Hayt Parkı

Daha önce defalarca Londra’ya gitmemize rağmen ile kez Londra’nın bambaşka ama harika bir yüzünü gördük “Çocukların Londra’sı! Gerçekten tam anlamıyla “bebek dostu” bir şehir(miş) biz de yeni müşerref olduk.

Uçak yolculuğumuz, giderken sabah 05.30’da uyandırıldığın için bindikten yaklaşık 1 saat sonra uyuman ve inerken uyanman suretiyle yine çok sorunsuz geçti. Bu kaçıncı uçağa binişin saymadım ama hayatında ilk kez bir şeyden korktun ve bunu dile getirdin. Uçak inişe yakın fazlasıyla sallanınca tedirgin gözlerle bana bakıp “Anne uçak hızlanmasın istiyorum” dedin. O an anladım ki ben bu korku meselelerinde ne yapmak gerektiğini bilmiyorum. Ama o kadar hoşuma gitti ki kendince korkunu tanımlayış ve ifade ediş şeklin ilk aklıma geldiği gibi “Bulutların içinde tümsekler varmış ondan sallanıyoruz ama istersen sarılabiliriz belki iyi gelir” diyebildim sadece. Sen endişeli gözlerle etrafına bakınırken sarmaş dolaş indik. Sonraki günlerde birkaç kere daha bu konuya gönderme yaptın. Abartılı tepkiler vermemeye çalışarak seni dinledim. Belli ki yeni bir dönem başlıyor ve bundan sonraki korkular için hazırlık yapmak gerek.

Her zaman olduğu gibi otel yerine mini mini bir ev kiralamayı tercih ettik. Evimiz, olabilecek en merkezi yerde Oxford Street’in bittiği Hyde Park’ın başladığı cadde üzerindeydi. Bu da bize günü ikiye bölerek program yapma ve öğlen uykuları için eve dönüp ailecek dinlenebilme olanağı sağladı-ki bu paha biçilemezdi. Hiç metro kullanmadık. Havalanından şehre tren ile, 10 pounddan ucuz mesafelere taksi ile daha uzun mesafelere ise otobüsle gittik. Taksici muhabbetine Londra’da da devam ettin. Taksiye biner birnmez şöföre “Hayt Park Pileys” deyip adresi veriyor adam sana ne cevap verirse versin artist artist “It’s okey its okey” diyordun. Baban daha biz gitmeden hazırladığı harika bir programla karşımızdaydı. Hava şartları nedeniyle tamamını gerçekleştiremesek de sırf sokaklarında dolaşırken bile heyecanlandığın bu şehirde çok güzel bir hafta geçirdik. İşte yaptıklarımız…

  • Hyde Park

 Havın güzel olduğu günlere evimizin dibindeki Hyde Park‘a, senin deyiminle Hayt Parkına giderek başlıyorduk. Kahvaltımızı gölün kıyısındaki Lido Cafe’de yaptıktan sonra kuğuları, ördekler, karabatakları sevip yine parkın içerisindeki pek çok oyun alanından birine gidiyorduk. 

Açık ara en favori parkımız Lady Di anısına yapılmış Diana Memorial Playground‘du. Bu parkta, Türkiye’de alışık olduğun plastik parklardan çok farklı olarak dev tahta gemiler, doğal kütükten traktörler, kızıldereli çadırları arasında kendinden geçtin. İngiliz çocukları gibi çıplak ayak dolandın ve onlarla gayet iyi anlaştın. Enerjini boşaltabilmen için birçok sabahımızı- özellikle de babanla başbaşa olduğunuz sabahları-bu şekilde geçirip akabinde güzel öğle uykuları yaptınız.

  • London Eye+Aquarium

Westminister Köprüsüne gelir gelmez gördüğün ve gördüğün andan beri buna binelim diye delirdiğin London Eye’ın hakkını verdiğini söyleyemeyeceğim. Bir tek Big Ben ilgini çekmiş ola ki hala sayıklıyorsun “Anne Rondıra’da Bik Benk vardııı” diye. Koca Londra’yı izleyeceğine aşağıdaki Mickey Mouse kılığındaki göstericilere ve atlı karıncaya takıldığından iner inmez onlara gitmek farz oldu.  Ek bir bilgi bunca yıldır Londra’ya gelip de sen “Kırmızıya binelim kırmızıya binelim” diye tutturana kadar London Eye’ın bir kapsülünün kırmızı olduğunu fark etmemiş olmamız pek manidar tabiki! 

Gitmesek de olurmuş dediğimiz tek yer hemen London Eye’ın dibindeki Aquarium‘du. Klostrofobim filan olmamasına rağmen bu dar ve kalabalık mekanda içimize fenalıklar geldi. İlk başlarda herşey ilgini çekerken sonlara doğru hepsi gözüne aynı gözüktüğünden olacak ki gayet umursamaz tavırlar sergiledin. En çok ilgini çeken bölüm mini yengeç havuzunda yengeçleri sulamak oldu.

  • London Zoo

Benim seminerde olduğum bir günü babanla London Zoo‘da geçirdiniz. Babanın anlattığına göre hayvanlar ilgini çekmiş çekmesine ama girişteki şişme park alanında ve oyuncaklarda öyle bir aklın kalmış ki orayı sayıklamaktan hayvanlara konsantre olamamışsın. Buradaki en çok ilgini çeken bölüm ise kelebekler odası olmuş.

  • London Transport Museum

Londra’da en çok sevdiğim mekanlardan biri olan Covent Garden’a malesef çok yağmurlu bir günde gidebildik. Çok kaliteli olmasa da minik bir gösteri izledikten sonra hep önünden geçtiğimiz ama bir türlü gezmek kısmet olmayan London Transport Museum‘a gittik. Ulaşım araçları delisi bir oğlan çocuğu için bulunmaz bir mekandı. Hayran hayran izlediğin otobüsleri bizzat kullandın, metrolara indin bindin ağzın açık dolandın durdun. İyi ki gitmişiz…

  • Natural History Museum

Bu müzeye ilk gittiğimde, koskoca ilkokulda fen dersi adı altında öğrendiğim herşeyi 3 saat içinde tek bir müzeyi gezerek üstelik de görsel olarak hafızama kazımanın mümkün olduğunu görmüş, kendi adıma üzülmüş ama doğacak çocuklarım için sevimiştim. Evet senin için biraz erkendi ama olsun. Bu sadece başlangıçtı, her yaşında farklı bir keyif alacağına eminim. Çıkışta sokağın sonundaki Billys’ te yemekler harikaydı notumuzu alalım…

  • National Army Museum Kids Zone

Muhtemelen Chelsea’li anneler dışında pek kimsenin bilmediği bu müzenin çocuk oyun alanı çok yağmurlu bir sabah için harika bir alternatif oldu. Baban müzeyi gezerken biz de mahallenin oyun grubunun ortasında daldık. Muhabbetler dünyanın heryerinde aynıymış, annelik gerçekten evrensel! Çıkışta eve dönemeden uyuyakaldığın için sevimli bir cafede çay keyfi yaptık, sen uyanınca da ünlü hamburgerci Byron‘da çok lezzetli bir yemek yedik.

  • Hamleys&Disney Store

Normalde oyuncakçıya gitmek gibi bir adetimiz olmasa da buraya kadar gelmişken Londra’nın en büyük oyuncakçısı Hamley’s ve Disney Store‘a uğramamak olmazdı. Oyuncakçıları oyun evleri sandığından her birinde 2’şer saat oynadıktan sonra güle oynaya ayrıldın. Muhtemel bir cadılar bayramı partisi için adı Demir olan tüm çocukların klasiği Ironman kıyafeti edindik. Kitapçıları da unutmadık, hemen hemen her kitapçıya girdik uzun uzun kitapları inceledik.

Afrika‘da yaşayamadığımız safari deneyimini Londra’da yaşamaya niyetlendiysek de sağdan direksiyona adaptasyonda zorluk yaşarız endişesiyle araba kiralayamadığımız için Safari Park‘a gidemedik. Trip Advisor’daki yorumlara bakınca doğru bir karar verdiğimizi anladık zira arabanın etrafında dolaşan ve zaman zaman arabaya zarar veren vahşi hayvanlar yeni başlamakta olan korkularına korku katabilirdi. Bir de büyük heyecanla hazırlandığımız ama son anda biletleri alırken 90 cm’lik boy sınırını fark edip vazgeçmek zorunda kaldığımız Legoland aktivitemiz var. Halen 86 cm’lik bir cüce olarak Legoland’in hakkını veremeyeceğinden bu ziyaret de bir sonraki gezmize ertelenmiş oldu.

Bu tatilin en büyük kazanımı baban ile yakınlaşmanız oldu. Evet daha önce de uzun saatleri birlikte geçirmiştiniz ama sabah 7.30-akşam 7.30 sizin için bir ilk oldu.  Ya yemezse, ya yatağa koyduğumda uyumazsa gibi endişeleri olan baban bu iki günün sonunda kendini bir kahraman gibi hissetti. Bense alınabilecek en güzel ödülü aldım senden. Biraz ayrılık yaradı galiba. Seminerden eve geldiğimde bana çapkın çapkın bakıp ilk kez “Anne çok güzelsin” dedin. Ve ben ağladım…

6 Responses to Hayt Parkı

  1. OZGE ARPAT dedi ki:

    Ay harika bir post olmuş bu:)
    Ben o çapkın bakışları yerim yaaa
    Nihan memir beni öldürecek:)

  2. beyza dedi ki:

    Çocukları alıp Londra’ya gidesim geldi bunları okuyunca 🙂

  3. Semin dedi ki:

    Zeyna ile bir sonraki Londra gezimiz bunun aynisi olacak musaadenizle ! Supersiniz !

  4. GezginAnne dedi ki:

    Kendi, gezginanne bloğumda yazınızdan bahsettim ve link verdim. Bilginize 🙂 Sevgiler…

    http://www.gezginanne.com/2013/04/coluk-cocuk-londra.html

  5. esin dedi ki:

    Harika bir gezi olmuş,bizimde plandığımız bu seyahatte kaldığınız evden memnun kaldınız mı?Temizlik,yatak,mutfak eşyalarının temizliği vb :)Tşk

  6. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Esin-geç cevap için özür!Ev harikaydı. Mis gibiydi. Mutfak biraz küçüktü ama iş gördü. Şiddetle tavsiye ederiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company