Monthly Archives: Mart 2011

Parti zamanı

Oldum olası misafir ağırlamayı çok sevmişimdir. Aileden gelen bir gelenek, yenilsin, içilsin, birlikte olunsun, eğlenilsin pek severiz biz. Gel gör ki bu seferki organizasyon 45 m2 salonumuza sığdıramayacağım kadar büyüktü. Çoğu 1 yaş partilerinin aksine büyüklerin yanında hatırı sayılır da bebek/çocuk davetlimiz vardı, zira geniş arkadaş çevremizin tamamı son 3 yılda büyük bir hızla çoluk çocuğa karıştı. Gerçekten zoraki kalabalık değildi, en yakınlarımız bizimleydi,  fazladan bir kişi bile yoktu. Çekirdek kadromuz kalabalık ne yapalım? Bizi ağırlamaya cesaret edecek bir cafe olmayınca, özellikle çocuklu annelerimiz rahat edebilsin diye parti evlerinden birinde aldık soluğu. Genel olarak bu tarz doğum günü kutlamalarından hiç hoşlanmasam da 20’ye yakın çocuk ve 67 büyükle gerçekten doğru bir mekan seçtiğimizi söyleyebilirim. Çocuklar eğlendi, uzun zamandır görüşmeyen büyükler hasret giderdi, biz de ilk yaş sevincimizi yaşadık.

Güya senin uyku saatine göre ayarlayıp 11.00-13.00 saatlerini seçmiştik. O sabah olması gerekenden de erken kalkıp, uyman gereken saatte ilk uykunu uyumayınca oldukça uykusuz bir giriş yaptın partine. Buna rağmen hiç de fena değildin. Hayatında ilk kez girdiğin top havuzuna aşık oldun resmen. Normalde herhangi bir şey için tutturmayan sen, ilk kez elinle sürekli bu bu bu diyerek seni kucağına alanlardan kurtulup top havuzuna gitmeye çalıştın.

Meraklı cücenin partisinin konsepti haliyle 7 cücelerdi. Pastanı yapmak teknik sebeplerden dolayı bana kısmet olamadıysa da sonuç tam hayal ettiğim gibiydi. Bir pastacı başka bir pastacıyı beğeniyorsa, başka pastacı gerçekten iyi demektir. Keyifli Tatlar Hande Hanım’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Kurabiyelerini ise tamı tamına 4 gece uğraşarak, hatta son gece Burcu, büyük teyzen ve anneannenden yardım alarak ancak bitirebildim. Dile kolay 70 cüce+20 adet bir kurabiyesi. Bayağı formdan düşmüşüm anlayacağın!

Ailedeki müzikten sorumlu devlet bakanı babanla birlikte pasta müziğini klasik Happy Birthday şarkısı yerine “KISS- I was made for loving you baby” olarak seçtik. Çok hoşuna gitti, pastan kesilirken tepindin durdun. Kravat ve papyon taktırmayan sıkıntılı bir çocuk olduğundan efendi ama rahat kıyafetler seçtim sana. GAP ve Zara’dan alınmış iki farklı kombinasyon giydin. 1,5 yaş altı arkadaşlarına Imaginarium’dan kurmalı minik oyuncaklar, daha büyük arkadaşlarına kitap, bayan konuklarımıza ise sevgili yengenin keçeden yaptığı el emeği göz nuru minik lavanta keseleri armağan ettik.

Velhasıl varlığınla en az bizim kadar sevinmiş dostlarımızla çok çok güzel bir gün geçirdik, hepsine geldikleri için çok teşekkür ederiz. Bundan sonraki doğum günlerin gündüz sadece anneler ve bebekleri ile yapacağımız değişik aktiviteler, akşam ise aile kutlaması şeklinde olacak. Bebeksiz arkadaşlarımı olaydan daha fazla soğutmak istemem 🙂 Araştırmalarım sırasında çok değişik doğum günü aktiviteleri buldum, yine sabırsızlandım. Sıradaki lütfen….

*Fotoğraflar www.aycaogus.com

Ana adı:Nihan

Hastaneden eve geldiğimiz gün odamda yatıyordum yanımda da mis kokunla minicik sen. Hala doğum denen muhteşem mucizenin etkileri altında son birkaç günü tekrar tekrar zihnimde yaşıyor, anne olduğuma inanamıyordum. Az sonra baban elinde nüfus kağıdınla çıkagelmişti. Devletin resmi bir kurumuna ait o resmi belgenin üzerinde yazan bu basit ama benim için dünyalar kadar önemli satır Ana Adı: Nihan! Babana sarılıp ağlamaya başladığımı hatırlıyorum. Çeşitli badirelerden sonra sonunda olmuştu, anne olmuştum. Uzun süre de geçmedi bu inanamama hali. Sahip olduğum şeyin ne kadar büyük bir mucize, ne kadar büyük bir lütuf olduğunu bir tek gün bile aklımdan çıkartmadım.

Kolay, zor her gününü zevkle tekrar yaşamak isteyeceğim bir ilk yıl geçirdim seninle. Daha niceleri bizi bekliyor ama bu ki ilk yılımız benim için hep çok özel kalacak.

Sevgili oğlum, minik mucizem, meraklı cücem gelip karnıma konduğun o güzel Temmuz sabahından beri her gün katlanarak artan sonsuz mutluluklar içerisindeyim. İçimde böylesine büyük bir sevgi taşıdığımı bilmiyordum, sayende öğrendim kalbimin yerini, sevginle büyüdüm. Seninle birlikte her şeyi, herkesi, hayatı daha çok sever oldum. İyi ki doğdun bebeğim…

En sevdiğim inekler

Yeni doktorumuz inek sütüne geçebilirsiniz diye fetva verdikten sonra süt sağma makinesi ile vedalaştım. Hiç de hüzünlü bir veda olmadı zira kendisinden hiç hoşlanmıyordum. Üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hissediyorum. Eve süt getirme sorumluluğum bittiği için çok mutluyum. En çok da neye seviniyorum biliyor musun? Artık kaç cc sütüm çıktığını görmeyeceğim! Bunu kafaya takmamaya ant içtiysem de, bir sebeple miktarda azalma meydana gelince elimde olmadan diğer öğünler için de endişeleniyordum. Biberondan süt almadığına ve kahvaltı bulamacına veda ettiğine göre sağdığım sütler büyük olasılıkla çöp olacaktı. Şimdi büyük bir zevkle makineyi üçüncü sahibi için bir güzel temizleyip hazırlayacağım:) Emekleri için kendisine teşekkürü bir borç bilirim ayrı. Yaşasın en sevdiğim inekler!

12. Ayın itibariyle yeni beslenme düzenin bu şekilde olacak:

07.00 Anne sütü

08.30 Kahvaltı (tereyağında 1 yumurtadan peynirli omlet,+1 dilim tam buğday ekmeğine kaşarlı tost+ıhlamur/süt)

09.30-11.00 Uyku

12.00  Protein ağırlıklı ev yemeği+yoğurt/ayran

15.00-16.00 Uyku

16.30 Şekersiz sütlaç veya meyve

19.00 Sofrada tadımlık yemekler

19.30 Elmalı, muzlu, inek sütünden şekersiz muhallebi

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

Hali hazırda 16.30’da beni emmeden hiçbir şey yemiyorsun ama bugün itibariyle maalesef süt iznimin sonuna gelmiş bulunduğumdan artık bu arada mutlaka bir şeyler yemen gerekiyor. Umarım çabuk alışırsın.

Gelgelelim inek sütü mamulleri ile aranın nasıl olduğuna. Biberon kullanmadığın için sütü tek başına içmeyi pek sevmedin, minik bardaktan veya suluğuna koyunca iki fırttan sonra su olmadığını anlayınca bırakıyorsun. Yemeklerin yanında yoğurt yenmesinin demir emilimini azalttığını söyleyen ve bu konuda haklı olduğunu düşündüğüm eski doktorumuzdan kalma bir alışkanlıkla yemeklerin yanında yoğurt yemeyi de pek sevmiyorsun ama ayran içiyorsun. Sütlacı içindeki pirinçlerin hatırına yiyorsun ama toksan hemen burun kıvırıyorsun. Akşam muhallebinde sorun yok, daha önce anne sütü ile yaptığım muhallebiyi şimdi inek sütüyle yapıyorum. Arkadaşın Ayda’nın annesinin verdiği insider bilgiler ışığında direkt inekten süt almak yerine günlük süt verme kararı aldım.

Alerji döneminde anne sütü ile hazırladığım Bebelac Mısılı Çavdarlı ve Milupa 7 tahıllıyı saymazsak ek gıdalara geçtiğimizden beri sana meyve, sebze, yoğurt gibi hazır gıdalardan hiç vermedim. Bir şeyin üzerinde son kullanma tarihi varsa ve bu tarih 1 haftadan uzunsa maalesef bana güven telkin etmiyor. İmkânım ve vaktim varken taze taze pişirip taşırmayı severek tercih ettim. Ha zorlandığım zamanlar olmadı mı oldu tabi ama içim başka türlü rahat etmeyecekti. Şimdi Mayıs ayında 4 günlük bir yurtdışı tatili bizi beklerken bu anlayışımdan ödün verip veremeyeceğimi enine boyuna düşündüm. Şimdiye kadar gittiğimiz yerlerde “Şeeey ben bebeğime yemek pişirecektim dee” diye mutfağına girmediğim otel, restoran kalmadı diyebilirim. Bu olay yurt dışında aynı sempati ile karşılanmayabilir, ya da senin yemek saatinde çok alakasız bir yerde olabiliriz. Kahvaltı kolay omlet ve tost her yerde bulabilirim, öğlen yemeği de kolay kıymalı makarna, bonfile veya vejeteryan bir pizza ile idare edebiliriz. Sadece meyve ve muhallebi pişirme faslı beni zorlayacak gibi duruyor. Bu nedenle şeftali&muz, erik püresi ile bir tane de hazır muhallebi denedim, sorun yok yiyorsun. Oraya gidince birden bu gıdaları red etme diye, gidene kadar da haftada 1 kez filan yedirip bu tatlara da alışmanı sağlayacağım.

Tüm bu yediklerinden sonra vücudunda ve poponda çeşitli kızarıklıklar gözlemliyorum ama endişelenmeden sabırla bir sonraki kontrolümüzü bekliyorum. Zira uyku düzeninde ve keyfinde en ufak bir bozulma yok. Hatta blok 20.00-05.30 uykuları görmeye başladık ki, 1. yaşına girmek üzere olduğun bu günlerde hiç uyanmadan sabaha kadar uyuyacağın döneme yaklaştık gibi hissediyorum. Gündüzleri ise halen 2 kısa uyku uyuyorsun 1,5+1 veya 1+1 şeklinde. Oldun olası gündüz uykularını sevmediğini düşünürsek, sanırım sen hiçbir zaman blok 3-4 saat öğle uykusu uyuyan çocuklardan olamayacaksın. Olsun zaten haftada 2 gündüzümüz var onda da az uyumanı tercih ederim.

Vay be tam tamına 2,5 aydır çalışıyorum ve süt iznimin son gününe geldim. Bu sürecin ikimiz için de çok güzel bir geçiş ve alışma dönemi olduğunu söyleyebilirim. 2,5 aydır 16.30’da evde oluyor, yatana kadar seninle çok güzel vakit geçiriyorduk. Şimdi 18.30-18.45 aralığında evde olacak, seni 1,5 saat kadar görebileceğim ki bu sürenin tamamında yemek yiyor, yıkanıyor ve emiyor olacaksın. Olsun buna da şükür. Biz seninle iyi bir ekibiz, buna da alışırız değil mi tatlı oğlum?

Almanak

Davetiyenin Fikir Annesi : Ben
Tasarım Babası : Alper Enişten

1. yaşını geride bırakmaya hazırlandığımız bugünlerde, şöyle bir dönüp bakmak istedim ne zaman neler olmuş diye. İşte ilk yılının derli toplu özeti:

13.03.2010 – doğum
15.03.2010 – sünnet
18.03.2010 – ilk gezmen
24.03.2010 – göbeğin düştü
25.03.2010 – ilk banyo
23.04.2010 – ilk tatil-Şile Doğa Club
13.05.2010 –  gülücük atmalar, azalan gaz sancıları ve düzenli gece uykuları başlangıcı
10.06.2010 – ilk dönüş
13.06.2010 –  gündüz uykuları başlangıcı
03.07.2010 –  ilk uçak yolculuğu-İzmir
21.07.2010 – ilk yurt dışı tatili- Güney Fransa
31.07.2010 – ilk deniz tecrübesi- Juan les Pins sahilleri
26.08.2010 –  anne sütü dışındaki ilk tat- armut suyu
27.08.2010 – ilk sebze çorbası
31.08.2010 – kısa mesafeli emekleme
09.09.2010 – alerji şüpheleri
19.09.2010 – ilk diş sağ alt, gece uykularında bozulma
23.09.2010 – ikinci diş sol alt
13.10.2010 – tutunarak ayağa kalkma
20.10.2010 –  alerji diyetinin doruk noktası
08.11.2010 – pata pata emekleme
12.11.2010 – alerji diyetini bırakma kararı
19.11.2010 – üçüncü diş sağ üst
21.11.2010 – Güler işe başladı
01.12.2010 – tay tay durma, sıralama
23.12.2010 – dördüncü diş sol üst
27.12.2010 – gece uykuları düzeldi
03.01.2011 – anne işe başladı
04.01.2011 – el sallama ve alkış
05.01.2011 – beşinci diş üst sağ kesici
13.01.2011 – tuvalet eğitimi denemeleri
22.01.2011 – altıncı diş üst sol kesici
23.01.2011– ev yemeklerine geçiş
27.01.2011– ilk adım
01.02.2011– buraya kuş konmuş
23.02.2011– yedinci diş alt sol kesici
26.02.2011– yürüme
06.03.2011– inek sütüne geçiş

Yeni doktordan inciler

Ben bu çocuğun hiçbirşeyi yok dedikçe birşey çıkmak zorunda mı? Sen misin hoşçakal alerji diyen, al sana der gibi resmen! Test sonuçlarında karaciğer enzimlerin yine azıcık yüksek(SGOT-AST 62), geçen seferkinden farklı olarak inek sütü alerjisi pozitif(SpIgE Cow’s Milk 0,57), diğerleri temiz. Doktorunun tavsiyesi yine sana ve bana mutlak diyet! Yani annelik tarihimin en zor günlerine geri dönüş. Ben  değer çok düşük diye itiraz eder gibi olunca hekim olarak görevinin teşhis koymak olduğunu, tedavi önerisine uyup uymamanın benim tercihim olduğunu sert bir dille ifade etti. Artık seni takip edemezmiş, bizim bir pediatrik gastroentologa gitmemiz gerekiyormuş. Ama doktor da tavsiye etmeyecekmiş çünkü benim o yönüm kuvvetliymiş, nasıl olsa ben araştırır en iyisini bulurmuşum. Biraz ironi sezdim, rahatsız oldum. Ben şampuanımı bile değiştirmekten hoşlanmayan biriyim, iş ki alerji dışındaki görüşlerine çok değer verdiğim doktorunu değiştireyim. Ama kendisi resmen bana gelmeyin dedi. Zaten farklı bir görüş almak için doktor araştırmış ve seçeneklerimi 4’e indirmiştim. En liberalinin görüşünü almaya karar verdim, Dr.Kadir Tuğcu. Gerçek alerjik bebeklerin sayıca çok az olduğunu savunan bu adam da sana alerji teşhisi koyarsa işte o zaman ciddiye almaya, kayıtsız şartsız ne deniyorsa yapmaya karar verdik babanla.

Aslında benim bir çocuk doktorunda aradığım kriterlerin(kadın olacak, genç olacak, profesör olmayacak, çocuğu olacak, ilaç vermekten kaçınacak, anne sütçü olacak, eve yakın olacak ve dilediğim zaman ulaşabileceğim biri olacak) kadın ve genç olmaması haricindekilere uyan bu doktor hakkında ortalıkta bir sürü farklı görüş dolaşıyor. Çok yakınımdaki üç anne arkadaşım kendisine gidiyor olmasa, seçimim bu yönde olmazdı sanırım.

Neyse Cumartesi günü kontrole gittiğimizde bizi gayet güzel karşıladı. Hakkında ne duyduysam birebir aynı şeyleri sanki bir scriptmiş gibi arka arkaya sıraladı. Yaptığı espiriler bile aynıydı. İçimden sıkılmıyor mu bu adam acaba her gelene aynı şeyleri anlatmaktan diye geçirdim ne yalan söyleyeyim. Alerji konusunda içimi rahatlattı rahatlatmasına ama kafama yatmayan bazı söylemleri de oldu. İşte Kadir Tuğcu’dan inciler:

  • Siz çok fena söğüşlenmişsiniz. Ah yavrum çocuğu boşuna delik deşik etmişsiniz. Yapılan bu testlere hiç gerek yoktu. 4 yaşından önce alerji testleri doğru sonuç vermez. Çocuk burada süt burada, verirsin sütten azıcık kızarıp bozarıp nefesi tıkanırsa aaa alerjisi varmış vermeyelim dersin bu kadar basittir.
  • Bunun dışındaki tüm ufak tefek reaksiyonlar önemsizdir, zamanla geçer. Bunca yıllık doktorluk hayatımda bunca hastamın arasında 10 yılda 1 gerçek alerji vakası görüyorum. Gerisi alerji adı altında sömürülen anne ve babalar!
  • Kaldı ki sizin çocuğunuz aylardır peynir ve yoğurt yiyormuş, büyük bir reaksiyon göstermemiş. Bunlar nedir peki inek sütü değil mi?
  • 12. aydan evvel inek sütü verilmez diyenler var. Sorarım kendilerine yeni doğmuş bir bebeğe mama veriliyorsa içeriğindeki nedir inek sütü tozu değil mi? Burada mama firmalarına büyük bir giydirme yaptıktan sonra, bu konudaki komplo teorilerinden bahsedip, anne sütünün önemi ve halen emzirdiğim için tebrik faslı ile konuyu bitirdi.
  • Tesadüfen doktora gitmeden az önce yaptığın kakayı inceleyip, neler yediğini dinledikten sonra– Kakasında hiçbir alerji belirtisi yok, bayağı büyük insan kakası yapıyor, ev yemeğini fazla bile yiyor. Çalıştığın için günde 4 kez verdiğin anne sütü yetmiyordur ona, menüsündeki süt ve süt ürünlerini arttırmanız lazım! Sadece öğlen et ağırlıklı ev yemeği yesin akşam inek sütünden muhallebi verin, sütlaç verin. Bu çocuk et, süt, yumurta ile büyüyecek, sen hiç sebze yiyerek kilo alan adam gördün mü?
  • D vitamini hariç, diğer tüm vitaminleri, demir damlasını bırakın.
  • Halen az su içtiğini söyleyince- Bu iyi birşey, anne sütü alan bir çocuk çok su içiyorsa 3 sebebi vardır. Ya çok kalın giydiriliyor ve terletiliyordur, ya çok yoğun kıvamlı mama takviyesi yapılıyordur ya da açtır.
  • Zaten çok iyi bildiğimiz, uyguladığımız ve çok faydasını gördüğümüz tavsiyeler-Çocuğu kat kat giydirme, ev soğuk olsun, hergün sokağa çıkart, çocuk soğuktan hasta olmaz mikroptan olur.
  • Gereksiz yere ilaç verme çocuğa. Aşılar 10 çocuktan birine ateş yapacak diye tüm hastalarına fitili dayayan meslektaşlarım var benim. Yazık!
  • Dikkatle muayne edip ölçüp biçtikten sonra- Beni başka doktorun yaptığı ölçümler ilgilendirmez. Bu çocuk 1 yaşına 1 hafta kala 74 cm ve 9 kg. Boyu ortalamanın 1 cm üzerinde, kilosu ortalamanın 600 gr altında. Söylediklerimi yedir, 1 ay sonra gel ben buradayım, bak nasıl kilo alacak çocuk. 1 yaşından sonra ayda 100 gr alsa bile normal, seninki 200 alsa açığı 6 ayda kapatır. Biraz ince kemikli olacak denebilir sadece. Hiç mi kafalarını kaldırıp size bakmamışlar, hiç bu anneden bu babadan küçük çıkabilir mi yahu!
  • Muayne esnasında sen adamın burnunu sıkıp kahkahalarla gülünce-Normalde bu aylarda ayrılık kaygısı başlar bu çocuk seni hiç takmıyor. Hıı evet çok uyumludur benim oğlum deyince, sen hiç kendine paye çıkartma çok güzel baktım büyüttüm diye, çocuğun yapısı budur senle alakası yok!
  • İşte hiç katılmadığım görüşü-Kamuoyundaki şeker tartışmaları gereksiz. Çiftçiler ve şeker fabrikasındaki işçiler aç kalmasın diye biz şekeri 7 kat pahalıya alıyoruz. Bakın görün 5-10 sene sonra nişasta bazlı şeker zararlı değil diye açıklama yapacaklar.
  • Anlatsa da anlayamadığım görüşü-Pekmez şekerden daha zararlı. Ayrıca kan filan yapmaz hurafedir. Eskiden şeker pahalı olduğu için, çocuklara reçel yerine pekmezi önerdiler kan yapar hurafesi ile. O günlerden bugünlere geldik. E ama hocam biri meyve şekeri, vücudun kolaylıkla yakabileceği türden şeker– Biri glukoz diğeri fruktoz, glukoz daha zararlı çünkü bla bla bla…..Diyorum ya anlamadım. Ben şeker yerine pekmez vermeye devam edeceğim.
  • Kesin yanlış olduğunu bildiğim görüşü- Piyasadaki tüm sütlerin içeriği aynı, sadece paketleme şekli ile günlük süt ve uzun ömürlü süt diye ayrılıyorlar.

Özetle ben herşeyin en iyisini bilirim, benden başka herkes hikayedir tarzında bir muayneydi. Yani normalde benim hiç hoşlanmadığım, yeniliklere kapalı, yaşlı, dediğim dedik doktor tipi. Bir yanda tonla ailenin muzdarip olduğu alerji gerçeği, bir sürü doktorun topluca fikir birliği etmişcesine verdiği diyetler, diğer yanda hiç birşey yok diyen bi doktor? Şu anda tecrübesine saygı duymak fazlasıyla işime geliyor. Bunca çocuk görmüş, sende bir terslik olsa kesin anlardı diye içimi rahatlatıyorum.  Söylediklerini de denemeye değer buluyorum, birkaç ay da böyle gidelim bakalım.

İçgüdülerime güvenerek yola devam ediyorum ama sormadan da edemiyorum annelik niye hep bu ikilemlerle dolu?

Oyun Grubu

Bugün Cuma, oyun grubu günün. Ben yokum ama sen gezmelerine tam gaz devam ediyorsun.  İşteyim diye seni alışmış olduğun sosyal hayattan koparmanın bir anlamı yoktu. İşe başlamadan planı yapmıştım, güvendiğim bir taksi durağından rica edecektim hep aynı şöför ile topu topu 3 ayrı adrese seni ve Güler’i götürecekler, dönüşte de ben sizi alacaktım. Plan şimdilerde tıkır tıkır işliyor.

Gelgelelim ekibe. Nasıl oldu da bu dört kadın ve çocukları bir araya geldi inan bilmiyorum. Karmaşık bir denklem, Sena ile ben doktordaş olarak doğum fotoğraflarımızı çeken Ayça sayesinde tanıştık. Gerisi Emziren Anneler Grubu sayesinde çorap söküğü gibi geldi, o Ceylan’la samimiyeti ilerletmişken, bir gün geçerken uğrayan Peri de eklenince ekip tamamlanmış oldu. Dışarıda başlayan toplantılar samimiyet ilerledikçe evlere taşındı, bayağı gün yapmaya başladık annelerimiz gibi. Anneler çok güzel anlaştı, siz anlaşmakla kalmadınız resmen muzur bir çeteye dönüştünüz. Velhasıl üste para versek böyle oyun grubu oluşturamazdık.

Benim dışımda tüm anneler iş hayatlarına bebekleri için ara vermiş(verebilmiş), hepsi birbirinden donanımlı anneler. Genelde böyle bol kadınlı ortamlarda bir çocuk karşılaştırma, eleştirme, başkasının yaptığını beğenmeme, kendi yaptıklarını diretme gibi hareketler çok yaygındır. Oysa bizim aramızda o kadar pozitif bir paylaşım var ki, değil böyle şeylerin olması bilakis kimin ne derdi varsa ilk birbirini arayıp fikir aldığı süper bir platform olduk farkında olmadan.

İşte bu güzel anneler, işe dönme sürecimi daha kolay atlatabilmem için bana öyle çok destek oldular ki haklarını ödeyemem. Hepsi sanki kendi çocuğuymuşcasına sana bakıyor, seviyor, besliyor, gözetiyor, Güler Abla’nı çaktırmadan denetliyor, sana benim eksikliğimi hissetirmiyorlar. Oyun gruplarına annesiz iştirak eden çocuktan çok, tam 3 anneye birden sahip çocuk statüsünde oluyorsun. Tüm bunları yapmakla kalmayıp, beni de ihmal etmiyorlar, canlı bağlantı yapıp gelişmeleri aktarıyor, resimlerini gönderiyor, gündüzlü toplantılara iştirak edemiyorum diye kuzuları yatırıp akşam buluşmalarına geliyorlar. Son aldığımız karara göre 15 günde bir perşembe akşamları kız kıza çıkıyoruz artık. Henüz sizden başka bir konuyu konuşma kıvamına gelemedik ama projeler havada uçuşuyor.

Geçen Sena söyledi, “Bu memeler bir hayıra daha vesile oldu” diye, çok haklı hakikaten. Sizleri ve tatlı kuzularınızı tanıdığım için çok mutluyum. Sizlerle daha çoook eğleneceğiz gibi gözüküyor. Hepinizi çok seviyorum…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company