Seni işte itiyorlar mı anne?

2 aylık okul hayatının can alıcı sorusu bence budur oğlum. Bazen düşünüyorum da saldırgan çocuğun annesi olmak daha mı kolay ne? İtilip kakılan çocuğun annesi olmak gerçekten zormuş. Fiziksel olarak gördüğün zararı bir kenara koyuyorum ve çok da önemsemiyorum. Ama duygusal olarak incindiğini izlemek ve buna çare olamamak çok zormuş.

Başından başlamak gerekirse, okula adaptasyon konusunda hiçbir zorluk yaşamadın. Ama ablanı diğer çocuklarla paylaşmak konusunda ciddi sıkıntılar yaşadın. Annesi okulda öğretmen olan iki çocuk daha aynı sıkıntıları yaşayınca tüm çocukları annesinin/ablasının sınıfına koymak yönünde bir karar aldılar. Doğruluğunu yanlışlığını tartışmak benim haddim değil, bu onların işi, tüm taraflar  nasıl huzurluysa öyle olsun. Sadece ben kendi kendimi sorguladım taa başından ikinizi aynı okula göndermekle hata mı ettim diye. Seni, bilmem kaç düzine çocukla biricik ablanı paylaşmak durumunda bıraktığım için pişman olduğumu söyleyebilirim. Okulun pedegoguna göreyse bu da bir tecrübe, çok sevdiğin birini başkaları ile paylaşmayı öğrenme alıştırması, mesela kardeşe ön hazırlık gibi görülebilirmiş. Peki, buna peki.

Gelgelelim uykuya. Uykuya tek başına, odasında, sakin, sessiz ve karanlık bir ortamda yardım almadan geçmeye alışık bir çocuk okulda nasıl uyuyacak diye çok merak ediyordum. Merak edilecek bir şey yokmuş, kendin uyumadığın gibi uyuyacak diğer çocukları da uyutmuyormuşsun. Başta çok ümitlenmiştim, bir öğretmen seni tek başına başka bir odaya götürüp, kaşındaki yara izine ilaç sürer gibi yapıp, yüzünü sevip, saçını okşayıp, 125 bin tane masal okuyup uyutabiliyordu. Son 3 haftadır o öğretmeni gördüğün her yerde köşe bucak kaçıyormuşsun. Evde bize “xx öğretmen çok yaramaz biri, beni hep uyutuyor.” diyorsun. Sonra ihaleyi biz alıyoruz. Eve huysuz gelen bir çocuk, zaten öğlen hiçbir şey yememiş (Hani okulda hiç sevmediği yemekleri yiyecekti? Şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacaktık? Benim külahıma anlatın!) akşam yemeğini de yorgunluktan yiyemiyor, güç bela yıkanıyor, bu sefer de aşırı uyarılmış olması nedeniyle uykuya dalmakta zorlanıyor, gece uyanıyor, gece uyanmasa sabahın 5.50’sinde yine çok huysuz bir şekilde kalkıyor. Ve bu sarmal hafta sonuna kadar böyle gidiyor. Aynı çocuğun yorgun hali ile dinlenmiş hali arasındaki bu keskin fark, yine bana aslında bize iyi çocuk denk(!) gelmediğini, sakin ve uyumlu mizacını sana ve düzenine duyduğumuz saygı ve özene borçlu olduğumuzu gösterdi. Neyse buna da peki.

Yemek konusunda açtığım paranteze geri dönersek. 34.ayın itibariyle yemekten hoşlandığın gıdaların listesini vererek anlatmaya başlamak istiyorum.

Halen süt yok, çorbanın hiçbir türlüsü yok, sebze çok kısıtlı ama umurumda bile değil zira yukarıda saydıklarımı severek, isyerek ve kendi kendine yiyorsun. ben bu akşam yengeç böreği yiyeceğim filan diyorsun! Ayrıca halen şeker yok, çikolata yok, cips yok, abur cubur da yok. Öğlen ve akşam yemeği olarak yediğin 14 öğünü sebze, bakliyat, et, balık, tavuk, karbonhidrat arasında dengeleyerek vermeye, süt içmediğin için de mutlaka yanında bir kase yoğurt eklemeye özen gösteriyorum. Şimdi ise okula gittiğin 3 günün öğle ve akşam öğünleri kocaman bir çöp oldu. Mesela mercimek çorbası, biber dolması, peynirli erişte olan gayet mantıklı bir öğünde sadece ekmek yeyip kalkıyormuşsun. Allah için ricama saygı duyup sana tek bir kaşık için bile ısrar eden, yedirmeye çalışan olmuyormuş ama özetle gerçek anlamda aç kalıyormuşsun. Hadi buna da peki.

Bir de huy&suya değinelim. Yine derlerdi ki ay okula gidince çocuğum çok değişti şöyle iyi oldu böyle iyi oldu. Çocuğum çok değişti kısmına katılıyorum ama hiçbir değişiklik iyi yönde olmadı bizde. Bir kere normalde lugatımızda olmayan kelimeler girdi hayatımıza. Mesela yaramaz gibi. Bu tip etiket sıfatları senin için veya başka bir çocuk için hele de senin yanında kullanmamaya çok özen göstermiştik. Şimdi ise yaramaz sıfatı yaramaz öğretmen, yaramaz arkadaşım, yaramaz uçak şeklinde gündemimize oturdu. Sonracığıma aramızda garip dialoglar geçiyor.

D: Anneaa biliyor musun ben bugün okulda annemi istiyorum diye ağladım.

N: Allah allah neden öyle ağladın acaba, ben çok uzun zamandır işe gidiyorum, birbirimizden ayrılmaya alışkınız sanıyordum.

D: Okulda öyle ağlanması gerekiyor anneaaaa, herkes öyle ağlıyor!

—-

D: Anneaaa xxx istiyorum (Garip tonda yalandan bir ağlama eşliğinde)

N: Bu sen değilsin Demircim, bu kimin taklidi?

D: Bu xxx anneaa. O böyle istiyor ama.

N: Olabilir annecim herkes birbirinden farklıdır. Sen Demir gibi iste olur mu?

Tamam, gerçekten bunlara da tamam. Bu tip şeylerin bizim evde prim yapmadığını, ilgi görmek için bu tip numaralara hiç ihtiyacın olmadığını, aksine bir şeyi ağlayarak istersen asla yapılmayacağını öyle iyi biliyorsun ki, sadece şansını denediğinin farkındayım.

Amenna diyemediğim tek konu itilip kakılmanın ruhunda yarattığı tahribat. Yüzünde dört  tırnak iziyle eve gelip ne olduğunu sorduğumda “xx yaptı ama o daha yeni annecim okula alışamadı ondan yaptı” gibi olgun bir cevap almak içime dokunuyor. Hele ki bu açıklama öğretmene ait değil de tamamen kendi tespitin olunca! Sonraları bu olgunluk hali kendini okula gitmek istememe haline bıraktı. Neden istemiyorsun diye biraz kaşıyınca baklayı çıkarttın“Seni işte itiyorlar mı annea?” O an ağlamadan nasıl durdum nasıl cevapladım şimdi hiç bilmiyorum. “Evet” dedim “İtiyorlar, senin anladığın anlamda değil ama başka şekillerde pek çok kişi beni itiyor, itilmekten hoşlanmadığımı söylüyorum, devam ederlerse ben de onları itiyorum! Ama beni itmeyen hiç kimseyi itmemeye çok dikkat ediyorum. İstersen sana nasıl iteceğini öğretebilirim.” diyerek uygulamalı olarak bir çocuk önden, yandan nasıl itilir, arkadan nasıl itilmez bunları öğrettim. Şaka gibi!

Ne okulu, ne öğretmenleri, ne de bizzat o çocukları suçlamıyorum bu konuda. Böyle sorunların yaşanmadığı bir okul olmadığına da adım gibi eminim. Öğretmenine yazdığım bilgi notuna aldığım cevap “Demir’i son zamanlarda kimse itmiyor” oldu. Mesele son zamanlarda itilip itilmemek değil aslında. Mesele senin gururunun bir kere kırılmış olması ve bununla baş etmeyi öğrenirken verdiğin mücadeleyi izleyen annenin iç burukluğu. Sürekli kendime hayata hazırlandığını, bunların seni güçlü bir insan yapacağını hatırlatmak zorunda kalıyorum.

Hep kötü şeylerden bahsettim gibi oldu. Aslında güzel şeyler de oluyor pek tabii. Benim bu yaşta İngilizce öğrenmesek ölür müyüz acaba diye dalga geçtiğim ders- öğretmenine aşık olduğundan mıdır yoksa tüm öğretilenler arasında sana yeni gelen bir tek İngilizce olduğundan mıdır bilinmez- en favori dersin oldu.Evde İngilizce komutlar, renkler, şarkılar gırla gidiyor. Okuldaki bütün öğretmenlerle ve okul personeliyle aran çok iyi. Hatta aşçıyı o kadar seviyorsun ki elini kestiği için kahrolup, ona yara bandı götürmüş, kadının gönlüne taht kurmuşsun. Çocuklar okulda olanları anlatmaz derler, sense her şeyi müthiş gözlemliyor ve aynen anlatıyorsun. Okulda öğretilmeye çalışılanlardan çok okulun günlük düzeni daha çok ilgini çekiyor. Kim hastaymış, kim o gün gelmemiş, hangi öğretmen yetişemiyormuş diye sınıfını azaltmışlar, hangi çocuğun sınıfını değiştirmişler sürekli kulağın öğretmenlerde her şeyi hepsini takip ediyor, sonra da gelip anlatıyorsun. Tabi aynısının tersini de yapıyormuşsun. Hafta sonu ne yaptık, nereye gitti,  ne dedik bunlar da aynen okulda! Azıcık mahremiyet be oğlum 🙂

Velhasıl kör topal ilerliyoruz. Okul konusunda içim rahat değil. Bunu sana hissettirmemeye çalışsam da hissettiğine eminim. Taşınınca ne yapacağız, seneye ne yapsak gibi sorular kafamda dönüyor. Babansa pek net: alışır!

13 Responses to Seni işte itiyorlar mı anne?

  1. derya dedi ki:

    Off okul demek dert demek. Ne zor! Demir’in sözleri de beni bitiriyor. Her şeyin ne kadar da farkında. Umarım hep mutlu olur hangi kula giderse gitsin. Bu arada benim 30 aylık veledin günlük yemek listesini vereyim de biraz içiniz rahatlasın.
    Sabahları mümkün olursa z.yağda peynirli yumurta. Bazen de sadece 2-3 zeytin.
    öğlen uyumadan önce toz mama-süt
    Akşamları bulgur pilavı / çeyrekten az lahmacun / pirinç pilavı seçeneklerinden biri. Ve yoğurt.
    yatarken süt. Aralarda abur cubur yok. Şekerli şeyler yok. Hiçbir şey yok. Elinde meyve yemek yok. Sofrada ne yeniyor hiç merak etmek yok. Neyse ben daha dertlenmeden bitireyim.

  2. Dilek dedi ki:

    Nihan;

    Kumru da eylülde kreşe başladı.Tam 5 ay boyunca vermiş olduğum tuvalet alışkanlığı biranda elimde patladı.Okula gitmeden önce 1 aydır tuvaletini söyleyen ve bezi bırakan kızım okula başladı başlayalı beze geri döndü.Sınıfında kendisi gibi tuvalete giden olmadığı için tuvalete gitmeyi reddediyor.
    Dahası sınıfında emzik emen var.Ve birkaç hafta boyunca emziği bırakalı 1 yıldan fazla olmasına rağmen, ağlayarak emzik istedi benden.Neyseki emzik konusunda çok ısrarcı olmadı.Birşekilde unuttu.Bardaktan su içen çocuğum, sınıfta biberondan su içen arkadaşı var diye akşamları bardak kullanmayı reddediyor .

    Demir gibi O da itmenin ne demek olduğunu öğrendi.Oyuncak paylaşılamazsa ısırılması gerektiğini de…Bir şekilde açıklamaya, o davranışların hatalı olduğunu anlatıyorum ama, birebir yaşadığı örneklerden fazlasıyla etkileniyor.

    Anlayacağın okul bize OLUMLU hiç bir şey katmadı.

    Ne zaman tekrar beze döneriz bilemiyorum.

    Bu gibi bir durum yaşayan var ise paylaşımda bulunursa da çok sevinirim.

    Sevgiler;

    Dilek

  3. benden bizden dedi ki:

    Demir’in yaşadıklarını ve senin hissettiklerini çok iyi anlıyorum.
    Keşke kolay bir çözümü olsa.
    Her zamanki gibi içgüdülerine güven derim.
    Bu arada siz daha taşınmadınız mı Nihan?
    Tekrar mı okulu değişecek Demir’in?

  4. Turkan dedi ki:

    bizim bakıcımız var,oğlum 16 aylık, bakıcımızın oğlumu çok sevdiğine eminim, kadıncağız kesinlikle iyi niyetli olarak “yaramaz”,”gel buraya bücürük” vs diyor, tecrübeli bir annesiniz, napmamı önerirsiniz? uyarırsam kadıncağızı kırarsam diye korkuyorum, ama bu şekilde olumsuz etkilenir mi bilemiyorum. oğlum mizacında çok sakin bir çocuk değil, hırçın da değil ama gerçekten hareketli denen grupta..

  5. sibel dedi ki:

    selam nihan,
    benim kizim demir’den 3-4 ay kucuk. yazdiklarindan cok faydalaniyorum.
    sevgilerimi gonderiyorum ve kolayliklar diliyorum demir’e ve en cok da sana…

  6. NAZLI KEY dedi ki:

    Nihancım selam…
    itip kakma konusunda Arda’nın da durumu Demir’le aynı. Bazen çoluk çocuk görüştüğümüz arkadaş ortamlarında kendi gözümle de şahit oluyorum hatta ve aşırı tepki göstermemek için kendimi ne kadar zor tuttuğumu anlatamam. Omuzlarını düşürüp yanıma bir gelişi var ki içim çekiliyor. Yanlışlıkla olmuştur, sevmek istemiştir aslında seni ama elinin ayarı kaçmıştır gibi saçma sapan açıklamalar yapıyorum. Bunlara şahit olmak beni bile çok incitiyor. Çocuklar nasıl etkileniyor kim bilir?
    İkinizi de öpüyorum…

  7. hayal dedi ki:

    Yarı güle yarı ağlaya okudum. Damla hanım için senin kurduğun kelimelerle aynı cümleleri kuralı bir saat olmadı daha. Kardeşim, sanıyor musun ki annem bizim yaptığımız şeylerle bu kadar ilgilendi dedi. Ben de tamam dedim.

  8. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Derya-Bir de köfte veya et yiyor desen bence bir eksiği yok derdim. Toz mama&süt&yoğurt ona yetiyordur. Boyu uzuyorsa ihtiyacı kadar yiyor demektir hiç kafana takma lütfen. Her çocuk hatta her insan birbirinden o kadar farklı ki. Azla doyan bir insan olacak belli ki hayatı boyunca. İyi tarafından bakalım hayatları boyunca kilo sorunları olmayacak 🙂
    @Dilek-Ah deme Kumru kuş da mı aynı durumda 🙁 İnan çok üzüldüm yazdıklarına. Çoğunluk içerisinde kendini yalnız hissetmek gibi zor bir duyguyla baş etmeye çalışıyorlar daha bu yaşlarında. Şimdilik onlar için en kolayı çoğunluk gibi davranmaya çalışmak. Hepsi bezi bırakacak, hepsi bardaktan içmeye başlayacak varsın biraz geç olsun ama bu arada Kumru kendini kötü hissetmesin.

  9. Meraklının Annesi dedi ki:

    @benden bizden- Yok Banucum henüz taşınmadık kiracımızın çıkmasını bekliyoruz. Ablamızın stajı sebebiyle ilk dönemin sonuna kadar(25 Ocak) mevcut okulumuzda kalmak zorundayız. Planım 28 Ocakta yeni okuluna başlatmak. Araştırmalarım sürüyor. Demir yaşadığı sorunlardan dolayı değil taşınacağımız için okul değiştireceğini sanıyor. Son 1 aydır sürekli anlatıyoruz. Umarım iyi karşılar.
    @Türkan-Ah Türkan dediklerimi yanlış anlamışsın hemen açıklayayım. Benim bahsettiğim oğlun yanındayken onun duyabileceği şekilde başka birine oğlunun ne kadar yaramaz ne kadar huysuz ne kadar sinirli olduğundan bahsetmek gibi birşey. Ya da yine oğlunun yanında başka bir çocuk için böyle sıfatlar kullanmak. Kendi çocuğumuz dahil kimseyi etiketlemeye hakkımız olmadığını düşünüyorum. Oysa bakıcının yaptığı çok masumane birşey sakın bunu kafana takıp tedirgin olma. Ben kendimi tam ifade edememişim 🙁

  10. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Sibel-Çok teşekkür ederim. Yazdığım herhangi birşey işine yarıyorsa ne mutlu bana. Kızını da seni de öpüyorum
    @Nazlı-Deme be Nazlıcım siz de mi 🙁 Seni o kadar iyi anlıyorum ki. Bir çıkar yol işe yarayan en ufak bir şey bulursan haber et olur mu?
    @Hayal-Damla’ya baktıkça 3 yıl sonra başlayacak ilkokul maceramızı görüyor ve şimdiden çok tedirgin oluyorum 🙁 Ama kardeşine benden selam söyle evet bunlara dikkat etmemiş olabilir annelerimiz ama biz hal ortada 😛

  11. durununannesi dedi ki:

    Merhaba Nihan..
    Duru henüz okula gitmiyor ama bende aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorum..Haftasonu bir oyun grubumuz var oraya gidiyoruz..Duru da çok iyi gözlemci ve hem yaratılıştan hem de bizim yetiştirmemizden kimseye zarar vermemeyi öğrendi..Bazen bu konuda böyle yetiştirerek, yanlış yaptığımı düşünüyorum..başkasının canını acıtmamak için kendi canı acımasından korkuyorum..Ve onu okadar iyi huylu, pozitif yetiştirmeye çalışırken ve Duru da doğal olarak herkesi öyle bilmesinden etraftaki çocukların böyle davranmasına bir anlam veremiyor ve bana soruyor..Ve dediğin gibi yyy çok yaramaz, xxx çok yaramaz annesini hep üzüyor ben hiç annemi üzmem, anneler sevilir üzülmez gibi daha bebeklikten yeni çıkmış yaşta olgun kocaman bir insan gibi davranmasını kabullenemiyorum..Daha şimdiden olgun davranmasını istemiyorum aslında gerek yok..ve dediğin gibi itilip kakılmasından tedirginim bende..

  12. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Durununannesi-Ne büyük tezat aslında değil mi kendi doğrumuzla çocuk yetiştiriyoruz ve toplum içine karıştığı anda yaptığımızdan pişmanlık duyuyoruz 🙁 Bizimkiler biraz hırpalanacaklar bu süreçte ama herşey bir hayat tecrübesi diye avunmaktan başka çare yok…

  13. Bedia dedi ki:

    Öncelikle merhaba sayfanızda oglunuzun önceleri süt alerjisi teşhisi aldıgını ama sonra tükettigini okudum benimde 19aylık bir oglum var aynı seylerle ugrasıyoruz.ama suan artık süt ürünü vermeyi duyarsızlastırmayı düşünüyoruz sizde süt tüketimi bi sıkıntı yarattımı büyümesini durdurdumu bi ara boy uzaması yetersizligi nedeniyle ekdokrne gtmişsinz sanırım suan nasıl merak ettim.bu konuda bilgi verirseniz sevinirim şimdiden tesekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company