Monthly Archives: Nisan 2010

Bugün bir milat…

Bugün seni ilk kez anneanen dışında birisine bırakıp kendim için birşey yaptım. Yogaya başladım. Sabah 10’da çıktım evden, 12.30’da geri geldim. Ne var bunda diyebilirsin. Ama benim için önemliydi. Bunu şimdi yapmazsam sonradan hiç yapamayacağımı biliyordum. Biryerden başlamak lazımdı ve gün bugündü!

Geçen haftadan beri bunu kafamda kuruyor kendimi senden ayrılmaya, başka birine güvenmeye hazırlamaya çalışıyordum. Malum anneanen yakın bir zamanda yazlığa gidecek ve Ekim’e kadar burada olmayacak. Hem zaten ona daha fazla yük olmak da istemiyorum. Biliyorum zevkle yapıyor ama onun da bir hayatı, hobileri, arkadaşları var. Ben rahat edeceğim diye senin tüm sorumluluğunu onun üzerine atmam doğru olmaz. Dedeciğinle seni sevmeye gelsinler istiyorum, bakmakla yükümlü olmasınlar istiyorum.

Geleceğini öğrendiğim an kararımı vermiştim, evde olduğum süre boyunca senin sonuna kadar tadını çıkartacaktım. Ev işleriyle kendimi germeyecek, senle geçireceğim dakikalardan çalmayacaktım. Sakın anneni şımarık kokoş ev hanımı sanma. 8 yıldır aralıksız çalışıyorum ve her işimi de hep kendim yaptım. Ama bu özel dönemde, böyle bir lüksü maddi ve manevi olarak hak ettiğimi düşünüyorum. Daha hamileyken işe başlayan yatılı yardımcımızla yaşadığımız kötü tecrübe sonrası, yardımcı konusundaki kararlılığımı kaybetmiştim. Lanet olsun kendim yaparım diyordum, planladığımın aksine! Derken hiç beklemediğim bir şekilde karşıma biri çıktı. İyi ki dedim içimden, iyi ki eski kadın kasapla kırıştırmış! Allah razı olsun o kasaptan dedim 🙂

Bugün işe başlamasının tam 16. gününde seni ona emanet ettim ve çıktım. Canımı bir başkasına emanet ettim, ne kadar zordu bir bilsen. Çıkarken de kendi kendime söz verdim, asla evi aramayacaksın diye. Birine ya güven ya güvenme diye telkin ettim kendimi. Eve 10 dakika mesafedeydim. Ters birşey olursa o arardı, ben de koşarak gelirdim. Gözlerim dolu dolu stüdyoya yürürken İkbal Teyzeni aradım, kafam dağıldı. Yaptığım şeyin doğruluğu konusunda beni rahatlattı canım arkadaşım benim.

Harika bir dersti. Seni taşımaktan ve emzirmekten bükülmüş omurgam kendine geldi. Kaslarım esnedikçe vücüdumun salgıladığı hormonların tadını çıkarttım. Aklımda hep sen vardın ama huzurluydum bir yandan da. Bir anne çocuğundan ayrıyken çocuğu huysuzlanırsa gögüsleri sızlarmış, öyle telepatik bir ilişki varmış aramızda. Hiç sızlamadı göğüslerim ve ben her geçen dakika daha çok gevşedim.

Ders bittiğinde koşar adımlarla çıkarken teyzen beni durdurdu. Evi aradığını, senin mışıl mışıl uyuduğunu, daha sağdığım sütü bile içmediğini söyleyince kulaklarıma inanamadım. Ben evdeyken uyku nedir bilmeyen sen uyuyordun! Bu bir mesaj olmalıydı, ya da ben öyle olduğuna inanmak istedim. Oturdum herkesle keyif yaptım stüdyodaki güzel ikramlıklarla.

Geldiğimde sen yeni uyanmış, sütün ılınsın diye bekliyordun. O kadar tatlı, o kadar yakışıklıydın ki…İçimi tarifsiz kocaman bir mutluluk kapladı. Kendime bu cesareti gösterdiğim için, sana bu kadar anlayışlı ve uslu olduğun için, Nezahat Hanım’a seni huzurlu kıldığı için kocaman bir aferim verdim. Herkes üzerine düşeni yapmıştı. Bundan sonra her sefer bu kadar güzel geçmeyebilir, belki koşarak eve dönmek zorunda kalabilirim, belki sen ağlayabilirsin ama önemli değil. Bu ilk seferi başardık ya gerisi çorap söküğü gibi gelecek.

Velhasıl, bundan sonra anneciğin Salı ve Perşembeleri 2’şer saat olmayacak. Geri döndüğündeyse eskisinden de daha iyi anne olacak.Seni çok seviyorum canım oğlum benim…

Demir tatilde…

Yazın yapacağımız uzuuun tatil öncesi bir demo yapalım dedik babanla. İlk çocuk bayramında seni aldık daha önce iş icabı pek çok kere gittiğimiz Doga Club‘a gittik. Tıpkı son 6 yıldır hiçbir bayram, seyran, kısa, uzun tatil fırsatını kaçırmadığımız gibi bunu da kaçıramazdık.

Ne fark etti peki? Bavul hazırlamak 15 dakika yerine 1 saat sürdü. Minnacık bavullar hazırlamakla ünlü annen sana da minik bir bavul yaptı.  Akşamları daha erken odamızda olduk. Odadan çıkarken hazırlanmamız biraz uzun sürdü o kadar. Ha bir de otel odasında küvet yerine duşakabin var diye, biz de küvetini taşımaya üşendiğimizden, yanımızda götürdüğümüz leğenimiz vardı! Ama senin bu annen oğlunu hala minik sanıyor, bi bak di mi küçücük leğene Demir sığıyor mu? Çok komik bir yıkanma tecrübesi yaşadık. Tecrübesizlik işte! Halbuki tut suyun altna yıka, ama olmaz biz seni tek bir şekilde yıkamayı biliyoruz!

Bütün gün dışarlarda olmaktan oksijen çarpması olup ilk gece 5 saat deliksiz uyudun! Baban gidip gelip nefesini kontrol etmiş çünkü ben de uyudum 🙂 Bir ara beni uyandırıp Demir’i getireyim mi diye sormuş ben de “Uyuyan çocuk uyandırılmaz “deyip, uykuma devam etmişim, hiç hatırlamıyorum!İkinci gece yine gaz sancin tuttu ama ha evde ha otelde birşey farketmedi, sabırla geçmesini bekledik.

Sen uyudukça ben de uyudum. Sen uyumadığın zamanlarda da uyumayı planlamıştım ama baban saolsun 40 gecedir uykusuz olan sanki oymuşcasına öyle bir uyudu ki seni gezdirmeye fırsatı olamadı. Olsun ben ikinizi de çok seviyorum. Yeni halimizden, çocuklu aile olmaktan ve en önemlisi seni hayatımıza adapte edebilmiş olmaktan çok ama çok memnunum. Sen böyle uyumlu olduktan sonra bak gör daha nerelere gideceğiz canım oğlum benim…

Uçtu uçtu 40 uçtu…

Senin bu hayata alışma dönemin benimse lohusalığım bitti canım oğlum. İkimiz de bu sabah güzel birer banyo ile kırklandık. Adettenmiş, kapıda bir soğan ezdim tüm acılar, sıkıntılar gitsin diye. Oysa ne acım ne sıkıntım olmadı ki çok şükür. Sonra senin için dualar okundu, kulağına adın söylendi, bir sürü güzel dilekte bulunuldu. Anneciğinin de gözleri dolu dolu oldu hep.

Kısa bir durum değerlendirmesi yaparsak, tüm uykusuzluğuma rağmen bence harika bir 40 gündü. Lohusalık denen dönem seni koklamaya doyamama, şükretmekten patlama, zevkten dört köşe olma gibi emarelerle geçti. Ne kadar istemişim seni, ne kadar doğru bir zamanımda gelmişsin şimdi daha iyi anlıyorum. İyi ki varsın bebeğim, şimdi tam olduk babanla, aile olduk. Eksik parçamızmışsın, yokluğunda varlığının keyfini bilmeden geçirdiğimiz günleri güzel sanmışız. Hayat bizim için şimdi yeniden başlıyor…

40. günden sonra çok değişecekmişsin, öyle dedi büyükler. Haklılık payları olmalı, zira doktora gittiğimizden beri sende çok olumlu gelişmeler var. Sub Simplex mucizesi mi desem, doğru gaz çıkartma teknikleri mi desem artık geceleri 8’den itibaren 2-3’er saatlik uykular ve 1’er saatlik ezirme&alt değiştirme&uykuya dalma seanslarına geçmiş bulunuyoruz. Bu uyku düzeni ile 12 saat aralıksız uyumuşum gibi hissettirdiğin için teşekkür ederim oğlum. Durduk yere hiç ağlamadın zaten sen, doğduğundan beri hep huzurlu oldun. Ama o akşamları gelen pis gaz sancıları yok mu, canının yandığı o kadar belliydi ki sen ağladıkça içimiz parçalandı. Sup Simplex için Ela’nın annesi bir noktada bağışıklık kazanacağını söylese de, Gökmen ve Eren’in annesi bu ilacın içerisinde sakinleştirici birşeyler olduğu konusuda kafamı karıştırsa da şimdilik canının acısını dindirdiği için kendisine minnettarım.

Başka neler yaptık bu 40 günde peki? Dışarılara çıkmak için değil 40. günü, 4. günü zor beklediğimiz aşikar,ama hep gündüzleri gezmeye çıkan sen ilk akşam misafirliğine Ela’ya gittin. Yine ufak çaplı bir ağlama krizine girince akşam rutinin bozulmasın diye hemen yıkadık seni İkbal Teyzenle. Meğer ne meraklıymışsın Ela’nın küvetini, şampuanını, havlusunu, kremini kullanmaya! Hemen sakinleştin ve 3 saatlik güzel bir uyku ile bizi rahat ettirdin. Ama yine de yeni yeni oturan uyku düzenin bozulmasın diye bir süre daha gece gezmeleri yerine gündüz gezmelerini tercih etmeye devam edeceğiz.

Doğduğun andan beri cin gibi bakan sen artık biraz daha manalı bakmaya başladın. Beni ciddi şekilde takip ediyor, uzaktan gelip seninle konuştuğumda hemen gülüyorsun. Bilinçsiz gülmelerine o kadar erken başladın ki tam olarak hangi tarihte bilerek ve isteyerek bana güldüğünü bilmiyorum. Tek bildiğim artık tepki vermeye başladığın ve bunun harika bir his olduğu.

Bir de ilk kez sağdığım sütü biberonla içtin. Önce emzik gibi red etmeye çalıştın baktın ki süt geliyor hemen yumuldun. Çok tatlıydın. Bu gelişmeden sonra 2 kere seni anneanene bırakıp dışarı çıktım. Gerçi gazmeye değil birinde maniküre birinde de doktoruma gittim ama yine de seni evde bırakmış olmanın suçluluğu filan gibi şeyler hissetmedim. Biliyorum ki benim de nefes almaya ihtiyacım var. Bu hafta yogaya başlamayı deneyeceğim inşallah. Hem yavaş yavaş ağrımaya başlayan sırtıma iyi gelecek hem de biraz kendimle başbaşa kalabileceğim. Ben mutlu ve huzurlu olursam ancak sana iyi bir anne olabilirim. Bunu kendime sürekli hatırlatıyor ve seni kimselere bırakamama sendorumuna kapılmamaya gayret ediyorum.

Madem 40’ın çıktı bize müsade. Senle ilk tatilimize çıkıyoruz.  Sen babayla dolaşırken anneciğin de biraz uyuyacak. Bakalım bu tatil demosu nasıl geçecek?

1 aylık oldun bile…

1. ayın itibariyle boyun 53,5 cm kilon 4.410 gr annen – 9 kg. Doktor sorunsalımız da bugün itibariyle çözülmüş bulunuyor.

Çok basit kriterlerim vardı aslında, kadın olacak, genç olacak, profesör olmayacak, çocuğu olacak, ilaç vermekten kaçınacak, eve yakın olacak ve dilediğim zaman ulaşabileceğim biri olacak. Hepsine kocaman bir tik attık bugün. Yeni ve umarım son doktorumuz Sema Özörnek.

İlk randevumuzun 1,5 ila 3 saat süreceğini öğrendiğimde ne anlatacak ki bu kadar diye düşünmeden edemedim ama tam da 3 saat sürdü kontrolün. Tabii arada çalan her telefona da cevap verdiğinden net 3 saat konuşmadık ama telefonlara cevap vermesini, hastalarıyla konuşmasını hoşuma giderek gözledim. Hazır bilgilerim tazeyken, altını nasıl değiştireceğimizden benim neler yemem gerektiğine kadar konuştuğumuz pek çok şeyi unutmamak için burada derleyeceğim.

  • Alt değiştirme

Alt temizliğin için ılık su ve pamuk veya Uni Baby Yenidoğan kullanabilirmişiz ki biz zaten ikincisini yapıyorduk. Ben hemen böbürlenerek havalar biraz ısınsın her seferinde poposunu yıkayacağım zaten dedim. Dememle en büyük yanlışın bu olduğunu öğrenmem bir oldu. Meğersem pişik oluşumundaki en büyük etken bu bölgenin nemli kalmasıymış. Tamamen yıkarsak kurutmak silmeye kıyasla daha zor olurmuş. Sırtına kadar altını batırmadığın sürece yıkamak yokmuş. Su ve pamuk da kullansak Unibaby de kullansak sildikten sonra bir de selpakla etin ete değdiği yerleri kurulamamız ve en az 2 dakika altını açık bırakmamız gerekiyormuş. Pişik kremi olarak kullandığım  Sudocremin çok iyi ve kuvvetli bir krem olduğunu ancak onu hergün kullanırsak gerçekten pişik olduğunda elimizde kozumuz kalmayacağını söyledi. Tavsiye ettiği yeni pişik kremimiz Mustela Vitamin Barrier Cream. Etin ete değdiği yerlere her alt açışta bu kremi kullanmaya başlayacağız artık.

  • Yıkama

Seni yıkarken daha kolay tutabilmemiziçin bir pozisyon gösterdi. Hemen bu akşam denedik gayet başarılı. Artık seni kaydırmaktan korkmuyorum. Doktorun anneaneni teyit ederek yıkama filesine karşı olduğunu, senin gögüs altına kadar suyun içinde olman gerektiğini belirtti ki biz zaten öyle yapıyorduk. Bir de kafandan aşağıya su dökmememiz gerektiğini, kuaförde saçın yıkanırmış gibi başını geriye yaslayıp arkaya doğru su dökmemiz gerektiğini öğrendik. Başından aşğıya su döktüğümüzde şimdi adını hatırlamadığım bir refleks gösteriyormuşsun ve o sırada ani nefes alıp burnun civarındaki suyu iç kulağına kadar kaçırman mümkünmüş! Kulağın içine su dökerek değil bu şekilde su kaçarmış zaten. Böylece kulağa su kaçırma stresimiz de bitmiş oldu. Banyo boyunca zevkten dört köşe olan sen çıkarken mutlak ağlardın ama bu akşam onu da yapmadın. Acaba bu yeni su dökme yönteminden mi yoksa tamamen tesadüf mü bilemedik. Ayrıca içme suyu kullanılması ya da şebeke suyunun kaynatılması gibi bir gereklilik yokmuş. Azıcık mikropla tanışmanın kimseye bir zararı olmazmış.

  • Gaz sorunsalı

Hernekadar bunu telaffuz etmek istemiyor olsak da, günün tamamında sakin ve cool olan sen, özellikle son 1 haftadır akşamları 1 saati bulan ağlama krizlerinle gazlı bir bebek olduğunun ilk sinyallerini vermeye başlamıştın. Oğuz’un annesi ve Ela’nın annesinin tavsiyesi ile Sub Simplex denen gaz ilacından almıştık. Oğuz’un annesi sabah akşam 6 damla, Ela’nın annesi her beslenmeden önce çocuğun kilosu kadar diye kendi doktorlarının doz tavsiyelerini iletmişlerdi. Gazın olduğuna inanmak istemediğimizden ve sana ilaç vermekten korktuğumuzdan ikisini de dinlemeyip sadece 2 gece 6 damla vermiştik. Bir de ben gazın çözümü yok sanıyordum, durumu kabullenmiştim. Şimdiye kadar bi baban bi ben seni kucağımıza alıp seni ne kadar çok sevdiğimizi ve sıkıntını anladığımızı söyleyerek bu ağlama krizlerini sakin bir şekilde atlatmaya çalışıyorduk.

Oysa işin aslı öyle değilmiş. Yapılabilecek pek çok şey varmış. Tabi öncelikle gazı doğru çıkartmak en önemlisiymiş. 1 aydır gazını yanlış çıkarttığımız için özür dileriz canım oğlum. Artık seni gögsümüze değil omzumuza koyup, kollarını aşağıya doğru sarkıtıp elimizi asker selamı gibi yapıp içinde hava kalacak şekilde vuruyoruz sırtına. Anında işe yaradığını görmek harikaydı. Sub Simplex de ilaç değilmiş, kana karışmıyoruş ki. Şimdi anlatamayacağım ama doktorun anlatırken çok iyi anladığım bir şekilde küçük gaz baloncuklarının bir araya gelip büyük gaz sancılarına dönüşmesini engelliyormuş. İlacın daha ucuz muadili Metsil de kullanılailirmiş. Doz konusuna gelince sıkı dur, arkadaşların senden az gazlıydı herhalde, her beslenmeden önce 15 damla dedi doktorun! İlacın Alamanca prospektüsünü baban okurken de böyle demişti ama ben onun uydurduğunu düşünmüşüm meğersem doğruymuş. Doktorun,  ilacın türk mümessillerini uyardığı halde prospektüste yanlış  yazıyormuş.

Bir öneri daha 200 cc suyu cezvede 1-2 tatlı kaşığı silme tane kimyon ile kaynatıp, tülbentten süzerek biberona koymak ve bu karışıma 2 tatlı kaşığı tepeleme Milupa Rezene ekleyip, her beslenmeden sonra 10-15 cc içirmek. Bunu henüz denemedik ama kötü olduğun bir akşam denemek üzere notlarımızı aldık.Umarım kısa sürede gaz sorunsalımız sona erer, sen de huzur bulursun Demircim. Yok ermezse daha ciddi önerileri de olacakmış doktorunun.

  • Beslenme&Biberon&Emzik Kullanımı

Çok şükür kilo alımın gayet güzel anne sütüyle devam ediyoruz. Günde 1 öğün babanın seni biberonla besleme denemelerine başlayabilirmişiz. Önce babanın çıplak gögsünde çıplak olarak yatıp tensel teması onunla da hissedip, sonra biberondan 60 cc anne sütü alacaksın. Böylece babacığınla da emzirme benzeri bir yakınlık kurabileceksiniz. Bunu günde sadece 1 öğün yapabileceğiz, sanırım benim de 4 saat kestintsiz uyku uyuyabilmem için akşamı tercih edeceğiz. Emziği öğürerek red eden sen, umarım biberona hayır demezsin. Hem emzik hem biberon için alıştırma denemelerine devam edecekmişiz. Taaa ki olur da biberon anne memesinden daha cazip gelene kadar. Öyle birşey olursa seni aç bırakmak pahasına biberonu kesip sadece anne memesine geri dönecekmişiz. Emzik almanın da hiçbir zararı yokmuş, bilakis ani bebek ölümlerine engel olmak, seni sakinleştirmek gibi pek çok faydası varmış. Özellikle uykuya geçişte kullanmamız daha derin uyuyabilmene yardımcı olurmuş.

  • Uyku düzeni

Çok uykusuz bir gecenin ortasında Baby Center‘dan bir mail gelmişti, bebeğiniz günde 15-16 saat arası uyuyordur diye! Parmak hesabı yapıp senin dışarı çıkmadığımız günlerde sadece 8-9 saat uyuduğunu fark edip çok üzülmüştüm. Hele de diğer bloglarda 3 saat deliksiz uykular uyuyan, emzrilmek için zorla uyandırılan yaşıtlarını ve henüz uyanık görme şerefine erişemediğim arkadaşın Alp’i gördükçe üzüntüm ikiye katlanmıştı. Sakın yanlış anlama benim uykusuz kalmam hiç problem değil ama uyusun da büyüsün diye bir laf vardır ya senin şu anda en az yemek kadar uyumaya da ihtiyacın olduğunu bildiğimden senin için endişelendim hep. Sokakta uyuduğunu keşfettikten sonra da yorgunluktan ölsem bile hergün bir aşağıya bir yukarıya yürüyüp duruyorum caddede. Çok yorulduğumda keşke bahçeli bir evimiz olsaydı o zaman sen uyurdun ben de yanında uyurdum diye düşündüğümü de itiraf edeyim 🙂

Doktoruna uyku düzeninden bahsettiğimde bunun gayet normal olduğunu öğrenmek içimi nasıl rahatlattı bilemezsin. Her bebek farklıymış, huzurlu olduğun sürece az uyuman problem değilmiş, hem zamanla uyku alışkanlıkların oturacakmış. Eve geldiğimiz andan itibaren bizim odamızda senin için hazırlanan güzeller güzeli beşiğini red edip odanda uyuyorsun ama gögsüm dışında biryerde kendi kendine uykuya dalamıyorsun. Gögsümde uykuya dalman da hiç problem değilmiş. Doktorunun da bu aralar iyice kafama yatan doğal ebeveynlik(attachment parenting) taraftarı olması beni çok memnun etti. Doya doya seni koklamamı, derin uykuya geçtiğinde de gidip yatağına koymamı tavsiye ederek uyku konusunu kapadı. en az yarım günümüzü dışarda geçirmemizin de zaten gerekli olduğunu söyleyrek beni iyice rahatlattı.

  • Alerji

Doğumun ertesi günü doktorun kapıdan girip “Günaydınnnn, hanginiz alerjik?” dediğinde babanla birbirimize bakıp güldük. Belkiyordum bunu,  dedenden bana miras, bende de sana, güle güle kullan oğlum. Yüzündeki ve vücundaki kızarıklar için şu anda kullanmakta olduğumuz saf zeytinyağı ve Sebamed ürünlerini bırakıp Mustela’ya geçmemizi istedi. Bir sonraki kontrole kadar bir aşamakaydedemezsek maalesef kortizonlu bir pomad kullanacakmışız 🙁 Hemen kötü düşünmüyoruz, bence bunlar işe yarayacak. Stelatria Dermo-Repairing Care yüzün için, Stelatopia Emmollient Cream vücudun için, Foam Shampoo for New Borns da saçların için…

  • Aşı Takvimi

Tüm takvimini buraya yazmayacağım. Bu kontrolde 2.doz Hepatit B aşını oldun. Verem aşısı haricindeki tüm aşılarını doktorun kontrole gittiğimiz zamanlar yapacak. Verem aşısını 2. ayın dolar dolmaz Verem Savaş’ta yaptırmamızı tavsiye etti. 2. ay kontrolünde karma aşın seni bekliyor olacak. Ama sen aynı ilk aşında olduğu gibi onda da hiç ağlamayacaksın 🙂

Bir de rota virüsü aşısı olmanı tavsiye etti ama tercihi bize bıraktı. 3 yaşına kadar bu virüsle karşılaşmama ihtimalin yok gibi birşeymiş ve ilk karşılaşma çok ağır geçiyormuş. Aşının bazı riskleri var diye biliniyormuş ama ilk 4 ay içinde yapılan aşıda böyle bir durum söz konusu değilmiş. Bu konudaki kararımı Nurtria‘daki tecrübeli ebeveynlere sorup öyle vereceğim.

  • Giyim&Kuşam

Bu konu şimdiye kadarkiler arasında en başarılı olduğumuz konu.   Seni terletmemek esas! Benim giydiğimin 1 kat fazlasını giyiyor olmalısın. Elin soğuk diye üşüdüğüne kanaat getirmemeliyiz, kulak memen,omuz başın veya burun ucunu baz almalıyız. Isı değişimi yapmak yok, yani örneğin banyonu ısıtıcıyla ısıtıp seni orda giydirip sonra dışarı çıkartmak ya da odanı hamam gibi yapmak yok. Onun yerine ne banyoyu ne odanı ısıtmamalıymışız.  Sen banyoya girmeden evvel 5 dakika boyunca sıcak suyu açık bırakmak yeterliymiş. Yaşasın benim kafamda birileri daha varmış çok şükür 🙂

  • Buhar makinası

Buhar makinası yatırımım çöp oldu. Annesi küf mantarına alerjisi olan bir çocuğun odasında filtresi değiştirilemeyen buhar makinası mı olurmuş? Haklı tabii. Onun yerine saat başı odayı havalandırmak yeterliymiş. Kış soğuğu olsa bile, sen odada olsan bile 5 dakika camı açabilirmişiz yeter ki odanın kapısı kapalı olsun.

  • İlaç kullanımı&acil durumlar

Mümkün mertebe ilaç vermeyen bir doktorun var Demircim. Ama bebeği olan her evin ecza dolabında bulunması gereken ilaçlar listesi verdi. Hiçbirinin ne işe yaradığını bile anlatmadı. Bir terslik olduğunu düşündüğümüz her durumda kendisini arayacağız ve evdeki ilaçlardan uygun olanını vereceğiz. Daha da dramatik birşey varsa hangi hastaneye gideceğimizi de birlikte belirledik. Doktorun da benim o hiç hoşlanmadığım hastaneden hoşlanmıyormuş, başka seçtik 🙂

  • Annene tavsiyeler

Herşey gaz yapıyor peki ben ne yiyeceğim serzenişime gayet güzel cevaplar aldım. Gazlı içecekler, gaz yaptığı aşikar olan kuru baklagilleri yemeyecekmişim. Onun dışında bana neyin gaz yaptığını deneyerek kendim bulacakmışım, her bünye farklıymış. Yaşasın erik yiyebileceğim 🙂

1 ay geçmesine rağmen hala göğüslerim acıyor diye 7 gün boyunca sabah akşam kullanmam için Novuxal diye bir pomad verdi ve daha önce denemediğim lanolin bazlı Bella Nipple Nurture Butter verdi.Bakalım bir de bunları deneyeceğim.

  • Seyahat

İşte en sevdiğim madde…Ufacık çocukla ne işiniz var diyenlere inat yaz tatilmize izin çıktı. Bir terslik olmazsa aşı takvmine en uygun tarihler olan 15 Temmuz ve 15 Ağustos arasında Toscana veya Güney Fransa’da kiralayacağımız mütevazi evimizde olacağız. Babanla hep hayal ettiğimiz gibi, sen geldin ve tatil programlarımız sadece azıcık şekil değiştiriyor. 4 aylık senle bu macera bakalım nasıl şekillenecek?

Konuşamayan anne sendromu

Oğlum inanmayacaksın belki ama daha sen doğmadan sana sayfalarca yazı yazan, karnındayken senle güzel güzel konuşan annenin seni görünce dili tutuldu! Benim dışımda herkes seninle konuşacak tonlarca şey bulurken, ben sana söyleyecek hiçbirşey bulamıyorum! O sırada ne yaptığımızı filan anlatmaya çalışıyorum, biliyorum anlıyorsun ve konuşmaya devam etmeliyim ama yine de kendimi deli gibi hissediyorum. Ben de masallara sığındım, yavaş yavaş da açılacağım inşallah! Umarım benimle vakit geçirmekten sıkılmıyorsundur. Eğlenceli bi anne olamayacağımdan korkuyorum 🙁

Konuşamayışımda belki de evde yabancı birinin varlığı da etkili olmuş olabilir. Zira bir kasapla kırıştırdığı ortaya çıkınca geçen hafta görevine son verdiğimiz yardımcımızın gidişinden sonra daha bir konuşur oldum senle. Diğer taraftan, evdeki iş yüküm ciddi şekilde artmış durumda. Senle vakit geçirmek dururken bulaşık makinası boşaltmak, çamaşır asmak nasıl zul geliyor anlatamam. Başta annem olmak üzere, eski zamanlarda üstelik de iki çocuk birden bakıp evdeki tüm işleri çekip çeviren tüm annelerin önünde saygıyla eğiliyorum. Benim enerjim sadece ve sadece sana yetebiliyor. Ama anneaneninki hala kendi evine, bizim eve ve 2 torununa da yetiyor!

Bugün tam 4 haftayı geride bıraktık. Gün geçtikçe düzeninin oturacağını söyleyenlere inancım pek kalmadı çünkü sen gün geçtikçe daha da yaramazlaşıyorsun. Doğurmadan önce hep merak ederdim dün gece hiç uyumadık ne demek diye. Bu durum kimi için 2 saatte bir uyanıp 40 dakika çocuğu beslemek anlamına geliyorsa ben öyle gecelere talibim! Geceyi akşam 8 sabah 8 arası bir dönem olarak düşünürsek sen bu süre içerisinde en uzunu 45 dakika olan toplam 3 saatlik uyku uyuyorsun ve 8-9 kere emiyorsun! Benim nazarımda hiç uyumamak işte böyle birşey. Huzurlu bir bebeksin çok şükür, sırf meraktan olur da birşey kaçırırım korkusuna uyumuyor harika sesler çıkartarak etrafı seyrediyorsun geceleri. Ama hala şikayetçi değilim. Hergün büyüyorsun ve ben bu küçücük halini beynime kazımak istercesine saatlerce seni izliyor ve kokluyorum. Elbet birgün uyuyacaksın. Aklıma hep 3-4 yaşlarımda neden uyumadığımı soran anneaneme verdiğim cevap geliyor ‘Uyumak kolay mı sanıyorsun anneanecim sen?’ Cevabı gayet iyi biliyor ve seni anlıyorum oğlum. Göğsümde uyamayı ne kadar sevdiğini de biliyorum ama sana zarar vermekten korkuyorum bu yüzden yatağında yatmayı öğrenmen için sana yardımcı olmaya çalışıyorum. Bakalım ne zaman başaracaksın?

Bazı takıntılarım birçok kişinin antipatisini çekse de şimdilik ısrarla devam ediyorum. Senin bulunduğun odada tv açılmayacak, eldiven ve yelek kesinlikle giymeyeceksin, emerken üzerinde hiçbir örtü olmayacak. Kat kat giydirilen, sarınıp sarmalanan, sürekli üşütmesinden endişe edilen çocuklardan olmanı istemiyorum. Bizim ülkemizden başka hiçbir yerde ‘Aman çoçuk üşütür’ diye bir kavram yok bunu biliyor muydun?

Senle en büyük keyfimiz ise dışarıya çıkıp uzun uzun yürüyüşler yapmak. 4 saat hiç uyanmadan gezdiğimizi bilirim. Evde seni aynı sürede oyalamaya çalışırken daha çok yorulduğumdan hergün dışarı çıkmak kesinlikle çok iyi geliyor. Yağmur çamur fark etmez, boynumda emzirme önlüğüm, tüm cadde bizim emzirme mekanımız 🙂

Çarşamba günü ikinci doktor adayımızla 1. ay kontrolümüz var. Bu doktor ilk kontrolde 1.5 ila 3 saat arası bir süre ayırıyormuş. Aklımdan geçen yerli yersiz tonlarca soruyu derlemek ve hepsini sormak istiyorum. Ne kadar büyüdüğünü de çok merak ediyorum. Göreceğiz…

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company