Daaaaat-LIMM

Bugün 13 Nisan ve sen tam 13 aylık bir koşan adamsın artık. 1 ay 1 foto uygulamasına ne kadar devam edebiliriz bilmiyorum çünkü artık nizami bir fotoğrafını çekmek için profesyonel olmak gerekiyor. Arkadaşın Ayda’nın doğum gününde çekilen bu güzel fotoğraf için, henüz tanışmasam da Latife’ye ve vesile olan Peri’ye teşekkür ederiz.

Son günlerde boyun, kilon ve yediklerinle o kadar meşguldüm ki neler yapabildiğini yazmaya sıra gelmedi. Biriktirdim yazıyorum işte. Öncelikle ilk resmi kelimeni 1 Nisan’da söyledin. Daha önce söylemeye başladığın anne, baba, meme, mama, dede, gel, bu, hadi gibi kelimeleri zorunlu hareketlerden sayıyor, bunların dışında ilk söyleyeceğin kelimeyi merakla bekliyordum. Çok lafı geçen zatı muhteremler karga, kuş, kedi filan olabilirdi bu kelime ama sen gittin Bolulu aşçı Obez Usta gibi “daaaaatlım” yani tatlım dedin, hem de bizim sana söylediğimiz melodiyle! Aslında biz pek sevgi pıtırcığı bir aile değilizdir, bitanem, aşkım filan lugatımızda pek yer almaz. Ancak sen bu kelimeyi söyledikten sonra fark ettik ki biz sana gerçekten sürekli tatlım diyormuşuz. Sen de biriktirmişsin biriktirmişsin şimdi günde 100 kere bıkmadan usanmadan tatlım diyorsun. Diğer sesleri de taklit etmeye çalışıyor söylediklerimizin tınısına yakın anlamsız sesler çıkartıyorsun.

Konuşamıyor olman kendini ifade edemediğin anlamına kesinlikle gelmiyor. Sürekli işaret parmağın havada ordular ile hedefiniz Akdeniz diyen Atatürk edasıyla uhh oooh buuuh şeklinde her istediğini anlatıyor, istediğin şeyin tarafına bakmıyorsak tepemize çıkıp kafamızı o tarafa çevirmek suretiyle illa ki gösteriyorsun.

Bir de bilenler bilir kafasını annesinin göğsüne yaslayan, sarılan, kedi gibi kendini sevdiren çocuklara hep çok özenmişimdir. Sen bu hareketlerin yakınından bile geçmezken bu ay yavaş yavaş sevgi gösterilerinde bulunmaya başladın ki bu durum beni benden alıyor. Özellikle akşam masal seansında başını babana yaslamıyor musun o görüntüyü durdurup sonsuza kadar izleyebilirim.

Yine bu ay ilk kez, çok dişinin ağrıdığı bir gece bizim yatakta bana sarılıp 3 saat uyudun. Normalde bunu hiç sevmezsin, zorunlu sebeplerden aynı yatakta yattığımızda tekme tokat girişirsin. Gece uyandığında yatağına geri yatmamak için o kadar direndin ki baktım kafanı omzuma koyup duruyorsun bir daha deneyeyim istedim ve bingo. O üç saat paha biçilemezdi.

Yürüyünce işler çok zorlaşacak diyenlere ikinci selam, koşuyor ama bence hala sorun yok. Hem de bizim açık mutfaklı salonunda kapısı olmayan egzantirik evimize rağmen! Hani seninle şöyle bir lüks yok, mutfağın kapısı kapansın yerde tencere tava ile oyna bir yandan iş yapılsın ya da salonun kapısı kapansın sen gireme filan gibi. Saniyeler içerisinde hiçbir engelle karşılaşmadan mutfakta başladığın yolculuğu odanda bitirebiliyorsun. Bu da gözle takibi yitirmemek adına sana bakarken başka hiçbir işle uğraşılamaması gibi bir sonuç doğursa da, dilediğin kadar özgür olduğun için kendini çok güzel oyalaman gibi bir faydayı da beraberinde getirdiğinden, ne bana ne de Güler’e zor gelmiyor. Bir misafirimiz olduğunda seni oyalamak zorunda olmadan bir gözüm sende muhabbete dalabiliyorum. Hatta yalnızken çoğu zaman salonun tüm koridoru ve mutfağı gören köşesine uzanmış dinlenirken keyifle seni izliyor buluyorum kendimi. Biri yorgunluk mu demişti? Kucakta ıh-ıhlayan, istekleri hiç bitmeyen çocuk zordu bence.

Yalnızzzz bu derece özgürlük, kendini bilmez bir şekilde koşma, gündüzleri yaptığın azıcık uykuyla birleşince özellikle akşamüstleri sarhoştan farksız oluyor, ev kazalarına davetiye çıkartıyorsun. Öngörülü anne olarak birkaç hafta önce hazırladığım ecza deposunun tanıtımını Güler’e yaptıktan hemen sonra, teorik eğitimi yeterli görmeyip kızcağızın pratikteki performansını görmek için düşüp üst dudağını patlattın. Kan revan filan bayağı korkutmuşsun onu. Tam geçti derken bir de benim yanımda düşüp aynı yeri patlattın. Derken bu hafta açık ara şimdiye kadarki en tehlikeli düşüşünü,  koşarken takıldıktan sonra havada uçup mutfak dolabının köşesinde sonlanan bir uçuş şeklinde yaptın. Gözümün önünde oldu ve ben resmen şoka girdim. İkbal teyzen yüz kere söylemesine ve kendimi hemen zeytinyağı sürmeye hazırladığımı sansam da aptallaştım, korktum. Allahtan Güler ve baban vardı biri buz, biri emzikle koşa geldi de seni sakinleştirebildik. Beni bıraksan seninle 1 saat ağlardım o köşede. Neyse ben rahat bir anne olarak kalmaya yeminliyim, düşe kalka büyüyeceksin evladım ne yapalım.

Bazen bu blogu yazmaya başladığım için o kadar seviniyorum ki. Dün ne yediğimi unuturken senin ay ay neler yapabildiğine bakabilmek, özledikçe o günlere geri dönebilmek, ileride abi olduğunda kardeşin için eski deneyimlerimden faydalanabilmek bunların hepsi harika olacak. Sadece sana anı olsun diye yazdığımı sanırken, uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşım hamileyim blogunu buldum çok faydalanıyorum dediğinde veya hiç tanımadığım bir anne aradığı bir sorunun cevabını bulduğunda acayip şımarıyorum. Pek tabi amaaan anne manyak mıymışsın demeyecek kadar büyüdüğünde sana bunları okutabilmek, sen baba olduğunda akıl öğretmek yerine önüne senin bebekliğinin kitabını koyabilmek de hayallerimi süslüyor. Amma velakin son günlerde yazmanın başka bir faydasını daha hissediyorum. Galiba bu blog sayesinde sürekli çocuğundan bahseden, çocuğunun meziyetlerini anlatma telaşındaki sıkıcı bir anne olmadım ben. Burada tüm kurtlarımı döktüğüm için, dışarıda sorulmadıkça senden bahsetmiyor, sorulunca da iyi işte büyüyor gibi bir cevap verip geçebiliyorum. Karşımdaki kişi de bir anneyse en fazla bir adım ilerisi daha oluyor o kadar. Bilmeyenler beni ilgisiz bir anne sana dursun, beynimin bir köşesi sürekli seninle meşgul olsa da dilime yansımasının etrafımda insanları sıkmayacak seviyede kalmasından memnunum sanırım. Ohh bu aykileri de anlattım rahatladım şimdi gelsin 14. Ay…

15 Responses to Daaaaat-LIMM

  1. Benden bizden dedi ki:

    Nihan harikasin yeminlen :)) ne zamandir bloguma giremiyorum sizi de takip edemiyordum simdi denk geldi girdim! İlk kelimeye bayildim :)) son paragrafi da copy paste yapmak istiyorum izninle 😛 zaten genel olarak hemen her konuda hemfikiriz.. Ankaraya tasinmayi dusunur musunuz 😛 bu arada demir ileride bunlari okuyunca yorumlardaki bu teyzeye ne diyecek acaba? Dusunmesi bile heyecan verici! Foto da harika, ayni ustten ben de alacaktim wallahi! Sizi cok seviyorum 🙂

  2. ilke dedi ki:

    Allahım! sen bu güzellikleri bizden hiç eksik etme.. Amin!

  3. Seda dedi ki:

    senin datlım diyen dilini yerim ben 🙂 çok orjinal bir çocuğun var canım sölemeden edemicem.Allah mutluluğunuzu bozmasın,demir hep yüzünüzü güldürsün.he bir de daha sık gelip gidelim çiftler olarak iyi oluyo 🙂

  4. ELL dedi ki:

    Bu ne sevimlilik ya yerim yerim bunu ben! Masallahhh …

  5. nimet dedi ki:

    Cok yakisikli bir cocuk bu Demir, maşallah annesi. benim kizim da bugun ilk dişini çıkarttı tam 5 aylık oldugu gun. ne cabuk buyuyorlar…

  6. Sena dedi ki:

    İna-na-mı-yo-rum !!!
    Daatlummm mu ?
    Biliyorsun değil mi, bizim ki de 2-3 ay evvel Gaaakkkuummmm diye diye dolanıyordu evde, melodik bir şekilde…Sonra keşfettik bizim taaattlıımmm diyişimizi taklit ettiğini…
    Demirim, meraklı cücem, güzel oğlum benim, ikizim olsa böyle olurmuş derken haklıyım galiba 🙂

  7. NAZLI KEY dedi ki:

    Ben ecza deposu olayına takıldım…
    ben de bundan 1,5 ay kadar önce kendi kendime Arda artık düşüp kalkmaya başlar, gidip eczaneden gerekli ilaçları alayım diye düşünürken aynı günün akşamı çarpma sonucu Arda’nın gözünün kenarı yarım santimcik açıldı.
    Evrene gönderdiğimiz mesajlara dikkat 🙂
    Demir’e de geçmiş olsun, hep küçük kazalar olsun inşallah…

  8. Reyhan dedi ki:

    Sevgili Nihan Anne,
    bu fotoğrafa bayıldım, çok sevimli…
    Benim 7 aylık oğlumu da papişli kıyafetin içinde hayal ettim:)
    Rica etsem nerden aldığınızı söyleyebilir misiniz?
    Sevgiler…

  9. Gökşen dedi ki:

    Ne kadar büyümüş Nihan! Gözlerime inanamadım, daaaaatlım benim : )

  10. Gökçe dedi ki:

    Pardon ama Daaat-lımm’da mı kaldı bu çocuk? Başka neler yapıyor? Bilmek istiyoruz… Yorum yazmıyoruz diye takip etmiyoruz sanmayın efendim 😀

  11. nimet dedi ki:

    ben de cok merak ettim gercekten…

  12. Berrin dedi ki:

    Nihan artik Demir’in 14. Ay resmini koysan cok mutlu olcagiz:)

  13. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Reyhan-Biraz geç bir cevap olacak kusuruma bakma ama kıyafet GAP Baby. İstersen Demir’e küçülünce size gönderelim hı?

  14. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Benden bizden-ah biz de sizi çok seviyoruz çok tatlısınız. Ankara’ya taşınmayı düşünmüyoruz ama Ankara’da baba tarafım yaşıyor. Yaz sıcakları bir geçsin Eylül’de geleceğiz inşallah o zaman Bambino’yı mıncıklicaz işte.
    @İlke-aminnnnnn
    @Nimet-inciler hayırlı olsun pıtır pıtır çıksın hepsi inşallah
    @Nazlı-ne dilediğine dikkat et demişler ya çok haklısın yaw
    @Gökşen-Büyüdü valla bend e senin yeğenini görünce inanamadım o ne tatlılıktır öyleeee

  15. Reyhan dedi ki:

    :)) Benim cevabım da çok geç oldu… Hemen bilgiyi değerlendireceğim ince düşünceli anne… Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company