Çember daralıyor

3 Ocak 2011’e tam tamına 3 ay kaldı. Bardağın dolu tarafı of be dolu dolu 3 ay, çocuğuyla sadece 3 ay birlikte olabilen anneler var buna da şükür diyor. Bardağın boş tarafıysa karabasan gibi üzerime çöküyor. Çalışmalı mı çalışmamalı mı? Terazi öylesine hassas ki, bugününden çalarak senin geleceğin için çalışmak mı, geleceğinden çalarak bugünü doyasıya yaşamak mı? İnan doğru cevabı bilmiyorum, belki de doğrusu  olmayan  bir cevabı aradığımdan bulamıyorum. Şimdi yaşamımızı sürdürebilmek için benim çalışmama ihtiyaç yok bunu biliyorum. Ama ileride nelerden geri kalırsın/ız(sen ve muhtemel kardeşin) onu öngöremiyorum.

Atıp tutuyordum sen doğmadan önce, erkenden başlatacaktım bakıcını işe, alışacaktık hepimiz birbirimize, güle oynaya dönecektim işe, sen de kendini yalnız hissetmeyecektin evde. Denedim de gerçekten. Ama kazın ayağı öyle olmadı işte! Çıkmadı benim karşıma doğrusu. 2 bak(amay)ıcı adayından sonra iyice sarsıldım galiba. İyice düştük seninle birbirimize. Eskiden gülerdim el kadar bebek için o şunu şöyle yapar, hayır onu sevmez bunu sever diyenlere. Ama doğruymuş. O kadar ince detay var ki seninle ilgili, yaşanan onca gün var ki, bunları şimdi bir başkasına aktarmak, onun anlamasını beklemek ve benimle aynı şevkatle sana yaklaşmasını ummak imkansızmış gibi geliyor. Ama deniyorum, inan deniyorum.

Bugüne kadarki bakıcılar ben işe dönene kadar ev işi yapacaklar ben döndükten sonra sana bakacaklardı. Aksi anlamsız gelmişti. Niye bunca ay evde oturuyordum? Seninle birlikte olamadıktan sonra ne anlamı vardı? Şimdiyse çember daraldı. Seninle geçireceğim son günlerimde sırf yeni bakıcına alışabil diye kendimi odama kapıyor, uyuyorum adı altında tavanları seyrederek işkence çekiyorum.

Bugün ben ona öğretirken yarın o bana öğretecek Demir onu sevmez bunu sever diyecek. O hafta sonları evine giderken peşinden ağlayacaksın sen de. Bunlar bana dokunmasına dokunacak belki ama iyi bakıldığını bilerek rahatlatacağım kendimi. Hadi oğlum birlikte gayret edelim bu seferki olsun. Yoksa zaten emin olmadığım kararımı değiştirmem gerekecek.

İleride bu satırları okuduğunda çalıştığım için bana kızarsan bil ki koşarak işe dönmüyorum ben. Havam değişsin, sosyalleşeyim, kendime bakayım, kendimi işe yarar hissedeyim bir yandan da kafamı dinleyeyim gibi kaygılarım yok benim. Benim havam seninle değişti, seninle sosyalleştim, gözlerimin içi güldü, kendimi hiç olmadığım kadar işe yarar ve mutlu hissettim bunu bil.

Niye dönüyorum peki? Neyse gün ola hayrola…

12 Responses to Çember daralıyor

  1. Çalışan Gebe dedi ki:

    Daha yazının başlığını görür görmez içim cızz etti. İşe başlamamız gereken günlerin arasında 4 gün var sadece!
    İnşallah başarıp karşılıklı oturup iki çift laf edebilirsek bunu da konuşuruz elbet. Hatta belki de konuşmayız bile! Birbirimize bakarız, bebeklerimize bakarız, tıpkı bu kadar uzaktan olduğu gibi yine anlarız neler hissettiğimizi…

  2. Dilek dedi ki:

    Ah aynı dert benim de başımda.1 Aralıkta iş başı yapmam gerekiyor ve o zaman güzel kuşum 6. ayını doldurmuş olacak.Çok ama çok zor karar vermek.Hiç tanımadığın birine emanet edebilme fikri benim de üzerime çörekleniyor kara bir bulut gibi.En doğru karar bence de yok.Birşeylerden ödün vermek gerekli.Dediğin gibi benim de kariyer mariyer kaygım yok.Benimkisi sadece ekonomik kaygılar:(Kendimi ilk gün işte hayal ediyorum ,sanki daha mesai henüz başlamışken ”yok ben yapamıyorum” deyip kaçacakmışım gibi geliyor.Sadece dua edebilmek geliyor elimden iyi bir insanla karşılaşabilmemiz için…

  3. Meraklının Annesi dedi ki:

    Ah Simge ah taa nerelerden anlıyorsun işte! Hani çok güzel bir kitap okursun da bitmesin diye son sayfalarını yavaş yavaş okursun ya işte öyle birşey…

  4. Meraklının Annesi dedi ki:

    Dilek ilk gün aynen dediğin gibi kaçacakmışım gibi hissediyorum ben de demek yalnız değilmişim! Bana biri oğlun nasıl filan derse ağlamaya başlarım sanıyorum!
    Kumru’nun blogu çok güzel olmuş bu arada

  5. pınar dedi ki:

    kıyamam sana:(

  6. Seda dedi ki:

    bunu yaşamayacak olsam da anlıyorum,en azından dün gördükten sonra anlamaya çalışıyorum.
    bu da bi dönem.belki diğerlerinden daha zor.ama yaşamadan ne olacağını hiçbir zaman anlayamayız değil mi?herşey güzel olacak ben inanıyorum,yeter ki sen kendini üzüp bunu demirciğime de hissettirme, bunlar da geçicek.

  7. Zor kararlar « dedi ki:

    […] arkadaşım, Meraklı Cüce’nin annesi Nihan çember daralıyor diye yazmış ya, içimde sızlayıp duran bir yere parmak bastı. Ücretsiz iznimin bitmesine üç […]

  8. FATOŞ dedi ki:

    Benim sizden de az kaldı. Sanırım hiç bir zaman yetmeyecek bize onlarla olmak. Niye çalışıyorum diye bende düşünüyorum son günlerde. İçim sızlıyor.

  9. beyza dedi ki:

    Nihancım,
    Biliyorsun ben her iki bebeğimde de 3 aylıkken çalışmaya başladım, ilkinde koşarak ikincide ayaklarım geri geri giderek… Kendi işimiz olmayıp belli mesai saatlerine ve maaşa tabii olsaydım elbette farklı düşünürdüm. Çok net birşey söyleyeceğim, senin yerinde olsaydım işe dönmezdim. Akşamları çocuğumu 1 saatçik görebileceksem ben o hayattan hiçbirşeycik anlamam, varsın gelen para da olmaz olsun, zaten dediğin gibi yaşamınızı belli bi standartta devam ettirebilmek için senin maaşına ihtiyacınız yok. Ben olsaydım diyorum tekrar, Demir’i 3 yaşına getirir, kreşe gönderip Pasta Siempre’ye hız verirdim. Ve çok başarılı da olursun, ben eminim.
    Öpüyorum.

  10. ayça dedi ki:

    kıyamam sana..:(
    ben fikrimi söyledim.. harika işler yapabilirsin hem de Demir’in yanında.. 🙂 var o potansiyel sende..

  11. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Fatoş- Ne kadar haklısın onlarla olmak hiç yetmeyecek gerçekten de
    @Beyza-Sen yine işe mi döndün çaktırmadan 🙂 Pasta Siempreye hız vermek hep aklımda ama sanırım ikinciden sonraki planım o! Şimdi bir dönüp deneyeceğim. Olursa olacak olmazsa canım saolacak
    @Ayça-Çok teşekkür ederim canım. Senin gösterdiğin cesareti göstermek gerçekten kolay değil. Hele benim gibi şampuanını bile değiştirmekten aciz biri için bu derece büyük bir değişikliğe yelken açmak zor. Ama belli de olmaz tabi. Yaşayıp göreceğiz.

  12. ilke dedi ki:

    benim de 16.03.2010 doğumlu bir oğlum var. yazdıklarınızdaki duygular tamamen aynı. 1 kasım itibariyle işe başlamak zorunda kaldım..bahsettiğiniz sosyalleşme, iş hayatından kopmama, kariyer vs benim için de hiç birinin zerre kadar önemi kalmadı bebeğimden sonra. sabah işe geldiğimde eve gideceğim saatleri sayıyorum. eve erken gitmek için markete uğrama işini bile oğlumun vaktinden çalmamak için eşime aktarıyorum. hafta sonları ona doyamadan zaten pztesi günün gelip çatıyor. ama yazınızda belirttiğiniz gibi gelecekte ona imkanlar sunabilmek sorumluluk duygusu ile işe geri döndüm.yoksa yerim işini 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company