İlk haftanın ardından

Anlayamadığım bir hızla geçti ilk haftam. Evde kızıyordum zamana geçme geçme diye, şimdi hemen geçsin isterken jet hızıyla geçen zamanın bana yaptığı bu kıyağı hiç unutmayacağım. İlk gün dışında, sandığım ve kendimi hazırladığım kadar zor bir hafta olmadı benim için.  Bu 5 günde işe alıştığım, çok sevdiğim, iyi ki geldim dediğim anlamına gelmiyor tabii ki. Kendimi sosyalleşmiş, havası değişmiş hissetmek bir yana tüm sosyal hayatı bitmiş bir hapisaneye tıkılmış gibi hissediyorum. Sen orada dururken, dışarıda bizim için bir hayat varken benim burada olmam çok saçma. Ama ben  değiştiremeyeceğim şeylerden şikayet etmeyi sevmiyorum. Mutsuz olmanın, bunu sana yansıtmanın hiçbirimize bir faydası olmaz. Bu karar mantıkla verildi, mantıkla da uygulanmaya devam edecek!

İlk gün vedalaşamamıştık seninle. Hergün cin gibi kalkan sen emzirmeme rağmen uyanmamıştın. Tabi bunda babanın yarım saat boyunca çalıp seni uyandıran alarmının benim işe başlamam sebebiyle artık hiç kurulmayacak olmasının da etkisi vardı. Ağlayarak çıktım evden ama işe gelene kadar toparlanmıştım. Akşam geldiğimde de uyuyordun. Uyku sersemi kalktığında hayal ettiğim gibi bir karşılaşma olmadı. Sonrasında da keyifsiz gibiydin, akşam muhallebini zor yedin, zor uyudun filan. Gece 03.00-04.30 arası aralıksız ağladın ve sen normalde ağlamazsın. Bu hikaye klasik bir diş çıkartma hikayesidir aslında. Şimdiye kadar çıkan 4 dişin de aynen böyle çıkmıştır. Ama şimdi ben işe başladım ya herşeyi ayrı kalışımıza bağlama eğilimindeyim ya, ben de ağladım seninle beraber. Ertesi sabah diş bulamayınca da üzüldüm, bizi nasıl gecelerin beklediğini düşünüp endişelendim. Ama 5 Ocak 2011 Çarşamba günü Güler 5. dişini buldu. Üst ikinin sağ yanında koca bir diş patlamış. Ben sabahın karanlığında o koca şeyi var olan dişin sanmışım 🙂 Sonraki geceler herzamanki temponda geçti.

Sanki sırf bana el sallayabilmek için el sallamayı öğrendin. Bizi uğurlarken önce el sallıyor sonra hınzırca gülerek kapıyı suratımıza kapatıyorsun. “Hadi anne uzatma git, ben iyiyim” der gibi. Burnumun direği sızlarken kendimi bir anda gözleri yaşlı ama gülerken buluyorum. Doğduğundan beri uyanık olduğun her sabah babanı uğurlamamız ve akşam karşılamamız işe yaramış gibi gözüküyor. Giden geri gelmez diye düşünmüyor gibisin, ya da daha anlamadın bilmiyorum. Gün içini de gayet keyifli geçiriyor, aynı düzeninde hayatına devam ediyormuşsun. Mişli geçmiş zaman kullanıyorum çünkü evi aramıyorum. Sesini duyarsam dayanmam daha zor olabilir. Hadi konuşuyor olsan seninle konuşmak için ararım belki ama şimdi arayınca kendimi üzmekten başka elime birşey geçmeyecek. Diyelim uyumadı diyecek Güler, e ben ne yapacağım koşup gelip seni uyutacak mıyım? Aramıyorum işte. Akşam eve gidince büyük bir zevkle dinliyorum yaptıklarınızı.

Kıskanırım sanıyordum bensiz hiçbirşey aksamazsa, benim kucağımdan Güler’e gitmek istersen filan diye. Oysa iyi yönetici yokluğunda belli olurmuş, ben ancak mutlu oluyorum bu tablodan. Bunca yapışık geçen günlerimize inat bu kadar bağımsız olabilmeni hayranlıkla izliyorum. Elbet anne gitme diyeceğin, huysuzluk yapacağın günler de kapıdadır, büyük konuşmamak lazımdır. Ama yine de söylemeden geçemeyeceğim, biz iyi bir ekibiz ve bunların da üstesinden gelebiliriz. Seni çok seviyorum…

3 Responses to İlk haftanın ardından

  1. ÇokBilmiş dedi ki:

    İyi yönetici yokluğunda belli olurmuş, lafına bayıldım 🙂

  2. Eylem dedi ki:

    Bu kadar hafif atlatmanıza çok sevindim ilk haftayı.. Gerisi artık çok daha kolay gelir. Şimdiden geçmiş olsun diyelim 🙂 Sana sevgiler, kuzucuğa ise bol öpücükler..

  3. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Çok Bilmiş-Kendimi böyle kandırıyorum işte yoksa çok kıskanacağım 🙂
    @Eylem-Çok teşekkür ederim Eylemciğim. Sizi takipteyim sonunda huzurla evinizde olmanıza çok seviniyorum. Öpüyorum Durucuğumu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company