Category Archives: Meraklı Yiyor

Seni işte itiyorlar mı anne?

2 aylık okul hayatının can alıcı sorusu bence budur oğlum. Bazen düşünüyorum da saldırgan çocuğun annesi olmak daha mı kolay ne? İtilip kakılan çocuğun annesi olmak gerçekten zormuş. Fiziksel olarak gördüğün zararı bir kenara koyuyorum ve çok da önemsemiyorum. Ama duygusal olarak incindiğini izlemek ve buna çare olamamak çok zormuş.

Click to continue reading “Seni işte itiyorlar mı anne?”

18.ay kontrolü

Günü gününe 18.ayın itibariyle 79 cm ve 10.2 kg ebatlarındasın. Sevgili doktorun Kadir Tuğcu boyunun ortalamada, bir ara açığı bayağı kapattığın kilonun ise halen ve ısrarla 900 gr eksik olduğunu belirtti. Ha bu konuda ne yapacakmışız dersen tabii ki hiçbir şeymiş! Anne sütünü kestiğimizi ve kesinlikle inek sütü içmediğini söylediğimde ise “3 gün aç bıraksan öyle bir içer ki, ama sen kıyamazsın, boşver onu da içmesin, bomba gibi çocuk işte, hepsi Necdet Tosun olacak diye bir kaide yok” diyerek liberal yaklaşımın dibine vurdu! Süt içmeye alışman için mini bir öneri yaparak sana süt katılmış milkshake kıvamındaki sade dondurmayı kaşık kaşık yedirmemizi söyledi. Böylece sütün tadına alışma olasılığın çok yüksekmiş. İzin verdiğim tek abur cubur olan dondurmayı daha sık teklif etmeye başladık. Gerçi bir iki yalayıp bırakıyorsun ama olsun denemesi bedava.  Tek dikkat etmemiz gereken 500 ml süt ürünü almanmış, ister süt iç, ister dondurma,muhallebi, yoğurt, peynir ye, sana kalmış. 18. ay itibariyle dakika şaşmaz günlük programın aynen böyle:

06.30 Kalkış- anne ile oyun zamanı

07.30 Anne&babayı uğurlama&kahvaltı(Sunulan lezzetler: peynirli omlet, kaşarlı tost, zeytin, tereyağ&bal- Yenilen lezzetler: bazen hepsi, bazen hiçbiri!)

08.00-09.00 Evde çeşitli aktiviteler(yatak kapama, oyuncak toplama, çamaşır yıkama vs..)

09.00-11.00 Mahallemizi tanıyalım(evin günlük alışverişini yapma, sokakta dolaşma, oynama vs..)

11.00 Muhallebi&meyve saati

11.30-14.00 Öğle uykusu

14.00 Et&pilav/makarna+yoğurt/ayran+meyve

15.00-17.00 Park zamanı

17.00 Muhallebi&meyve saati

18.30-19.30 Anne&Baba hatta Oğuz ile çeşitli oyunlar

19.30 Akşam yemeği (evde ne varsa ne kadar istersen)

20.00 Banyo&uyku

Yaklaşık 5 gündür süregelen öksürüğün varken kontrole gittiğimiz için ayrıca sevindim çünkü öksürüğe kesinlikle ilaç verilmemesi gerektiğini söyleyen doktorunun ne önereceğini merak etmekteydim. Yine kocaman bir hiç dedi! Vücutta bir mikrop varken yeni mikroplar giriş yapamazmış. Bu nedenle bu tip ciddi olmayan öksürükleri ve burun tıkanıklıklarını pek severmiş kendisi. Vücut bu mikrobu ciddiye almadığı için savaşmaya çalışmaz, süründürür gibi gözükse de daha tehlikeli mikropların girişine engel olduğu için faydalıymış. Enteresan bir bakış açısı olmakla beraber bana mantıklı geldi. Sadece yatmadan yatağına cold mix damlatmamızı istedi. Gerçekten de 2-3 gün sonra öksürüğün geçti yerini hafif bir burun akıntısına bıraktı. Umarım bu kışı da böyle ufak mikroplarla atlatırız canım oğlum.

Kemik, kas gelişimini ve hareketliliğini çok iyi buldu. Sen “Amca doktor iğne yaptı, Memir bacak acıdı” dedikten sonra konuşmana inanamadı. Çok konuşan bir kız çocuğu gibi olduğunu söyledi. Geceleri çok sık uyanman ile ilgili yaptığı yorum yine beni benden aldı. “Hangi çocuk uyuyormuş ki, uyuyor diyen anneler yalan söylüyor” dedi! Gerçekten komik bir adam kendisi. Arada sadece Hepatit aşısı için uğrayacakmışız onun dışında 2 yaşına kadar ciddi bir hastalık olmadığı sürece Amca doktorun kapısını çalmayacakmışız.

1 ay 1 foto uygulamamız sonuna yaklaşmak üzere zira o kadar hareketlisin ki ayakta bana bakarken ve net bir fotoğrafını çekmek giderek imkansızlaşıyor.

Sürpriz veda

21 Ağustos Pazar akşamı sen tam 17 ay 9 günlükken anne sütü ile vedalaştın. İkimizin de beklemediği bir anda öylece gerçekleşiverdi. İkimiz de üzüldük, zorlandık ama senin olgun tavırların sayesinde bunu da atlattık canım oğlum benim. Çılgınca emmek isteyen ve bunu toplum içinde hem sözle hem de üstümü başımı parçalayarak dile getiren bir oğul, hafiften masumiyetini kaybetmiş bir emzirme ilişkisi, bitmek bilmeyen gece uyanmaları, tatil öncesi karşımıza çıkan ufak bir sağlık problemi, 3 ay kadar kullanmam gereken bir ilaç, ilacın sana zararlı olup olmadığı konusunda fikir birliğine varamayan iki doktor, kafası karışık bir anne, derken bir karar verdim. Bu kararımda yukarıdaki faktörlerin hangisi ağır bastı bilmiyorum, ya hepsinin birleşimi ya da hali hazırda olan tüm faktörlere ilaç konusunun eklenmesi. Sanırım beklediğim cevap bana gelmişti, emzirmeyi bırakacaktım.

Yine hiçbir şey bilmeden, hiçbir şey okumadan kendi kafama yatan planı yaptım. Tatil boyunca seni dilediğin gibi emzirecek ama her emzirme sonrası dönünce artık emmeyeceğin konusunda propoganda yapacaktım. Döner dönmez 2 gece alışman için bekleyip Pazartesi itibariyle tamamen kesecektim. Orada acı kelimesini öğrenip acıyan dişini, düştüğünde acıyan kafanı filan göstermeye başlayınca ben de bu kozu kullanmaya karar verdim. Her emzirmeden sonra “Acıyor annecim o yüzden dönünce süt gelmeyecekmiş” dedim. Anladın mı anlamadın mı bilinmez keyifle emdin. Ben de son emzirmelerimiz olduğunun bilincinde olarak keyifle(ilacın zarar vermediğini umarak) emzirdim. Döner dönmez doktor kontrolünde ilacın işe yaramadığı mini bir operasyonla kökten çözüm sağlanacağını öğrenince hemen kararımdan caydım. Madem ilaç yoktu o zaman biraz daha böyle gidebilirdik.

Sonra babanla konuştuğumuzda 15 gün boyunca sana yapacağımı söylediğim bir şeyi yapmazsam, bunun büyük bir tutarsızlık olacağı ve senin bir daha benim söylediklerimi ciddiye almaman gibi bir sonuç doğurabileceği konusunda fikir birliğine vardık. Kimine saçma gelebilir ama sana başından beri yetişkin gibi davranıyoruz. Bizim için kendi aramızda tezat olmamak, sana karşı tutarlı ve dürüst olmak en önemli ebeveynlik kuralları. Duygusal yaklaştığımda kararımdan caymaya meyil ettiysem de mantıklı düşününce söylediğimin arkasında durmaya karar verdim. Pazar akşamı seni son kez emzirdim, sütün bittiğini ve bir daha hiç emmeyeceğini söyledim, el sallamanı istedim ve vedalaştık.

Gece emzirmesini 1,5 ay önce kestiğim için gece kalkışların sorun olmadı. Ama sabah bayağı zorlandın. Kulaktan dolma bilgilerle sirke sürmek, acı sürmek veya kırmızı ruj sürmek gibi yöntemler olduğunu biliyordum. Ancak çok sevdiğin birşeyden tiksinerek ayrılmanı istemediğim için canım acıyor konseptinde devam etmeyi ve yara bandı kullanmayı uygun gördüm. İlk sabah görüntü seni fazlasıyla şaşırttı, bantları sökmeye çalıştın baktın beceremiyorsun bana ters ters bakıp kucağımdan inip gittin. Kendimi gün boyunca zor bir gece olacağı konusunda hazırladım. Akşam uyku ritüelimizi aynen yerine getirdikten sonra seni yatağına koydum. Meme diye ağlamaya başlayınca yine aynı cümleleri tekrar edip bantları gösterdim. Bu sefer hiç ikna olmuşa benzemedin ve deli gibi ağlamaya başladın. Sonraki geceler dinlemek ve karşılaştırmak üzere telefonuma sesini kayıt ettim. Tam tamına 10 dakika 54 saniye fasılalar halinde katıla katıla ağladın. Ben hep yanında seni sevdim ve sakinleştirmeye çalıştım. Bu kadar kararlı olmasam vazgeçmem işten bile değildi. Sonunda emziğini almayı kabul edip uykuya daldın. İşte ben de o zaman ağladım. Bir devri kapadık, büyük bir bağ koptu gibi garip hisler içerisine girdim. Ama ikinci gün canımın acısından senden çok kendimi düşündüğümü itiraf etmeliyim. Hala bu kadar sütüm olduğunu bilmiyordum, çok canım yandı. Azar azar elimle sağsam da hiçbir iyileşme olmayınca soluğu Gaye Teyze’nin ve onun hastane tipi pompasının yanında aldım. 30 cc sağıp biraz rahatladıktan sonra kuzu Nil’i sevip evime döndüm. Eve döndüğümde sen çoktan ablan tarafından yatırılmış ve hiç ağlamadan uykuya dalmıştın. Sanırım en çok işimize yarayan senin çok üzün süredir(sanırım 12.aydan beri) emerek değil emdikten sonra yatağında kendi kendine uykuya dalman oldu. Emzirmeyi ritüelin içerisinden çıkartsak da nasıl uykuya dalacağım şimdi ben gibi bir kafa karışıklığı yaşamadın. Asıl sorunu sabahları yaşadık. Normalde keyifle kalkan sen, emmeyeceğini anlayınca agresifleştin ve hep ağladın. Kendini pek sevdiren bir çocuk olmadığın için meğer ne güzel aşk yaşıyormuşuz senle sabahları, inan ben de eksikliğini çok hissettim. Her sabah farklı bir şeye dikkatini çekerek seni sakinleştirmeye çalıştım ve kahvaltını erkene aldım. Üçüncü akşam benimle de hiç ağlamadan uykuya dalınca, bu işi başardığımızı anladım. 10 günün sonunda halen her akşam ve her sabah şansını denesen de, sabah huysuzlukların devam etse de sandığımdan çok kolay bir şekilde bu süreci tamamladık. Son zamanlarda eski masumiyeti kalmasa da sanırım seninle aramızdaki bu bağı çok özleyeceğim. Bu gece yatmadan önce ilk kez bana sarılıp yanağıma minicik tatlı ıslak bir öpücük kondurdun ya beni benden aldın. Sanırım aramızdaki bağ şekil değiştirip daha farklı belki de daha güzel boyutlara geçecek, öyle hissettim bu akşam.

Bir taraftan da kendimi yorgun bir savaşçı gibi hissediyorum. Üzerime düşeni yapmış olmanın verdiği tatlı bir huzur ve yorgunluk var. Bu beden, hamilelik ve emzirme süreci toplamında nerdeyse 26 ay boyunca hiç hasta olmadı. Gıda alerjisi dönemlerinde neredeyse bitmek üzere olan sütüme ısrarla sarıldığım, özellikle işe başladıktan sonra yorgunluktan sürünerek de olsa geceleri kalkıp seni  emzirdiğim, büyümüyorsun diye verilen her türlü negatif tepkiye rağmen sana 1 damla bile mama vermediğim için kendi adıma mutluyum. Birebir alakası olmasa da şimdiye kadar bir kez bile ateşlenmemeni, hiç hasta olmamanı, ilaç kullanmamanı içten içe emzirmeye bağlıyordum.  Tek dileğim bu kışı da sağlıkla geçirmen.

Senin dilinden bu olayı özetlersek “Anne meme gok, acıooooo”

Yemek Yerken

Yoğun istek üzerine kendi kendine yemek yiyen çocuk konulu kolajımız işte karşınızda. Baban hala her akşam “40 yıl düşünsem senin gibi titiz birinin çocuğunun bu şekilde yemek yemesine izin vereceğini ve evinin bu hale gelmesine göz yumacağını hayal edemezdim” diyor 🙂 Pişman mıyım?Asla. Evet, yaz kış her yemekten sonra yıkanmak zorunda kalıyorsun. Evet, dışarda biryerde seni temizlemek biraz zor oluyor. Evet, neredeyse tüm kıyafetlerin yemek lekeli. Evet, her yemekten sonra mama sandalyenin altındaki duş perdesi yıkanmaya gönderiliyor ve yedeği geliyor. Evet, her yemekten sonra mama sadalyen, yerler ve duvarlar etraflıca siliniyor. (IKEA dışındaki hiçbir mama sandalyesi ile yapamamız da bundan. Ben o teferruatlı şeyleri günde 4 sefer silemem!)

Hepsine değer çünkü sonuç seni de bizi de çok mutlu ediyor. Yedin yemedin gerginliği yok, elimde kaşık saatlerce yedirmeye çalışmalar yok. Sloganı değiştiriyorum, kirlenmek huzurdur 🙂

Anne sütü çılgınlığı

Tam olarak nasıl başladı bilmiyorum. Ne bana ne de anne sütüne aşırı bir düşkünlüğün hiçbir zaman olmamıştı. Ben istediğim için emziriyorum gibi bir hava vardı. Dubrovnik’te çok aç kalınca mecburen sıklıkla emdin ondan mı, yoksa ishal olunca yaşadığın açlıktan mı ya da 16.ay anneye yapışma ayı diye mi oldu inan bilmiyorum. Ama sen bir anda memmeh diye peşimde dolaşmaya ortalıkta üstümü başımı açmaya başladın. Hafta içi yatmadan, gece 4 civarı ve sabah kalkınca toplam üç kez, hafta sonları ise bunlara ek olarak gündüz iki kez daha emen bir çocuktun. Dişsel bir sıkıntın yoksa gecede 1-2 kere kalkar sadece 4 civarı olan kalkışında emeceğini bilir ısrar etmezdin. 10. Ayında gecede 8 kez emmeye başladığın bir dönem yaşamıştık ama işe başlayacağım için gece beslenmesini tamamen kesmeyi değil 1’e düşürmeyi hedeflemiş ve 15 gün uğraşarak bu düzeni bizzat kendim oturtmuştum. Bu aya kadar da tıkır tıkır işliyordu. Aksi takdirde 12’den evvel yatmayıp gecede 2 kez kalkıp, 06.00 civarı güne başlayıp, işe gidip tüm gün çalışıp, günde 2 saatten fazla trafik çekip, eve dönüp seninle ilgilenip, seni yatırdıktan sonra ev işlerine, özel işlerime ve sosyal hayatıma zaman ayırmam söz konusu bile olamazdı.

Önce konduramadım, diş dedim, ishaldi aç kaldı dedim, o zaman küçüktü şimdi büyük zapt edemiyorum dedim, o zaman ağladığı gibi ağlamıyor dedim bir sürü bahane buldum.  Ya da kısaca uyku tatlı geldi ve her seferinde emzirmeye başladım. 1 hafta sonra baktım sistem çöküyor, kendimi çok çok yorgun ve bitkin hissediyorum tekrar bir şeyler yapmaya karar verdim. İşe önce sana bu durumu anlatarak başladım. Uykunun çok güzel bir şey olduğunu, sık sık uyandıkça bu keyfi alamadığını, her istediğinde yanında olacağımı ama emzirmeyeceğimi sana anlattım. Ne kadarını anladın bilemiyoruz ama ben tebligatımı yaptım. Biberon kullanmadığın, süt içmediğin için elimizdeki tek kozumuz suyla ve iyi bir ekip çalışmasıyla işe koyulduk. Aşırı emme isteğini azaltmak için geceleri beni daha az görmen gerektiğini düşündüm. İlk görev ablana verildi-emmeden gece uykusuna yatırma görevi. Bunu daha önce 1 kez denemiş, başarılı olmuş, 14 ay sonra ilk kez işten eve dönmeden bir konsere gidebilmemi sağlamıştınız. İkinci görev de geceleri geç yatan babaya verildi-kesintisiz pışpış desteği. Ablanla uykuya dalışın gayet kolay oluyor, devamındaki kalkışlarda ise babanı bayağı zorluyordun. Her başarılı uyutmadan sonra ne olur bir dahaki sefere emzir üzülüyorum deyip duruyordu ama ben kararımı vermiştim, gece beslenmesi kalkmalıydı. Belki de 6.ayda yapılması gereken ama benim bilerek ve isteyerek tercih etmediğim bu hareketin zamanı gelmişti. 16 aydır kesintisiz uyku uyumayan annen de bunu hak ediyordu, sen de.

1 haftadır deniyoruz. Her gün daha iyiye gidiyoruz. İlk günler sana teklif edilen suyu fırlatıp atarken şimdi anni şuuu diye kendin isteyip biraz içip arkanı dönüp uyuyabiliyorsun. 1 saat boyunca anni memmeh diye ağladığın da oluyor tabi ki. Ama şunu anladım ki her şey kafada bitiyor. Kararlı bir şekilde girince insan birçok bahaneyi kendi ürettiğini aslında bunların gerçek olmadığını anlıyor. Benim çocuğum bu numaraları yemez, canı acır gibi ağlıyor, ayağa kalkıyor 50 kere yatırsam da gene kalkıyor diyordum geçen hafta. Şimdi demiyorum bilmem anlatabildim mi? Tekrar 2 kere uyanma düzenimize geri geldik sayılır. 16 aylık bir çocuk olarak artık kesintisiz uyuman gerekmiyor muydu sorusunu sorup boşu boşuna kendimi üzmüyorum. Evet uyuyanlar var ama hala hiç hiç uyumayanlar da var. Ben elimdekinin kıymetini bilmeyi tercih ediyorum.

Bu arada emzirme konusunda kafam çok karıştı. Nedense ben çocuğumu 1 yıl emzireceğim diye kafaya koyan annelerin bebekleri daha 1 yıl dolmadan kendiliğinden emmeyi bırakıyor da süre kısıtım yok gittiği yere kadar diyen annelerin bebekleri emmeyi bırakmayı aklından bile geçirmiyor anlayamıyorum. Acaba sütle ilgili her şey gerçekten kafada mı bitiyor. Kafada bitirince bebek de bu mesajı alıp ona göre mi davranıyor? Eğer kafada bitiyorsa çok emzirmek isteyen bir annenin sütü olmaması nasıl açıklanabilir işte bunu hiç anlamıyorum.

Kendi adıma seni emzirmek benim için büyük bir keyif, bir hasret giderme aracı, yakınlaşma şekli. Normalde kucakta duran, sarılan, sokulan kendini sevdiren bir çocuk olmadığın için emerken seninle göz göze olmak, sürekli oynayan ayağını sevmek, saçlarını okşamak benim için paha biçilemez anlar. Son günlerdeki bu aşırı düşkünlük gözümü korkutmasaydı muhtemelen hiçbir değişiklik yapmaz olayı doğal akışına bırakırdım. Ama şimdi kafamda soru işaretleri var. Gittiği yere kadar gitmenin getirisi nedir götürüsü nedir, bırakmayı istiyor muyum yoksa sadece yorgun muyum, bırakmaya hazır mıyım? İşte bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Yine içgüdülerimi dinliyorum ve cevabın bana gelmesini bekliyorum…

Et, süt, yumurta

Bu cumartesi ikinci Kadir Tuğcu randevumuz vardı. 13. Ayının dolmasına 11 gün kala 9.400 gr ve 74 cm ebatlarındansın. Boyun uzamamış ama tamı tamına 400 gr almışsın. Üstelik üst iki azı dişini çıkartıp bana uykuları kendine yemekleri çok gördüğün dönemde. Boyun ortalamada ama kilon halen ortalamanın 400 gr altındaymış. Bu hızla gidersen 3-4 aya kalmaz açığını kapatırmışsın. Et, süt, yumurta… Adam hakikaten haklı galiba! Bu şartlar altında, bir süre daha kendisine devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Adam süt dedi başka da bir şey demedi resmen. Mutlaka günde 500 cc süt ve süt ürünü tüketmen lazımmış. Ne yaparsak yapalım 300’ü geçemiyoruz çünkü zamanında nasıl su içmiyorsan şimdi de süt içmiyorsun. Alıştırmak için bir öneride bulundu, suyu kaynatıp içilebilecek kadar ısıya geldiğinde sıcak olarak sana vermek, onun tadını beğenmeyeceğin için hemen akabinde soğuk süt teklif etmek. Aynen dediklerini yaptık, artık ne su ne süt içiyorsun! Tekrar normal su modelimize geri döndük. Süt ürünlerine yükleniyoruz.

Yaşını doldurmandan hemen sonra gündüz uykularını keskin bir şekilde teke indirdin. Dışarıdaysan bazen akşamüstü kısa bir şekerleme daha yapıyorsun ama evdeysek asla. Birbirimizi kandırmayalım gündüz uyumayı başından beri hiç sevmedin zaten ama 13 aylık bir çocuk için günde 45 dakikalık tek uyku gerçekten abartılı oldu be oğlum. Gerçi kime söylüyorum ki tüm çocukluğu boyunca gündüz uykularını protesto etmiş ve kendini bildi bileli hiç süt içmemiş biri olarak bunlardan şikayet etme hakkım yok kanımca.

13.ayın itibariyle beslenme ve uyku düzenin bu şekilde:

07.00 Anne sütü

08.30   Tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet(bu aralar protesto halindesin)

           1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost

           Süt- hani şu içmediğin beyaz sıvı!

11.30 Sütlaç

12.00-13.00  Uyku

14.00 Protein ağırlıklı ev yemeği+yoğurt/ayran

17.00 Sütlaç veya meyve veya 1 kase yoğurt çorbası

19.00 Sofrada tadımlık yemekler

19.30 Elmalı, muzlu, inek sütünden şekersiz muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Bu beslenme konusu ile ilgili kafama takılan birtakım sorular var aslında. Ağırlıklı olarak et, eser miktarda sebze yiyorsun. Şehriye çorbasının içine kattığımız havuç, patates, kabak, brokoli dışında sadece kıymalı bezelye yemeği yiyorsun. Baklagillerle aran iyi gibi, mercimek ve nohutu severek yiyorsun. Diğer sebzeleri yemediğin için etobur bir damak tadın olacağından korkuyorum. Gerçi daha büyük çocukları olan arkadaşlarım, çocukların yemek zevkinin çok hızlı değiştiğini, bir mevsim sevdiği bir yemeği ertesi mevsim ağzına bile sürmediğini söyleyerek içimi rahatlatıyorlar. Yani şimdi yemiyor olman seneye yemeyeceğin anlamına gelmiyor, bu iyi haber. Bir de doktorunun bu konudaki süper yaklaşımına da değinmek istiyorum, “Demir et yiyor hayvanlar da ot. Besin zinciri tamamlanıyor, dolaylı olarak sebze de yiyor işte!”

Kafama takılan diğer bir konu ise devam sütü, çocuk sütü ve mamalar konusundaki hassasiyetim. Zorunlu olmadıkça bir bebeğin bunlarla beslenmesini doğru bulmuyorum, aferin bana da bir tek senin canın can da arkadaşlarınınki patlıcan mı? Senin dışındaki tüm arkadaşların hayatlarının bir döneminde bu mamalarla beslendi, besleniyor, hatta daha da beslenecek gibi duruyorlar. 200-300 cc’ler havada uçuşuyor, sense daha 20 cc inek sütü bile içmiyorsun. Mama versem içer misin bilmiyorum denemedim ama evde yaptığım mis gibi sütlacı yemeyince hazır Milupa sütlaç denedim onu bayıla bayıla yiyorsun! Şimdi burada yine bir kar zarar analizi yapmak lazım, süt tüketimini arttırmak için bu sütlacı vereyim mi vermeyeyim mi? Şimdilik tabuları bu konuda yıktım, veriyorum. Benim takıntım yüzünden bir şeylerinin eksik kalmadığını ümit ediyor ve hazır yeri gelmişken tekrar söylemek istiyorum süt iç evladım da beni bu endişelere gark etme!

Bir de yine kendim ettiğim kendim bulduğum şu pasaklı yemek yeme durumun var ki, ileride çok rahat edeceğiz teranesi ile ağzımı açamıyorum. Muhallebi dışındaki her şeyi kendin yiyor, ne kadar yiyeceğine kendin karar veriyor, bir gıdım fazlasını yemiyorsun. Sanırım ben yedirmediğim için yememene sinirlenmiyor, teklif var ısrar yok politikasını devam ettirebiliyorum. Bu arada yerler, duvarlar, üstün başın, saçların her yerin yağ içinde kalıyor, üstüne üstlük önlük de taktırmıyorsun. Hadi yere duş perdesi serdik temizlemesi kolay oluyor da, sen bitleneceksin artık diye korkuyorum. Her yemekten sonra yarı yıkanma ve üzerindeki her şeyi değiştirme faslı yaşanıyor.

Günler böyle geçiyor, sen büyüyorsun, ben özlüyorum, sen gülüyorsun, ben eriyorum…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company