Yearly Archives: 2012

Mutluluk

Günlerden bir gün anaokulunda arkadaşı Z. ile evcilik oynayan bir Demir varmış. Z. Demir’e “Ben anne olayım, sen baba, bu da bizim bebeğimiz olsun” demiş. Bu teklif Demir’in çok hoşuna gitmiş. Hemen bebeğini kucağına alıp “Seni bu akşam ben yıkayacağım” demiş. Sonra da karısına dönüp “Sen bu akşam yogaya git çocuğu ben yıkarım” demiş.

Click to continue reading “Mutluluk”

Seni işte itiyorlar mı anne?

2 aylık okul hayatının can alıcı sorusu bence budur oğlum. Bazen düşünüyorum da saldırgan çocuğun annesi olmak daha mı kolay ne? İtilip kakılan çocuğun annesi olmak gerçekten zormuş. Fiziksel olarak gördüğün zararı bir kenara koyuyorum ve çok da önemsemiyorum. Ama duygusal olarak incindiğini izlemek ve buna çare olamamak çok zormuş.

Click to continue reading “Seni işte itiyorlar mı anne?”

Bir endokrinolog macerası

Rahatlık ile vurdumduymazlık arasında çok ince bir çizgi var ve ben ilk kez bu çizgiyi karıştırdığımı hissedip kendime çok kızdım. Boy ve kilo olarak yaşıtlarından çok küçük olduğunu hiçbirimiz inkar edemeyiz. Kısa bir çocuğun anne ve babası olarak- tüm mahalle baskısına/garip bakışlara/imalı sorulara rağmen- her çocuğun pek çok konudaki gelişiminin birbirinden farklı olduğunu kabullenmeyi, bu durumu sorun etmemeyi öğrendik. Ya da kısaca sorun etmemek işimize geldi diyelim…

Click to continue reading “Bir endokrinolog macerası”

Bize eğitim şart oldu

Sanırım 4 yaşında filandım. Bir gün annemle babam beni kreşe göndereceklerini söylediler. Annem çalışmıyordu, ablam çoktan ilkokula başlamıştı. Anneannemlerle aynı apartmanda oturuyorduk, annem beni dilediği zaman ona bırakıp işlerini halledebiliyordu, yani kimsenin beni başından atmayı düşündüğü filan yoktu. Üstelik acayip de uslu bir çocuktum. Tüm yazı sokakta geçiren çocuk kışın evde bunalmasın, oyun oynasın sosyalleşsin istediler biliyorum. İşin garip tarafı bunu şimdiki aklımla anlamış değilim o zaman da gayet farkındaydım.

Click to continue reading “Bize eğitim şart oldu”

Yazlık vol. 3

Geleneksel bi başına Londra ve maç” planı yapan baban, Kanara dönüşü bizi yazlığa bırakıp vınladıktan sonra ana&oğul baş başa kaldık. Birinci ve ikincide aldığımız derslerden sonra üçüncüsü ballı kaymak gibi geçti.

Click to continue reading “Yazlık vol. 3”

Tatilde yorulmayan anne

Bir insan tatilden ne bekler? Kişiden kişiye, tatilden tatile değişmekle beraber benim bu 15 gün için beklentilerim bolca sen, azca insan, güzel bir deniz, sıfır müzik sesi, bol kitap, her gün öğle uykusu, leziz yemekler, sakin akşamlar, güzel sohbetler, biraz alkol, işten tam anlamıyla uzaklaşmış bir ruh ve gevşemiş bir bedendi. Tamı tamına böyle bir tatil oldu…

Click to continue reading “Tatilde yorulmayan anne”

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company