Tag Archives: 6.ay

Yarım yaşında bir küdam

Kimi diyor ki zamanla anladım anne olduğumu, zamanla bağlandım bebeğime, ilk gördüğüm an değildi, sonraları sevdim… Benim için böyle olmadı oğlum, ilk gördüğüm an aşık oldum sana. Büzük dudağına, kirpiksiz kocaman gözlerine, bakışlarına, düğme burnuna, mis kokuna görür görmez aşık oldum ben. Belki görmeden oldum, belki de zaten hep aşıktım bilmiyorum 🙂 Ve bu aşk her geçen gün şiddetini arttırıyor, sonu nereye varacak merak ediyorum. Sevme kapasitem karşısında şaşırmış vaziyetteyim.

Hala inanamıyorum dolu dolu yarım yıldır anne olduğuma, yarım yaşında bir küçük adam olduğuna. Ne güzel günler geçirdik/geçiriyoruz seninle, göz göze, diz dize, kucak kucağa, huzurla. Ama artık  zaman bu hızla geçmese diyorum. Çember daralıyor, seni bırakıp işe gitme vakti gelmek üzere. Nefes al artık diyor etrafımdaki herkes, kendin için bunu yap diyorlar. Oysa ben varlığınla nefes alıyorum. Normal olan ben miyim herkes mi bilmiyorum, umursamıyorum da. Annen olmayı, evde sana bakıyor olmayı çok seviyorum.

İyi ki doğdun benim oğlum oldun, iyi ki SENİ doğurdum. Yarımıncı yaşın kutlu olsun bebeğim…

İlk Bayram

 

Nerde o eski bayramlar diye bir laf vardır oğlum büyüyünce sen de duyacaksın. Burada özlenen bayram konsepti tam olarak nedir bilinmez, benim  kişisel tarihimde bayramlarla ilgili hatırladığım en güzel kare, annemle annenanemin teyzen ve benim için diktiği bir örnek kıyafetlerdir. Nasıl bir alışkanlıksa, hala her bayram yeni elbise alırım kendime. Dilerim sen de önemser, özenir ve bu alışkanlığı devam ettirirsin.

Karnımda geçirdiğin 2 bayramı saymazsak, bu ilk bayram sabahında senin de mama sandalyenden eşlik ettiğin kahvaltıdan sonra büyük bir zevkle sana yeni kıyafetlerini giydirdim. Evden çıkarken aynadaki aksimiz çok hoşuma gitti. Bu güzel günler geçtikten sonra değil de bizzat bu anların içindeyken ne kadar güzel olduğunun farkında olabilmek çok güzel. Bir cümlede kaç güzel daha diyebilirim bilemedim!

Sadece varlığın bile beni mutlu etmeye yetiyor. Birlikte nice bayramlara canım oğlum benim…

Elma dersem çık reflü dersem?

5.ay kontrolümüzde “İstersen 15 gün sonra gel bir bakalım kilo alımına” demişti doktorun. İyi ki de gitmişiz, 15 günde sadece 110 gr almışsın ve artık %25’lik persentile inmiş bulunmaktasın. Ben kendi kendime ilaç vermeyeceğim havalarında dolanırken fırçayı yedik. Ama ben onun aklından geçenleri ve senin dosyana not aldıklarını nereden bilebilirdim ki? Meğersem kadıncağız senin meşhur kusmalarından dolayı reflüden hep şüphelenirmiş de kilo alımın iyi gidiyor diye söyleyemezmiş. Yani öyle sandığım gibi sırf kaka yapmıyorsun diye reflü yakıştırması yapmamış sana! Bebek reflüsü teşhisi zor bir hastalıkmış. Tıp tabiri ile “altın test” yani sonucu kesin doğru çıkan bir reflü testi yokmuş. Evet çıkarsa ne ala ama hayır çıkarsa  reflü olmadığın anlamına gelmezmiş. Testin yapıldığı anda mide kapakçığı uslu durup sonucu yanlış çıkartabilirmiş. Sen de o nükleer maddeyi yediğinle kalırmışsın! Bu yüzden emilip kana karışmayan Motilium ve Gaviskon verip düzelme olup olmadığına bakmak göreceli olarak daha doğruymuş. Bu açıdan bakılınca bana da mantıklı geldi ve ikna oldum. İlaçlarını vermeye başladık, bir de döşeğinin altına battaniye koyarak yatak başını yükselttik. 

Başından beri aldığın gramları sayan, sürekli elimde sağma makinası kaç cc çıktı, kaç cc içtin acaba diye ortalıklarda dolanan bir anne olmadım ben. İnan şimdi de umrumda değil, huzurlu ve mutlusun ya bu istatistiklerin/eğrilerin neresinde durduğunun hiç önemi yok benim nazarımda. Umarım ilaçlar işe yarar da kilo alımındaki bu düşüşün altında başka nedenler aramak zorunda kalmayız. Alerji testlerin de yapıldı süt alerjisi filan da olmadığını biliyoruz. Bu arada hala sütümle ilgili tek kelime etmediği için doktorunu çok seviyorum. Süt işi arz talep meselesi. Senin iştahın azalınca yine taşmaya başlayan sütler azalmasın diye hummalı bir sağma operasyonuna giriştim. Buzluk çaka çaka süt doldu. Ama aynı hızla eriyecek gibi gözüküyor çünkü Gaviskonun tadını sevmedin diye akşam yatmadan 1 paket gaviskonlu 110 cc sütü babanın elinden içiyorsun. Gerçi bir taşla üç kuş, hem ilacını içiyorsun, hem bensiz uykuya dalma alıştırmaları yapıyorsun, hem de babacığın seninle göz göze keyif yapıyor.

Vitaminler konusunda da içim biraz daha rahatladı. Kan sayımı sonuçlarına göre şimdilik bir problem yok ama demir deponu şimdi doldurmazsak 1 yaşında kansızlık çıkma ihtimalin yüksekmiş. Hadi Demir’in demir damlası sınıfı geçti peki ya Vitagil? Bundan 10 yıl önce besinlerden alınan vitamin miktarını yeterli görüp hiçbir hastasına vitamin verme gereği duymazken, şimdi ne üdüğü belirsiz şeyler yediğimiz için özellikle kış aylarında takviyeye ihtiyaç olduğunu söyledi doktorun. Katı gıdalara geçtiğimiz bu dönemde eğer mümkünse organik pazarlardan alışveriş yapmamızı önerdi. Ama bu konuda kafayı fazla sıyırmadan diye de ekledi! Organik kabak bulacağım diye deli danalar gibi dolaşmamamı buyurdu. Bu konuya başka bir yazımda ayrıca değineceğim.

Erkek değil misiniz hepiniz aynısınız, içinde et olmayan yemeğe yemek der misiniz hiç? Sebze çorbana bir ceviz büyüklüğünde kuzu kıyması eklenince işler değişti nedense. Artık ciddi bir olay çıkmadan yarım kase kadar yiyorsun. Zeytinyağından mı, armut püresinden mi, Sena Teyze’nin demir damlasını sabah verme tavsiyesinden mi, çorbana eklediğim pazıdan mıdır bilinmez, kabızlık problemin de geçti çok şükür. Hazır armuda başlamışken meyve püresine devam edelim dedi doktorun. Elma, şeftali, armut, kayısı tek tek veya kombinli, dilersem içine havuç suyu da katarak hatta bir öğüne dönüştürebilmek adına içine yarım galetayı rondodan geçirip ekleyerek vermemi istedi. Neden bebe bisküvisi değil diye sorduğumda daha lifli olan galetanın bağırsak harketlerine iyi geleceğini söyledi. Bağırsak durumunu bilmem ama yarım elma+yarım armut+galetayı bayıla bayıla yediğine göre sen bu meyve işini seveceksin gibi görünüyor.

Özetle elma dersem çıktın, reflü dersem ne olacak göreceğiz.

Karışık Gündem

Cumartesi İkbal Teyze’nin doğum günü müsasebetiyle kahvaltıya gittiğimiz yerde bir de baktık ki IKEA mama sandalyesi! Ela ile yanyana oturttuk sizi. Tabi Ela Hanım senden 6 ay büyük olduğundan sandalyenin hakkını verdi, sense en azından yana devrilmeden oturabildin. Ancak henüz ağzını açmayı, kaşığa nasıl davranacağını ve ağzının içindeki çorba birikintisini nasıl geriye itip yutacağını bilmediğinden dik poziyonda yemek yemen mümkün değil. Nasıl olsa önümüzdeki 1 ay boyunca günde sadece 1 öğün sebze çorbası yiyor olacağından şimdilik bir kenarda atıl olarak bekleyen chicco ana kucağında yedirmeye ve IKEA mama sandalyesini almaya karar verdik. Hatta karar vermekle kalmadık sana bir tane, Elacığıma bir tane aldık bile.

Bugün sebze çorbası maceramızda 5. günümüzdü. İlk gün 2 tatlı kaşığı, ikinci gün 4 tatlı kaşığı,3.ün 8 tatlı kaşığına yakın yedikten sonra, 4.gün ağzını kapattın.  Birkaç çay kaşığından sonra ne yaptıysam yediremedim. Sırf yememek için ağzın kapalı gülmeyi ve ağlamayı öğrendin. İlk ağlama teşebbüsünden sonra hemen bıraktım. Neticede sadece deniyoruz, aç değilsin açık değilsin. İşin garip tarafı çok seveceğini tahmin ettiğim sudan da hoşlanmadın. Bugün de hiç farklı bir durum olmadı. 2 tatlı kaşığı yer gibi oldun huysuzlanınca yine zorlamadan kaldırdım. Bu arada kabızlık problemi tam gaz devam, yine son kakamızdan bu yana 3 gün geçti.

Bugün kan testi sonuçlarınla ilgili konuşmak için doktorunu aramışken hepsini gündeme getirdim. Öncelikle, kan testi sonuçlarını inceleyecek bir terslik varsa beni arayacak yoksa bir sonraki kontrolde üzerinden geçeceğiz. Doktorun anlattıklarımdan sebze çorbasını sevmediğin sonucuna vararak biraz çeşni katmamızı istedi. Yarın ceviz büyüklüğünde çiğ köftelik kuzu kıyması, semizotu ve nane/fesleğen/kimyon üçlüsünden en sevdiğimi yani naneyi ekleyeceğim. Tabi yine zorlama yok, bakalım sevecek misin?

Kabızlıkla ilgli olarak kestiğim zeyinyağına devam, armut suyu yerine yarım armut püresine suda bekletilip rondodan geçirilmiş 2-3 kuru kayısı ekleyerek vereceğiz. Yalnız kilo alımında azalma, ilk etapta sıcağa bağladığımız kısa emme süren ve bağırsak haraketlerindeki bu radikal azalma reflü şüphesi uyandırdı doktorunda. Reflü için teşhisten tedaviye gitmek yerine tedaviden teşhise gitmeyi tercih edeceğini söyledi. Sabah öğle akşam açken 7 kilo çizgisinde Motilium ve akşamları tokken 5 cc suya 1 paket Gaviskon verip 2 hafta sonra duruma bakacağını söyledi.

Daha telefonu kapar kapamaz senden yükselen güzel kokulardan beklenen kakanın geldiğini anladım. Zaten gün boyu emeklemenin dibine vurup sürekli firardaydın sonunda bugünü bir kaka ile taçlandırdın. Ben de ilaçları vermeden bir kaka döngüsü daha beklemeye karar verdim. Reflü olsan sanki daha önce çıkardı ya da ne bileyim içimden bir his reflü olmadığını söylüyor işte.

Diyorum ya basit hayatımız çok karıştı bugünlerde aklımda tutmam gereken tonla şey var. D vitaminin, demir damlan, vitamin şurubun, zeytinyağı, armut püresi, sebze çorban, şimdi bir de reflü ilaçların çıktı başımıza. Sürekli ağzına birşeyler tıkıyormuşum gibi hissediyorum 🙁

Bugünün son gündemiyse seni benim dışımda birinin uyutması konusuydu. Babanın iş yemeğinde olması nedeniyle bu deneysel çalışmayı anneanenle yaptık. Seni birlikte yıkadık sonra ben çekildim. Anneanen masajını yaptı, giydirdi. Ben de buzluktaki sütlerden bir 110 cc bir de 70 cc biberon hazırladım. Sonuç: normalde gıkını çıkartmadan uyuyan sen uyumadın! Üstelik sadece 90 cc süt içtin. Demek ki neymiş seni yatağa uyanık bırakıyor olmak, senin kendi kendine uyuyor olman uyku ile meme daha doğrusu anne arasında bir ilişki kurmadığını göstermiyormuş! Ağlamaya başlayınca ve o ağlamanın tonu hoşuma gitmeyince pes edip seni aldım. Sütü geciktirmek, serin salon yerine sıcak odanda sütünü vermek gibi başka taktiksel hatalarımız da oldu. Neyse bu ilk denemeydi, birkaç gün geçsin bu sefer babanla deneyeceğiz. Sakın yanlış anlama 5,5 aydır her gece seni uyutuyor olmaktan zerre kadar şikayetim yok. Ama dünyanın binbir türlü hali var bensiz uyumayı da öğrenmelisin diye düşünüyorum.

Kakamı kaybettim,hükümsüzdür!

Doğduğundan beri istisnasız her 24 saatte bir kaka yapan sen, kabız olunca haliyle çok şaşırdık ve tedirgin olduk. Çarşamba günü doktor kontrolümüze gittiğimizde 3. gün bitmişti. Kabızlığa her doktorun yaklaşımı farklı olmakla beraber, lavman ile müdahele için en fazla 3 gün bekleyen bir uç ile 14 gün bekleyen diğer bir uç varmış. Senin doktorunun bu iki uç örneğin neresinde durduğunu merak ediyordum ki yine beni hiç şaşırtmadı. Minimum müdahele, minimum ilaç zihniyetinde genelleme yerine bebeği yakınen gözlemleyerek karar verme noktasındaydı. Vücutta herşeyin bir sebebi olduğu gibi  bunun da bir sebebi olduğunu, vücudun bununla baş etmesi için fırsat tanımak gerektiğini söyledi. Tabi seni üzmeden ve sıkıntıya sokmadan.

Etrafımızda kabızlık vakası yaşamış tüm annelerin tavsiyelerini dinledik. Sabahları 1 çay kaşığı zeytinyağı içirdik, çok karşı olmama rağmen ilaçtan iyidir diye zeytinyağlı kulak çubuğu müdahelesini yaptık, hergün 30 cc armut suyu verdik, karnına masajlar yaptık, sıcak suya oturttuk ne yaptıysak yaranamadık. Bu arada sen durumundan hiç şikayetçi değildin. Uykunu uyudun, sütünü emdin, hatta bugün ilk kez verdiğimiz sebze çorbanı bile itirazsız içtin. Kabızlığını iyice arttırmasın diye az patatesli, pirinç yerine arpa şehriyeli, bağırsağını çalıştırsın diye erken eklenen kabaklı, adettendir diye havuçlu 2 tatlı kaşığı sebze çorbanı bayla bayıla olmasa da itiraz etmeden yedin. Yaz boyu yazlıkta olan anneanen bu önemli olaya yetişti ve tecrübeli elleriyle bize destek oldu.

Sebze çorbandan 2 saat sonra hala kaka olmayınca dün kararlaştırdığımız üzere doktorunu aradım. 6. güne girdiğimiz o saatlerde lavman yerine Sup Gliserin Kansuk fitil vermeye karar verdik. Fitilden hemen sonra derin bir uykuya daldığında ben kakadan iyice ümidi kesmiştim. Yarını bekleyip son tatktikleri almak için doktorunu arayacaktım. Derken sen uyanıp emdikten hemen sonra hem de hiç zorlanmadan 6 günlük bekleyişe bir son verdin. Ben de derin bir ohhhh çektim.

Sonuçta ilaç verdik mi verdik? Bu kadar beklemenin ne manası vardı diye düşünmedim değil! Ama doğaya bir şans tanımaktan ne kaybettik ki? Sen lavman tecrübesi yaşamaktan kurtuldun ki kendimi senin yerine koyduğumda sırf bu bile yeter. Bundan sonra azıcık gayret et annecim tamam mı her zaman bu kadar şanslı olmayabilirsin.

Mama Sandalyesi Sorunsalı

Sevmiyorum. Niye bilmiyorum, belli  bir sebebi yok, sadece o dev anası gibi mama sandalyelerinden hoşlanmıyorum. Aybala Teyze‘nin ısrarlı tavsiyesi üzerine nispeten tahammül edebildiğim minyatür IKEA mama sandalyesini alıp bu konuyu kapatmaya karar vermiştim ki doktorun arkaya yatanlardan almamız gerektiğini söyledi. Hernekadar oturabiliyor olsan da dimdik IKEA mama sandalyesinden şimdilik yana devrileceğini iddia etti. Henüz denemedik ilk fırsatta deneyeceğiz zira sebze çorbasına geçeceğimiz bugünlerde bir yemek ritueli oluşturabilmek için mama sandalyesine ihtiyacımız var. Diğer hiçbir konuda istemediğim gibi bu konuda da atıp tutmak istememekle beraber, karşında oyuncaklarla maymun olarak, elimde tabak peşinde koşarak ya da televizyon karşısında sana yemek yedirmek istemiyorum. Yemeyen çocuk hiçbirşeye benzemezmiş o yüzden temkinliyim ama tıpkı uyku konusunda olduğu gibi yeme düzenin için de elimden geleni yapacağım. Hep diyorum ya biz iyi bir ekibiz ve her konuda olduğu gibi bunda da asgari müşterek bir yol bulacağızdır.

Halen kabız olman sebebiyle doktorunun verdiği 30 cc armut suyunu sıkacak cam rendemiz olmadığından soluğu Oğuz’larda aldık bugün. Kabızlık dedin mi ilk akla gelen isim olan Oğuz’un annesi  armut suyunun kitabını yazdığından eski günleri yad ede ede büyük bir zevkle armut suyunu hazırladı. Anne sütünden sonra ilk tadına baktığın içki armut suyuna resmen bayıldın. Biberon sevmeyen sen, ağzından biberonu çekmeme bile izin vermedin. Annen gibi meyveci olacaksın belli oldu.

Bu arada Oğuz’un mama sandalyesini de deneme fırsatı bulduk. Ola ki aldık, mama sandalyesi yatırımını boşa çıkarak gibi gözükmüyorsun. Sırf armut suyunu içerken değil, biz mutfak sohbeti yaparken de mama sandalyesinde uslu uslu oturdun. Cam rendye el koyup, ilk armut suyuna ev sahipliği yapan Seda Teyze’ne teşekkür ederek evimizin yolunu tuttuk.

Haftasonu babanla düşünüp taşınıp kaşınıp mama sandalyesi sorunsalını çözeceğiz.

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company