemiyeceğim. Ama birinci günden beri seni bir birey olarak kabul etme ve olaylara senin açından bakabilme konusunda bana ciddi katkıları olduğu kesin. Uyku rutinini de Tracy’ye borçlu olabiliriz. Gerçi anneanen ve onun jenerasyonundaki herkes aynı şeyi önerdiği için sadece Tracy’ye mal etmek onlara haksızlık olur. Yıkanmaya başladığın günden beri seni hep aynı saatte yıkadık, spa hizmetleri verdik, kundakladık, müziğini açtık ve hep aynı saatte yatırdık. Başlarda sen hiç uyumadın, 3-4 saat boyunca belki 50 kere seni kucağıma alıp sakinleştirip, öpüp koklayıp tekrar yatırdım. Tam ümitsizliğe kapılmaya başladığım sırada gaz sorunun çözülünce bir gece mucizevi şekilde uyumaya başladın. Gündüzleri ise hala evde hiç uyumuyorsun. Dilediğin sıklıkta, dilediğin kadar emiyorsun. Geceleri çok uyuyup az emdiğin için doktorun özellikle saatlere bağlı kalmamamı seni istediğin kadar emzirmemi rica etti. Biberonu da tıpkı emzik gibi red etmeye başladığın için seni hiç bırakamıyorum, sürekli yanımdasın :) Allahtan çok uyumlusun. Saçlarıma röfle yaptırırken 3 saat boyunca fön makinası sesinde, Polonezköy’de yoga kampına giden anneni rahat ettirmek için açık havada pestil gibi uyuyor, manikür yaptırırken gülücüklerle seyrediyor ve anneni hiçbirşeyden eksik bırakmıyorsun.

Seni çok ama çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok öpüyorsam söyle olur mu :)

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company