Güneşle doğan Güneş

Bir hamileliğin daha sonuna gelmiştik. Belki de anneanen haklıydı hamile olmayı o kadar çok seviyordum ki yine doğurma zamanı geldiğinde bebeğimden ayrılmakta zorluk çekiyordum. Madem bu sefer doğumu biz başlatacaktık bari gecenin sakinliğinde olsun istedim. O gün öğleden sonra son kez kontrole giderken 10 dakika ara ile iki minik sancı geldi, ben gülümsedim galiba sonunda kendin gelmeye karar vermiştin…Gerçekten de doğum başlamış. Dr geceyi beklemeyip 18.30 gibi hastaneye gitmemi, eğer rahim ağzı kolay yumuşasın diye kullanılan fitili almayı kabul edersem suni sancıya gerek kalmadan doğurabileceğimi söyleyince dünyalar benim oldu.

Güzel bir duş, güzel bir yemek, abinle öpüşme koklaşma derken doğum destekçimiz teyzenle sakince hastaneye doğru yola çıktık. Baban bizden de sakin olacak ki bu habere rağmen işten erken çıkmaya tenezzül bile etmedi! Bir kez daha sancı çekmemi izleyemeyeceğini beyan eden babanın görevi abini yatırmak, anane&dedeye emanet edip yanımıza gelip odanın dışında beklemekti, aceleye gerek yoktu.

Hastaneye vardığımızda nöbet değişimi olmuş geceyi birlikte geçireceğimiz ebe/hemşireler göreve başlamıştı. Doğum planımın üzerinden geçtiğimizde “Aaa ben aynı zamanda doulayım” diyen ebemiz başta gönlümü fethetse de dışarıda benim için “Hasta biraz bilgili!!!!”geyikleri çevirdiklerini öğrendim. Neyse kimseye ihtiyacımız yoktu, senin teyzen bana benim teyzem de ona bakacaktı. Biz harika bir ekiptik.

lms-1

21.30 gibi başlayan hissedilir dalgaları başta hemeroid ağrısı sansam da her doğumun farklı olduğunu anlamam uzun sürmedi. Evet bunlar da bu doğumun sancılarıydı ve daha yoğun olarak kuyruk sokumumda hissediyordum. Önce koridorda güle oynaya karşıladığım dalgaları sonraları muhteşem doğum müziğim eşliğinde pilates topu üzerinde belimde teyzenin bir an bile çekmesine izin vermediğim sihirli elleri ve sıcak su torbası ile karşılamaya devam ettim. Pek çok kişi bu söylemimi yadırgasa da ben bu anlardan resmen keyif alıyordum. Abinin doğumundan farklı olarak bu sefer gerçekten biz istemedikçe rahatsız edilmiyorduk. Her şey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. NST dahi benim talebimle yapılıyordu ki bu sefer aklımın bir kenarından hiç çıkmayan korku nedeniyle NST konusunda oldukça işbirlikçiydim.

5 saat sonra 02.30 civarı o tanıdık bildik haller geldi üzerime. Çok yorulmuştum, bir minicik hurmayı 3 sancıda bitiremiyorum diye söyleniyor, ıkınmaya gücüm kalmadı diye yakınıyordum. 6-7 cm civarında olduğumu tahmin ediyor, artık doktorumu arama zamanının geldiğini düşünüyordum.  Muayne etmesi ebeyi için çağırdım ve sonuç tam bir fiyaskoydu:sadece 2 cm!!! Allak bullak oldum, saatler önce muayne sırasında da 2 cm’dim ben! Günlerdir aklımın bir köşesindeki korkum geldi ve beynimi esir aldı. 41.hafta,  ikinci doğum, fitil ve bu şiddetteki sancılar hala açılmayı sağlamadıysa bu doğumda bir terslik olacaktı!  Genel anestezi, bayılmak, bir daha ayılamamak, sana birşey olması…
Önce sen iyi misin diye bakmak için NST istedim, çok şükür kalp atışların düzenliydi. Sonra da epidural için kateter takılmasını talep ettim. Doktorun gelip acil sezaryen kararı alırsa en azından bayılmamalıydım. Ameliyathaneye indiğimde uykusundan yeni uyanmış 50 yaşlarında bir anestezist teyze karşıladı beni. Hızlıca ikinci doğumum olduğunu, ilk doğumumda epidural takıldığını ancak ilacı almadığımı anlattım. Tabi bunu iki sancı arasında bir yandan kendimi sakinleştirmeye çalışırken anlatınca “Siz daha 2 cmde böyleyseniz nasıl epidüralsiz doğurdunuz ben anlayamadım valla” dedikten sonra dan dun haber vermeden iğneyi sokmaya başladı. İçimden türlü türlü cevaplar geçiriyor ancak söyleyecek mecali kendimde bulamıyordum. Yaklaşık 5-6 denemeden sonra bana daha önce yan yatırılarak tek seferde takıldığını, yıllardır yoga yaptığımı eğer bana ne yaptığını ne zaman yapacağını söylerse nefes alıp gevşeyerek kendisi ile işbirliği yapabileceğimi söyledim. Susmamı söyledi! 35. Dakika, belime yapılan sayısız uyuşturucu iğne, 17 denemeden sonra aniden suyum geldi. Baktım hala sokmaya çalışıyor, işte o an bana bir delilik geldi “41 haftalık hamileyim biriniz suyumun rengine bakar mı lütfen şu anda acil ameliyata alınmam gerekiyor olabilir” diye bağırdım ve öğürmeye başladım. Midemin bulandığını anlayan kadın bayılacağımı düşünerek tansiyonumu ölçmeye başladı. O sırada bilekliğimi görüp bomba sorusunu patlattı “Aaa alerjiniz mi var?” E be kadın, e be anestezist, e be ameliyathanelerin tek sahibesi, e be canımızın emanetçisi buna şimdi mi bakılır!!! Çekin ellerinizi üzerimden ve beni derhal burdan çıkartın diyebildim.
Kapıda beni endişeli gözlerle bekleyen teyzen, baban ve teyzeme eğer sezaryene gireceksem hiçbir şekilde bu kadın tarafından bayıltılmak istemediğimi söyledim ve kusmaya başladım-tıpkı ilk doğumda olduğu gibi. O sırada kontrolü tekrar ele almaya karar verdim. Ebenin ne dediği önemli değildi, santimlerle işim yoktu, ben bu işi daha önce yapmıştım, o ağrı seviyesi, ağzımdan dökülen cümleler, suyum, kusmam hepsi tek birşeye işaret ediyordu. Kimse inanmasa da ben doğuruyordum ve bu tecrübesiz ellere doğurmaya da hiç niyetim yoktu. Ebeye hemen doktorumu çağırmasını söyledim. Hastaneye çok yakın oturan canım doktorum ebenin verdiği 2 cm bilgisine rağmen ikiletmedi hemen kalktı geldi. Doktorum geldiğinde saatlerimiz 03.30’u gösteriyor, bense yanlış nefes aldığımı söyleyen ebeye kısaca “kes” diyordum. Artık  doğumun hangi evresinde olduğumu  kimseye soracak değildim! Doktorum NST yaptıktan sonra beni muayne etmek istediğinde o da nasibini aldı heyheylerimden “Dokunma bana!”. Yaklaşık  2 saattir hiçbirşey yeyip içmediğimi duyunca enerji toplamam için serumla şekerli su verdi, herşeyin yolunda olduğunu, 1 saat sonra doğumun gerçekleşeceğini, artık eve gitmeyeceğini söyleyip çıktı. Peşinden gidip bu tavrım için özür dileyen babana ise “Moralini bozmamak için ona söylemedim, sen git yat, bu iş daha çok uzayacak, ebe muayenesinde 2cm’miş, şimdi 5 olsa sabahı bulur bu doğum”demiş.
O sırada şekerli su ile biraz enerjisi yerine gelen ben ilk doğumumda yapamadığım için çok üzüldüğüm hipnozuma başladım. Daha önce karar verdiğim sayısız mantra dururken “Sadece 10 dakika istiyorum, sadece 10 dakika sakin olmak istiyorum, sakin, çok sakin…” demeye başladım. Ne yaptığımı hemen anlayan teyzen çok akıllıca bir hareketle saatine bakıp süreyi tutmaya başlamış. Artık gelen dalgalarda kılımı dahi kıpırdatmamacısına gevşemiş bir şekilde yatıyor sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordum. Yine daha önce karar verdiğim sayısız görüntü yerine gözümün önünde gelen Casper’a hoşgeldin dedim. Sen benim sevimli hayaletim bense içinden kolayca geçmene izin vermeyen bir duvardım. Artık doğumistan denen yerde ikimiz birlikteydik. Her nefeste gerçek dünyadan daha da uzaklaşıyor giderek gevşiyor, senin bu duvardan geçebilmen için birlikte çalışıyorduk. Kronometreler 8,5 dakikayı gösterirken ani bir ıkınma ile kafanın tepesinin çıktığını hissettim. Teyzene Cem’i çağır çıkıyor dedim. Birkaç dakika önce 2-3 saatten önce doğmaz diyen, aheste aheste odaya girip bana baktığında gözleri yuvalarından fırlayan sevgili doktorum sakın itme steril ortama inmemiz lazım derken, ben ona yalvarıyordum ne olur bırak doğurayım tutamıyorum diye! Olanları ebeden önce sezen teyzen koşarak doğumhaneye inen asansörü çağırdı, bense bacak bacak üzerine atarak tekerlekli sandalyeye oturtuldum. Daha önce çenemi gevşetmemi hatırlatmaya programlanmış teyzen asansörde seni çıkartmamak için iki büklüm otururken çenemi gevşetmemi söyleyince bana bir gülme geldi, gevşetirsem oracıkta doğurmam işten bile değildi.
lms-2Kimse elini bile yıkayamadan, ne doktorun ne teyzen hayal ettiği doktor önlüğünü bile giyemeden, uyumaya giden baban doğumhaneye yetişemeden, ben nefes vererek seni sakince itemeden, büyük bir kükreme ile oracıkta doğuverdin tam sabah ezanıyla 3.56’da. Öylece üstüme attı seni Dr kordonu kesmeden ıslak ıslak. İşte o mükemmel an, mükemmel koku, hoşgeldin Güneşim ışığım benim dedim hem gülüp hem ağlarken. Artık sağlıkla kucağımdaydın ya ne hastaneye geldiğimden beri görüşmeye çalıştığım ancak bir türlü müsait(!) olmayan nöbetçi çocuk doktorunun tentene temas konusunda tutucu çıkması ne de kordonu teyzene kestirmeyi unutmamız umurumda olmadı. İlk muaynen için seni kısacık verip emzirmek için tekrar geri aldım. O sırada bir bomba da ebeden geldi, “Benim parmaklarım biraz kısadır sanırım yanlış muayne etmişim! Bu da son oldu hastanede kaldığımız süre boyunca topuk kanı alınması haricinde ne seni verdim ne odaya onları soktum.
lms-3
Tüm kondisyonuma rağmen yorgun düşmüş, tüm psikolojik hazırlığıma rağmen kısa bir süre için de olsa paniklemiştim. Ama tüm bunlar yine doğum mucizesinden büyülenmeme engel olamadı. Teyzen, teyzem, sen, ben, baban kan bağının ötesinde müthiş bir bağ kurduk o gece, çok güzel karşıladık, huzurla sarmaladık seni. Çok iyi geldin bize, iyi ki geldin ailemize…

lms-aileDiğer fotolar için tık tık

3 Responses to Güneşle doğan Güneş

  1. Can dedi ki:

    Sonundaaaaaa..hoşgeldin.. Hoşgeldiniz..dilerim sende annen kadar
    Güçlü bi kadın olursun..güzel yılların olsun.. Bahtın açık olsun
    En yakın zamanda fotograflarınızı bekliyorumm
    Hayırlı olsun…o kadar güzel yazmışsınız ki beninde tekrar anne olasım
    Geldi..

  2. Emine Baş dedi ki:

    Merhaba
    Doğum hikayenizi okuyunca acaba benden mi bahsediyor düşünmedim değil. Demir’den 3 ay büyük oğlum, Güneş’den 8 ay büyük kızım var 🙂 Çok benziyor hayatlarımız. Kızımda Güneş gibi bizim için sürpriz oldu. kızımı 41 haftada şifa hastanesinde rahmime ilaç koyularak ve suni sancı verilerek doğurdum. İlacı koymadan bir gün önce düzenli sancılarım gelmişti fakat doğum sancısı gibi hissetmediğim için doktorumu aramadım. Ertesi sabah hastaneye gittim doktorumuz ilacı yerleştirdi ve eve gitmemem gerektiğini ikinci doğumda rahmin birdenbire açılabileceğini söyledi. Odaya yerleştik suni sancı bağlandı sancılar dayanılmaz hal aldı, hemşire nst ye bağlamak istegi istemedim sancıyı ayakta dolanarak çekmek istedim. Bir ara sancı birden bıçak gibi saplandı o ara suyum geldi midem bulanmaya başladı. Hemşire geldi kontrol etti 2 cm. Olamaz o kadar sancıya rağmen hala 2 cm. Biraz oturdum tekrar ayağa kalktığımda yine şiddetli bir ağrı ile kızımın başının rahmimden çıkmak üzere olduğunu anlayıp bacaklarımı kilitledim ve çığlık çığlığa bağırmaya başladım, bebeğimin yere düşmesinden çok korkmuştum. Hemşire geldi kontrol edebilirmiyim diye ben hemşireye bağırıyorum çabuk doktoruma haber verin kontrol edemezsin diye. Apar topar bacaklarım düğümlü sandalyeye oturup doğumhaneye ulaştırdılar. Sedyeye uzanmamla kızımı kucağıma almam bir oldu. Hoşgelmiş Güneş bebek, hoşgeldi Irmak bebek.

  3. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Sevcan-çok teşekkür ederiz güzel sözlerin için. Gaza gelmek serbest, şiddetle tavsiye ediyoruz.
    @Emine-İnanamıyorum bu kadar aynı olur, aynı hemşire olmasın sakın 🙂 Sağlıkla geldiler ya gerisi boş. Kuzuları öperim çok. Sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company