Bize eğitim şart oldu

Sanırım 4 yaşında filandım. Bir gün annemle babam beni kreşe göndereceklerini söylediler. Annem çalışmıyordu, ablam çoktan ilkokula başlamıştı. Anneannemlerle aynı apartmanda oturuyorduk, annem beni dilediği zaman ona bırakıp işlerini halledebiliyordu, yani kimsenin beni başından atmayı düşündüğü filan yoktu. Üstelik acayip de uslu bir çocuktum. Tüm yazı sokakta geçiren çocuk kışın evde bunalmasın, oyun oynasın sosyalleşsin istediler biliyorum. İşin garip tarafı bunu şimdiki aklımla anlamış değilim o zaman da gayet farkındaydım.

Birkaç gün sonra babam beni okula bıraktı ve gitti. Yoktu o zaman böyle oryantasyon filan herhalde. Ne evden çıkarken ne babamdan ayrılırken ağladığımı hatırlamıyorum. Okul gayet temiz ve düzgün bir yerdi ama yine de daha sonraki yıllarda burnumda “sınıf kokusu” olarak kalacak o havasız ekşi kokuyu ilk kez tadıyordum ve hiç hoşlanmamıştım. Sınıfta uzun süredir birlikte oldukları her hallerinden belli çocuklar güle oynaya takılıyorlardı. Tam o sırada gözümden akan yaşlara engel olamamıştım. Öyle net hatırlıyorum ki neden ağladığımı soruyorlardı ve ben sadece “Bilmiyorum, engel olamıyorum!” diyebiliyordum. Hasbel kader öğleni ettiğimde yemekte şu hayatta tek tiksindiğim yemek- halen hiçbir türlüsünü ağzıma sürmediğim-patlıcan vardı. Yemeyeceğimi söylediğimde burada herkes yemeğini yer dediler, ama annem bana sevmediğim yemeği yedirtmezdi ki! Sonra öğlen uyunacak dediler, ama ben öğlen uyamazdım ki! Başka bir çocuğun yatağında tavanı seyrederek uyumaya çalıştığımı-ki çocukken uyumayı hiç sevmezdim- hatırlıyorum. Gözümü bile kırpmadan ne kadar süre geçirdim bilmiyorum. İlk uyanan çocukla birlikte sanki ben de yeni kalkmışım gibi davranıp tekrar oyun odasına geçmiştim. Kısa bir süre sonra da babam gelip beni almıştı. Eve gidince bir daha hiçbir şekilde anaokuluna gitmeyeceğimi açık ve net olarak beyan etmiştim. Onlar da kabul ettiler. Böylece anaokulu maceram başlamadan bitmiş oldu. Şartlar farklı olsa, mesela annem çalışıyor olsa bu seçim hakkım olmayacaktı muhtemelen, paşa paşa okula gitmek zorunda kalacaktım. Gitmedim ne kazandım ya da, gitmeyerek ne kaybettim bilemiyorum. Okul hayatına master yapacak kadar dayanabildiğime göre çok da negatif etkilenmemişim bu durumdan.

Neyse gelgelelim şimdi bizim şartlarımıza. Ablanın yıl boyu Çarşamba-Perşembe-Cuma günleri tam gün staj yapması gerekiyor ve seni başkasına bırakmak istemiyorum. Hal böyle olunca 2,5 yaş okula başlamak için uygun mu, çocuk öyle zart diye 3 tam gün başlar mı, ay bari Pazartesi-Çarşamba-Cuma oluverseydi, ya da 5 yarım gün olmuyor mu gibi soruları sormak bile bizim durumumuz için anlamsız. Haliyle eğitim şart oldu! Ha diğer taraftan konu çocuğunu bilmekse, pek çok açıdan okula hazır olduğuna adım gibi eminim. Okul lafı gündemimize girdiğinden beri yani yaklaşık 5 aydır dilinden düşürmüyorsun, gitmek için sabırsızlanıyorsun. Her ne kadar ablan başka sınıfın öğretmeni olacak olsa da aynı çatı altında olacağınızdan resmi olarak tek başına kalmaya alışma gibi bir durumun olmayacak. Bu açılardan bakılınca, kağıt üzerinde planımız gayet iyi duruyor.

Ama okul seçerken zorlandığımızı itiraf ediyorum. Bana komik geliyor biz sadece İngilizce eğitim veriyoruz, yaratıcı drama hödö bödö derslerimiz var, çoklu zeka vili vülü yapıyoruz, ücretimiz de ikibinbeşyüzteleeee yerse! Yaş 2,5 be kardeşim! Biz İngilizce’yi 11 yaşında öğrendik öldük mü? Sadece oyun oynatıyoruz diyen bir okul bulamadım anasını satayım. Kurallara uyum sağlamayı öğrenmek, kendi ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmek gibi beklentilerimiz de yok, mevcut iyi huyların bozulmasın yeter! Maalesef okulda huysuz çocuk da göreceksin, döven çocuk da, muhtemelen dayak da yiyeceksin, bazen üzüleceksin de ama hayat böyle bir şey zaten! Hala bu yaşımda bile iyilik timsali gibi gözüküp içleri kötülükle dolu insanlardan fiziksel olarak değil tabiî ki ama ruhen dayak yiyor, çoğu zaman hiçbir şey yapamıyor ve bununla yaşamayı öğreniyorsam, sen de bir an evvel öğrenmeye başlasan hiç fena olmaz.

Sonuç olarak Mayıs ayında 5 ayrı okulda geçirdiğin yarım günlük deneme derslerinden sonra kararını kendin verdin “Arabalı okula” ya da kendi deyiminle “Dişşşler Şatosu“na gidecekmişsin. Böylece bizim seçim kriterleri şöyle oldu:

  1. Arabalı olacak.
  2. Eve yakın olacak zinhar servise binilmeyecek!
  3. Temiz olacak.
  4. Bahçesi dev gibi olacak.
  5. Şeker/çikolata verilmeyecek.

Okulun Eylül ayının ilk haftasında açılmasına rağmen, bilerek ve isteyerek ablanın staja başlaması gereken haftaya kadar bekledim. Ağlayan birini görmeye dayanamayacak kadar hassas ve mutlaka ona yardım etmek isteyecek kadar duyarlı olduğun için bekledim ki diğer çocuklar alışsın, bekledim ki ağlamalar azalsın. Geçen hafta yarım günlük oryantasyona gittiğimizde okul müdürün geç gönderme kararımı destekledi ve bir öneri ile geldi. Senin gitmen gereken 2010 sınıfı, kelime hazneleri 10 civarında, annelerinden ilk kez ayrılan ve %90’ı bezli çocuklardan oluşuyormuş.  Bu nedenle seni okula alışmış, nispeten daha iyi konuşan ve bezden kurtulmuş çocuklardan oluşan 2009 sınıfına almak istediler. Ebatların itibariyle 2010 sınıfında bile küçük kalan sen, kendinden bir yaş büyük çocukların dünyasına fiziksel olarak nasıl adapte olursun endişesi yaşasak da, kararımızı 2009’lulardan yana kullandık. Eğer bu nadide eğitim sistemi değişmezse zaten sınıfının en küçüğü olarak Mart2009-Mart 2010 doğumlu çocuklarla birlikte olacaksın şimdiden alışman iyi olabilir.

Okula gönderme kararı doğru mu, okul doğru mu, sınıf doğru mu bilmiyoruz, zaman gösterecek. Okula giriş anın buysa,  devamı için çok da endişelenmiyorum açıkçası. Heves ettik izin aldık seni okula götürdük 3 dakika kalabildik iyi mi? Ağız tadıyla bir ağlayamadım bile, ben ne diyeyim sana be oğlum. Yaklaşık 20 yıl sürecek eğitim hayatında hep bugünkü gibi mutlu ol inşallah…

7 Responses to Bize eğitim şart oldu

  1. Dido dedi ki:

    Okula gönderme kararı doğru mu, okul doğru mu vb. sorular senin oğlun için yersiz sorular. Demir öyle özel bir çocuk ki, bulunduğu her yer onun için sadece bir fon! İnan aya göndersen orada da yapacak, neşelenecek bir şeyler bulur o. Yer çekimi olmadığı için zıplayamamak biraz bozabilir tabi kendisini. 🙂

  2. benden bizden dedi ki:

    Hadi hayırlı olsun. Hep güzelliklerle dolu bir okul hayati olsun Demir’in! 🙂

  3. Eylem dedi ki:

    Hayırlı uğurlu olsun!!!!

  4. ilke çağlar dedi ki:

    merhaba;
    demirin eğitim hayatı umarım başarılarla dolu olur:)bızdık daha dün doğdu bu gün okula başladı 🙂
    ama benim dikkatimi bişey çekiyor.siz anne-baba olarak minyon tipler değilsiniz ama demir yaşıtları arasında minik kalan bi çocuk.bir kaç yazında da demirin minyon olduğunu yazmıştın.tabiki her çocuk farklı büyüme eğrileriyle büyüyor ama sana benimde çocukken yaşadığım bi ihtimalden bahsedeyim.nispeten zor normal doğumla dünyaya gelen çocuklarda büyüme hormonu salgılayan hipofiz bezleri zarar gördüğü için büyümeleri yavaş olabiliyor.benim öyleydi.32 saat doğamamış ve sonunda vakumla doğurtulmuş bi çocuğum bende.annem babam standart insanlardı ama ben çocukken hep yaşıtlarımdan küçüktüm.Allahtan annem erken farketti de salgılanmayan hormonumu dışarıdan tedaviyle aldım.boyum hep normalin en altındaydı ve doktorum normal sınırlar içinde olduğum için minumum değerini incelemeye değer görmemiş ama annem bir endokrinoloğa danıştığı için durum ortaya çıkmış.ben bunu kendimden bildiğim için demir dikkatimi çekti.demirin doktoru dışında bi endokrin doktoruna danışmanı tavsiye ederim.

  5. Meraklının Annesi dedi ki:

    @İlke-Sana çok çok çok teşekkür ederim. Ne kadar dikkatlisin, ne kadar özenlisin, ne kadar güzel anlatmışsın başına geleni, kibarca, beni korkutmadan sırf bilgim olsun diye 🙂
    Yoğunluktan yayınlayamadığım taslakta bekleyen yazım Demir’in endokrinolog maceraları. Özetle şimdilik hormon tedavisine gerek görülmedi ama bunu duyana kadar kendime biraz kızdım bu konuyu önemsemediğim için ya da önemsememeyi seçtiğim için!
    Eğer senin için çok özel olmazsa kaç yaşında fark edildiğini, ne kadar süre hormon aldığını ve hormonun yüzdesel olarak boyuna nasıl bir etki yaptığını söylersen çok sevinirim.
    Tekrar teşekkür ederim

  6. ilke çağlar dedi ki:

    rica ederim nihancım :)çok sevindim seni endişelendirmediğime çünkü yazını ilk okuduğumda yazmakla yazmamak arasında kalmıştım korkutmaktan korktuğum için 🙂
    benim durumum şöyleydi;
    söylediğim gibi hep minyondum çocukken.yaşım ilerledikçe yaşıtlarımla aramdaki boy farkıda hep arttı.tedaviye başlamadan önce de bi çok doktora gitmiştim annem bu boy konusunun peşini hiç bırakmadı. çoook vitamin hapı kullandım.ama 10 yaşıma geldiğimde yaşıtlarım benden baya bi uzundu ve artık garip bişiler olduğu çok belliydi.beni tedavi eden endokrinolog ilk gittiğim doktorun öğrencisiydi.hocası bazı çocuklar küçük kalır diyip test bile istememiş.(prof.lara karşı tutumunda tamamen haklısın!)neyse ki ilknur hanımla tanıştık.bütün hormon testlerimi yaptırdı,SSK kurulundan geçirdi.(çok pahalı bi tedavi, SSK karşılıyor ama önce kuruldan geçmesi gerekiyor).
    büyüme hormonumun en uyarıldığı anda minimum 20 olması gereken değer benim kanımda 7 çıkmıştı.oldukça düşük yani.10 yaşımda her akşam yatmadan hemen önce hormon iğnelerine başlamış olduk.25ay sürdü.tedaviye başlarken yaşım 10+(4ay) kemik yaşım 8 idi ki bu çok önemli.kemik yaşım küçük olduğu için bu durum bize tedavi için zaman kazandırdı.doktorun söylemiştir el filminden çıkan bu yaş senin büyümek için zamanın olduğu anlamına geliyor.el kemiklerinin arası açık olduğu sürece büyüme devam eder.kapandığı an büyüme durur. 🙂 ilk 12 ay her gece 7 doz hormon aldım.kemik yaşım gerçek yaşıma yaklaşıyordu. 2.sene bir gece 7 ertesi gece 6 doz hormon aldım.25 ay hızlı bi büyüme grafiğim vardı.her kontrole el filmiyle gidiyorduk,en son kontrolde el kemiklerim arasında çok az bi mesafe vardı.ilknur hanım 6 ay daha devam edebiliriz ama isterseniz kesebiliriz dedi.el kemikleri kapandıktan sonra tedaviye devam etmek karaciğer enzimlerini bozabilir,diyabetik reflexler verebilirmiş.6ay içinde biz farketmeden kemiklerimin kapanıp vücudumun hormona tepki vermesi ihtimalini göze almadık ve tedaviyi bıraktık.zaten normal boya ulaşmıştım.şimdi 22 yaşımda 156 boyunda minyon ama proporsiyonu gayet düzgün bi gencim 🙂 .uzun selvi gibi bi kız değilim belki ama sonuçta bendeki hormon değerleriyle bu boya ulaşamayacağım kesindi.doktorum ilknur arslanoğlu ‘ydu.tedavinin hiç bir yan etkisini görmedim.çevremdekiler hep erken regl olacağımı,erken göğüslerimin çıkacağını,erken tüyleneceğimi falan söylemişti.hormon denince hiç bilgisi olmayanlar bile böle saçmalayabiliyor.ama hiç alakası yok.ergenliğimin bütün aşamaları hep tam zamanında gerçekleşti.tıbben kız çocukları için büyüme regl olduğu an duruyormuş.ben 13 (5ay) regl oldum.sınıfımda en sonuncular arasındaydım.korkacak,endişenilmesi gereken hiç bir şey yok.içini ferah tutabilirsin.eminim demirin benimki kadar dramatik bi hormon değeri yoktur ki zaten erkek çocukları için bu hormon mevzusu kız çocuklarınki kadar komplike değil.umarım yardımcı olabilmişimdir.istersen fotomuda yollayabilirim 🙂 hormonlu kız nasıl oluyormuş görebilirsin 🙂 sormak istediğin başka soruların,aklında kalan bişey varsa lütfen iletişime geçmekten çekinme. 🙂 ilkecaglar@gmail.com

  7. Meraklının Annesi dedi ki:

    @İlke-Çok teşekkür ederim verdiğin detaylı bilgiler için. Hormonlu kız lafına bayıldım 🙂
    Dilerim gerek kalmaz ama tedavi için çok vaktimiz olduğunu bilmek beni rahatlattı. Sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company