Bir Hypnobirthing Hayali

Gözlerini kapa ve kendini mutlu hissettiğin o yerde hayal et. Bu yer daha önce hiç gitmediğin ama çok gitmek istediğin bir yer de olabilir. Orası nasıl bir yer? Hava nasıl, sıcak mı soğuk mu? Yürüyor musun, ayakların çıplak mı? Yerdeki dokuyu hissetmeye çalış. Havayı içine çek, ne kokuyor? Sesleri dinle, ne duyuyorsun? Etrafı dikkatle incele, neler görüyorsun? Az sonra tam karşında bebeğini göreceksin. 1-1,5 yaşlarında yeni yürümeye ve konuşmaya başlamış, paytak paytak sana doğru yürüyor. Annecim diyerek sana sarılıyor ve kucağına oturuyor. Onu öpüyor, mis kokusunu içine çekiyorsun. İyi ki doğurdum seni, ne kadar güzel ne kadar kolay bir doğumdu diyorsun. O sırada sevdiğin adam geliyor arkana oturup size sarılıyor. Kucağında uykuya dalan bebeğinize ve sana bakıyor. İyi ki doğurdun sevgilim, ne kadar güzel ne kadar büyüleyici bir doğumdu. Öylece oturuyorsunuz, o kadar mutlu o kadar huzurlusunuz ki….

Böyle okuyunca belki kulağa komik geliyor ama sana hamileyken tam 25 hafta boyunca her yoga dersi sonunda bu mantra ile meditasyon yaptım ben. Başlarda kendimi “orada” hayal edemesem de, giderek resimler, olaylar o kadar oturdu ki kafamda sonlara doğru kolayca “oraya” gidebilmeye ve huzuru hissedebilmeye başladım. Ki normalde meditatif yönüm oldukça zayıftır, nefes çalışmaları ve meditasyondansa yoganın asanalarını severim. Belki hamile olmanın duygusallığı, belki yoğun temponun içerisinde seninle baş başa geçireceğim bu anlara olan şiddetli ihtiyacım meditatif yönümü ortaya çıkartı ve ben bu işten fazlasıyla keyif aldım. Her ne kadar odun nöbetçi doktor yüzünden doğumda tam olarak hipnoza geçemediysem de bu anlar bende çok güzel izler bıraktı. Bu huzur sadece doğum öncesi döneme değil doğum sonrası her anıma da çok olumlu yansıdı. Anlatılanın aksine büyülü günlerdi seninle geçen ilk günler hatta haftalar, hala hatırladıkça içimden sıcak bir şeyler akıyor.

Benim için “orası” bir kumsaldı. Bembeyaz bir kumsal, turkuaz bir deniz, bir palmiye ağacı gölgesi, hafif bir rüzgar, mis gibi deniz kokusu, yanık bir ten, kendimi çok güzel hissettiğim bir bikini, sevimli bir oğlan çocuğu ve babanın aşk dolu bakışları. Kısacası biz ailecek tropik bir adadaydık sevgili oğlum. O son kare yani yerde kumların üzerinde kucağımda sen, arkamızda baban gözümün önünde o kadar net ki bir gün o fotoğrafı çektirmeyi çok istiyordum. O günün bu kadar yakın olacağını tahmin edememiştim tabi. Benim hypnobirthing hayalim, babanın son vize olaylarına sinirlenip gözüne Tanzanya’yı kestirmesi, teyzenin 31 Ocak’ta yanacak 100 bin mili birleşince hiç hesapta yokken, katiyen planlamamışken bir anda kendimizi Zanzibar programı yaparken bulduk.

22 aylık bir bebekle Zanzibar/Tanzanya/Afrika’ya gitmemiz birçok kişi tarafından dehşetle karşılansa da iyi bir araştırma sonucunda aslında sanıldığı kadar da riskli bir seyahat olmadığına kanaat getirdik. İnternette bu konudaki kaynaklar yok denecek kadar az olduğundan bu konuda yaptığım araştırmaları bizden sonra gideceklere ışık tutması bakımından detaylı olarak paylaşacağım.

  • Ulaşım

Önceden Dubai aktarmalı olarak uçulan Tanzanya’ya, kısa bir süre önce THY direkt uçmaya başlamış. İstanbul-Darüsselam uçuşu yaklaşık 8 saat sürüyor. Hemen hemen aynı boylamda olduğumuz için saat farkı sadece 1 saat. Dolayısıyla jetlag sorunu yaşamayacağız, ki bu çocuklu bir aile için en büyük tercih sebebidir.

Uçuş saati nedeniyle geceyarısı Darüsselam’a varıldığından ilk gece havaalanına yakın bir otelde kalmak gerekiyor. Sabah olur olmaz tekrar alana gidip pırpır bir uçakla 15 dakikalık bir yolculuk sonrası Zanzibar’a uçuluyor. Diğer bir alternatif de gemisine göre 1,5-3 saat arası süren bir deniz yolculuğu ile adaya ulaşmak. Ama beni deniz tuttuğu çin bu alternatifi direkt eledik.

  • Seyahat Sağlığı

İnsan sürekli yeni bir şey öğreniyor. Türkiye’de seyahat sağlığından sorumlu kurum, adını ilk kez duyduğum Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ymüş. Web sitesinde sadece Tanzanya’ya gidilecekse zorunlu bir aşılamaya gerek olmadığı yazıyor. Sadece sıtma için önlem alınması gerekiyormuş. Dünya Sağlık Örgütünün web sitesinden de teyit ettiğim üzere Tanzanya’daki sıtma mikrobuna sadece atovaquone–proguanil, doxycycline veya mefloquine içeriğindeki ilaçlar işe yarıyormuş, chloroqine’e ise direnç gösteriyormuş. Türkiye’de uygun içeriğe sahip Larimef(meflokin) ve Tetradox(doksisiklin) var. Meflokin’in çocuk dozu var ancak 2 yaşına kadar olan veya vücut ağırlığı 15 kg’den düşük olan çocuklarda kullanımı tavsiye edilmiyormuş. Senin de 2 yaşından küçük ve 11,5 kg olduğunu düşünürsek Türkiye sınırları içerisinde sana uygun bir ilaç maalesef yoktu. İyi bir araştırma ile İngiltere’de satılan Malorene Pediatric isimli ilacı buldum. Hemen Emziren Anneler grubundaki İngiliz annelerden yardım istedim çünkü ilaç sadece reçete karşılığı satılıyormuş. Saolsun İrem ufacık bebeğiyle benim için kalkıp sağlık ocaklarına kadar gidip sanki kendi gidiyormuş gibi ilacı almaya çalıştı ama bu ilaç da 11 kg’nun altındaki çocuklar için uygun olmadığından sonuca ulaşamadı. Daha sonra Brüksel’de yaşayan arkadaşlarımız üstelik de reçetesiz olarak ilaca ulaştılar. Son kozum Anne ve Bebişi de aportta bekliyordu ki ilaç bize doğru yola çıkınca devreye girmesine gerek kalmadı. Dünyanın bir ucundaki bu üç anne, ne işiniz var oralarda diyeceklerine canla başla bana yardımcı olmaya çalıştılar, ne kadar teşekkür etsem azdır.

Malorene Pediatric veya Brüksel’deki adıyla Malorane Junior gitmeden 2 gün önce alınmaya başlanıyor, seyahat süresince ve döndükten sonraki 7 gün boyunca alınıyor. Yani senin için toplamda 17 tablete ihtiyacımız olduğundan 2 kutu 24 tablet edindik. Kendimiz için de aile hekimimizin yönlendirmesi, iş yeri hekimimizin teyidiyle Tetradox bulabildik. Larimef bulsak daha iyiydi zira o ilaca gitmeden bir hafta önce başlanıyor, seyahat esnasında ve döndükten sonraki 4 hafta boyunca sadece haftada 1 kez alınıyor. Yani bizim seyahatimiz için toplam dozu 5 adet olacaktı. Tetradox ise gitmeden 2 gün önce başlanıyor, seyahat esnasında ve döndükten sonra 4 hafta boyunca her gün 1 adet kullanıldığından kutu kutu ilaç içmek zorunda kalacağız.

İlaçlar %100 koruma sağlamadığından, özellikle akşamları uzun kollu giyinmeye, cibinlikle yatmaya(ki en kötü otelde bile varmış), odamıza sivrisinek kovucu ilaç takmaya, vücudumuza Off, Kov gibi ilaçlar sürmeye dikkat edeceğiz. Tabii ki açık su içmemek, iyi yıkanmamış meyve/sebze yememek gibi önlemleri saymıyorum bile.

  • Konaklama

Bu yolculuğu sensiz yapıyor olsaydık, muhtemelen oldukça salaş ve otantik bir bungalow tercih eder, hatta öncesinde Kenya’da filan bir safari patlatır sonra Zanzibar’a geçerdik. Senin filleri, aslanları kitaplarda değil doğal ortamında görmeni çok isterdim ama yaş olarak bunu daha iyi hatırlayabileceğin yılları beklemekte fayda var. Çocukla gezeriz dediysek o kadar da abartmanın manası yok ayrıca. Maalesef o otantik oteller çocuklu aileleri kabul etmediğinden, normalde Türkiye’de olsak hayatta tercih etmeyeceğimiz “otel otel” bir yerden Hotel Melia Zanzibar‘dan rezervasyon yaptırmak zorunda kaldık. Eğer yer kalmış olsaydı hem otantik, hem çocuk kabul eden, hem de Trip Advisor’da en yüksek yorumları almış Pongwe Beach Hotel’i tercih ederdik.

Adada gel git olduğundan günün neredeyse yarısında deniz çekiliyormuş. Deniz çekildiğinde adanın en güzel plajı diye geçen yerler bile birşeye benzemiyormuş. Araştırmalarıma göre en güzel plaj kuzeyde Kendwa, kuzey doğuda  Kiwengwa’ymış. Biz ikincisini tercih ettik bakalım gidince göreceğiz doğru bir tercih yapıp yapmadığımızı.

  • Yeme&İçme

Ada İtalyanlar tarafından çok tercih edilen biryer olduğundan hemen hemen her otel İtalyan mutfağında ne kadar başarılı olduğundan dem vuruyor. Genelde deniz mahsülleri ağırlıklı bir mutfakları varmış. Ayrıca baharatları pek meşhurmuş. İyi yemeğin, kapalı suyun ve içkinin çok pahalı olduğunu söylüyorlar. Biz bunlardan hiç etkilenmeyeceğiz çünkü otelimiz o hiç sevmediğimiz herşey dahilcilerden. Her ihtimale karşı senin için hazır muhallebi ve kendimiz için mini atıştırmalıklar alacağım.

  • Güvenlik

Darüsselam hiç güvenli bir şehir değilmiş. Gasp ve adam kaçırma olayları sıklıkla görülüyormuş. Dolayısıyla gidişte ve dönüşte 1’er gece geçireceğimiz şehri gezmeye teşebbüs etmeyeceğiz. Ha keza Zanzibar’da Stonetown dışındaki bölgeler de pek tekin değilmiş. Yurtdışına çıkarken minimum nakitle gitme alışkanlığımız vardır ancak Zanzibar’da kredi kartı pek kullanılmıyormuş, geçen yeler de kredi kartına ek komisyon talep ediyormuş. Yanımızda hoşlanmayacağımız bir miktar nakit olacağından risk almak istemedik, hem havaalanına yakın otelimizde, hem de Zanzibar’da otelimizde karşılama servisi olmasına dikkat ettik. Zanzibar’da civarı gezip gezmeyeceğimize orada karar vereceğiz.

  • Sonuç

Ha bunca yola, ilaçlara, riske değer mi 3 ay daha bekleyip Antalya’ya gitseniz olmaz mıydı diyenler çok oldu. Haklılar olabilirdi. Ama kesinlikle çok sıkıcı olurdu! Biz seyahat etmeyi, yeni yerler görmeyi gerçekten seviyoruz ve bebekli bir aile olmak buna engel değil. Senden sonraki seyahatlerimiz  kalacağımız yerler, gideceğimiz destinasyonlar bakımından azıcık şekilde değiştirmiş olabilir, ama çocuklu olmak maceranın dozunu arttıran bir etken. Seni bırakıp gitmeyi veya yanımızda birini götürmeyi aklımızdan bile geçirmedik zira bu tatiller seninle hasret giderme biçimimiz. Seninle kesintisiz bir 8 gün, deniz, kum, güneş ve uyku…Feci sabırsızlanıyorum.

Dilerim sağlıkla gider geliriz. Ne demiş Afrikalılar hakuna matata….

5 Responses to Bir Hypnobirthing Hayali

  1. Berrin dedi ki:

    ay nıhancım cok guzel detaylı yazmıssın elıne saglık.gercekten ben bıle heyecanlandım.umarım cok guzel ve keyıflı bı tatıl olur sızın icin.

  2. NAZLI KEY dedi ki:

    araştırmaya, planlamaya ve organizasyona hayran kaldım 🙂 çoook keyifli bir tatil diliyorum. meditasyonda gördüğün fotoğrafı çektirmen dileğiyle, iyi tatiller…
    tatil postunu da merakla bekliyorum ayrıca 😉

  3. Eylem dedi ki:

    Yolunuz açık olsun! Ben de hayalini süsleyen karenin fotoğrafıyla tatil postunu merakla bekleyeceğim. Aklında olsun Off gibi ilaçlar 2 yaş altına pek uygun değil. Ben Maldivler’de Duru’yu sivrisineklerden koruyabilmek için yurtdışından bitkisel içerikli (Citronella) sinek kovucu krem ve spreyler getirtmiştim. Hepsi Maldivler’de kaldı, keşke getirmiş olsaydım verirdim size. Gerçi burada bebekler için sinek kovucu krem ve spreyleri kolayca bulursun sanırım. Size bol güneşli, güzel bir tatil diliyorum!

  4. benden bizden dedi ki:

    Umarim sorunsuz ve cok güzel bir tatil yaparsınız ve istedigin fotoyu cekmis olarak donersin 🙂 Merakla bekliyorum fotolari. Sevgiler..

  5. Sena dedi ki:

    Yürü be yavrum kim tutar UĞUN’ları 🙂
    Dönüş yazını sabırsızlıkla bekliyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company