Tag Archives: 2.ay

Demir 2 aylık

Canım oğlum nasıl olduğunu anlayamadan bir ay daha geçti işte. Sen hala sokakta görenlere göre miniciksin, oysa benim gözümde kocaman oldun bile. 56 cm ve 5.390 gr boyutlarında küçük bir adamsın sen. Sanırım her ayımız bir öncekinden daha güzel olacak. Son bir ayda o kadar çok değiştin ki. Gece rutinin oturdu, gaz sancıların neredeyse kalmadı, gülücükler saçan yakışıklı mı yakışıklı bir çocuğa dönüştün.

İkinci ay doktor kontrolümüz ilkine kıyasla oldukça kısa sürdü. Havaların ısınmasını fırsat bilerek giydirdiğim şortlu takımınla doktorundan kocaman bir aferin aldık seni bu kadar erken soymayı becerebildiğimiz için. Terlememene o kadar takmış vaziyetteyim ki yaşlı teyzelerin cıbıl cıbıl kol ve bacaklarına dehşet dolu bakışlarına ve cık cıklamalarına rağmen günün hava durumuna göre kıyafetlerini seçiyorum. Hava 25+ ise kısa kollular devrede. Sen de bu durumdan çok memnunsun.

Bu sefer anneanenle gittiğimiz kontrolde yine gaz çıkartma ve Sub Simplex konusu gündeme geldi. Hayır sırtına sert vurmuyormuşuz, hayır Sub Simplex’in içerisinde kesinlikle uyuşturucu yokmuş, hayır katiyen ilaç değilmiş, hayır alışkanlık yapmazmış, hayır bağırsakları tembelleştirmezmiş, hayır azaltmaya çalışmama gerek yokmuş, evet düzenli kullandığım zaman işe yararmış, hayır en az 1 ay daha kullanma marjımız varmış, evet  huzur bulmuş çocuğun düzenini bozmaya gerek yokmuş. Herşeyin doğalından yana olan ben birçok kişinin “Aaaaaa ilaç mı veriyorsun, ama…..”şeklinde burun kıvırmalarını takmamaya karar verdim. Uzun gece uykuların başladı, eskisinden de huzurlusun, gelişimin gayet güzel gidiyor maşallah. Daha ne isterim? Bir dahaki kontrole kadarki ödevimiz seni bol bol yüzüstü yatırmak ve senin kollarının üzerinde yükselerek uzun süre kalabilmeni sağlamak. Yogada kobra diye tabir edilen haraketi çalışacağız yani 🙂 Doğduğun günden beri yüzüstüyken kafanı sağa ve sola rahatçe çevirebilen sen, bunu da kolayca başarabilirsin kanaatindeyim.

Verem aşını, özel bir aşı olması ve tecrübeli ellerde yapılması gerekçeleriyle, doktorunun tavsiyesi ile Verem Savaş’ta yaptırdık. Ama pişmanım, çok kaba bir hemşireye denk geldik. Yanımda aşı kartın olmadığı için önce aşıyı yapmayacağını söyledi, hemen getireceğimi söyleyince ikna oldu. Tıpkı sünnet olurken ve doktorun aşı yaparken olduğu gibi seni rahatlatmak için parmağımı emdirmek istedim kadın resmen böğürdü. Sen çok ağladın ve ben kadını boğazlamak istedim. Daha sonra aşı kartını götürdüğümde sadece tarih attı! Bu sefer de ben “Bunun için mi beni buraya getirdiniz ben de aşının kodunu filan yazacaksınız sandım, tarihi ben de atabilirdim.” diye bağırındım. Hiç gelemiyorum böyle işgüzar, insan hayatını zorlaştıran, kraldan çok kralcı kişiliklere! İkimiz için de kötü bir gün oldu. Allahtan akşam huzursuzluk yapmadın. Aşıdan sonra 3 gün yıkanmaman gerekiyordu. Uykuya dalmanı yıkanmana borçlu olduğumuzu düşündüğümden başta çok korktum, ama korktuğum gibi olmadı. Doktorunun kolunu ıslatmadan seni yıkayabileceğimizi söylemesine rağmen, ılık suya batırılmış bir havlu ile seni silerek yıkanma benzeri bir hava yarattık ve sen de uyudun. Bu ay olduğun diğer aşıların da Difteri, Tetenoz, Boğmaca, Çocuk Felci ve Menenjit. Bu aşıların da hiçbir yan etkisi olmadı çok şükür.

Kontrolümüzün diğer gündem maddeleri ise güneş kremi ve sivrisinek ilacıydı. Malum her gün 3 ila 6 saat arası dışarıda kalıyoruz ve güneş giderek şiddetini arttırıyor. Ama değil korunmak  bilakis, öğlen 12.00-14.30 arası hariç sokakta güneş ışığına maruz kalman gerekiyormuş. Ancak tatile gittiğimizde ve uzun saatler plajda kalacağımız zaman 50+ güneş kremi kullanmalıymışız. Bu kremler tam blokaj sağladığı için sürmeden önce sabah saatlerinde ve etkisinn azaldığı akşam saatlerinde özellikle bacakların yine güneşe çıkmalıymış. Sinek ilacı olarak da evde sıvı olanları kullanabilirmişiz. Direkt sana sürmemiz gereken ortamlarda tamamen doğal olan Euphia Sivrisinek Kovucu Feralatıcı Sprey’i kullanmalıymışız. Yazlıkta seni sivrilerin yiyeceğinden çok korkan dedene müjdeler olsun 🙂

Araştırmacı kişiliğime tezat, tıpkı hamileliğimde olduğu gibi, bebek bakımı konusunda da tonlarca kitap okumamaya kararlıydım. Özellikle de ülkemizde hamile olan kadınların % 80’inin okuduğu “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler?” kitabına daha okumadan uyuz oluyordum. Sırf fikir edinmek için tek bir kitap okumaya karar verdiğimde Aybala Teyze’nin tavsiyesi ile Tracy Hogg’un “Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler” kitabını okudum. Kitap özetle rutinin öneminden bahsediyor. Senin dilini çözebilmek, ihtiyaçlarını anlayabilmek ve kendime vakit ayırabilmek için yedir,oynat, uyut, kendin de yayıl yat prensibini öneren bu  kitabı birebir uyguladığımı söyleyemiyeceğim. Ama birinci günden beri seni bir birey olarak kabul etme ve olaylara senin açından bakabilme konusunda bana ciddi katkıları olduğu kesin. Uyku rutinini de Tracy’ye borçlu olabiliriz. Gerçi anneanen ve onun jenerasyonundaki herkes aynı şeyi önerdiği için sadece Tracy’ye mal etmek onlara haksızlık olur. Yıkanmaya başladığın günden beri seni hep aynı saatte yıkadık, spa hizmetleri verdik, kundakladık, müziğini açtık ve hep aynı saatte yatırdık. Başlarda sen hiç uyumadın, 3-4 saat boyunca belki 50 kere seni kucağıma alıp sakinleştirip, öpüp koklayıp tekrar yatırdım. Tam ümitsizliğe kapılmaya başladığım sırada gaz sorunun çözülünce bir gece mucizevi şekilde uyumaya başladın. Gündüzleri ise hala evde hiç uyumuyorsun. Dilediğin sıklıkta, dilediğin kadar emiyorsun. Geceleri çok uyuyup az emdiğin için doktorun özellikle saatlere bağlı kalmamamı seni istediğin kadar emzirmemi rica etti. Biberonu da tıpkı emzik gibi red etmeye başladığın için seni hiç bırakamıyorum, sürekli yanımdasın 🙂 Allahtan çok uyumlusun. Saçlarıma röfle yaptırırken 3 saat boyunca fön makinası sesinde, Polonezköy’de yoga kampına giden anneni rahat ettirmek için açık havada pestil gibi uyuyor, manikür yaptırırken gülücüklerle seyrediyor ve anneni hiçbirşeyden eksik bırakmıyorsun.

Seni çok ama çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok öpüyorsam söyle olur mu 🙂

Bugün bir milat…

Bugün seni ilk kez anneanen dışında birisine bırakıp kendim için birşey yaptım. Yogaya başladım. Sabah 10’da çıktım evden, 12.30’da geri geldim. Ne var bunda diyebilirsin. Ama benim için önemliydi. Bunu şimdi yapmazsam sonradan hiç yapamayacağımı biliyordum. Biryerden başlamak lazımdı ve gün bugündü!

Geçen haftadan beri bunu kafamda kuruyor kendimi senden ayrılmaya, başka birine güvenmeye hazırlamaya çalışıyordum. Malum anneanen yakın bir zamanda yazlığa gidecek ve Ekim’e kadar burada olmayacak. Hem zaten ona daha fazla yük olmak da istemiyorum. Biliyorum zevkle yapıyor ama onun da bir hayatı, hobileri, arkadaşları var. Ben rahat edeceğim diye senin tüm sorumluluğunu onun üzerine atmam doğru olmaz. Dedeciğinle seni sevmeye gelsinler istiyorum, bakmakla yükümlü olmasınlar istiyorum.

Geleceğini öğrendiğim an kararımı vermiştim, evde olduğum süre boyunca senin sonuna kadar tadını çıkartacaktım. Ev işleriyle kendimi germeyecek, senle geçireceğim dakikalardan çalmayacaktım. Sakın anneni şımarık kokoş ev hanımı sanma. 8 yıldır aralıksız çalışıyorum ve her işimi de hep kendim yaptım. Ama bu özel dönemde, böyle bir lüksü maddi ve manevi olarak hak ettiğimi düşünüyorum. Daha hamileyken işe başlayan yatılı yardımcımızla yaşadığımız kötü tecrübe sonrası, yardımcı konusundaki kararlılığımı kaybetmiştim. Lanet olsun kendim yaparım diyordum, planladığımın aksine! Derken hiç beklemediğim bir şekilde karşıma biri çıktı. İyi ki dedim içimden, iyi ki eski kadın kasapla kırıştırmış! Allah razı olsun o kasaptan dedim 🙂

Bugün işe başlamasının tam 16. gününde seni ona emanet ettim ve çıktım. Canımı bir başkasına emanet ettim, ne kadar zordu bir bilsen. Çıkarken de kendi kendime söz verdim, asla evi aramayacaksın diye. Birine ya güven ya güvenme diye telkin ettim kendimi. Eve 10 dakika mesafedeydim. Ters birşey olursa o arardı, ben de koşarak gelirdim. Gözlerim dolu dolu stüdyoya yürürken İkbal Teyzeni aradım, kafam dağıldı. Yaptığım şeyin doğruluğu konusunda beni rahatlattı canım arkadaşım benim.

Harika bir dersti. Seni taşımaktan ve emzirmekten bükülmüş omurgam kendine geldi. Kaslarım esnedikçe vücüdumun salgıladığı hormonların tadını çıkarttım. Aklımda hep sen vardın ama huzurluydum bir yandan da. Bir anne çocuğundan ayrıyken çocuğu huysuzlanırsa gögüsleri sızlarmış, öyle telepatik bir ilişki varmış aramızda. Hiç sızlamadı göğüslerim ve ben her geçen dakika daha çok gevşedim.

Ders bittiğinde koşar adımlarla çıkarken teyzen beni durdurdu. Evi aradığını, senin mışıl mışıl uyuduğunu, daha sağdığım sütü bile içmediğini söyleyince kulaklarıma inanamadım. Ben evdeyken uyku nedir bilmeyen sen uyuyordun! Bu bir mesaj olmalıydı, ya da ben öyle olduğuna inanmak istedim. Oturdum herkesle keyif yaptım stüdyodaki güzel ikramlıklarla.

Geldiğimde sen yeni uyanmış, sütün ılınsın diye bekliyordun. O kadar tatlı, o kadar yakışıklıydın ki…İçimi tarifsiz kocaman bir mutluluk kapladı. Kendime bu cesareti gösterdiğim için, sana bu kadar anlayışlı ve uslu olduğun için, Nezahat Hanım’a seni huzurlu kıldığı için kocaman bir aferim verdim. Herkes üzerine düşeni yapmıştı. Bundan sonra her sefer bu kadar güzel geçmeyebilir, belki koşarak eve dönmek zorunda kalabilirim, belki sen ağlayabilirsin ama önemli değil. Bu ilk seferi başardık ya gerisi çorap söküğü gibi gelecek.

Velhasıl, bundan sonra anneciğin Salı ve Perşembeleri 2’şer saat olmayacak. Geri döndüğündeyse eskisinden de daha iyi anne olacak.Seni çok seviyorum canım oğlum benim…

Demir tatilde…

Yazın yapacağımız uzuuun tatil öncesi bir demo yapalım dedik babanla. İlk çocuk bayramında seni aldık daha önce iş icabı pek çok kere gittiğimiz Doga Club‘a gittik. Tıpkı son 6 yıldır hiçbir bayram, seyran, kısa, uzun tatil fırsatını kaçırmadığımız gibi bunu da kaçıramazdık.

Ne fark etti peki? Bavul hazırlamak 15 dakika yerine 1 saat sürdü. Minnacık bavullar hazırlamakla ünlü annen sana da minik bir bavul yaptı.  Akşamları daha erken odamızda olduk. Odadan çıkarken hazırlanmamız biraz uzun sürdü o kadar. Ha bir de otel odasında küvet yerine duşakabin var diye, biz de küvetini taşımaya üşendiğimizden, yanımızda götürdüğümüz leğenimiz vardı! Ama senin bu annen oğlunu hala minik sanıyor, bi bak di mi küçücük leğene Demir sığıyor mu? Çok komik bir yıkanma tecrübesi yaşadık. Tecrübesizlik işte! Halbuki tut suyun altna yıka, ama olmaz biz seni tek bir şekilde yıkamayı biliyoruz!

Bütün gün dışarlarda olmaktan oksijen çarpması olup ilk gece 5 saat deliksiz uyudun! Baban gidip gelip nefesini kontrol etmiş çünkü ben de uyudum 🙂 Bir ara beni uyandırıp Demir’i getireyim mi diye sormuş ben de “Uyuyan çocuk uyandırılmaz “deyip, uykuma devam etmişim, hiç hatırlamıyorum!İkinci gece yine gaz sancin tuttu ama ha evde ha otelde birşey farketmedi, sabırla geçmesini bekledik.

Sen uyudukça ben de uyudum. Sen uyumadığın zamanlarda da uyumayı planlamıştım ama baban saolsun 40 gecedir uykusuz olan sanki oymuşcasına öyle bir uyudu ki seni gezdirmeye fırsatı olamadı. Olsun ben ikinizi de çok seviyorum. Yeni halimizden, çocuklu aile olmaktan ve en önemlisi seni hayatımıza adapte edebilmiş olmaktan çok ama çok memnunum. Sen böyle uyumlu olduktan sonra bak gör daha nerelere gideceğiz canım oğlum benim…

Uçtu uçtu 40 uçtu…

Senin bu hayata alışma dönemin benimse lohusalığım bitti canım oğlum. İkimiz de bu sabah güzel birer banyo ile kırklandık. Adettenmiş, kapıda bir soğan ezdim tüm acılar, sıkıntılar gitsin diye. Oysa ne acım ne sıkıntım olmadı ki çok şükür. Sonra senin için dualar okundu, kulağına adın söylendi, bir sürü güzel dilekte bulunuldu. Anneciğinin de gözleri dolu dolu oldu hep.

Kısa bir durum değerlendirmesi yaparsak, tüm uykusuzluğuma rağmen bence harika bir 40 gündü. Lohusalık denen dönem seni koklamaya doyamama, şükretmekten patlama, zevkten dört köşe olma gibi emarelerle geçti. Ne kadar istemişim seni, ne kadar doğru bir zamanımda gelmişsin şimdi daha iyi anlıyorum. İyi ki varsın bebeğim, şimdi tam olduk babanla, aile olduk. Eksik parçamızmışsın, yokluğunda varlığının keyfini bilmeden geçirdiğimiz günleri güzel sanmışız. Hayat bizim için şimdi yeniden başlıyor…

40. günden sonra çok değişecekmişsin, öyle dedi büyükler. Haklılık payları olmalı, zira doktora gittiğimizden beri sende çok olumlu gelişmeler var. Sub Simplex mucizesi mi desem, doğru gaz çıkartma teknikleri mi desem artık geceleri 8’den itibaren 2-3’er saatlik uykular ve 1’er saatlik ezirme&alt değiştirme&uykuya dalma seanslarına geçmiş bulunuyoruz. Bu uyku düzeni ile 12 saat aralıksız uyumuşum gibi hissettirdiğin için teşekkür ederim oğlum. Durduk yere hiç ağlamadın zaten sen, doğduğundan beri hep huzurlu oldun. Ama o akşamları gelen pis gaz sancıları yok mu, canının yandığı o kadar belliydi ki sen ağladıkça içimiz parçalandı. Sup Simplex için Ela’nın annesi bir noktada bağışıklık kazanacağını söylese de, Gökmen ve Eren’in annesi bu ilacın içerisinde sakinleştirici birşeyler olduğu konusuda kafamı karıştırsa da şimdilik canının acısını dindirdiği için kendisine minnettarım.

Başka neler yaptık bu 40 günde peki? Dışarılara çıkmak için değil 40. günü, 4. günü zor beklediğimiz aşikar,ama hep gündüzleri gezmeye çıkan sen ilk akşam misafirliğine Ela’ya gittin. Yine ufak çaplı bir ağlama krizine girince akşam rutinin bozulmasın diye hemen yıkadık seni İkbal Teyzenle. Meğer ne meraklıymışsın Ela’nın küvetini, şampuanını, havlusunu, kremini kullanmaya! Hemen sakinleştin ve 3 saatlik güzel bir uyku ile bizi rahat ettirdin. Ama yine de yeni yeni oturan uyku düzenin bozulmasın diye bir süre daha gece gezmeleri yerine gündüz gezmelerini tercih etmeye devam edeceğiz.

Doğduğun andan beri cin gibi bakan sen artık biraz daha manalı bakmaya başladın. Beni ciddi şekilde takip ediyor, uzaktan gelip seninle konuştuğumda hemen gülüyorsun. Bilinçsiz gülmelerine o kadar erken başladın ki tam olarak hangi tarihte bilerek ve isteyerek bana güldüğünü bilmiyorum. Tek bildiğim artık tepki vermeye başladığın ve bunun harika bir his olduğu.

Bir de ilk kez sağdığım sütü biberonla içtin. Önce emzik gibi red etmeye çalıştın baktın ki süt geliyor hemen yumuldun. Çok tatlıydın. Bu gelişmeden sonra 2 kere seni anneanene bırakıp dışarı çıktım. Gerçi gazmeye değil birinde maniküre birinde de doktoruma gittim ama yine de seni evde bırakmış olmanın suçluluğu filan gibi şeyler hissetmedim. Biliyorum ki benim de nefes almaya ihtiyacım var. Bu hafta yogaya başlamayı deneyeceğim inşallah. Hem yavaş yavaş ağrımaya başlayan sırtıma iyi gelecek hem de biraz kendimle başbaşa kalabileceğim. Ben mutlu ve huzurlu olursam ancak sana iyi bir anne olabilirim. Bunu kendime sürekli hatırlatıyor ve seni kimselere bırakamama sendorumuna kapılmamaya gayret ediyorum.

Madem 40’ın çıktı bize müsade. Senle ilk tatilimize çıkıyoruz.  Sen babayla dolaşırken anneciğin de biraz uyuyacak. Bakalım bu tatil demosu nasıl geçecek?

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company