Anne Dostu Toplum Platformu Sobesi

Sevgili Dorikus’un annesi Sena neredeyse 2 ay önce beni bu yazıda sobelemişti, yanıtım bugüne kısmetmiş. Önce bu geç cevabım için özürlerimi, sonra da cevaplarımı sunarım efendim.

1.       “Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz? Birkaç cümle ile tanımlar mısınız?

Anne Dostu Toplum öncelikle kadın dostu toplum demektir. Toplumu oluşturan kadın/erkek tüm fertleri yetiştirenlerin kadın olduğu düşünülürse bu ulvi görevi üstlenen kadınlarına gerekli eğitimi sunabilen, ihtiyacı olan desteği verebilen, yeri geldiğinde anlayış gösterebilen toplumdur. Anne Dostu toplum kısaca bindiği dalı kesmeyen toplumdur.

2.       Türk toplumunun “Anne Dostu” bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz?

Çok anne dostuymuş gibi gözüken ama özünde pek de öyle olmayan bir milletiz biz. Bir yandan “Cennet anaların ayakları altındadır” deriz öbür taraftan “Dayak cenneten çıkmadır” diyerek cennetin asıl sahiplerinin başına gelenleri üçüncü sayfa haberlerinden okuruz. “Annelik kutsaldır” ama en sık kullanılan küfürlerin ana fikri “ana”dır. Nüfus planlamasından pek de haberimiz yoktur, nice kadınımızı türlü imkansızlıklar içerisinde 5 çocukla baş başa bırakır, cinnet geçirince ayıplarız. Eğitimli kesimin ise bambaşka sorunları vardır. Çocuğuna en azından 3 yıl kendisi bakmak için fedakarlık yapar işi bırakır, 3 yıl sonra iş dünyası onu bir daha almamak üzere bırakır. Tüm bunların yanı sıra felaket telalığına bayılıp daha hamilelikten itibaren tüm kadınlara başına gelecekler ile birbirinden kötü hikayeler anlatır, gözünü korkutur, eşeğin aklına olmasa da karpuz kabuğu sokarız.

3.        Toplumsal hayatta annelerin karşılaştığı en büyük üç zorluk sizce nedir?

Yalnızlık, destek alamamak, maddi sorunlar. Giderek çekirdekleşen aileler, aile büyüklerinden uzak yaşamlar, komşuluk ilişkilerinin yok olması gibi modern hayatın götürüleri anneleri kocaman bir yalnızlıkla baş başa bırakmıştır. Hazır aile hekimliği kavramı oturtulurken, hamileliğimizden bebeğimizin aşılarına kadar satır satır takip eden devlet keşke annelere psikolojik destek, ücretsiz kısa süreli bakım evleri gibi, yarı zamanlı maddi geliri olan işler sağlamak gibi sosyal devlete yakışır çözümler üretebilse.

4.        “Anne Dostu İş Yeri” deyince aklınıza gelen ilk üç kriteri paylaşır mısınız?

“Anne Dostu İş Yeri” demek ücretli ve ücretsiz izinler konusunda sorun çıkartmayan, steril bir emzirme odası sunabilen ve çalışan anneye mobbing uygulamayan işyeri demektir.

5.       Çalışan annelerin yaşadığı en önemli üç sorun size göre nedir?

Çalışan annelerin yaşadığı en büyük sorun bakacak kişi sorunsalıdır. Aileden biri baksa iç huzuru yerindedir ama bakan kişi ile ilişkiler gerilmesin istemediği pek çok şeye göz yumar. Aile dışından biri bakıyorsa kendi kurallarını koyması daha mümkün gibi gözükse de çocuğuma iyi davranıyor mu, seviyor mu sövüyor mu, ya bırakır giderse gibi endişeleri vardır. İkinci ise sorun bizzat kendisidir. Kendi ile yaşadığı iç hesaplaşmalar, her şeye yetişme çabası, yetersizlik hissi, aşırı yorgunluk annenin ruh halini ciddi şekilde bozmaktadır. Üçüncü sorun ise işyerinin yaklaşımıdır. Anne olduğu için kariyerinin sekteye uğraması, uzun çalışma saatlerine maruz bırakılması, hastalık gibi durumlarda anlayış gösterilmemesi çalışan anneleri fazlasıyla zorlamaktadır.

6.       Elinize bir sihirli değnek verilse, iş ya da günlük hayatınızda yaşadığınız hangi sorunu/engeli değiştirmek isterdiniz

Sadece kamuyu değil özel sektörü de kapsayacak şekilde doğum izinlerini değiştirmek ve kademeli işe dönüşe imkan sağlamak isterdim. Örneğin 6 ay ücretli, 1 yıl ücretsiz iznin devamında 1 yıl da yarım maaş alarak yarım gün işe dönme imkanı harika olurdu. Devlet büyüklerimiz kadınların istihdama katkılarını tartışa dursun(hatta kendi hanımlarını evde oturta dursunlar!), demografik yaşlanma denen tehlike bir çığ gibi büyüyor. Nüfus giderek yaşlanıyor, çalışan nüfus emeklileri finanse etmekte yetersiz kalmadan anneleri iş yaşamına kazandırmanın yollarına bakılmalı.

Bir hayalim de genç kızlarımızı işsizlik ordusuna katılmadan önce “Ana Okulu Öğretmenliği” veya “Çocuk Bakımı” gibi bir sertifika programı dahilinde eğitmek, başarılı olanları ihtiyaç sahipleri ile buluşturmak olurdu. Böylece kaliteli, eğitimli, gencecik birbirinden becerikli genç kızlarımıza hem iş kapısı yaratılır, hem de çalışan annelerin en büyük sorunlarından biri hallolurdu.

Bu vesile ile Emzirme Reformu gönüllülerini yeni oluşumları için tebrik eder, her zaman destekçileri olduğumu bildiririm. Yolunuz açık olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company