Puset Seçim Testi

Her anne babanın yana yakıla etrafa sorduğu fiks More »

Memir Tuvolete Yapsın

Tam 2 hafta oldu. İlk günlerde sanırım bezi bıraktık More »

iPhone’a emanet

More »

Bir uyku hikayesi

More »

Anne hamileyken…

More »

Nasıl doğdun?

More »

Oyun/cak

Seni büyütürken, uyku düzeni konusundaki takıntılarım, plastik antipatim, emzirme sempatim, şeker karşıtlığım ve oyuncak seçimlerim gibi konularda en yakın çevremden genelde zuzaylı muamelesi görüyorum. Ben alıştım bana takılmalarına gülüyorum, onlar da bana gülüyor, geçinip gidiyoruz işte 🙂  Açık ara en çok dalga konusu olduğum madde ise oyuncaklar…

Az ve öz oyuncak prensibi ile 10.ayımıza sağ sağlim gelmiş bulunmaktayız. Hoppalasız, yürüteçsiz, oyun parksız, her tarafından ses çıkan tonlarca plastik oyuncak olmadan da oyun oynamak mümkünmüş. Hani herkes der ya tonla şey aldık ama bebeğimiz tencere tava ile oynuyor diye. Biz almadık işte ve sen yine tencere tava ile oynuyorsun 🙂 Üstelik kendi kendine uzun süre gayet güzel oyunlar oynuyorsun.

Montesssori adını 6 yıl evvel babanın yurtdışında yaşayan bir arkadaşından kendi çocuklarının aldığı eğitimi anlatırken duymuş, kulaktan dolma bilgiler edinmiştim. Duyduklarım gayet hoşuma gitmiş olacak ki sana hamile olduğumu öğrendikten sonra vakit buldukça araştırmış ve kafama yatan yönlerini not almıştım. Hep diyorum ya bebek bakımı değil devamıydı beni korkutan. Acaba seninle sıkılmayacağın oyunlar oynayabilecek miydim, acaba merak ettiğin şeylerin cevabı bende var mıydı, vardıysa da sana nasıl anlayacağın dilde anlatacakatım..vs. Bunların çoğu hakkında fikir verdi bana Montessori felsefesi. Sen büyüdükçe yapacağımız keyifli aktiviteler için de her zaman ilham almaya devam edeceğim kendisinden.

Sen daha çok bebekken farklı dokular, kokular ve seslerle ilgili aslında herkesin farkında olmadan oynadığı oyunlar oynayarak başlamıştık. Dayanamayıp anneanene şimdiden yaptırdığım ama henüz kullanmadığımız el becerisi geliştirme setlerimizi saymazak, resmi  açılışı oyuncaklarını Montessori’ye göre düzenleyerek yaptık diyebiliriz. Odana IKEA’dan aldığımız bu raf sistemini kurmadan önce salonda TV unitesinin altında benzer bir bölüm ayırdım. 1 ay kadar senin ve Oğuz’un üzerinde denedik gayet işe yarıyor. Tüm oyuncaklar açıkta ve görebileceğiniz şekilde dizilmiş durumda. Kendi kendinize bu rafa gidiyor dilediğiniz oyuncağı alıyor ve oynuyorsunuz. Ara ara salon ve odandaki oyuncakların yerlerini değiştiriyoruz ki sıkılmayasınız. Çocuklar düzeni sever ve kendilerini huzurlu hissederlermiş. Ne kadar doğru bilinmez ama ben kendim düzeni sevdiğimden çok tuttum bu önermeyi. İlerde aldığınızı yerine koymayı, dağıttığınızı toplamayı ve dolayısı ile sorumluluk sahibi olmayı öğrenecekmişsiniz. Ya bir raf sistemi nelere kadir oğlum!

Bir de İkbal Teyze’nin tavsiyesi ile Ela kızımın bayıldığı Adım Adım dergisine abone olduk bu ay itibari ile. İlk sayıyla oynayacağına yemeyi tercih ettin ama olsun ben çok beğendim tarzını. Her ay merakla bekleyeceksin gibime geliyor. Biraz daha büyü adına yakışır şekilde Meraklı Minik dergisinin de abonesi olacağız.

Sen büyüdükçe oyunlar da giderek güzelleşecek gibi duruyor ve ben seninle oturup oyun oynamak, resim yapmak için sabırsızlanıyorum. Bu bilinçle tekrar çocuk olabilmek, hayata senin gözünden bakabilmek… Ya bu annelik müthiş birşey yaa…

3/4 yaşında

Teknik olarak karnımda geçirdiğin süre kadar dışarıda da zaman geçirerek ilk yaşının dörtte üçünü tamamlamış bulunmaktasın sevgili oğlum. 9. ay doktor kontrolümüze sen 9 ay 9 günlükken gideceğiz ama ara tartı ölçülerine göre sonunda 8.000 gr+ ve 70cm+ bir bebek olduğunu tahmin etmekteyim.

Beslenme düzenimiz benim işte olacağım saatlerde emmeyi talep etmeyeceğin şekilde oturdu. Yoğurtla aran gayet iyi. Alerji sorumlusunun domates olduğu konusunda birkaç yeni kanıt daha elde ettik. Gündüz toplamı en fazla 3 saat olan 2  veya 3 uyku uyuyorsun. Gece uykularınsa tam tamına 3 aydır kötü. Ama seninle bu konu üzerinde çalışmaya başladık bile 🙂

8.ayındaki yere çakılmalarından ders almış olacaksın ki bu ayın hemen başında ayaktayken yavaşça ve güvenli bir şekilde yere inmeyi öğrendin. Akabinde sehpa etrafında fır dönecek hızda sıralamayı, tay tay durmayı ve köşe koltuk ya da birbirine yakın 2 eşya arasında küçük adımlar atarak geçişler yapabilmeyi öğrendin. Bu ayın favori hareketi koltuğun altına bir oyuncak atıp, bir yanağının üzerine yere yatıp o yumuk ellerini koltuğun altına sokup, almaya çalışman, beceremeyince de gel gel yapman. Bir de boyuna posuna bakmadan kendinden büyük arkadaşın Oğuz’un yakasına yapışman ve birlikte devrilmeniz. Kameraya alamadık diye üzülüyorduk ama her buluşmanızda pozisyon tekrarı yapıyor ve bizi gülmekten yerlere yatırıyorsunuz.

Çok uzun süredir herkes anne dediğini iddia etse de ben bunu saymıyorum. Doktorun da söyledi her bebek kendi dilinde anne anlamına gelen kelimeyi içgüdüsel olarak söylermiş, özellikle de ağlarken. Beni bu içgüdüsel anne kesmiyor tamam mı? Suratıma bakıp ciddi ciddi bana seslendiğinde benden cevap alamayınca 1000 kere anne dediğinde demiş sayacağım seni 🙂 Diğer tesadüfi hecelerin, ba-ba-ba(bazen va-va-va), mam-mam-mam(yeni tadına baktığın birşeyi beğenir de daha fazla istersen nam-nam-nam), gel-gel-gel bir de bol bol ouooo şarkısı ve çığlıklar. Bunlara da şükür. Dünyanın en sakin evi, ses çıkartan oyuncaklar yok, televizyon yok, pop müzik yok, mırıl mırıl digiturk 422 ve yoga müzikleri var, yüksek sesle konuşma yok, sakin bir anne&baba var, bizden sakin bir bakıcı da bonus. Bu şartlar altında en geç yapmanı beklediğim şey konuşman! Ama iyi bir dinleyici olacağın kesin. Babanın bebekler için özel “hızlandırılmış masallar”ını dinlerken kımıldamıyorsun bile. Bir gün çaktırmadan sesini kayıt edip içeriği yazmalıyım, çok gülüyorum size.

İşe bak ya 9+9 ay önce yoktun, sonra bir toplu iğne başıydın, şimdi yapabildiklerine bak. Bu mucizenin ta kendisi değil de ne peki?

Mim

Sobe ya diğer adıyla mim. Bu ikinci olacak. Ayda’nın annesi Peri sormuş ben de cevaplıyorum.

Lakabın var mı?
Hem de nasıl, adımın söylendiği nadirdir! Nicho(Niko okunur), Niknik, Niiii ama en çok Nicho kullanılır.

Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
Brenna Maccrimmon(Babazula)-Bir Sana Bir de Bana. Tesadüfen Demir’i uyuttuğunu keşfettiğimizden beri ezberlemeye çalıştığım ama nakarattan öteye gidemediğim şarkı.

En son ne zaman ve kime aşık oldun?
Önce kocama sonra oğluma diyeceğimi sanıyorsunuz ama hayır cevap veriyorum: Son bakıcımız Güler’e 2 hafta önce 🙂

En son okuduğun kitap?
Ye, Dua et, Sev. Daha bitmedi, filmi izlemeden önce kitabı okumak istedim.

Son zamanlarda en çok özlediğin?
Sabah uykum bitince kendiliğimden uyanmak.

Bir günlüğüne ünlü biri olmak istersen kim olabilirsin?
Suri Cruise. Sahip olduğum tüm topuklu ayakkabıları ve kadın kıyafetlerini annemin kafasına atar “Hoooop kadın kendine gel, ben daha ufacık bir kızım!” derdim.

Yarın sabah ilk planın?
Demir’in altını değiştirmek!

Şu anki mesleğinde olmasan hangi mesleği isterdin?
Matematik öğretmeni. Olabilirdim de, hayatta en sevdiğim dersti. 3-5 kişiyi üniversiteye soktu diye adımı çıktı mıydı tamamdı bu iş. Hem oğluma da daha çok vakit ayırırdım. Of yaaa ne aptalım!

Ben de Duru’nun annesi Eylem‘e iade-i mim yapıyorum. Ne demekse 🙂 Hadi bakalım Eylem Hanım yazmak için motivasyon size…

Şans bize de ‘Güler’ mi?

Bu yazıyı yazmak için tam 2 hafta bekledim. Anneanen sus sus nazar değecek dese de ne nazarı demek istiyorum bize değen değmiş zaten, Ocak 2010’dan bu yana 11 ayda 4.bakıcımız! Üstelik ben daha işe dönmemişken. Biliyorum sorun bende gibi gözüküyor dışarıdan bakılınca ama işin aslını gel bir de bana sor.

Nihan khanım bogün de heç doguriyor gibi durmuyorsunuz diyerek evde doğum beklediğim günleri bana zehreden, anneanen misafirlere hizmet ederken içeride uyuyan, mahalle kasabı ile kırıştıran, daha önce çocuk bakmamış 49 yaşındaki yatılı, Özbek  ilk bakıcı… Aslında gayet içime sinen, çok güvenilir ama devamsızlıktan ve mutsuzluktan sınıfta kalan, bir tarikatla bağlantısı olduğundan şüphelendiğim, daha önce çocuk bakmamış 40 yaşındaki yatısız Türk ikinci bakıcı… Sinir bozucu ses tonuyla sürekli sana yapay bir şekilde aşşşşkımmm diye seslenip,  2 günde ikinci çoğul şahıs kullanarak hakkında genellemeler yapmaya başlayan(en favorim:sen sadece bir sabah uyumayınca bana gelip de “Biz sabah uykularını kaldırıyoruz artık” diye bilgi veren), günde en az 100 kez seni daha önce baktığı çocuklarla karşılaştıran(uykuları kaldırıyoruz çünkü baktığım x,y,z de öyle yaptı- hiçbir çocuk birbirine benzemezken nedense bu kadının baktığı bütün çocuklar aynıymış!), daha önce çocuk baktığı evlerin özel hayatlarını en ince ayrıntısına kadar anlatan, değil senin kirlettiğin yerleri temizlemek banyodaki saçlarını toplamaktan aciz, satın almayı düşündüğümüz eve “Ben evi beğenmedim orda çalışmam” diyecek kadar küstah, hayatı birşeylerden kaytarmak üzerine kurulu, pek tecrübeli 35 yaşındaki yatılı Türk üçüncü bakıcı…Tevekkeli değildi ben Demir’i bırakamicam galiba diye döktüğüm gözyaşları. Kimse kusura bakmasın ama seni bu kadınlardan birine bırakıp gidemezdim. Taaa ki şans bize de gülene kadar.

23 yaşında minicik çıtı pıtı, sevimli, saygılı, herşeden önemlisi kendisi mutlu, sevgi dolu, yüzü hep gülen Güler geldi girdi hayatımıza. Hiç çocuk bakmamış ama 7 kardeşli bir ailede büyümüş, halen haftasonları 2 çocuğu olan kardeşinde kalıyor ve onlara bakıyor. Liseyi dışarıdan bitiriyor, çocuk gelişimi okuyor ve ileride ana okulu öğretmeni olmak istiyor. 5 yıl alzheimer hastası bir teyzeye bakacak kadar sabırlı, ölmesini görmeye dayanamazdım diye ağlayarak oradan ayrılacak kadar da hassas. Evdeki kütüphaneden etkilenecek kadar entellektüel, güzel bir çiçek görünce sevinecek kadar doğal, yerde seninle emekleyecek kadar çocuk ruhlu, yemek kitabını eline alıp mutfağa girmekten keyif alacak kadar becerikli, sen geceleri çok uykusuz kalıyorsun Nihan Abla gece 1’e kadar Demir uyanırsa ben baksam da sen biraz uyusan diyecek kadar da duyarlı. Her lafı yaparız, hallederiz diye biten, hayatı kolaylaştıran pozitif insan. Onun mutluluğu sana yansıyor bütün gün mırıl mırıl oynuyorsunuz. Ben de kendim odalara kapatmıyor, basitçe odama çekilip uyuyorum. Kısacası herşey rüya gibi 2 haftadır…

Şu 11 ayda azıcık tecrübe edindiysem bu işte, bu sefer BULDUM diyorum. Umarım sonradan yanılmam. Şimdilik tek bildiğim şu kısacık 2 haftada bile bana seni bırakabileceğim hissini yaşatan tek insan. Sakın yanlış anlama hala hiç işe dönesim yok ama artık sebebim seni kimselere bırakamamak değil, seni çok özleyecek olmak…

Bisküvi keyfi

Diyeti bırakma kararı aldığımda elimde sadece 2 veri vardı. Keçi peyniri ve domatesten sonra ishal olmuştun. Sebebin bu gıdalar olduğu da muallak! Hadi bunlara alerjiksin diyelim peki ya diğerleri? 5’er gün arayla herşeyi denemeye karar verdim. Tabii ki ilk yediğim şey döner dürüm oldu. Tıpkı hamileliğim boyunca canım çektiği üzere bu süre boyunca da canım en çok Flamingo Döner istedi. 2 dürüm döneri hüplettikten sonra o geceyi o kadar huzursuz geçirdin ki hemen o an oracıkta pes edebilirdim. İki dakikalık zevkim için için senin kıvranmanı izleyemezdim, belki de doktorlar haklı bense ukalanın ve bencilin tekiydim. Babacın imdadımıza yetişip önce seni sonra beni sakinleştirdikten sonra denemeye devam etmem için beni yüreklendirdi.

Ertesi gün tüm ilaçlarını kestik. Vücudundaki pütürleri azaltmak için de bir deneme yaptık. Her akşam kullandığımız Mustela yağ yerine daha önce yüzündeki egzama için kullandığımız Mustela kreme geçtik. SONUÇ: 2 gece masajı sonrası sıfır pütürlük! Belki de seni her akşam köpürte köpürte yıkıyoruz diye biz kuruttuk cildini, yağ da hiç iyi gelmiyordu. Doktor bunu bile sormamıştı saolsun!

Dönerin akabinde 5 gün ara verdikten sonra yine canımın çok çektiği süt ürünlerini denemeye başladım. Kendini bildi bileli ağzına süt sürmemiş, sütün kendisinden nefret eden ama ürünlerine bayılan annen muhallebiyi nasıl götürdü bilemezsin. SONUÇ: yine çok uyanmalı ama kıvranmasız bir gece.

Ertesi sabah kahvaltıda canım çaya bisküvi batırmak isteyince mama sandalyesinden nam nam yapışının verdiği ilhamla senin de eline Hipp Bebe Bisküvisi tutuşturdum. Yiyişini izlemek harikaydı. Kahkalar ata ata, bisküvini eme eme bir hal oldun. SONUÇ: yanaklarında uzun süre beklettiğim bisküvinin içindeki süte rağmen sıfır kızarıklık!

Bisküvi denemesinden sonra hızımı alamayıp evde yoğurt mayalayıp önce ağzının kenarlarına değdirip sonra 2 kaşık da ondan verdim. SONUÇ: sıfır kızarıklık, daha fazla veriyim diye ağlayan sen…

Bu deneysel çalışmalarımı koltuğumun altına alıp büyük bir güvenle bugün 8. ay kontrolün için doktorun Sema Hanım’a gittim. 7.810 gr ve 67,5 cm  ölçülerine göre son kontrolden bu yana 360 gr ve 1 cm büyümüş gözüküyorsun. Ki bu sürenin nerdeyse yarısında diyeti bozmuş olmama rağmen son 3. ayın en iyi büyüme rakamları bunlar. Beklediğimin aksine kararıma saygı duyduğunu, çocuğum için en doğrusunu benim bileceğimi söyledi. Senin için oluşturduğum sık sık ama azar azar yemeklerden oluşan menüyü sürelerini biraz açarak ve yoğurda onay vererek güncelledi. Bir de hala su içmediğini duyunca günde 300 cc su veya bitki çayı içmen için uğraşmamızı istedi. 9. ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin kabaca böyle olacak.

06.30 Kalkış&anne sütü

08.30 Bebelac mısırlı çavdarlı kahvaltı+70 cc anne sütü+2 tatlı kaşığı pekmez+ 1 kibrit kutusu inek peyniri

09.30-11.00 Uyku

11.30  Sebze çorbası

14.00-15.00 Uyku

15.30 Yoğurt+galeta

17.30 1 elma+1 armut+2 bebe bisküvisi( kaka durumuna göre kayısı veya muz da kullanılabilir)

19.00 Milupa 7  Tahıllı+70 cc anne sütü

19.30 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

23.00 Anne sütü(uyku beslenmesi-dream feeding)

02.00 Anne sütü

04.00 Anne sütü

Hali hazırda yoğurdun olduğu öğünde beni emiyorsun. İşe dönmeme 1 ay kala yavaş yavaş bu emmeyi kaldırıp yerine yoğurdu koymayı hedefliyoruz. İşte sağdığım sütle de sabah kahvaltını ve akşam tahılını yiyeceksin. Plan fena gözükmüyor hı?

En uzun ve hararetli konuşmamızı gece kalkışların üzerine yaptık. 4-8 ortalama 6 kalkış ve her birinde emmek isteyen sen, başta ezirmeye direnen ama sonrasında sana kıyamayıp her defasında emziren ben! Bu model gündüzleri dinlendiğim için şimdilik sürdürülebilir olsa da işe döndüğümde kaldıramayacağım için bugünden birşeyler yapılması gerekiyormuş. Eğer işe döndükten sonra gece emzirmeyi azaltmaya çalışırsam senin daha çok tepkini çekermişim. Bu kadın zaten gündüz bıraktı gitti beni şimdi bir de gece emzirmiyor ben gösteririm ona der geceleri zindan edermişsin bana! Bu yüzden gece boyunca en fazla 3 kez emzirecekmişim. Bunun dışındaki seferlerde baban elinde bir biki çayı ile odana girip onunla seni sakinleştirecekmiş! Israrla benden başka birisi tarafından uyutulman gerektiğini söyleyip durdu, bize de gece geç saatlere kadar dışarı çıkmamızı salık verdi. Hem sonra artık bebeklikten çıkıyormuşsun, bu aşırı düzenli ve planlı hayatını biraz esnetmeliymişiz. Aksi takdirde ilerleyen aylarda programındaki en ufak değişiklikte(ki bu sana keyif verecek bir değişiklik de olsa) krizler yaşamamız kaçınılmazmış da filan falan.

Belki söylediklerinin hepsinde haklı, belki değil. Tek bildiğim benim tüm bu söylenenleri biraz sindirmem ve kafamda tartmam gerektiği. Çünkü benim annelik anlayışıma çok aykırı şeyler bunlar. Şu anda iç sesim aslında uyumayı gayet iyi bilen ama dişinin ağrısından uykusundan uyanıp memede sakinleşmek isteyen oğluma bunu çok görmememi söylüyor. Ne bugün ne de 1 ay sonra! Sıkıntın geçtiğinde bunun bir alışkanlık olarak kalmayacağına inanıyorum nedense. İşe başladıktan sonra, yorgunluk başıma vurduğunda böyle düşünürmüyüm onu da bilmiyorum ama şimdilik içsesimi dinlemeye devam edeceğim. Seni sakinleştirecek ilaç bendeyken seni bundan mahrum etmeyeceğim.

Biz hep iyi bir ekip olduk, bunu da halledebiliriz ben inanıyorum canım oğlum benim…

Bayram hediyesi

Kendini Nisan zanneden bu güzel Kasım ayında, ikinci bayramının açılışını Bursa’da babane, dede ve amca ziyareti ile yaptın. Dönüşünde İstanbul ziyaretlerini tamamladın. Koç Müzesi‘ni gezdin. Çınar senden küçük olmasına rağmen onu ziyarete gittin, büyüklük sende kaldı 🙂 Ela ve bilimum teyzelerinle brunchta görüldükten sonra kapanışı Mina ile caddede fink atarak tamamladın. Babanla bol bol hasret giderdin, özetle yine çokça gezdin.

Aldığın tonla hediye ve harçlığa rağmen bence bu bayramın en güzel hediyesi sonunda patlayan sağ üst dişin oldu. Alt dişinden tamı tamına 2 ay sonra sen 8 ay 6 günlükken 3. dişine kavuştun. Ne gariptir ki yine Samikolarda fark ettim dişinin çıkmak üzere olduğunu. O evde var bir keramet 🙂 Yalnız bu seferki çok farklı, önce bembeyaz oldu, sonra direkt iki başıyla birlikte resmen yarılarak çıktı dişin! Gecede 8 kere kalkıyor olmana şaşmamalı bence. Yanındakini de tez vakitte patlatır rahatlarsın umarım.

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company
WordPress Loves AJAX