Demir ve Dodo Dubrovnik’te

Babanla bu yaz için tatil planlarımızı netleştirmeden önce yürüyen çocukla yurtdışı tatili demosu yapmaya karar vermiş, gözümüze kısa 19 Mayıs tatilini kestirmiştik. Daltonların en küçüğü Dodooo ve ailesi de fikre sıcak bakınca, çok gezenti bu iki ailenin ortak olarak görmediği bir yer arayışı sonucunda Dubrovnik’e gitmeye karar verdik.

Direkt Dubrovnik uçuşları çok pahalı olduğu için, THY ile Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya uçup, kiralık arabamız ile yapacağımız 2,5 saatlik yolculuktan sonra Dubrovnik’e ulaşmayı planladık. Hatta bu yolculuğu daha keyifli hale getirmek için iki ayrı araba yerine bir tane 7 kişilik araba kiraladık. Otel mi ev mi seçimini bu sefer otelden yana kullandık, zira Dubrovnik-Old City civarındaki evlerin yokuş ve merdiven problemleri bebek arabası ile bizi rahat ettirmeyecek gibi gözüküyordu. Dubrovnik merkeze araba ile 10-15 dk mesafede Bobin Kuk denilen bir bölgedeki otellerden birini seçtik.

Şimdiye kadar seninle 5 kez uçağa binmemize rağmen anlatılan kötü uçak hikayeleri nedeniyle bu sefer seni oyalamak ile ilgili biraz endişeliydim.  Yıllar evvel daha seni yapma fikri bile ortada yokken, havaalanlarının birinde 2 yaş civarındaki yabancı bir çocuğun kendi minyatür bavulunu çektiğini ve uslu uslu sırada beklediğini görmüş, bu yaşta bile sorumluluk vermenin ne kadar güzel olduğunu babanla konuşmuştuk. Nedense bu olayı hatırlayıp sana bir bavul almaya karar verdim. Uzuuun araştırmalardan sonra sokak arasındaki bir kırtasiyede çok komik bir fiyata bulabildiğim, kendisi de oyuncak olan bir çek-çek bavul alıp, içine daha önce görmediğin kitaplar ve sevdiğin oyuncaklardan oluşan bir set hazırladım. İyi ki de hazırlamışım. Havaalanındaki yoğunluk nedeniyle uçağın içerisinde klimalar kapalı bir şekilde 45 dakika bekletilmemize rağmen seni oyalamak gayet kolay oldu. Şansımıza önümüz arkamız sağımız solumuz arkadaşın Çınar’ın babaannesi, dedesi ve onların matrak arkadaş grupları ile doluydu. Hepsi seni sevip, sana şirinlikler yaptılar. Arada söylendiğinde, değil rahatsız olmak seni tebrik ettiler o havasız ortamda gayet iyi idare ettiğin için. Pencere açma kapama, tepsi açma kapama gibi faaliyetlerden sonra bavulundaki ilk kozum olan Çıkartmalı Tatil Kitabıma  başvurdum. Çıkartma ile oynamak için acaba erken mi diye düşündüysem de çok işe yaradı. Tabi ki çıkartmaları yerinden çıkartamadın ama benim çıkartıp senin parmağına yapıştırdıklarımı zevkle sağa sola yapıştırdın. Nihayet kalkışa geçtiğimizde uyku saatin geldiğinden hemen uyuyup, 1,5 saatlik yolculuğu kucağımda huzurla uyuyarak geçirdin. Bu arada birkaç sıra arkamızdaki Dodoooo da benzer bir performans sergiledi.

Çocukla seyahat etmenin güzel tarafları da var aslında. Karadağa indiğimizde kendi ülkemizde beklemeye mahkum edildiğimiz uzun pasaport kuyruğuna inat hiçbir talebimiz olmadan bir görevli bizi alıp, tamamen Türklerden oluşan pasaport kontrol kuyruğunun en önüne getirdi. Kimse itiraz etmediği gibi, herkes gerçekten size sevgiyle bakıp el salladılar.

Kiraladığımız aracı almamız hızlı oldu ama, 2 oto koltuğunu monte etmeyi bilmedikleri için hareket etmemiz yaklaşık 1,5 saat sürdü. İlk planımız sizi arkadaki oldukça dar ikili koltuk bölümüne oturtmaktı(bakınız foto). Koltuklar bir türlü bağlanamayınca, sana oto koltuğu seçerken fazlasıyla koltuk incelemiş ve videolarını izlemiş olmanın etkisiyle koltukların düz değil ters bağlanan koltuklar olduğunu sonunda anlayabildim. Hal böyle olunca resimde gördüğün daracık yere siz değil, biz anneler aman canım ne olacak şunun şurasında 2,5 saat diyerek oturduk, sonradan olacaklardan habersiz…

Güle oynaya başlayan yolculuğumuz, gerçekten 2,5 saat boyunca da öyle gitti. Bir sen uyudun bir Doruk, bir sen onu uyandırdın, bir o seni, şarkılar türkülerle, arada verilen emzirme molaları ile idare ettik. Artık varmamız gereken aralıkta bir türlü Hırvatistan sınırı ile karşılaşamadık. En sonunda girilmez tabelası olan bir yerden navigasyon cihazının nadide yönlendirmesi ile başka yola saptırıldık. Olanlar ondan sonra oldu, önce bir tali yol, ardından bir toprak yol, geri dönmemek için inat eden 2 baba derken biz resmen kaybolduk. Düşün ki o kadar alakasız yerlerdeydik, telefonlarımız bile çekmiyor, google mapten bile faydalanamıyorduk. Sabahtan beri sadece emip kahvaltı dahil adam gibi hiç birşey yemeyen sen açlıktan ve saatlerdir oto koltuğunda oturmanın da etkisiyle huysuzlanmaya başladın. Hayatımda gördüğüm en huzurlu bebeklerden biri olan Dodooo da su kaynatmaya başladı. Biz anneler olarak arkamıza yığılmış bavullar nedeniyle hapsolduğumuz yerden çıkamadığımızdan, ara ara durup sizleri sakinleşme, emzirmek üzere bize getirme, altlarınızı değiştirme gibi görevler babalara düşüyordu. Koskocaman bir Karadağ&Bosna Hersek turundan sonra tekrar o girilmez tabelasının önüne geldiğimizde kendisinin Hırvatistan sınırı olduğunu anlayınca toprağı öpesimiz geldi. 2,5 saat yerine tam 6 saat sonra otelimize geldiğimizde annelerin ayakları uyumuş, babalar sinirden gerilmiş, 8’de yatmaya alışık siz çocuklar ise iyice zıbıtmıştınız. Hemen odaya yerleşip, yıkama masaj rutinimizi yapıp seni 2 saat gecikmeli olarak uykuna yatırdığımda üzerimden tır geçmiş gibiydi. Navigasyon olmayan zamanlarda ne yollardan geçtik kaybolmadık niye şimdi böyle bir şey oldu diye üzüldüysek de bu kötü başlangıcın tatilimizi zehretmesine izin vermemeye topluca karar verdik. Ha bi daha gidene kadar arabaya binmedik o ayrı…

Ertesi gün her zaman olduğu gibi Türkiye saati ile 7 oranın saati ile 6’da kalktığımızda Dodooo ve annesi çoktan bahçede turlamaya başlamıştı. Kahvaltımızı edip, otobüs ile şehir merkezine gittik. Şehrin etrafını çevreleyen Çin Seddi benzeri surları gezme faslını bebek arabaları ile yapamayacağımızdan, sizi uyutup babalara emanet edip önce anneler gezimizi yaptık sonra babalar birlikte gitti. Sur faslından sonra Old City’yi hep birlikte gezip, deniz kenarında bir deniz mahsulcüde soluğu aldık. Bu arada düzenli aralıklarla uygun olan her yerde seni bebek arabandan indirip 15-20 dakika istediğin gibi yürümene izin veriyor, seni daraltmamaya özen gösteriyorduk. Akşamüstü otelimize döndüğümüzde de önce parkta, sonra da plaj voleybolu sahasında kumlarda Dodoooo diye bağırarak deli gibi koşup tüm enerjini boşalttın. Normalde emdikten sonra yatağına uyanık olarak yatan sen, yorgunluktan emerken bayılınca o akşam ilk kez seni bebek arabana koyup akşam yemeğine indik. Dodoo ve sen güzel güzel uyurken biz de açık havada keyifli bir yemek yiyebildik.

İkinci gün ise 15 dakikalık deniz yolculuğu sonucunda ulaşılan, Lokrum adasına gittik. Yerleşim olmayan ve plajları ile ünlü bu adada çimlere yayılıp keyif yaptık. Dönüşte tekrar küçük bir Old City turu yaptık ve otelimize döndük. İkinci gün o kadar yorulmadığından ve hava çok geç karardığından aydınlık odamızda uykuya dalmakta zorlanınca bana yemeğe inmek hayal oldu. Seninle birlikte erkenden yatıp bir tatilin daha sonuna geldik.

Son gün 2,5 saatlik dönüş yolculuğumuz gerçekten 2,5 saat sürdü ve sağ salim Podgorica’ya ulaştık. Uçakta yolculuğumuz da gayet sakin geçti. Tatilin kötü başlangıcını saymazsak, iki çocukla yapılabilecek en güzel tatili yaptık. Sadece yemek konusunda sorun yaşadık ki onda da haklıydınız. Sen otelin peynir ve omletini beğenmedin, kahvaltını kavun ile yaptın, öğlenleri spagetti bolonez yedin. İkiniz de hiç alışık olmadığınız hazır meyve ve muhallebileri yemediniz onun yerine emmeye verdiniz kendinizi. Açlıktan zaar, dönüş yolunun son karesi olarak ayaklarınızı yemeğe karar verdiniz.

Tüm tatil boyu o kadar tatlıydınız ki, işe dönünce sadece seni değil Dodooomu da çok özledim. İkinize de bu uyumlu tavırlarınız nedeniyle ne kadar teşekkür etsek azdır.Sonuç olarak, Dubrovnik bebekle tatil için uygun bir seçimmiş ve biri gidişte biri dönüşte geçen 4 günde gayet idealmiş. Podgorica üzerinden gitmek ve Bobin kuk bölgesinde kalmak  doğru seçimler, iki bebekli aile 7 kişilik bir araba kiralamak yanlış seçimmiş. Navigasyona güvenip harita almamak ise düpedüz aptallıkmış. Her tatil ayrı bir tecrübe işte!

Temmuz ve Ağustos planları tamam. Yeni maceralar bizi bekliyor…

13 Responses to Demir ve Dodo Dubrovnik’te

  1. ilke dedi ki:

    vallahi bravo ne diyeyim 🙂 ben malesef bu kadar cesur olamıyorum. ancak anneanne-babaanne yazlıkları ile idare ediyoruz şuanda.bavullu fotoğraf çok tatlı bayıldım..

  2. Meraklının Annesi dedi ki:

    @İlke-yazlık modeli annelerin dinlenmesi için en güzeli o ayrı ama hiç mi gaza getiremiyorum seni? Hadi bi cesaret hı?

  3. BERRİN dedi ki:

    nihancım herzamanki supersin.valla hayranım sana bende yay burcuyum ama senın kadar cesaretli olamıyorum cunku tan faktoru izin vermiyor:( bavul fikri iyiymis bende denicem:)aferim demire.cok tatlılar yaa.

  4. Reyhan dedi ki:

    Merhabalar Nihan… Demir’in oğlumdan büyük olmasını şans olarak görüyorum :)) Çünkü ne zaman bir şey arayıp-bulamamış olsam, sen ar ge çalışmalarını yapmış, üstüne tane tane yazmış, daha da üstüne link eklemiş oluyorsun. Süpersin!

    Biz de eşimle yurt dışı seyahatlarimizde kendi bavulunu taşıyan ve kendi paket fotoğraf makinasıyla fotoğraf çeken bir çocuğu gördüğümüzde çok etkilenmiş, çocuğumuz olursa ”mutlaka” demiştik.

    Esat Oğlan 10,5 aylık ve ilk yurt dışı tatilimize bu pazartesi çıkıyoruz:)

    Forum İstanbul Samsonite Mağazası’nda çocuklar için çek çek bavul, http://www.trunki.com adresinde çek-taşı bavul buldum ama bizim oğlan henüz onlar için bile minik sayılır:))

    Anasınıfı öğretmeni olduğum için aklıma çocukların okula getirdiği çantalar geldi. Onları da aradım taradım ama çizgi film karakterine büründürülmeyenini bulamadım :((

    Tam ümidimi kesmişken senin yazını okudum. Nasıl sevindim! Oyuncak çanta aklıma hiç gelmemişti. Bin bilsen de bir anneye danış derim :)) Hemen işe koyuldum. Ama oyuncak çantaların hep omuz askılısı var, çek çek bulamadım:((

    Bi’ ara Kadıköy’deki sokak arasındaki kırtasiyelere dalayım desem de sarı çizmesi bile olmayan Mehmet Ağa’yı nerden bulayım? :))

    Çok uzun yazdım ama yardımını isterim… Ne dersin bulabilir miyim…

    Sevgiler…

  5. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Reyhan-Ah senden böyle iltifatlar almak ne kadar hoşuma gitti bilemezsin 🙂 Geç cevabım için kusura bakma ben de şehir dışındaydım. Bu seyahatinizi kaçırdım sanırım 🙁 Ama hala ihtiyacın varsa haber ver direkt aldığım yerin tarifini mailine göndereyim. Ethemfendi caddesinde minik bir kırtasiye. Ben alırken bir de pembesi vardı devamı geldi mi bilmiyorum ama sormakta fayda var. Kadıköydeki çantacılar çarşısında da böyle birşey karşına çıkabilirdi iyi akıl etmişsin acaba gidip baktın mı merak ettim.
    Bu arada Trunki’yi ben de keşfetmiş ama erken olduğunu düşünmüştüm. Seneye de onu deneriz belki.
    Umarım harika bir tatil olur. Sevgiler…

  6. Nükhet dedi ki:

    Merhaba Nihan,
    Ben Ankaradayım ve 3 yaşında bir oğlum var. Oğluş olmadan önce ben de tozunu attırıyordum ama o zamanlar bile kendisi oğlak-yay arası olan kocası balık olan birisi için hayli zor ikna ediyordum gezme işine. Şimdi ise tahmin edersin ki büsbütün imkansız hale geldi. Ancak yazılarını okuyunca ne yalan söyliyim fena gaza geldim. Ancak tabii biraz paslandım. Mayıs ayında Dubrovnik düşünüyorum ben de ama tecrübelerine ihtiyacım var. mesela nerede kaldınız? Araç kiralamayı nasıl yaptınız ve dahası neler yaptınız? ne yapmalı da verimli bir seyahat geçirmeli? Vakit ayırabilirsen çok memnun olurum. Sevgiler

  7. Meraklının Annesi dedi ki:

    Merhaba Nükhet,
    Koca kısmısı istemezse tatil zor zanaat 🙂
    Otelimiz Valamar Club Dubrovnik Hotel http://www.booking.com‘dan ayarladık. Arabamızı http://www.europcar.com‘dan kiraladık. Onun dışındaki tüm detaylar bu postta zaten. Kısa bir süreliğini gittiğimiz ve 2 bebekli olduğumuz için çok fazla gezemedik. İnsanlar genelde Zagreb’e gidip Hırvatistan’ı boydan boya geziyorlar. Senin koca bu yorucu tatile ikna olmaz.
    Aslında biraz bekleyip yazın gitseniz deniz tatili ile gezmeyi birleştirebilirsiniz. Zira 3. günden sonra yapacak birşey bulmakta zorlanabilirsiniz.
    Umarım yardımcı olabildim.
    Sevgiler

  8. Nükhet dedi ki:

    Nihan çok teşekkür ederim. Evet zor zanaat ama ben pes etmeyi düşünmüyorum çünkü hakkaten benim ruhuma uygum değil yerleşik hayat. Dubrovnikte gezememek tahmin ettiğin üzere tam benim kocaya göre. Ancak tavsiyelerine uyacağım ve Dubrovniği yaza erteleyip 23 Nisan’da Çıralı planı yapacağım. Gelen gelir napıyım artık çıralı gibi siesta tatiline de hayır denirse ne denir bilemiyorum. Çok teşekkürler, Bol gezmeler…

  9. Sandy dedi ki:

    Merhabalar oncelikle cesaretiniz hayranlik uyandirici obu soylemeden gecemeyecegim. Sormak istedigim hangi otelde kaldiginiz olucak cunku bizimde dubrovnik planimiz var fakat otel secmekte zorlanioruz?
    Bir de denizi nasil oranin? Gecen ay felaketle sonuclanan Cesme seyahatimizden sonra soguk denizden korkar haldeyiz cunku…
    Sevgiler..

  10. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Sandy-Merhaba
    Otel ve araba detaylarını yukarıda Nükhet’e yazdığım cevaptan bulabilrisin. Yemek konusunu hiç düşünme tüm marketlerde yoğurt var, kavanoz mamalarını da evden görürebilirsin. Aslında 10 ay yurtdışına gitmek için iyi bir ay. Köfrete filan başladıysanız bir hamburger köftesini, balığı ve kıymalı makarnayı yiyebilir. Zaten 1 hafta az yese birşey olmaz merak etme 🙂
    Denizin görünüşü harika ama ısısını bilemiyorum maalesef çünkü biz Mayısta girememiştik.
    Şimdiden iyi tatiller

  11. durununannesi dedi ki:

    merhabalar,
    benim de 28 aylık bir kızım var ve onunla ilk kez yurt dışına çıkıcaz..bu beni tedirgin ettiği için ufak bir araştırma yapayım dedim ve sitenizi buldum..
    iyiki de yapmışım sizinle tanışmış oldum bu vesile ile..
    benim sorum şu..
    turla mı gitmeli yoksa sizin gibi herşeyi önceden ayarlayıp öyle mi gitmeli tavsiyeniz nedir?
    hem gezip hemde denizin güneşin tadını çıkarmak istiyoruz 1 hafta

  12. Meraklının Annesi dedi ki:

    @durununannesi-memnun olduk efendim hoşgeldiniz :)aman diyeyim turdan uzak durun. Sizin programınız duru’ya göre şekillenecek. Oradan oraya in bin çok zor olur turla. Önceden ayarlayın evinizi tutun sakin sakin gezin derim. Sevgiler

  13. durununannesi dedi ki:

    verdiğiniz yanıt için çoook teşekkür ederiz..sizden yanıtta gelmeyince biz de tur üstünde durduk ve uygun açık bir tur bulamadık çok doluydu heryer..ama bizim zamanımız çook kısıtlıydı pasaportu yenileyip gitmeye bile yetiştiremeyiz diye düşündük..o yüzden bu yıl daha Türkiye’de tatil yapıp klasik deniz kum güneş birdahaki seneye düşündük yurtdışını..siz şimdi tura bağlı kalmayın kendiniz ayarlayın diyince de gitmediğimiz için üzüldüm biraz..neyse kısmet seneye;)
    çok teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company