Monthly Archives: Eylül 2011

18.ay kontrolü

Günü gününe 18.ayın itibariyle 79 cm ve 10.2 kg ebatlarındasın. Sevgili doktorun Kadir Tuğcu boyunun ortalamada, bir ara açığı bayağı kapattığın kilonun ise halen ve ısrarla 900 gr eksik olduğunu belirtti. Ha bu konuda ne yapacakmışız dersen tabii ki hiçbir şeymiş! Anne sütünü kestiğimizi ve kesinlikle inek sütü içmediğini söylediğimde ise “3 gün aç bıraksan öyle bir içer ki, ama sen kıyamazsın, boşver onu da içmesin, bomba gibi çocuk işte, hepsi Necdet Tosun olacak diye bir kaide yok” diyerek liberal yaklaşımın dibine vurdu! Süt içmeye alışman için mini bir öneri yaparak sana süt katılmış milkshake kıvamındaki sade dondurmayı kaşık kaşık yedirmemizi söyledi. Böylece sütün tadına alışma olasılığın çok yüksekmiş. İzin verdiğim tek abur cubur olan dondurmayı daha sık teklif etmeye başladık. Gerçi bir iki yalayıp bırakıyorsun ama olsun denemesi bedava.  Tek dikkat etmemiz gereken 500 ml süt ürünü almanmış, ister süt iç, ister dondurma,muhallebi, yoğurt, peynir ye, sana kalmış. 18. ay itibariyle dakika şaşmaz günlük programın aynen böyle:

06.30 Kalkış- anne ile oyun zamanı

07.30 Anne&babayı uğurlama&kahvaltı(Sunulan lezzetler: peynirli omlet, kaşarlı tost, zeytin, tereyağ&bal- Yenilen lezzetler: bazen hepsi, bazen hiçbiri!)

08.00-09.00 Evde çeşitli aktiviteler(yatak kapama, oyuncak toplama, çamaşır yıkama vs..)

09.00-11.00 Mahallemizi tanıyalım(evin günlük alışverişini yapma, sokakta dolaşma, oynama vs..)

11.00 Muhallebi&meyve saati

11.30-14.00 Öğle uykusu

14.00 Et&pilav/makarna+yoğurt/ayran+meyve

15.00-17.00 Park zamanı

17.00 Muhallebi&meyve saati

18.30-19.30 Anne&Baba hatta Oğuz ile çeşitli oyunlar

19.30 Akşam yemeği (evde ne varsa ne kadar istersen)

20.00 Banyo&uyku

Yaklaşık 5 gündür süregelen öksürüğün varken kontrole gittiğimiz için ayrıca sevindim çünkü öksürüğe kesinlikle ilaç verilmemesi gerektiğini söyleyen doktorunun ne önereceğini merak etmekteydim. Yine kocaman bir hiç dedi! Vücutta bir mikrop varken yeni mikroplar giriş yapamazmış. Bu nedenle bu tip ciddi olmayan öksürükleri ve burun tıkanıklıklarını pek severmiş kendisi. Vücut bu mikrobu ciddiye almadığı için savaşmaya çalışmaz, süründürür gibi gözükse de daha tehlikeli mikropların girişine engel olduğu için faydalıymış. Enteresan bir bakış açısı olmakla beraber bana mantıklı geldi. Sadece yatmadan yatağına cold mix damlatmamızı istedi. Gerçekten de 2-3 gün sonra öksürüğün geçti yerini hafif bir burun akıntısına bıraktı. Umarım bu kışı da böyle ufak mikroplarla atlatırız canım oğlum.

Kemik, kas gelişimini ve hareketliliğini çok iyi buldu. Sen “Amca doktor iğne yaptı, Memir bacak acıdı” dedikten sonra konuşmana inanamadı. Çok konuşan bir kız çocuğu gibi olduğunu söyledi. Geceleri çok sık uyanman ile ilgili yaptığı yorum yine beni benden aldı. “Hangi çocuk uyuyormuş ki, uyuyor diyen anneler yalan söylüyor” dedi! Gerçekten komik bir adam kendisi. Arada sadece Hepatit aşısı için uğrayacakmışız onun dışında 2 yaşına kadar ciddi bir hastalık olmadığı sürece Amca doktorun kapısını çalmayacakmışız.

1 ay 1 foto uygulamamız sonuna yaklaşmak üzere zira o kadar hareketlisin ki ayakta bana bakarken ve net bir fotoğrafını çekmek giderek imkansızlaşıyor.

Talking Kid Dmr

Konuşuyorsun, hem de bayağı bayağı konuşuyorsun ve bu konuda kendime kocaman bir sıfır veriyorum. Her şey o kadar hızlı gelişti ki söyleyebildiğin kelimeleri not alamadan bir anda bütün kelimeleri söylemeye cümleler kurmaya başladın. Bugünler o kadar zevkli geçiyor ki, akşam yemeği sofrasında kısa kısa da olsa o gün neler yaptığını anlatabiliyor, bir sonraki gün neler yapacağın hakkında ayrıntılı bir biçimde konuşabiliyoruz artık seninle.

Monologlar diyaloga dönüşünce anladım ki sen sandığımdan çok daha fazla şey anlıyor ve aklında tutabiliyormuşsun. Bir gün önce yatmadan uğurladığın kuzeninin adını sabah uyanınca sayıklayabiliyor, üzerinden günler geçmesine rağmen anneannenle yaptığın telefon konuşmalarında denize girip girmediğini soruyor, pirzola kemiklerin ile beslediğin köpek arkadaşın Angie’yi sorabiliyorsun. Sabahları duş alan babanı her sabah uyandırırken “Baba kalk banyuuu” diyebiliyor, evde çıkan her ses için bir yorum yapabiliyorsun. Mesela biz salonda oyun oynarken banyonun kapısı açılsa “Baba çıktı” diyor, haftasonları ablanın geliş saati yaklaşırken kapı açılırsa “Abla geldi” diyorsun.

Hızına yetişemesem de aklımda kalan birkaç kelimeni/cümleni yazmak istedim…

  • Outobis-Yazlıktan dönüş yolunda yolda gördüğümüz tüm araçları sayarken bir anda öyle güzel bir tonla otobüs dedin ki şimdi sürekli Demir bi otobüs desene şeklinde gördüğümüz herkesin yanında sana otobüs dedirtiyoruz. Sen de duyan herkes çok güldüğü için severek söylüyorsun.
  • Hoşdeldinizzz-Her akşamüstü seni ziyarete gelen arkadaşın Oğuz ve annesini artık böyle karşılıyorsun.
  • Vah vah-Öksürdüğünü duyup buna üzülen ablan kafanı sevip vah vah dediğin için artık her öksürdüğünde elini başına koyup vah vaaah diyorsun.
  • Memir .. yaptı-Kendinden 3. tekil şahıs olarak bahsediyor, yaptığın her şeyi ama her şeyi söylüyorsun. Memir kaka yaptı, Memir burda oturdu, Memir aakabı giydi, Memir köpte yedi gibi….
  • Amca doktor, abla Mina-İsim veya sıfatların yerlerini karıştırıp tersten söylüyorsun biz de hiç düzeltmiyoruz. 18.ay kontrolü için gittiğimiz doktoruna belki elli kez amca doktor deyip ters adamı bile gülme krizine soktun.
  • Battanye-Her akşam seni yatırırken üşürsen battaniyeni ört diyordum. Sen de bana sabahları anne soğuk battanye ört diyorsun.
  • Soğuk,siccak-Bu iki kavram süper oturdu. Yemeğe siccak demeyi biliyor, yıkandığın banyo suyunu sevdiğin ısıya getirene kadar bir siccak bir soğuk diyerek babanı delirtiyorsun.
  • Sabah-Bu ara geceleri uyanmandan muzdarip annen sana her sabah saat 05.00 sularındaki uyanmalarında daha sabah olmadı diyor. Sen bazen ikna oluyor bazense olmuyorsun. İkna olmadığında veya kalkma vaktin gerçekten geldiğinde bana içerden sanki hadi anne yeme beni dercesine “Anne sabahhhhhhhh” diye sesleniyorsun.
  • Tuna&Nihan-Bizim anne&baba dışında isimlerimiz olduğunu fark ettin. Şu anda karışık kullanıyorsun. Tercihimi sorarsan anne demenden çok ama çok daha fazla hoşlanıyorum. Dilerim adımla hitap etmeyi tercih etmezsin.

Halen televizyon izlemiyorsun. Ancak özellikle yolculuklarda kurtarıcımız olmasını dilediğim IPad ile tanışmana izin verdik. Günde 5-10 dakika birlikte oynuyoruz. Nedense iPad, TV’ye kıyasla çok da masum gözüküyor gözüme. En azından interaktif bir şeyler yapabiliyorsun. Henüz Talking Cat Tom dışındaki uygulamalarla çok ilgilendiğini söyleyemeyeceğim. Her sabah “Anne tedi aç, mo süt ver” diyorsun. Tercümesi anne kediyi aç ona ineğin sütünden verelim 🙂

Başka siteleri inceleyerek ve diğer annelere sorarak 1-3 yaş arası favori IPad/IPhone uygulamalarını listeledim. Listemi yaparken özellikle uygulamaların ücretsiz olmasına özen gösterdim zira suratına bile bakmama ihtimalin olan uygulamalara 3-4 $ da olsa vermek istemedim.İlk 5 tanesi dışındakilerle henüz pek ilgilenmiyorsun ama ihtiyacı olanlar için yayınlıyorum işte senin için yüklediğim uygulamalar.

  1. Talking Cat Tom
  2. Fisher Price Laugh&Learn Apps
  3. Bir Kar Masalı
  4. Mini Piano
  5. Guitar
  6. My First Puzzles (ücretsiz olanlar)
  7. Glow Coloring
  8. I Hear Ewe
  9. Baby Flash Cards
  10. Doodle Buddy
  11. Bubblesnap
  12. Vocal Zoo
  13. Sprout’s Good Night Star
  14. Preschool Memory Match
  15. Farm Flip
  16. Old MacDonald Had a Farm
  17. Phone for Kids

Acaba arkadaşlarının sevdiği başka ne uygulamalar var?

Yazlık Günleri

Eskiden arkadaşlarımla tatile gitmek için sabırsızlanır, ailemle tatile gitmeyi sıkıcı bulurdum. Evlendikten hele de çoluk çocuğa karıştıktan sonra, aslında içten içe onlarla olmayı ne kadar özlediğimi, tıpkı eski günlerdeki gibi onların güvenli kolları altında tembellik yapmayı ne kadar istediğimi fark ediyorum. Hele de ne tatillerde, ne hafta sonlarında hiç dinlenemediğim şu günlerde Çandarlı’daki yazlığımız dünyanın en güzel otellerinden, en güzel plajlarından daha cazip geliyor açıkçası. Eğer yeterince eğlenceli bir anne&baba olabilirsek, belki sen de bu huzur ve güven ortamını arar,büyüdüğünde bizle vakit geçirmek istersin diye umuyorum canım oğlum.

Uzun bayram tatilini fırsat bilip, İtalya’dan döndükten tam 1 hafta sonra soluğu yazlıkta aldık. Git git derinleşmeyen bir deniz, denizin hemen önündeki 1 dönüm bahçeli evimiz, sana bakmak için kuyrukta bekleyen bir anneanne, bir dede, bir büyük dayı, bir yenge, bunlara bir de bizimle gelen ablan eklenince vahaya düşmüş gibi oldum gerçekten. Seni oraya bırakıp kendimiz tatile gitsek inan bu kadar keyif almazdım. Yani hem seninle olmanın, seni izlemenin keyfi var hem de sana bakmakla ilgili en ufak bir sorumluluk yoktu. Bir anne daha ne ister ben bilemiyorum.

Sütle vedalaşmanın 8.gününde gittiğimiz yazlıkta özellikle sabahları en geç 06.00’da oldukça huysuz olarak güne başlıyordun. Seni hemen yan odaya devrediyor, bizse babanla bir güzel uyumaya devam ediyorduk. Onlarsa sabahın 7’sinde parka gitmek, arabanın içerisinde vakit geçirmek, traktöre bindirmek gibi aktivitelerle seni oyalıyorlar kahvaltını ettirip denize götürüyorlardı. Sen 11 gibi uyumak üzere geri geldiğinde, biz yataktan yeni çıkıyor, senin uyuduğun 3 saat boyunca kafamızı dinliyorduk. Öğlen yemeğinden sonra maaile denize gidiyor akşam 6’ya kadar orada vakit geçiriyorduk. Akşamüstleri yemeğe kadar geçen sürede ise komşuların torunlarına tonla oyuncağın yığıldığı kocaman bahçemizde oynuyor, biber topluyor, bahçeyi suluyorduk. Plajdaki abi arkadaşlarına ek olarak bir de köpek arkadaşların vardı ki onlarla oynamanı izlemek görülmeye değerdi. yemeğini yeyip, banyonu yaptıktan sonra 8 dedin mi yorgunluktan bayılıyor ama ne hikmetse gecede bilmem kaç kez uyanmaya devam ediyordun. Anneanenle deden seni odalarında yatırmaya cesaret bile edemediler öyle diyeyim sana! 

Bu tatilden tarihe not: ilk 3 kelimeli cümleni-Dede çöp attı- söyledin. Hemen arkasından da “Biz adda geldik”, “Baba neeen(araba sesi) yaptı” gibi çeşitlemelerle bizi eğlendirdin. Arabalara, anahtarlara olan bu aşırı düşkünlüğün sayesinde oto koltuğu huysuzluklarını da geride bıraktık gibi gözüküyor. Giderken ve gelirkenki bayram trafiğine rağmen şimdiye kadarki en rahat yolculuklarımızı geçirdiğimizi söyleyebilirim. Ağlasan da çatlasan da patlasan da bugüne kadar seni oto koltuğundan hiç çıkartmadım. Demek ki sabreden derviş muradına erermiş. Bizimki oto koltuğunda hiç oturmuyor deyip pes etmemek gerekmiş!

Senin için her detay düşünülmüş, park yatağın ve İKEA mama sandalyen hazır edilmiş, buzluğa dizi dizi pirzolaların atılmıştı. Seni nerdeyse 3 aydır görmeyen anneanne ve deden sonlara doğru sabah 6’da kalkmaktan su kaynatsalar da varlığından o kadar memnun görünüyorlardı ki seni bu kadar geç oraya götürdüğüm için kendimi kötü hissettim. Hele de senin orada olmaktan bu kadar mutlu olduğunu gördükten sonra! Bu kışki performanslarına göre seneye seni sadece ablanla 1 haftalığına misafir edebilirler belki kim bilir?

Sürpriz veda

21 Ağustos Pazar akşamı sen tam 17 ay 9 günlükken anne sütü ile vedalaştın. İkimizin de beklemediği bir anda öylece gerçekleşiverdi. İkimiz de üzüldük, zorlandık ama senin olgun tavırların sayesinde bunu da atlattık canım oğlum benim. Çılgınca emmek isteyen ve bunu toplum içinde hem sözle hem de üstümü başımı parçalayarak dile getiren bir oğul, hafiften masumiyetini kaybetmiş bir emzirme ilişkisi, bitmek bilmeyen gece uyanmaları, tatil öncesi karşımıza çıkan ufak bir sağlık problemi, 3 ay kadar kullanmam gereken bir ilaç, ilacın sana zararlı olup olmadığı konusunda fikir birliğine varamayan iki doktor, kafası karışık bir anne, derken bir karar verdim. Bu kararımda yukarıdaki faktörlerin hangisi ağır bastı bilmiyorum, ya hepsinin birleşimi ya da hali hazırda olan tüm faktörlere ilaç konusunun eklenmesi. Sanırım beklediğim cevap bana gelmişti, emzirmeyi bırakacaktım.

Yine hiçbir şey bilmeden, hiçbir şey okumadan kendi kafama yatan planı yaptım. Tatil boyunca seni dilediğin gibi emzirecek ama her emzirme sonrası dönünce artık emmeyeceğin konusunda propoganda yapacaktım. Döner dönmez 2 gece alışman için bekleyip Pazartesi itibariyle tamamen kesecektim. Orada acı kelimesini öğrenip acıyan dişini, düştüğünde acıyan kafanı filan göstermeye başlayınca ben de bu kozu kullanmaya karar verdim. Her emzirmeden sonra “Acıyor annecim o yüzden dönünce süt gelmeyecekmiş” dedim. Anladın mı anlamadın mı bilinmez keyifle emdin. Ben de son emzirmelerimiz olduğunun bilincinde olarak keyifle(ilacın zarar vermediğini umarak) emzirdim. Döner dönmez doktor kontrolünde ilacın işe yaramadığı mini bir operasyonla kökten çözüm sağlanacağını öğrenince hemen kararımdan caydım. Madem ilaç yoktu o zaman biraz daha böyle gidebilirdik.

Sonra babanla konuştuğumuzda 15 gün boyunca sana yapacağımı söylediğim bir şeyi yapmazsam, bunun büyük bir tutarsızlık olacağı ve senin bir daha benim söylediklerimi ciddiye almaman gibi bir sonuç doğurabileceği konusunda fikir birliğine vardık. Kimine saçma gelebilir ama sana başından beri yetişkin gibi davranıyoruz. Bizim için kendi aramızda tezat olmamak, sana karşı tutarlı ve dürüst olmak en önemli ebeveynlik kuralları. Duygusal yaklaştığımda kararımdan caymaya meyil ettiysem de mantıklı düşününce söylediğimin arkasında durmaya karar verdim. Pazar akşamı seni son kez emzirdim, sütün bittiğini ve bir daha hiç emmeyeceğini söyledim, el sallamanı istedim ve vedalaştık.

Gece emzirmesini 1,5 ay önce kestiğim için gece kalkışların sorun olmadı. Ama sabah bayağı zorlandın. Kulaktan dolma bilgilerle sirke sürmek, acı sürmek veya kırmızı ruj sürmek gibi yöntemler olduğunu biliyordum. Ancak çok sevdiğin birşeyden tiksinerek ayrılmanı istemediğim için canım acıyor konseptinde devam etmeyi ve yara bandı kullanmayı uygun gördüm. İlk sabah görüntü seni fazlasıyla şaşırttı, bantları sökmeye çalıştın baktın beceremiyorsun bana ters ters bakıp kucağımdan inip gittin. Kendimi gün boyunca zor bir gece olacağı konusunda hazırladım. Akşam uyku ritüelimizi aynen yerine getirdikten sonra seni yatağına koydum. Meme diye ağlamaya başlayınca yine aynı cümleleri tekrar edip bantları gösterdim. Bu sefer hiç ikna olmuşa benzemedin ve deli gibi ağlamaya başladın. Sonraki geceler dinlemek ve karşılaştırmak üzere telefonuma sesini kayıt ettim. Tam tamına 10 dakika 54 saniye fasılalar halinde katıla katıla ağladın. Ben hep yanında seni sevdim ve sakinleştirmeye çalıştım. Bu kadar kararlı olmasam vazgeçmem işten bile değildi. Sonunda emziğini almayı kabul edip uykuya daldın. İşte ben de o zaman ağladım. Bir devri kapadık, büyük bir bağ koptu gibi garip hisler içerisine girdim. Ama ikinci gün canımın acısından senden çok kendimi düşündüğümü itiraf etmeliyim. Hala bu kadar sütüm olduğunu bilmiyordum, çok canım yandı. Azar azar elimle sağsam da hiçbir iyileşme olmayınca soluğu Gaye Teyze’nin ve onun hastane tipi pompasının yanında aldım. 30 cc sağıp biraz rahatladıktan sonra kuzu Nil’i sevip evime döndüm. Eve döndüğümde sen çoktan ablan tarafından yatırılmış ve hiç ağlamadan uykuya dalmıştın. Sanırım en çok işimize yarayan senin çok üzün süredir(sanırım 12.aydan beri) emerek değil emdikten sonra yatağında kendi kendine uykuya dalman oldu. Emzirmeyi ritüelin içerisinden çıkartsak da nasıl uykuya dalacağım şimdi ben gibi bir kafa karışıklığı yaşamadın. Asıl sorunu sabahları yaşadık. Normalde keyifle kalkan sen, emmeyeceğini anlayınca agresifleştin ve hep ağladın. Kendini pek sevdiren bir çocuk olmadığın için meğer ne güzel aşk yaşıyormuşuz senle sabahları, inan ben de eksikliğini çok hissettim. Her sabah farklı bir şeye dikkatini çekerek seni sakinleştirmeye çalıştım ve kahvaltını erkene aldım. Üçüncü akşam benimle de hiç ağlamadan uykuya dalınca, bu işi başardığımızı anladım. 10 günün sonunda halen her akşam ve her sabah şansını denesen de, sabah huysuzlukların devam etse de sandığımdan çok kolay bir şekilde bu süreci tamamladık. Son zamanlarda eski masumiyeti kalmasa da sanırım seninle aramızdaki bu bağı çok özleyeceğim. Bu gece yatmadan önce ilk kez bana sarılıp yanağıma minicik tatlı ıslak bir öpücük kondurdun ya beni benden aldın. Sanırım aramızdaki bağ şekil değiştirip daha farklı belki de daha güzel boyutlara geçecek, öyle hissettim bu akşam.

Bir taraftan da kendimi yorgun bir savaşçı gibi hissediyorum. Üzerime düşeni yapmış olmanın verdiği tatlı bir huzur ve yorgunluk var. Bu beden, hamilelik ve emzirme süreci toplamında nerdeyse 26 ay boyunca hiç hasta olmadı. Gıda alerjisi dönemlerinde neredeyse bitmek üzere olan sütüme ısrarla sarıldığım, özellikle işe başladıktan sonra yorgunluktan sürünerek de olsa geceleri kalkıp seni  emzirdiğim, büyümüyorsun diye verilen her türlü negatif tepkiye rağmen sana 1 damla bile mama vermediğim için kendi adıma mutluyum. Birebir alakası olmasa da şimdiye kadar bir kez bile ateşlenmemeni, hiç hasta olmamanı, ilaç kullanmamanı içten içe emzirmeye bağlıyordum.  Tek dileğim bu kışı da sağlıkla geçirmen.

Senin dilinden bu olayı özetlersek “Anne meme gok, acıooooo”

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company