Rüzgar gibi bir ay

Sınırları zorluyorum farkındayım. İşteki aşırı yoğunluk, eve gelince seninle geçirilen sınırlı saatler, ev işleri, akşamları sosyal olma çabalarım, haftalar öncesinden dakika dakika planlanan hafta sonu aktiviteleri derken dinlenmeye zaman bulamazken niye böyle büyük bir işe kalkıştım bilmiyorum. Sanırım hayaller kurmak, sonra onları gerçeğe dönüştürmek, birşeyleri yoktan varetmek bana iyi geliyor. Dilerim yorulduğuma/yorulduğumuza değer. Detaylar yakında…

Sen varya sen, o kadar tatlısın ki bu aralar. Blogunu ihmal etmiş olabilirim ama not almayı ihmal etmedim. 25 Nisan günü ilk resmi cümleni kurdun, “Ouuu del”. Akşamüstü oynamaya doyamadığın Oğuz gittikten sonra herzamanki yikama, masaj, masal, emmeden oluşan uyku rituelimizin akabinde seni yatağına koyup iyi geceler dileyip çıktım. Normalde biraz debelendikten sonra uyuyan sen yatakta ne var ne yok yere atıp trabzanları sarsarak defalarca “Ouuu del” dedin. Seni uyumaya ikna etmek için Oğuz’un yarın yine geleceğini 5-6 kere söylemem gerekti. Şimdilerde ise, sabah uyanınca 14 aydır sana koşan sevgili anneni-yani bendenizi çağırmak yerine “Babaaa gel” diyerek beni derinden yaralıyorsun. İşten geldiğimizde de kapı sesini duyar duymaz babaaa diye koşarak geliyorsun. İlk resmi iletişimini de yine babanla 3 Mayıs günü kurdun. Aylardır her akşam sana masal okuduktan sonra tek tek gösterdiğin hayvanların isimlerini bıkmadan usanmadan söyleyen babacığının bu ne sorusuna “cit cit” yani civciv  ile cik cik karışımı bir sözcük ile cevap verdin.

Yürümeye işinde ustalaştığından beri artık kendini daha güzel oyalıyor, evde karşına çıkan saçma eşyalar ile oynayarak dakikalar geçirebiliyorsun. Bir yandan da artan iletişim kabiliyetin sayesinde aşırı derecede sevimli oluyor, her istediğini anlatıyorsun. Her gün dışarı çıkacağın saat yaklaştığında kendi paltonu o sırada gözüne kestirdiğin kişinin yanına getirip elinden tutup zorla kapıya götürüyorsun. Halen sarılmaa, sokulma gibi fiziksel temasları çok sevmesen de sevgini öpücükler göndererek  dile getiriyorsun. Oynamak istediği oyunları-ki bu genelde sakambaç oluyor-göstermek suretiyle seni oyalamayı kolaylaştırıyorsun. Tek uyku 45 dakika kabusu da sona erdi. Şimdi yine tek uyku ama 1.5 hatta arada 2 saat uyuyorsun ki bu senin için bir mucize. Sabahları da 6 yerine 7’de kalkmaya başladın ki, bu 1 saatin tadı paha biçilemez!

Özetle çok çok keyifli ve mutlu günler geçiriyorsun bu aralar, bense her akşam masal dinler gibi dinliyorum yaptıklarınızı, azıcık kıskanarak çokça özenerek. Hafta sonlarının tadı damağımda kalıyor, sana doyamadan kendimi yeni haftanın başında buluyorum. Velhasıl sana asıl şimdi bakmak vardı be oğlum…

2 Responses to Rüzgar gibi bir ay

  1. nimet dedi ki:

    uzun bir sure acaba ne oldu sesleri cikmiyor diye dusunurken, sonunda yeni bir yazı görmek cok guzel, iyi olmaniza sevindim. sevgiler.

  2. benden bizden dedi ki:

    ay bu demir oglan cok tatli oluyor buyudukce Nihan 🙂 Son cumlene uzuldum, ben de o aylarda Bambinonun yaninda olmayacagim. Yine de hicbir seyi atlamiyorsun, ne kadar guzel. Detaylari da merakla bekliyorum 🙂 Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company