Ben bu kış…

Çok yoruldum. Kasım bilemedin Aralık’ta taşınacağız diye işten ve senden çalmadan bulabildiğim her minicik boş vakitte deli gibi taşınma hazırlıkları yaptım, dergileri karıştırdım,  yeni eşyalar aldım, evi ayağa kaldırdım, atılacakları ayırdım, hazır ayırıyorken birçok şeyi koliledim. Neden? Çünkü ben plansız yaşayacak lükse sahip değildim, o kadar vaktim yoktu!

Hepsi bir yana sana söz verdim, yılbaşında yeni evimizde olacağız diye. Heveslendik, birlikte hayaller kurduk, yeni odan ve yeni okulun hakkında konuştuk durduk. Gitmem gereken 5-6 yurtdışı seyahatimi taşınma tarihimize göre ayarladım. Ne mi oldu? Hayatın kendi ekseni etrafında döndüğünü zanneden biri benim, senin hayallerimizi yıktığı gibi en doğal hakkımız olan ileriye dönük plan yapma özgürlüğümüzü elimizden aldı. Çünkü onun keyfi ne zaman isterse o zaman taşınacaktık! Koca bir bilinmeyen…

Ben dürüst olmanın, sözünde durmanın ve başkasının hakkını yememenin erdem olduğunu öğreten bir ailede yetiştim. Birine bir söz versem, yapacağım desem, uykularım kaçar benim. Ölürüm de sözümde dururum. O ki duramadım telafi etmek için kendimi paralarım. Hayatta en çok kızdığım şey birinin hakkının yenmesidir. Hakkı yenen olayı unutur, hayatına devam eder benim içime oturur. Herkesin her şeyine yardım etmekten hiç gocunmam ama sömürüldüğümü, suistimal edildiğimi fark edersem çok sevimsiz olabilirim.

Netekim oldum! Saçma sapan bir süreç, Türk adalet sisteminin yavaşlığı derken tam 6 ay boyunca nasıl olsa taşınacağız diye evde yaptırmadığız onca kırık dökük panjur, kapı kolları, nasıl olsa taşınacaklar diye dip bucak temizliği bile bırakan kadınımız, kolilerimiz, depolarda çürüyen yeni eşyalarımız ve sabırsız bir çocukla kalakaldık.

Neden sonra sen bana “Üzülme annecim, ben artık taşınmak istemiyorum. Bu evimiz de çok güzel, di mi?” dedin. Sen istemediğin bir okulda aylarını geçirirken, ben sana verdiğim sözü tutamadım diye kahrolurken öyle iyi geldi ki bu olgunluğun. Ben de bıraktım gitti.

İçini boşaltmak 11 ayımızı, içindeki negatif enerjiyi boşaltmaksa 11 günümüzü aldı. Başkasının midesini bulandıran, iğrenç dediği ev bizim yuvamız oldu. İstersen altın kaplamalı evlerde, altın kaplamalı eşyalarla, altından bir hayat yaşa, huzur yoksa içinde kaç yazar? Belki de bazı insanlara verilebilecek en büyük ceza kendisiyle bir ömür geçirmek zorunda kalmasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company