Beraberlik

Ben işe başladıktan sonra bir de sabah ritueli eklendi hayatımıza. Sabah 6.30 gibi güne merhaba dediğinde seni yanımıza alıp yatakta emziriyorum. Böylece ben de bir yarım saat daha gözlerim kapalı senin kokunu içime çeke çeke dinlenebiliyorum. Hem sonrasında da uyanma özürlü babanı alarm yerine senin müdahalelerinle uyandırmak çok daha kolay oluyor. Emzirme faslından sonra, üçümüzün yatakta geçirdiği bu 5-10 dakika benim için paha biçilemez.  Fırından yeni çıkmış gibi sıcacık hafif kırmızı puf puf yanakların, gülünce kaybolan uykudan şişmiş gözlerinle seni gıdıklayan babana kıkırdamalarını seyrederken içimi kocaman bir huzur kaplıyor. Neden sonra fark ettim ki, bu huzur sadece o anın kendisinden gelmiyor, ben aslında kendi çocukluğuma da dönüyorum. Senin kadar bebekken değildi belki ama kendimi bildim bileli her hafta sonu uyanınca annemle babamın yatağına giderdim, pek tabi teyzen de gelirdi. Yatakta dördümüz öylece yatar, o hafta olanları, hafta sonu yapacaklarımızı konuşur, deden tarafından gıdıklanır, anneannen tarafından bolca öpülür, koklanırdık. Artık kalkma zamanı geldiğinde hepimiz kafalarımızı ortada birleştirir öpücük yapardık. Bunun kod adı da BERABERLİK’di aramızda. Hala hatırladığımda içimden sıcak bir şeyler akıtan bu rituelin bir benzerini senin hafızana tatlı bir anı olarak yerleştirebilirsek ne mutlu bize…

Gel gelelim günün geri kalanına. Çalışan annenin çocukları daha mutluymuş, yok kendi kendine yetermiş, çalışan anne sosyalleşir mutlu olurmuş, eve çocuğunu özlemiş gelir, çok kaliteli zaman geçirirmiş! Çocukla ilgili kısmını sen büyüyünce göreceğiz de, anneyle ilgili kısmı diyenler benim külahıma anlatsınlar. İşteki beşinci haftam bitti. Süt iznimi ilk dört hafta her gün 1,5 saat erken çıkarak, son hafta ise Çarşamba gününde birleştirerek kullandım. Ortada büyük bir problem yok çok şükür, sen alıştın, ben alışmasam da kabullendim diyelim. Ama gel gör ki ben eski ben değilim. Yorgunum, çok! Hem de işlerim henüz doğum öncesi yoğunluğuna ulaşmamasına rağmen. Sırf trafikte geçirdiğim 2,5 saat bile beni yormaya, başımın çatlamasına yol açmaya yetiyor da artıyor bile. Hafta sonu hiç dinlenemeyip, yeni haftaya yine yorgun başlamak zor geliyor. Kesinlikle daha tahammülsüz bir insana dönüştüm, sana, babana ve herkese karşı. Evet seni deli gibi özlüyorum ama buna rağmen ay keşke uyumasa da 1 saat daha göreyim filan demiyorum, bilakis 15 dk geç uyusan sinirlendiğimi hissediyorum. Bu hisler bana çok yabancı çünkü ben seninle geçirdiğim en uykusuz, en huysuz günlerde bile hiç böyle şeyler hissetmedim. Bırak lohusa depresyonu yaşamayı, teğet bile geçmedi bana. Hep nasıl olsa evdeyim, oh iyi ki evdeyim, çok şükür evdeyim diye diye geçirdim o herkesin zor diye anlattığı günleri. Babandan senin öz bakımınla ve evle ilgili hiçbir yardım talebim olmadı. Çünkü o işe gidiyordu ve yoruluyordu, bense nasıl olsa evdeydim, bugün olmasa yarın dinlenirdim. Şimdiyse işe döndük, şartlar eşitlendi. “Sen yorulma”ların meyvesini toplayacağımı sandığım bu günlerde, babanın aslında seninle ilgili hiç bir şey bilmediğini anlamış bulunmaktayım. Hareketli bebeğin altı nasıl değiştirilir? Gece hık mık eden Demir uykuya nasıl geri yönlendirilir? Nasıl yemek yedirilir? Hatta ne zaman ne yer ne içer? Öyle çok şeyi zevkle ve şevkle üzerime almışım ki şimdi bu işlerin bir kısmının babana devri için kapsamlı bir eğitim vermek zorundayım. Yoksa sen büyüyüp de baba-oğul aktivite yapacak kıvama gelene kadar bana dinlenmek haram olacak gibi gözüküyor.

Bir de süt sağma meselesi var ki beni müthiş derecede sıkıyor. Bayıla bayıla 2-3 yıl daha seni emzirebilirim ama bu süt sağma işkencesine daha ne kadar dayanabilirim inan bilmiyorum. Sen biberondan süt almadığın için aslında günlük süt ihtiyacımız sadece 80 cc, sabah kahvaltın için 40 akşam muhallebin için 40. Ben de günde sadece bir kez saat 14.30 gibi gayet sakin steril bir ortamda rahatsız edilmeden 100-130 cc sağabiliyorum. Biliyorum hem hala sağacak sütüm olduğu için hem de böyle bir ortama sahip olduğum için çok şanslıyım bunun için de koca bir şükür. Buna rağmen niye bu kadar sıkılıyorum bilmiyorum.

Kendine göre haklı sebeplerle( gögüs yaraları, emzirmeyi sevmeme, estetik kaygılar..vb) emzirmeyip sadece sağmayı tercih eden anneleri değil yargılamak önlerinde saygıyla eğilmek istiyorum. Bu işkenceye 6 ay boyunca 3 saatte bir dayanabilmek her ana yiğidin harcı değildir bence. Yani en azından benim değil. Ben emzirme insanıyım, emzirmeyi çok seviyorum, ağzın açık bir şekilde heyecanla memeye gelişini, tam o kaptığın andaki huzurunu, çıkardığın sesleri, özellikle gece sessizliğinde duyabildiğim süt sesini, bir elinle beni sevmeni, bu yakınlaşmayı o kadar çok seviyorum ki bunu bir gün bırakacağımızın bilinciyle her emzirmenin tadına varmaya fazlasıyla özen gösteriyorum.

İşte çalışan yorgun annenin güncesi şimdilik böyle sevgili oğlum…

14 Responses to Beraberlik

  1. ilke dedi ki:

    emzirme konusunda ne kadar güzel, içten tertemiz duygular…ağzına (parmaklarına) sağlık 🙂 sağma makineleri malesef bu muhteşem olayı yapaylaştırıyor. ben de hiç keyif almıyorum. benim de en keyif aldığım 2 emzirme zamanım
    1. işten eve gidip de oğlumun beni görünce attığı çığlıklar eşliğinde kıyafetimi sabırla sıyırmamı beklemesi ve sonrasında en ufak bir çıt sesinde bile tilki gibi kulaklarını diken oğlumun sütü bulunca etrafta isterse kıyamet kopsa memeye gömülüp dakikalarca kana kana içmesi.
    2. gece uykusundan uyandığında, yanına yaklaşınca hemen kuzu gii bana doğru dönüp gözleri kapalı ağzı ile memeyi bulma çabası.

    bu anlamda emzirmek gerçekten bana da çok iyi geliyor.

  2. CokBilmis dedi ki:

    Ben yoruldum yazdıklarını okurken. Keşke bu kadar uzun trafikte kalman gerekmeseymiş. Yorgun ve tahammülsüz olman çok normal. Ben çalışan bir annenin çocuğuyum ve ayrıca evden çalışan bir anneyim. İçini rahatlatacaksa bir iki bir şey yazayım:

    1. En işe dönme meraklısı anne bile bebeğini bırakıp giderken aklı kalır. AMa inan bana 12. aydan sonra, bebeğin yürümeye ve gün sonunda başına gelenleri sana heyecanla anlatmaya başladıktan sonra bu gidişler daha rahatlayacak, aklın daha az evde kalacak.

    2. Bebeğin ne kadar küçükken işe başlarsan, bebek için o kadar iyi. Böylece “normal” olanın bu olduğunu düşünerek büyüyecek.

    3. Seni ne kadar alakadar eder bilemiyorum ama çalışan annenin çocuğu olarak çalışan eşine de daha anlayışlı yaklaşacak Demir oğlan 🙂

    4. Sadece anneye bağlanan çocuklarda bir takım davranış problemleri gözlemliyorum ben. Oysa oğlun sen yokken başkalarına da bağlanmayı öğrenecek ve (mümkünse olmasın ama) eğer ameliyat, cenazeye katılma, hasta ziyaret etme gibi nedenlerle ondan uzak kalman gerekirse çok daha rahat edecek. Yuvaya ve okula başlarken daha problemsiz olacak. Başka insanlara daha rahat güven duyabilecek vs vs

    5. Babası ile ilişkileri gelişecek. Biz anlamaz sanıyoruz ama öz bakımlarını babalarının da yaptığı bebekler büyüyünce babalarıyla daha yakın ilişkide oluyorlar. Arkadaşlarımın çocuklarından görüyorum. Şimdi sen çalıştığın için babası mevcur özbakım konularında yardımcı olacak ve bu da aralarındaki bağı güçlendirecek.

    Madem işe başladın, madem para kazanıyorsun paranın bir kısmını kendine msaj filan yaptırtmak için harcayabilmeni dilerim 🙂

  3. beyza dedi ki:

    Nihancım sana “wellcome to my world” demek istiyorum. Hepsi mi aynı olur yaşanılan, hissedilenlerin. İnsan çalışan anne olunca tahammülsüzleşiyor, öyle olunca vicdan azabı çekiyor, daha çok destek arıyor, bulamayınca üzülüyor. Bunlar bebeler iki tane olunca daha da derinleşiyor ve benim gibi arasıra kafaya huniyi geçirme kıvamına geliyorsun 🙂
    Sağma işiyle de ilgili çok doğru yazmışsın, ben de sıkılıp 9 aylıkken artık sağmayı bırakmıştım. Var mı emzirmek gibisi diyorum ilk bebeğini 16-17 ay, ikinciyi sadece 3 ay emzirebilmiş bir anne olarak 🙁
    Sevgiler.

  4. Sena dedi ki:

    Nihan cığım,
    Çalışan anne – evdeki anne konularını sık görüşmemize rağmen hiç konuşmadık..bugün yazdıklarını okuyup gelmiş olsaydım sana daha net söyleyebilirdim, ama diyorum ki ; çok bilmişin yazdıklarına katılıyor, evdeki anneye aşırı bağlı bir oğlan yerine daha özgür bir Demir oğlanı tercih et bence :)) Bakınız Doruk oğlan …
    Öperim seni de küçük demir parçasını da…

  5. Ecce dedi ki:

    Merhaba Nihan,
    Doğum sonrası izinlerini nasıl ayarladın? sanıyorum 6 ay birlikteydin oğluşunla.. ücretsiz izin mi kullandın? yıllık izinlerin mi? süt iznini toplu kullanabiliyorsun değil mi? özellikle mi tercik etmedin?
    Bende 23 haftalık hamileyim çalışıyorum ve sonrasında işe dönmek istiyorum. izin konuları şuan hayli kafamı karıştırıyor, ne şekilde kullansam diye..yardımcı olursan sevinirim.
    teşekkürler,

  6. Meraklının Annesi dedi ki:

    @İlke-Ah çok haklısın o işten gelince emme anı da muhteşem. Bir de benim oğlum pek seninki gibi sevgi gösterisi yapmıyor ben o emzirme anı ile yetiniyorum 🙂

  7. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Çok Bilmiş-Ya sen ne şeker kadınsın vakit ayırıp ne güzel şeyler söylemişsin öyle. Tek tek cevap veriyorum ben de.
    * Keşke trafikte o kadar uzun süre geçirmeseydin konusunda çok haklısın ama herşeyin bir bedeli var. Levent’e taşınırsak ha dediğimde oğlumun yanında bitebilecek 7 kişilik bir akut ekibinden mahrum oluruz. Bakıcı hasta olsa mesela rezalet! Öyle keyfime göre izin alabileceğim bir işim de yok falan filan ama orta vadede mesela ana okulu yaşı gelince işe yakın bir eve taşınmayı planlıyoruz.
    *Madde 1: Bana mı denk gelmiyor yahu? Öyle anneler var ki etrafımda ben uzaylı gibi hissediyorum kendimi. En son bir tanesi “10 gün Amerika’ya gideceğim, tabi ki oğlumu götürmeyeceğim onu çekemem orda, yeter 10 aydır bakıyorum işte ben de biraz kafamı dinleyeyim, hem emzirmekten de sıkıldım bahaneyle unutur işte emmeyi” dedi. Kendisi işe oğlu 2 aylıkken dönmüştü. Ne diyeceğimi bilemedim. Katiyen yargılamıyorum haddim değil de ben bu noktadan çok uzak biryerlerdeyim 🙂
    *Madde 2: Çok haklısın aksini bilmediği bir düzeni sorgulamayacaktır.
    *Madde 3: Hiç bu açıdan bakmamıştım, şimdiden gelinim adına sevindim, bu iyiliğimi unutmasın.
    *Madde 4: Hiç anneci bir çocuk değil benim oğlum, ama henüz iş dışında test edeceğimiz bir ortamımız olmadı. Hissiyatım azıcık vukuat çıkarsa da bakıcısı veya anneanesi ile ben olmadan birkaç gün geçirebileceği yönünde.
    *Madde 5: Aminnnnnnnn
    *Son ve güzel temennine gelince kendime vakit ayırıyorum aslında. Haftada bir yoga, ayda bir masaj, haftada bir gece kocayla gezme, bir gece de kız arkadaşlala gezme programlarım var. Hafta sonları da full oğlumla oluyorum. Ha bunlar benim daha çok mu yorulmama sebep oluyor orası muamma 🙂

  8. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Beyza-Demeeeeeeeeee, ben senin kocanı çok yardımcı diye hayal ediyordum hep nedense. Zaten sana madalya takasım vardı, şimdi kupa filan vericem altın yıldızlı. Kolay gelsin arkadaşım

  9. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Sena-Hakkaten Senacım bu konuyu bir Starbucks akşamında gündemimize alalım derim. Ben de sana şunu söyleyebilirim ki anneye aşırı bağlılık biraz bebeğin karakterine bağlı. Biz de 10 ay dipdibeydik adamın umrunda değildim, şimdi de durum farklı değil 🙂 Sen de işe gitmediğin için Doruk paşamın sana yapışmaya meyilli olduğunu düşünme lütfen. Hatta işe gidiyor olsaydın durum iyiye gideceğine daha da kötüleşebilirdi. Doruk gayet mesefeli, çizgileri belli, ne istediğini bilen bir çocuk. Sadece yeni ortamlara girdiğinde birazcık zamana ihtiyacı oluyor o kadar. Çarşamba günü Güler’e nasıl gülücükler atıyordu hatırlatırım. İyi ki oyun grubumuz var, her biri neye ihtiyacı varsa onu alıyor bence bu buluşmalardan. İyi ki varsınız be siz ve kuzularınız…

  10. Meraklının Annesi dedi ki:

    @Ecce-Merhaba. Ben izin konusunda çok şanslıydım. 37.haftaya kadar çalıştım. Sonra 8+8=16 haftalık ücretli iznimi kullandım. Akabinde 6 ay ücretsiz izin aldım. En sonuna da 1 aya yakın yıllık iznimi ekleyince toplamda 11 ay izin yapabildim. Oğlum 40. haftada doğduğu için ilk 4 haftayı oğlumsuz, geri kalanını birlikte geçirerek oğlum 10 aylıkken işe döndüm. 2 ay boyunca da hergün 1,5 saat erken çıkarak süt iznimi kullanıyorum. İstanbul şartlarında iş eve uzaksa bu izin biraz anlamsız oluyor. İmkanın varsa toplu olarak ya da haftada 1 güne birleştirerek kullanmanı öneririm. Ama işin eve yakınsa hergün kullanmak da karşılıklı alışmak için yumuşak bir geçiş sağlıyor. Güzel bir hamilelik ve su gibi bir doğum diliyorum. Ah yerinde olup o tatlı hareketleri hissetmek ne güzel olurdu şimdi 🙂

  11. ERVA HATUN dedi ki:

    Merhaba,
    bizimde Nisan sonu gibi doğumunu beklediğimiz bir kızımız olacak.ve bende çalışıyorum , bebeğimle biraz daha fazla zaman geçirebilmek adına ben de 37.haftaya kadar çalışmak niyetindeyim..
    bebek doğup benim de işe başlayacağım zamanlarda eşimin bebekle ne kadar ilgilenebileceği bana ne kadar destek olabileceği konusunda benimde şimdiden büyük kaygılarım var..hatta umutsuzum :)inşallah eşim beni utandırır..Çünkü şimdi bile bnm kadar heyecanlı değil hâla normal insan bünyesi taşıyormuşum gibi ev işleri konusunda çok desteğini göremiyorum ve bu beni şimdiden deli etmeye yetiyor:)yazarken bile sinir olabiliyorum :))
    ve bnm evim avrupa yakasında işim de anadolu yakasında.herşey çok zor olacak..ufffss :))
    o yüzden yazını okuduğumda kendi geleceğimi brz da olsa görür gibi oldum :))

  12. ilke dedi ki:

    yorumları okurken aklıma geldi. bir arkdaşım demişti oturduğumuz sitede oğlumuz olmadan önce kimseyi tanımazdık. oğlumuz olduktan sonra ecenin annesi, ardanın babası vs tarzında tanışmalar başladı ve komşularımızın sayısı arttı diye. çok doğru yorumlara bakılırsa çocuklarımız sayesinde yeni insanlarala tanışıyoruz. sosyal hayatımıza kattıklarından dolayı çocuklarımıza teşekkür borçluyuz 🙂 aslında kel alaka bir konu oldu belki ama aklıma geldi ve paylaşmak istedim 🙂

  13. beyza dedi ki:

    hah hah hiç güleceğim yoktu Nihan. Şimdi hakkını yemeyeyim kocacığımın, iki numara geldikten sonra mecbur olunca gayet de güzel ilgilenebiliyor büyükle, doğumda ve hastane yatışlarımızda herşeyiyle ilgilenebildi. Ha bir de küçüğü uyutuyor her gece ben büyüğü başka bir odada oyalarken. Ama gece kalkmak, küçük çocuk ne yer içer bilmek, alt değiştirmek falan yok hala, allahtan büyük gece kalkmalarını bıraktı da ben de bir nebze olsun uyuyorum artık. Ee bugünümüze de şükür 🙂

  14. nihan dedi ki:

    nihancım… ben çalısan anneleri yani sizleri takdir ediyorum! hem de çok… tam da anlattığın nedenlerden…
    ve de işte o nedenlerden ben çalışmak istemiyorum çünkü başetmek benim için nerdeyse imkansız kaldı ki benim başka duygusallıklarım da var senin başarıyla aştığın…
    ayrıca bütün bu çalışma sonra eve gelip evle ilgilenme yemek yapma, çamaşır ütü vesaire işlerine yetiyor olmanız ya da bunları yönetiyor bile olmanız ve dahası var! düzenli bir şekilde blog tutup, manikür, kuaför, sosyal ortamlardan da geri kalmamanız ne kadar multifunction olduüunuzu gösteriyor…
    bütün bunları düşünmek bile benim için koas 🙂
    ben şuanda şu kadarla bile bitiyorum! takdir ediyorum sizi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company