Şu kısacık annelik tarihimin en sıkıntılı günlerini yaşıyorum herhalde canım oğlum benim. Böyle sıkıntılara itirazım yok tabii ki, çok şükür demeden anlatmaya başlamak istemem.
Ben birşeylerden şikayet etmedikçe, daha doğrusu etmemeyi tercih ettikçe herkes senin bir melek olduğunu düşünedursun işin aslını sadece sen, ben ve baban bilebiliyoruz. İlk diş sancılarınla başlayan alejik sıkıntılarınla devam eden bu süreçte, tam 2 aydır gecede en az 4, en fazla 9, ortalama 6 kez kalkıyorsun. Ya emiyor ya da bağırsaklarındaki hareketlilik nedeniyle kıvranarak 1-1,5 saat boyunca ağlıyorsun. Aslında bunlar bize çok tanıdık, ilk iki ayını da böyle geçirmiştik. Başta salgılanan hormonlardan mıydı yoksa mutluluk sarhoşluğundan mı bilmiyorum ama ben bu kadar yorgun hissetmiyordum kendimi o zamanlar. Şimdi leyla gibi geliyorum odana, hafiften duvarlara çarparak! İyi ki diyorum iyi ki henüz işe gitmiyorum.
Gelgelelim diğer konuya, AÇIM! Üstelik alışık da değilim. Yedim, aylardır öyle güzel beslendim ki. Şimdi yiyebildiklerim bazılarına aman canım ne var dedirtsede ben bu konudan oldukça muzdaribim. Mesela tatlılar yok hayatımda. Hamileyken şaşırtıcı şekilde canım en sevdiğim şeyi tatlıları istememiş, ama seni doğurduktan hemen sonra çılgınca yemeye başlamıştım. Şimdi yiyebildiğim tatlılar anneanenin süt yerine gazozla ve yumurtanın sadece sarısını kullanarak yaptığı sade kek, suyla yapılan irmik helvası ve yeni deneyeceğim şekerpare ile ayva tatlısı. Tabi hepsi zeytinyağlı. Gerçi ben tatlıya tatlı demem içinde çikolata olmadıkça ya neyse! Domates yasak olduğu için sebzelerden enginar, kereviz ve pırasa yiyebiliyorum. Diğer sebzeleri de biber salçasıyla yapmak mümkün tabi ama bünye alışmış bir kere hastane yemeği gibi geliyor tatları, suyun içinde yüzen sebzeler! Çorbalar da sınırlandı haliyle sadece mercimek ve sebze çorbası içebiliyorum. Yoğurt, süt, krema kendileri yasak olduğu gibi bir de dahil oldukları çorbalar yasak. Baklagiller biber salçası ile nispeten yenilebilir olduğundan mercimek, nohut var protein namına. Zira Dana eti YASAK. Hamilelikte tavan yapan kırmızı et aşkım, doğumhanede bile sayıkladığım iskender yasak, köfte yok, hamburger yok, bonfile yok, mantı yok. Kuzu eti var, ama yiyebilene. Aç kalınca insan herşeyi yer derler ama yok ben yiyemedim kuzu şiş, kuzu külbastı denedim, sevenlere saygı duymakla beraber bana plastik çiğniyormuşum gibi geldi ki kokusundan bahsetmiyorum bile. Adana kebap sırf kuzudan yapılıyor diye diretiyor baban, bizim kebapçının ustasıyla konuşacağım eğer öyleyse kimse tutmasın beni her akşam yiyebilirim. Tavuk ve balık serbest. İçimde tavuk ve hamsi ağacı çıkacak yakında. Bir tavuklu pilav, bir hamsili pilav yiyorum değişik olsun diye. Pirinç, bulgur ve ucuz makarnalar serbest. Pahalı janjanlı makarnalarda yumurta varmış diğerlerinde yokmuş. Patates kızartması serbest. Karbonhidratın dibine vurmuş vaziyetteyim anlayacağın. Meyvelerden elma, armut serbest niyeyese canım istemiyor, aklım hep mandalina da kivi de ananasta! Zırt pırt atıştırdığım ceviz, fındık, badem üçlüsü yasak olduğu gibi süt yapan dut kurusu da yok. Peynirsiz bir hayat düşünemiyorum derdim hep, artık düşünebiliyorum, hatta düşünmekle kalmıyorum bizzat idrak ediyorum. Simit peynir, domates üçlüsü olmadan kahvaltı mümkünmüş. Haftasonları kahvaltıya gitmek kabusum oldu resmen. Tabi buna kahvaltı denirse zeytin tanecikleri ve ayva reçeli. Sabah sabah sinirlerim bozuluyor o tabağı gördükçe. Zaten ilk başlarda neye elimi uzatsam yiyemediğimi fark edip, hiçbirşey yememeye başlamıştım ki sağdığım süt 20 cc’ye kadar düşünce anneanen gelip olaya el koymuştu.
Bir yandan da süt stresi var. Yaşıtların yoğurdun, muhallebinin kitabını yazarken, senin bunları yiyeceğin günler ufukta bile gözükmüyor. Beslenemiyorsun diye endişeli değilim. Biliyorum ki ilk 1 yıl anne sütü ana besin, diğerleri tadımlık. Varsayalım ki sevmedin ondan yemiyorsun. E peki ya anne sütü biterse ne yapacağız? Non-alerjen mamalar varmış ama bunca ay emen bir çocuğun onun tadına alışması çok zormuş. Hadi şimdi evdeyim zırt desen emiyorsun zurt desen emiyorsun da işe dönünce ne olacak? Zaten şimdi stok yapamıyorum bir de işe dönünce sana süt getirememekten korkuyorum. Plan şuydu: zaten 10 aylık olacaksın, gün içi tonla şey yiyeceksin, sabah çıkmadan, akşam gelince ve gece boyunca emzirirsem süt getiremesem de sorun olmayacaktı. Şimdi sadece öğlen sebzen, akşamüstü meyven var. Onun dışında hep anne sütü veya anne sütüyle yapılmış ek besinler ( 7 tahıllı, sütsüz pirinçli, mısırlı çavdarlı)yiyorsun- ki bunları ne kadar yediğin tartışmalı. Gerçi iyi oldu bana, ben değil miydim sebze çorbasına başlayınca mutsuz olan, benden ayrılıyorsun gibi hisseden, al bana işte tıpkı ilk günlerdeki gibi yapıştık yine. Neden gece seni bırakıp çıkmıyormuşum, neden gündüz kendimi sokaklara vurmuyormuşum? Peki sen uyanınca ne yiyeceksin biri bana bunu söyleyebilir mi? Sana olan düşkünlüğümün kulislerde “Ama bu da sağlıklı değil canım” dedikodularına sebep olsa da ben gayet iyiyim. Hey gidi ne günlere geldik çocuğundan bunalmak normal, bunalmamak endişe verici!
Tüm bunların hepsinin üzerine işe dönmeme az kalmasınının ve hala ısrarla bakıcına alışamamış olmamın yarattığı sıkıntıyı da ekle. İşte tam bu ruh hali içerisinde bugün Fügen Hanım’a kontrole gittik. Kilo almadıysan ne yapacağıma karar vermeden önce Saray Muhallebicisini yağmalama kararı aldım yolda giderken.
Amaaaa sen 13 günde 230 gr almış ve 1,5 cm uzamışsın. Bu son 3 ayın rekoru
Aynı hızla 1 aya tamamlarsak 450 gr ve 3 cm civarı birşey olur ki 8. ay için gayet iyi bir kilo alımı bu. En azından emeklerim boşa gitmemiş. Sonra Fügen Hanım profesörlüğünü gösterdi ve ilk seferin aksine beni hiç tatmin etmeyecek 3-5 laf edip bizi sepetledi. Kan testlerin tamamen temiz, alerjinin a’sı ble yok değerlerde. Semptomları takip edeceğiz dedi. E neden yaptık o zaman testleri diye çıkışınca çıksa fena mı olurdu bilirdik dedi. Hani vardır ya, ya çıkarsa? Öyle bir davrandı ki sanki senin hiçbirşeyin yok ben de panik yapan anneyim. Sanki konu çözüldü, boşuna vaktini alıyoruz!
Zantac ve demir damlasını kesiyoruz, sabah ve akşam 7 damla Zaditen başlıyoruz. Tek tek alerjen olduğunu düşündüğümüz besinleri yemeye başlıyoruz. 5 gün sen de ben de keçi peyniri yiyecekmişiz, sonraki 5 gün ben domatesli yemek, sonraki 5 gün bizzat domatesin kendisini yiyip 15.günün sonunda kendi doktorumda seni tarttırıp ona bilgi verecekmişim. Bu arada bu yediklerin dokunursa kesecekmişim. Nasıl anlayacağım dokunduğunu? Mutlaka anlarsın! Fügen Hanımcım bu çocuğun vücudundaki pütürler geçmedi, poposu hala kızarık, geceleri hala uyumuyor, semptomlar hiç azalmadı ki ben bunlar dokununca anlayayım? Mutlaka bir belirti verir! İyi dedik çıktık. Babanda ve anneanende bir bayram havası, bense durgun ve kafası karışık. Bu işten tek anladığım alerjin ciddi boyutta değil ve ben bugün Mado dondurma yiyebilirim. Sevmiyorum işte profesör sevmiyorum!