Bir ev hikayesi

Henüz ilk yarısını geride bıraktığımız 2012 yılı pek çok açıdan benim için farklı bir yıl oldu. Bu işlerden pek anlamasam da anlayan bir arkadaşıma anlatırken öğrendim ki tüm bunların sebebi gökyüzü hareketleri ve astrolojik mevzularmış. Uzun süredir ertelenen bazı kararların verildiği, bir şeylerin o veya bu şekilde bir sonuca bağlandığı, bazı hayırlı vedaların yaşandığı, bir çözülme, bir ferahlama yılıymış bu yıl.

Kendi adıma dibine kadar bunları yaşadığımı söyleyebilirim. Geçen yılın ikinci yarısından beri işle ilgili, özel hayatımla ilgili, seninle ilgili, hep kısıtlı sürelerde öyle önemli kararlar almak zorunda kaldım ki hatırlamak istemeyeceğim kadar çok uykusuz gece geçirdim. Çoğu seçimim o an itibariyle en mantıklı olan değildi belki de ama his bu ya bir geldi mi, huzurumu tehdit edecek en ufak bir sorun sezdim mi gemileri yakmak en doğrusu gibi geldi hep. Ne mutlu ki geriye dönüp baktığımda tamamen hislerimle aldığım tüm bu kararlar şimdi “ah keşke”ler yerine” oh iyi ki”ler dememe sebep olacak gelişmelerle bir bir önüme geliyor.

 İşte ev meselesi de aynen böyle oldu. Ev almaya niyetlendiğimiz 20 aylık süreç boyunca sayısız tartışmalar yapıldı, sayısız gerekçeler bulundu, sayısız eve karar verildi, sayısız ihtiyaç listeleri hazırlandı, sayısız bütçeler çıkartıldı ve sayısız evin içini beynimde yerleştirmek için uykusuz kaldım ve sonunda hep bir şekilde vazgeçtik. Ve ne gariptir ki an itibariyle hiçbiri için keşke demiyorum. Etrafımızdaki herkesin içine fenalık getirecek kararsızlıklarla dolu bir ev arama süreci geçirdik. Bir dediğimiz öbür dediğimizi tutmuyordu. Öyle çok değişken vardı ki denklemin içerisinde bir de buna karı koca olarak tamamen zıt görüşlerimiz eklenince yılan hikayesine döndü her şey. Terazinin hep iki ucu vardı, şehre uzak bahçeli-şehir içinde apartman, trafiksiz Levent/Ulus-trafikli Bağdat Caddesi, sana erken kavuşmak-Anadolu yakasındaki tüm aile bireylerinin desteğinden mahrum kalmak, eski bina-yeni bina, bilmem kaç bin konutlu site-mahalle hayatı… Trafikten delirdiğimiz bir günün akşamında Levent kararı veriyor, ertesi gün ablanın bir işi çıktığı için seni sabahın köründe anneannene bırakmamız gerektiğinde yok yok caddede kalmalıyız diyor, ertesi gün yok yok çocuk bahçede büyümeli diyerek Kurtköy’deki evlere bakıyor, dönüşünde caddeye yürürken yok yok biz buradan başka bir yerde yapamayız diyorduk. Sonra yine trafikte bir anormallik oluyor eve 2,5 saatte gidiyor yok yok kesin Levent eski de olsa kırar dökeriz evi diyor, sonra eski evlerinin her yerinden ayrı çeken arkadaşlarımızı dinleyip Avrupa yakası olacaksa bari Göktürk olsun hem yeni hem yakın kararı veriyorduk. Başka bir rüzgarla Zekeriköy de fena değilmiş deyip oraya kanalize oluyor, bir anda işle caddenin orta noktası olsun diye Ümraniye-Çekmeköy hattına dönebiliyorduk. Süreç uzadıkça baktığımız evleri giderek beğenmiyor, bunca ay bunu almak için mi ev aradık diye aslında beğendiğimiz evlere burun kıvırmaya başlıyorduk. Ve sonuç hep aynı oluyordu, elde var sıfır!

Tüm bunlar yetmezmiş gibi denkleme yeni bir değişken daha eklendi. Ablanın anaokulu öğretmenliği bölümünden mezun olabilmesi için 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında 3 tam gün bir anaokulunda staj yapması gerektiğini öğrendik. Seni ondan başkasına emanet ettiğimi dahi düşünemediğimden, normalde bu yıl kesinlikle anaokulu düşünmezken bir anda kendimizi senin için okul bakarken bulduk. Çözümümüz sana bir anaokulu seçmek, ablanın stajını da aynı okula kabul ettirmek ve sizi elele okula göndermekti. Ama her şey bu kadar kolay değildi tabiî ki, ablanın staj yapacağı okulu en geç 1 Mayıs’a kadar kendi okuluna bildirmesi gerektiğinden taa Eylül’de gideceğiniz okulu şimdiden seçmek durumunda kaldık. Oysa biz Eylül’de nerede oturacağımızı bile bilmiyorduk ki!

Ev beğendik etrafında okul baktık, okul beğendik etrafında ev baktık derken deadline daraldı, bana bir gün tüm evlerden ve tüm okullardan fenalık geldi! Bu mutlaka ayrı bir post konusu ve sebeplerini yazmak istediğimden pek emin olmadığım için kabaca değineceğim. Sokak arasındaki mütevazi anaokulları da gezdik, büyük zincirlerin okullarını da, özel eğitim veren okullardan tut da, Montesorri okullarına kadar ne kadar okul varsa gezdik. Ve ne yazık ki gezdiğimiz anaokullarının hepsinden ayrı ayrı gerekçelerle rahatsız olduk. İşin garip tarafı hemen hemen hepsinde yarım günlük deneme dersine katılan sen sanki 40 yıllık okulluymuşsun gibi adapte oldun ama sadece bir tanesi için “Buna gidicem” dedin. Haftalar süren kararsızlık halinden sonra hiç taşınmıyormuşuz gibi karar aldık ve 2,5 yaşındaki bir çocuğun servise binmesini saçma bulduğumuzdan mevcut evimize yürüme mesafesindeki mümkün olan en sıradan anaokulunu seçtik. Ve ne tesadüf ki o senin isteğindi…

En kötü kararın bile kararsızlıktan iyi olduğunu düşündüğümüz o günlerde kader ağlarını örüp bizi yeni şekillerle sınamak üzere hazırlıklarını tamamladı. Hiç bakmadığımız bir yer-Ataşehir-alakasız bir şekilde gündemimize girdi. Hiçbir kriteri tam olarak karşılamıyordu aslında. Ne işe yakındı, ne caddeye, ne şehirden uzaktı, ne bahçeli, bilmem kaç bin konutlu yaşam fabrikalarıydı bizim gözümüzde. Bir gün artık iyice uzmanlaştığım emlak sitelerinden birinde bir arama yaptım. Ataşehir, bütçe, oda sayısı, site içi ve bahçe katı dedim. Karşıma tek 1(yazıyla bir) ev çıktı! Tüm kriterleri ucundan accık sağlıyordu. Caddeye yakın sayılır, işe 15 dakika da olsa daha yakın, sana bahçede bir yaşam sunabileceğimiz, yürüme mesafesinde tonla okul olan, dev sitelerin arasında butik bir kurtarılmış bölge. Gördüğüm an alacağımızı biliyordum.

Bir şeye sahip olmak için verilen mücadeleyi seviyorum ben galiba. Belki de sevdiğimden midir nedir hep beni bulur böyle uğraşıklı, bulaşık işler. En az 10 kere gitti geldi ev. Karı-koca işte anormal yoğun olduğumuz bir dönemin ortasında banka-emlakçı-ev sahibi bermuda şeytan üçgeninde öyle zorlu bir mücadele verdik ki, Londra’ya gitmeden bir gün önce kaporayı verdiğimizde hala aldığımıza inanamıyorduk. 8.evlilik yıldönümümüzün birkaç gün sonrasında tapuyu elimize aldığımızda bizden mutlusu yoktu. Sınırsız bütçeyle 1 hafta içerisinde ev alsaydık bu kadar mutlu olur muyduk bilmiyorum. Neticede 4 duvardan bahsediyoruz, böyle bir anlam yüklemek kimine saçma gelebilir ama his bu ya, evden öyle bir elektrik aldım ki bizi orada çok güzel günlerin beklediğini hissediyorum.

Okul mu? Bir şekilde o da çözüldü. Ablanın okulu ile görüşüldü, ikinci dönem adres değişikliği sebebiyle aynı anaokulunun Ataşehir şubesine geçmeni onayladılar. Kiracı yılbaşına doğru çıkacağından ilk dönem Erenköy’e ikinci dönem Ataşehir’e gideceksin gibi gözüküyor.  Sırf okuluna yürüyerek gidebilmen için alıştığın okulunu değiştirmek mi yoksa ikinci dönem servise bindirip yine Erenköy’e göndermek mi daha mantıklı bunu zaman gösterecek. Biz servisten kaçtıkça öyle enteresan gelişmeler oluyor ki artık daha fazlasını şimdiden düşünmek istemiyorum.  Zira aldığım her karar ne kadar doğru olduğunu 3-5 ayrı yerden kanıtlayan gelişmelerle önüme geliyor ve ben sadece şaşkınlıkla izliyorum.

Velhasıl bir dönemi kapattık gibi hissediyorum. Çözüm bekleyen birçok durum aynı anda çorap söküğü gibi halloldu. Artık en büyük derdim perde rengim..

Şükür, şükran, minnet…

12 Responses to Bir ev hikayesi

  1. beyza dedi ki:

    Nihancım,
    hayırlı olsun, güle güle oturun 🙂

  2. benden bizden dedi ki:

    Hayırlı olsun, güle güle oturun 🙂

  3. Miraç dedi ki:

    En büyük derdiniz perde renginiz olsun hep:) güle güle oturun.

  4. Meraklının Annesi dedi ki:

    Çok teşekkür ederiz kızlar 🙂

  5. Pinar Gokturk dedi ki:

    9 aylik hamileyim ve dogum iznimde heyecandan ne yapacagimi bilemezken bu siteyi buldum (aslinda internette gokhan mamur u arastirirken buldum blogunu, bir kararsizim nesim eskinazi mi gokhan mamur mu acaba)… cok eglenceli cok guzel ve harika bir referans oldu benim icin 2 gundur didik didik ettim diyebilirim butun yazilari…kendim bildim bileli calistigim ve ilk bebegim oldugu icin benim gibi bir acemiye hem cok yol gosterici oluyor hem de ben de gezme tutkunu bir yay burcuyum :)) cok cesaretlendirici..tekrar gorusmek uzere sana ve ailene sevgiler

  6. Hatice dedi ki:

    Sizin yazılarınızı hem merakla bekliyor hem de okudukça mutsuzlaşıyorum.Ben mi hiç bir şey bilmiyorum, siz mi çok şey biliyorsunuz ? Siz mi çok kontrolcüsünüz , ben mi çok boşvermişçiyim ? Siz çok mu profesyonel annesiniz , ben çok mu acemi bir anneyim ? … vs vs. Mutsuz oldum bu saatte , nerden okudum ki 🙂

  7. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Pınar-Hoşgeldin, siteyi beğenmene ama herşeyden çok işe yaramasına çok sevindim. Gökhan Bey 10 numara boşver Nesim Bey’i 🙂
    Ben de seni çok kıskandım şimdi. Birkaç hafta sonra hayatının en güzel günleri başlayacak. Felaket tellallarını unut keyfini çıkart. Güzel bir doğum diliyorum. Sevgiler

  8. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Hatice-ilk evimize sahip oluş hikayemizi anlattığım bu yazıyla sizi mutsuz etmeyi nasıl başardım gerçekten çok merak ettim.
    Profesyonel anne/mükemmel anne bunlar çok itici sıfatlar. Evet kontrolcü, aşırı planlı bir insan olduğum doğrudur ama ben böyle bir insanım anneliğim de haliyle aynen böyle oldu. Ben mutluyum, oğlum mutlu, okuyucu mutsuzsa yapacak 2 şey var ya siz okumayacaksınız ya ben yazmayacağım. Böyle yorumlar gördükçe ben ikinciyi tercih etmeye daha çok yaklaşıyorum!

  9. hatice dedi ki:

    Sanırım yorumumu yanlış anlayıp sinirlendiniz.Ben onu sevimli bi halde yazmıştım aslında ama hata bende mimik ve yüz ifadesi olmadan yazıyla anlatılan şeylerde daha seçici olmak lazım. Sonuna gülücük koymuştum anlaşılsın diye ama olmamış.
    Yazılarınızı başından sonuna okudum hamileliğimde ve ara ara bakıp okumaya devam edeceğim.Anlatım diliniz, kendinizi ifade ediş şekliniz, konuşma tarzınız çok düzgün olduğu için ilgileniyorum belki de Demir’in hikayeleriyle.Bazen de acaba Demir şu ayda hangi ilacı kullanmış ne yemiş diye karıştırıyorum siteyi.
    Bu yazıya gelince sonu şükür ile ve güzellikle biten her hikaye keyiflidir zaten.Hayırlı uğurlu olsuneviniz,huzurla,sağlıkla,duayla oturun inş. Hoşça kalın ..

  10. Nihan Anne,

    Hayırlı uğurlu olsun, yeni yaşamınız gönlünüzce kurulsun.
    Çok sevgiler…

  11. Bilge dedi ki:

    güle güle oturun yeni evinizde. içinize sinen bir eve kavuşmanıza sizin adınıza sevindim. darısı bizim başımıza:)
    size sormak istediğim iki konu var. Demir’i hangi okula göndermeye karar verdiniz? alternatifler arasına alıp ben de bakmak istiyorum. bir de bakıcı ablanızı nasıl buldunuz? evde yatılı ama mümkünse yabancı olmayan bir abla olsun istiyorum artık. ikiz çocuklarım var ve en son özbek bakıcım “kocam hasta yarın memlekete döneceğim” deyip apar topar terketti bizi.

  12. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Bilge-Çok teşekkür ederiz. Darısı sizin başınıza olsun inşallah. istemekten hiç vazgeçme 🙂
    Okul konusunda mail göndereceğim.
    Bakıcı konusunda da allah yardımcınız olsun. 4 bakıcı değiştirmiş biri olarak seni çok iyi anlıyorum. Tanıdık bir bakıcı bulduğum anda da sana bilgi vereceğim, söz. Tamamen şans işte…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company