Ata’ya Tırmanış

Daha karnımdayken başladım anlatmaya. Sana hiçbir şey öğretemezsem şu hayatta, sırf O’nu öğretmek yeter bana. İçinde bulunduğumuz şartları, yaşanan toplumsal olayları burada anlatmamaya özen gösteriyorum. Ama şunu bil ki bu 29 Ekim farklıydı. Türlü türlü engellemelere inat O’nu huzurunda ziyaret etmek, seni O’na götürmek istedik.

Gitmeden çalıştık, “En büyük Türk kim?” diye sorduk kocaman bir gülümsemeyle “Atatüyk” cevabını aldık. “Atatürk’ün evine gidiyoruz” dedik, “Atatüyk beni bekliyooo” diye sevinç çığlıkları attın.  Kabre giden tüm merdivenleri “Memir çıksın” diye diye tırmandın, hızını alamayıp kabre de tırmandın. Seni görünce kendini gülmemek için zor tutan nöbetçi askerlere “abi açççç” diye bas bas bağırdın. Müze’deki tüm resimleri inceledin, aralarından Atatürk olanları ayırt ettin. Ben de  dönüşte sana uzun süredir ertelediğim Atatürk eşleştirme kartlarını hazırladım. Atatürk’ün senin hoşlanacağını düşündüğüm aktivitelerdeki resimlerini seçtim. Denizde, sallanırken, dans ederken ve gülerken. Şimdilerde zevkle oynuyorsun.

Ankara’da en az O’nun kadar kıymetli biri daha bekliyordu bizi. Canım babannem, seninse ilk kez gördüğün nenen. O kadar huzur doldu ki içim seni ona götürebildiğim için. Onun mutluluk gözyaşları, bizim hüzün gözyaşlarımıza karıştı. Muhtemelen bu son görüşmemiz, iyi ki gitmişiz diyeceğimiz tarihi bir görüşme. Kafa yerinde ama beden artık iflas ediyor. Dile kolay tam 93 yıl, yarısından çoğu tek başına! Daha fazlasını istemiyor biliyorum, sadece gönlünden geçtiği gibi olsun diyebiliyorum.

Bu seyahatten tarihe not, sen ilk kez arabanın arka koltuk kafalıklarındaki ekranlarda çizgi film izledin. Sana izleteceğim ilk çizgi filmin ne olması gerektiğini uzun uzun düşüneceğimi araştıracağımı filan sanırdım ama kısmetin bir gazetenin eşantiyonu olan Teletubbies oldu. Daha önce birkaç kez trafikteki cinnet anlarında açmış ama pek dikkatini çekememiştik. Bu sefer başından sonuna büyülenmiş gibi(beni korkutacak kadar) izledin. Evde halen televizyon seyretmeni gerektirecek bir ortam yok ama arabada böyle bir düzenek olduğunu kavramış durumdasın. Hal böyle olunca çizgi film yerine National Geographic’in çocuklar için olan belgesellerinden bir tane edindim.Bu ikisi bizi uzuuuun bir süre idare eder diye düşünüyorum. Başta ilgini çekmediğini söylesem de son zamanlarda özellikle babanla birlikte oynamaktan çok keyif aldığın iPad de ikinci kurtarıcımız oldu. Demek ki neymiş araba yolculuğunu sevmeyen, uyku saati haricinde kesinlikle arabada uyumayan bir çocukla yolculuk yapmak teknoloji ile mümkünmüş, idealistlik yapmaya gerek yokmuş.

7 Responses to Ata’ya Tırmanış

  1. peri dedi ki:

    Ne güzel yapmışsınız. Ben daha kendim gitmedim Anıtkabir’e :(( İnşallah kızımla birlikte gideriz biz de en kısa zamanda.
    Eşleştirme kartlarını çok sevdim, nasıl yaptın, basıp kartona mı yapıştırıyorsun merak ettim?

  2. Meraklının Annesi dedi ki:

    Pericim dilerim en kısa zamanda gidebilirsiniz. Hatta toplu bir organizasyon bile yapılabilir. Uykusuzanneler Anıtkabir’de, yakışır…
    Kartları word’de yaptım. Beğendiğim resimleri seçip 4 kutulu bir tabloya yerleştirip, yazıları yazdım. 2 renkli kopya basıp, işyerimin altındaki fotoğrafçıda PVC kaplama yaptırdım ve kestirdim. Kesilirken aman dikkat yalnız köşeleri çok sivri kalıyor makasla oraları yuvarlamak lazım. Oynarken de hepsini açık bir şekilde masaya koyup Atatürk’ün orada ne yaptığına dair konuşuyoruz. Hepsini ters çevirip aynısından 2 tane bulma oyunu da oynayabiliyoruz.
    Sen de PVC yapan herhangi bir kırtasiyeye gidebilirsin. Hatta metroda laminasyon makinası satılıyormuş, sanırım bir tane edineceğim zira bundan sonra her ay 2 eşleştirme kartı hazırlamayı planlıyorum. Hepsini buradan paylaşacağım sizin de işinize yararsa çok sevinirim.

  3. ÇokBilmiş dedi ki:

    Eşleştirme kartlarına bayıldım.
    Bizim kız da asla arabada rahat durmayan çocuklardan. Tam da 18 ay civarında çizgifilmlerle ilgilenmeye başladı. O gündne beri rahat ediyorum. Kızımın bir arkadaşı var 40 gün büyük, kızımdan daha sıcak kanlı, büyük kas gruplarının hareketleri daha ileride, tüm gün evlerinde TV açık. Bizim evde hiç izlenmez. Varsın haftasonları 1 saat arabada izlesin ne olur diye düşünüyorum. Hiç de karşı değilim. Bu sayede arabada rahat ettim, ön koltuğa terfi ettim. Hatta bu sayede İStanbul’dan Antalya’ya arabamızla gittik:
    http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2011/06/arabada-bir-bebekle-uzun-yol-yolculugu.html

    Kızım o aylarda Baby Einstein’lara bayılıyordu. SOnra da Kayyu izlemeye başladı. Pepee de ilgisini çekebilir. Ama Pepee’nin de Kayyu’nun da henüz küçük oldukları ilk bölümlerini bulmanız lazım.

  4. Zeynep dedi ki:

    Atataürk’lü eşleştirme kartlarını gördüğümde de tüylerim diken diken olmuştu anımsarsan. Şimdi de yazını okuyunca gözlerim doldu. Ne kadar iyi yaptınız!

  5. Eylem dedi ki:

    Nihancım, bu görüntüler karşısında askerler kendilerini gülmeden tutabildiyse bravo onlara. Kartlar gerçekten çok güzel bir fikir. Burada PVC zor ama elimdeki imkanlarla ben de Duru’ya benzer birşeyler yapacağım sayende. Sevgiler, Eylem

  6. Sena dedi ki:

    Eşleştirme canavarı Niho 🙂
    Hayranım sana :))

  7. benden bizden dedi ki:

    ben babanneyle bulusma kısmında cok duygusallastım. ne iyi yapmıssınız. boyle akraba ziyaretlerinde kücüklerle buyuklerin biraraya gelmesi beni hep duygusallastiriyor. ‘Bir zamanlar bu yasli insanlar da bu bebek gibiydi’ diye dusunup hayatın ne kadar kısa oldugunu hatırlarım. bak yine gözlerim doldu…
    sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company