Monthly Archives: Aralık 2010

9.ay kontrolü

Tahminlerimde yanılmamışım 9 ay 9 gün itibariyle 8.170 gr ve 70 cm ölçülerindesin. Kısa ve öz bir doktor ziyaretiydi. Yumurta ve köfte vizeyi aldı, tarhana ve mercimek çorbaları halen beklemede. Yumurta ve terayağı sayesinde sabah kahvaltıda yediğin Bebelac Mısırlı Çavdarlı’dan kurtulmuş bulunuyoruz. Akşam yediğin Milupa 7 Tahıllı’dan da Ayşe‘nin harika muhallebi tarifi* sayesinde kurtulmuş bulunmaktayız. İşte sonunda içime sinen günlük düzenin…

07.00 Anne sütü

08.30 Kahvaltı bulamacı (40 cc anne sütü+1 kibrit kutusu peynir+1 tatlı kaşığı pekmez+çeyrek yumurta sarısı+1 çay kaşığı tereyağı+1 ekmek içi) Bunların hepsini tek tek yediğin gün bulamaç kalkacak.

09.30-10.30 Uyku

12.00  Sebze çorbası+2 köfte

13.30-14.30 Uyku

15.00 Yoğurt+2 bebe bisküvisi

17.30-18.00 Akşamüstü uykusu

18.00 Yarım elma+Yarım armut+1 kayısı+2 galeta

19.30 Ayşe’nin muhallebisi*

19.45 Banyo&masaj

20.00 Anne sütü&uyku

04.00 Anne sütü

(*Ayşe’nin Muhallebisi: 6’şar yemek kaşığı mısır unu, pirinç unu, yulaf unu, tam buğday unu güzelce karıştırılır bir kavanoza konulur. 60 cc kaynamış soğmuş suya 1 tatlı kaşığı karışım konarak muhallebi kıvamında pişirilir ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra içine yarım muz+yarım elma püresi, 1 tatlı kaşığı üzüm pekmezi ve 30-40 cc anne sütü eklenir. Toplamı 170-180 cc olan doyurucu, ev yapımı, anne sütlü, mamasız muhallebi afiyetle yenir.)

Bu ay yapmayı başardığın en önemli şey daire, kare, üçgen ve altıgen şekilleri yerlerine atabilmen. Oyuncağın üzerinde 18+ yazıyordu o yüzden bu kadar erken beklemiyordum. Ama atman gereken deliği seçmiyor tek tek deneyerek sonunda atıyorsun. Olsun yine de çok alkış alıyorsun. Anne deyişin çok netleşti ama halen bilinçsiz olduğunu düşünüyorum. Dede, baba da bolca çıkıyor ağzından. Ama bu ayın en güzel gelişmesi, 4. dişini çıkartmakla uğraşmana rağmen uyku düzeninde büyük aşama kaydetmiş olmamız. Halen test aşamasındayız. Detaylar pek yakında…

Emzirme Reformu Sobesi

Emzirme Reformu’nun gönüllü çalışanlarından olamadım maalesef ama sonuna kadar destekliyorum. Bu konuda farkındalığı arttırmak ve veri toplamak için bir sobe dolaşıyor bugünlerde. Sena beni sobelemiş, işte yanıtlarım…

1. Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)

Gerçek oranı(%1,3) duyunca küçük dilimi yutuyordum. Oysa ben Anadolu’da 7-8 çocuklu kadınların tamamının sadece emzirdiğini ve bu oranı yükselttiğini düşünmüşümdür. Hala da o kadınları ellerinde birberonla hayal edemiyorum ama araştırmayı UNICEF yapmış, sonuca güvenilir.

(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin yüzde 98’i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.

2. Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?

Bu yazı itibariyle tam 9 ay 10 gündür oğlumu anne sütü ile besliyorum. En az şu kadar daha beslemeyi hedefliyorum demiyorum çünkü bu bir hedef olamaz. Ben ve oğlum istedikçe, sütüm oldukça emzirmeye devam etmek istiyorum.

3. Kaç ay doğum izni kullandınız?

Doğumdan önce 1 ay+doğumdan sonra 3 ay ücretli izin+6 ay ücretsiz izin+1 ay yıllık izin tam 11 ay izin kullandım. Maalesef yeni yılın ilk iş günü iznim sona eriyor.

4. Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?

Evet kullanacağım. Oğlumun doğum gününe kadar hergün 16.00’da işten çıkacağım.

5.Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?

Ben bu konuda çok şanslıyım, değil mobbinge maruz kalmak, 9 yıldır aynı yerde çalışan 30’lu yaşlarına gelmiş çalışanlarının anneliğini sevinçle karşılayan bir şirkette çalışıyorum. Süt izni kullanmama, hatta işyerinde süt sağmama da kimse laf etmeyecektir.

 6. Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?
 
Bebeğim 4 günlük olduğundan beri hergün dışarı çıkıyorum. İlk toplum içi emzirmemi 7 günlükken kocam yanımdayken yaptım. O tecrübesiz halimle debelenirken canım kocam sürekli olacak bu iş , dışarda emzirmeye alışmak zorundasın, sürekli eve kapanamazsın diye bana moral veriyordu. 3 dakika içinde koltuğa yayılmış keyifle emziriyordum. Sonrasında hep olduğu gibi… Bugüne kadar yabancı hiç kimseden emziriyorum diye tepki görmedim, bilakis hep bir tebessümle bakıp geçiyorlar. Ama en yakın arkadaşlarımdan biri emzirme önlüğü olmadan emzirmeye başladığımda dehşete kapılmıştı. Henüz anne olmayışına verdim 🙂
 
7. Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?
 
Hamileyken Amerikan Hastanesi’nde Doğum Öncesi Hazırlık kursuna katılmış ve Beyhan Numan’dan emzirme ile ilgili teknikleri öğrenmiştim. Haftasonu doğum yaptığım için ilk emzirme deneyimimi onunla gerçekleştiremedim ama kontrol için gittiğimizde görüştüm. Şimdi geriye dönüp bakınca yaptığım en doğru şeymiş diyorum. Emzirmek için sadece çok istemek yetmiyor bazı şeyleri bilmek de gerekiyor. Ana-oğul emzirmeyi öğrenene kadar emzirme esnasında yanımıza kimseyi almadım, telefonla konuşmadım, televizyon seyretmedim, kilo alırım diye korkmadan çok güzel beslendim. İlk 40 gün emzirmekten vazgeçmeyi aklımdan geçirecek kadar çok canım yandı ama sonra 1 günde mucizevi şekilde geçti.
 
8. Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?
 
İlk 6 ay değil ama sonrasında alerjik problemler nedeniyle kilo alımı azalınca bu tip öneriler bolca geldi. Özellikle alerjik mamalar çok lezzetsiz, asıl mama versem aç kalacağını anlayacaklara kibarca açıkladım, anlamayacaklara başımı salladım.
 
9. Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?
 
Biliyor ve gönülden destekliyorum. Bir bebeğin en doğal hakkıdır anne sütü. Bunu engellemek isteyen dahili ve harici bedhahlara karşı direnç olacak Emzirme Reformu.

10. Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak içinhttp://emzirmereformu.com/ adresindeki formu doldurmanız yeterli.

Evet destekledim. Hem yorum bırakarak hem de blogumda bir yazı yazarak http://meraklicuce.annemingunlugu.com/emzirme-reformu

Ben de Hayal‘i sobeliyorum. Hadi bakalım Antep’ten destek….

Oyun/cak

Seni büyütürken, uyku düzeni konusundaki takıntılarım, plastik antipatim, emzirme sempatim, şeker karşıtlığım ve oyuncak seçimlerim gibi konularda en yakın çevremden genelde zuzaylı muamelesi görüyorum. Ben alıştım bana takılmalarına gülüyorum, onlar da bana gülüyor, geçinip gidiyoruz işte 🙂  Açık ara en çok dalga konusu olduğum madde ise oyuncaklar…

Az ve öz oyuncak prensibi ile 10.ayımıza sağ sağlim gelmiş bulunmaktayız. Hoppalasız, yürüteçsiz, oyun parksız, her tarafından ses çıkan tonlarca plastik oyuncak olmadan da oyun oynamak mümkünmüş. Hani herkes der ya tonla şey aldık ama bebeğimiz tencere tava ile oynuyor diye. Biz almadık işte ve sen yine tencere tava ile oynuyorsun 🙂 Üstelik kendi kendine uzun süre gayet güzel oyunlar oynuyorsun.

Montesssori adını 6 yıl evvel babanın yurtdışında yaşayan bir arkadaşından kendi çocuklarının aldığı eğitimi anlatırken duymuş, kulaktan dolma bilgiler edinmiştim. Duyduklarım gayet hoşuma gitmiş olacak ki sana hamile olduğumu öğrendikten sonra vakit buldukça araştırmış ve kafama yatan yönlerini not almıştım. Hep diyorum ya bebek bakımı değil devamıydı beni korkutan. Acaba seninle sıkılmayacağın oyunlar oynayabilecek miydim, acaba merak ettiğin şeylerin cevabı bende var mıydı, vardıysa da sana nasıl anlayacağın dilde anlatacakatım..vs. Bunların çoğu hakkında fikir verdi bana Montessori felsefesi. Sen büyüdükçe yapacağımız keyifli aktiviteler için de her zaman ilham almaya devam edeceğim kendisinden.

Sen daha çok bebekken farklı dokular, kokular ve seslerle ilgili aslında herkesin farkında olmadan oynadığı oyunlar oynayarak başlamıştık. Dayanamayıp anneanene şimdiden yaptırdığım ama henüz kullanmadığımız el becerisi geliştirme setlerimizi saymazak, resmi  açılışı oyuncaklarını Montessori’ye göre düzenleyerek yaptık diyebiliriz. Odana IKEA’dan aldığımız bu raf sistemini kurmadan önce salonda TV unitesinin altında benzer bir bölüm ayırdım. 1 ay kadar senin ve Oğuz’un üzerinde denedik gayet işe yarıyor. Tüm oyuncaklar açıkta ve görebileceğiniz şekilde dizilmiş durumda. Kendi kendinize bu rafa gidiyor dilediğiniz oyuncağı alıyor ve oynuyorsunuz. Ara ara salon ve odandaki oyuncakların yerlerini değiştiriyoruz ki sıkılmayasınız. Çocuklar düzeni sever ve kendilerini huzurlu hissederlermiş. Ne kadar doğru bilinmez ama ben kendim düzeni sevdiğimden çok tuttum bu önermeyi. İlerde aldığınızı yerine koymayı, dağıttığınızı toplamayı ve dolayısı ile sorumluluk sahibi olmayı öğrenecekmişsiniz. Ya bir raf sistemi nelere kadir oğlum!

Bir de İkbal Teyze’nin tavsiyesi ile Ela kızımın bayıldığı Adım Adım dergisine abone olduk bu ay itibari ile. İlk sayıyla oynayacağına yemeyi tercih ettin ama olsun ben çok beğendim tarzını. Her ay merakla bekleyeceksin gibime geliyor. Biraz daha büyü adına yakışır şekilde Meraklı Minik dergisinin de abonesi olacağız.

Sen büyüdükçe oyunlar da giderek güzelleşecek gibi duruyor ve ben seninle oturup oyun oynamak, resim yapmak için sabırsızlanıyorum. Bu bilinçle tekrar çocuk olabilmek, hayata senin gözünden bakabilmek… Ya bu annelik müthiş birşey yaa…

3/4 yaşında

Teknik olarak karnımda geçirdiğin süre kadar dışarıda da zaman geçirerek ilk yaşının dörtte üçünü tamamlamış bulunmaktasın sevgili oğlum. 9. ay doktor kontrolümüze sen 9 ay 9 günlükken gideceğiz ama ara tartı ölçülerine göre sonunda 8.000 gr+ ve 70cm+ bir bebek olduğunu tahmin etmekteyim.

Beslenme düzenimiz benim işte olacağım saatlerde emmeyi talep etmeyeceğin şekilde oturdu. Yoğurtla aran gayet iyi. Alerji sorumlusunun domates olduğu konusunda birkaç yeni kanıt daha elde ettik. Gündüz toplamı en fazla 3 saat olan 2  veya 3 uyku uyuyorsun. Gece uykularınsa tam tamına 3 aydır kötü. Ama seninle bu konu üzerinde çalışmaya başladık bile 🙂

8.ayındaki yere çakılmalarından ders almış olacaksın ki bu ayın hemen başında ayaktayken yavaşça ve güvenli bir şekilde yere inmeyi öğrendin. Akabinde sehpa etrafında fır dönecek hızda sıralamayı, tay tay durmayı ve köşe koltuk ya da birbirine yakın 2 eşya arasında küçük adımlar atarak geçişler yapabilmeyi öğrendin. Bu ayın favori hareketi koltuğun altına bir oyuncak atıp, bir yanağının üzerine yere yatıp o yumuk ellerini koltuğun altına sokup, almaya çalışman, beceremeyince de gel gel yapman. Bir de boyuna posuna bakmadan kendinden büyük arkadaşın Oğuz’un yakasına yapışman ve birlikte devrilmeniz. Kameraya alamadık diye üzülüyorduk ama her buluşmanızda pozisyon tekrarı yapıyor ve bizi gülmekten yerlere yatırıyorsunuz.

Çok uzun süredir herkes anne dediğini iddia etse de ben bunu saymıyorum. Doktorun da söyledi her bebek kendi dilinde anne anlamına gelen kelimeyi içgüdüsel olarak söylermiş, özellikle de ağlarken. Beni bu içgüdüsel anne kesmiyor tamam mı? Suratıma bakıp ciddi ciddi bana seslendiğinde benden cevap alamayınca 1000 kere anne dediğinde demiş sayacağım seni 🙂 Diğer tesadüfi hecelerin, ba-ba-ba(bazen va-va-va), mam-mam-mam(yeni tadına baktığın birşeyi beğenir de daha fazla istersen nam-nam-nam), gel-gel-gel bir de bol bol ouooo şarkısı ve çığlıklar. Bunlara da şükür. Dünyanın en sakin evi, ses çıkartan oyuncaklar yok, televizyon yok, pop müzik yok, mırıl mırıl digiturk 422 ve yoga müzikleri var, yüksek sesle konuşma yok, sakin bir anne&baba var, bizden sakin bir bakıcı da bonus. Bu şartlar altında en geç yapmanı beklediğim şey konuşman! Ama iyi bir dinleyici olacağın kesin. Babanın bebekler için özel “hızlandırılmış masallar”ını dinlerken kımıldamıyorsun bile. Bir gün çaktırmadan sesini kayıt edip içeriği yazmalıyım, çok gülüyorum size.

İşe bak ya 9+9 ay önce yoktun, sonra bir toplu iğne başıydın, şimdi yapabildiklerine bak. Bu mucizenin ta kendisi değil de ne peki?

Mim

Sobe ya diğer adıyla mim. Bu ikinci olacak. Ayda’nın annesi Peri sormuş ben de cevaplıyorum.

Lakabın var mı?
Hem de nasıl, adımın söylendiği nadirdir! Nicho(Niko okunur), Niknik, Niiii ama en çok Nicho kullanılır.

Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
Brenna Maccrimmon(Babazula)-Bir Sana Bir de Bana. Tesadüfen Demir’i uyuttuğunu keşfettiğimizden beri ezberlemeye çalıştığım ama nakarattan öteye gidemediğim şarkı.

En son ne zaman ve kime aşık oldun?
Önce kocama sonra oğluma diyeceğimi sanıyorsunuz ama hayır cevap veriyorum: Son bakıcımız Güler’e 2 hafta önce 🙂

En son okuduğun kitap?
Ye, Dua et, Sev. Daha bitmedi, filmi izlemeden önce kitabı okumak istedim.

Son zamanlarda en çok özlediğin?
Sabah uykum bitince kendiliğimden uyanmak.

Bir günlüğüne ünlü biri olmak istersen kim olabilirsin?
Suri Cruise. Sahip olduğum tüm topuklu ayakkabıları ve kadın kıyafetlerini annemin kafasına atar “Hoooop kadın kendine gel, ben daha ufacık bir kızım!” derdim.

Yarın sabah ilk planın?
Demir’in altını değiştirmek!

Şu anki mesleğinde olmasan hangi mesleği isterdin?
Matematik öğretmeni. Olabilirdim de, hayatta en sevdiğim dersti. 3-5 kişiyi üniversiteye soktu diye adımı çıktı mıydı tamamdı bu iş. Hem oğluma da daha çok vakit ayırırdım. Of yaaa ne aptalım!

Ben de Duru’nun annesi Eylem‘e iade-i mim yapıyorum. Ne demekse 🙂 Hadi bakalım Eylem Hanım yazmak için motivasyon size…

Şans bize de ‘Güler’ mi?

Bu yazıyı yazmak için tam 2 hafta bekledim. Anneanen sus sus nazar değecek dese de ne nazarı demek istiyorum bize değen değmiş zaten, Ocak 2010’dan bu yana 11 ayda 4.bakıcımız! Üstelik ben daha işe dönmemişken. Biliyorum sorun bende gibi gözüküyor dışarıdan bakılınca ama işin aslını gel bir de bana sor.

Nihan khanım bogün de heç doguriyor gibi durmuyorsunuz diyerek evde doğum beklediğim günleri bana zehreden, anneanen misafirlere hizmet ederken içeride uyuyan, mahalle kasabı ile kırıştıran, daha önce çocuk bakmamış 49 yaşındaki yatılı, Özbek  ilk bakıcı… Aslında gayet içime sinen, çok güvenilir ama devamsızlıktan ve mutsuzluktan sınıfta kalan, bir tarikatla bağlantısı olduğundan şüphelendiğim, daha önce çocuk bakmamış 40 yaşındaki yatısız Türk ikinci bakıcı… Sinir bozucu ses tonuyla sürekli sana yapay bir şekilde aşşşşkımmm diye seslenip,  2 günde ikinci çoğul şahıs kullanarak hakkında genellemeler yapmaya başlayan(en favorim:sen sadece bir sabah uyumayınca bana gelip de “Biz sabah uykularını kaldırıyoruz artık” diye bilgi veren), günde en az 100 kez seni daha önce baktığı çocuklarla karşılaştıran(uykuları kaldırıyoruz çünkü baktığım x,y,z de öyle yaptı- hiçbir çocuk birbirine benzemezken nedense bu kadının baktığı bütün çocuklar aynıymış!), daha önce çocuk baktığı evlerin özel hayatlarını en ince ayrıntısına kadar anlatan, değil senin kirlettiğin yerleri temizlemek banyodaki saçlarını toplamaktan aciz, satın almayı düşündüğümüz eve “Ben evi beğenmedim orda çalışmam” diyecek kadar küstah, hayatı birşeylerden kaytarmak üzerine kurulu, pek tecrübeli 35 yaşındaki yatılı Türk üçüncü bakıcı…Tevekkeli değildi ben Demir’i bırakamicam galiba diye döktüğüm gözyaşları. Kimse kusura bakmasın ama seni bu kadınlardan birine bırakıp gidemezdim. Taaa ki şans bize de gülene kadar.

23 yaşında minicik çıtı pıtı, sevimli, saygılı, herşeden önemlisi kendisi mutlu, sevgi dolu, yüzü hep gülen Güler geldi girdi hayatımıza. Hiç çocuk bakmamış ama 7 kardeşli bir ailede büyümüş, halen haftasonları 2 çocuğu olan kardeşinde kalıyor ve onlara bakıyor. Liseyi dışarıdan bitiriyor, çocuk gelişimi okuyor ve ileride ana okulu öğretmeni olmak istiyor. 5 yıl alzheimer hastası bir teyzeye bakacak kadar sabırlı, ölmesini görmeye dayanamazdım diye ağlayarak oradan ayrılacak kadar da hassas. Evdeki kütüphaneden etkilenecek kadar entellektüel, güzel bir çiçek görünce sevinecek kadar doğal, yerde seninle emekleyecek kadar çocuk ruhlu, yemek kitabını eline alıp mutfağa girmekten keyif alacak kadar becerikli, sen geceleri çok uykusuz kalıyorsun Nihan Abla gece 1’e kadar Demir uyanırsa ben baksam da sen biraz uyusan diyecek kadar da duyarlı. Her lafı yaparız, hallederiz diye biten, hayatı kolaylaştıran pozitif insan. Onun mutluluğu sana yansıyor bütün gün mırıl mırıl oynuyorsunuz. Ben de kendim odalara kapatmıyor, basitçe odama çekilip uyuyorum. Kısacası herşey rüya gibi 2 haftadır…

Şu 11 ayda azıcık tecrübe edindiysem bu işte, bu sefer BULDUM diyorum. Umarım sonradan yanılmam. Şimdilik tek bildiğim şu kısacık 2 haftada bile bana seni bırakabileceğim hissini yaşatan tek insan. Sakın yanlış anlama hala hiç işe dönesim yok ama artık sebebim seni kimselere bırakamamak değil, seni çok özleyecek olmak…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company