Monthly Archives: Aralık 2009

Doğumda Anestezi&Doğuma Hazırlık ve Doğum

Click to continue reading “Doğumda Anestezi&Doğuma Hazırlık ve Doğum”

Domuz gribi aşısı

Gelmeye karar verdiğin bu dünyada o kadar garip şeyler oluyor ki oğlum bazen kime neye inanacağını bilmiyorsun. Domuz gribi de işte öyle birşey. Her kafadan bir ses çıkıyor. Kimi diyor ki herkes ama özellikle gebeler büyük risk altında mutlaka aşılanmalı, kimi diyor ki özellikle gebeler kesinlikle aşılanmamalı, bu aşı gelecek nesillerin sağlığını tehdit edecek kadar tehlikeli!

Sadece kendi sorumluluğumu taşıyor olsaydım sanırım bu aşıyı olmazdım. Ama şu anda hastalanmam halinde başta senin canını tehlikeye atacağımı bilmek çok korkutucu. Oysa senin en güvende olacağın yer benim karnım olmalıydı! Aşıya karşı olan, benim hiç tanımadığım, televizyonlarda çıkıp konuşan birbirinden değerli bir sürü doktor ve internette dolaşan komplo teorilerine inanmak yerine elimin altında olan 5 doktoru dinlemeye karar verdim.

*Doktor-1: Bu dünya üzerinde ilk göreceğin kişi, senin doğum doktorun Dr.Cem Ayhan…Başta aşı olamama gerek olmadığını söyledi. Ama sonra salgının beklediği gibi gitmediğini, aşı olmamın daha uygun olacağını söyledi. Fikir değiştirmiş olması, söylediğine körü körüne bağlı olmaması beni tedirgin edeceğine rahatlattı.

*Doktor-2: Sesini şimdiden tanıdığın, huzur bulduğun  sevgili yoga hocamız Dr.Dilek Cengiz…2 enfeksiyon uzmanı arkadaşının mutlaka aşı olunması yönündeki tavsiyesini, her zaman olduğu gibi yine kararı asıl doktorumuza bırakarak belirtti.

*Doktor-3: Yine doğacağın hastanenin doktorlarından Dr.Alper MumcuAmerikan Hastanesi Doğum Öncesi Eğitim Programı‘nda çıkıp 45 dakika boyunca ne olur aşı olun konulu sunum yaptı. Aşının muhtemel zararları(aslında pek de muhtemel olmayan zararları desem daha doğru olacak) ve aşı olmamanın muhtemel zararları üzerine harika bir sunum yaptı. Aklımdaki son şüphe kırıntılarını da böylece yok oldu.

*Doktor-4: Detaylı ultrasona gittiğimiz Prof.Dr.Atıl Yüksel…Kontrole gittiğimizde sadece sağlık personelinin aşılandığı bir dönemdi. Direkt aşı ol demedi. Ama kontrol bitiminde domuz gribi salgını nedeniyle çok dikkatli olmamı söyledi ve elimi sıkmayacağını beyan etti. Bir de sekreterini telefonda konuşurken duydum, Atıl Bey aşı oldu şimdi bizim olmamızı istiyor, oğluna da arıyor ama henüz bulamadı diyordu birisine. Ben tüm bunlardan Atıl Bey’in aşı+ olduğuna karar verdim.

*Doktor-5: Daha sen bu dünyada yokken bile sorularımla bayılttığım Dr.Aybala Teyzen. O da bizzat ol veya olma demedi. Ama kendi aşı oldu. Bu benim için bir göstergeydi.

İlk arkadaşlarından biri olacak bebeğin annesi Didem Teyzenle birlikte gebeler için uygun olan domuz gribi aşısını yapan merkezlerden işe en yakın olan Ortaköy’deki Sait Çiftçi AÇSAP Merkezi’ni seçtik. Bayağı maceralı bir süreçten sonra aşılarımızı olduk.

Hem annelik içgüdüsel birşeyse eğer-gerçi birbirimizi kandırmayalım bana henüz öyle ilahi bir his gelmedi-içgüdülerim bana bu aşıyı olmamı söyledi. Sonra bana bu konuyla ilgili kızarsan, kararımı zor şartlarda verdiğimi aklından çıkartma meraklı oğlum benim…

Thirty but mummy

Oğlum bugün annenin doğum günü hem de 30.yaş doğumgünüsü… Eskiden 30 yaşında olduğumda üzüleceğimi sanırdım. Bugün hiç de öyle olmadı. Sanki ne olacaksa dünle bugünün arasında bir fark yokmuş ki!

Ama biliyorum ki artık benim doğum günüm seni doğurduğum gün olacak çünkü o gün senle birlikte yeni bir ben de doğacak ve ben “anne ben”i şimdiye kadarki “ben”den daha çok seveceğim…

Yeme içme üzerine

Sana hamileyken neler yedim diye merak ediyorsan oğulcuğum, soğanın ayrı bir yeri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Henüz içimdeki varlığından haberdar değilken, televizyonda bir soğan çorbası tarifi gördüm. O an içime düşen soğan aşkı bugün hala devam etmekte. İlk zamanlarda “çoban salata” görünümlü “soğan salata”lar yapıyordum, 1 domates+1 salatalık+ 2 dev soğandan oluşan zeytinyağlı bol limonlu! O dönemde “Ye soğanı doğur Doğan’ı” deyip duran babanın da soğan aşkı depreşti ve o salataların dibindeki soğanlar hep kavga konusu oldu. Şimdilerde ise hamsi kuşu diye tabir edilen, kılçıkları çıkartılıp mısır unu ile birbirine yapıştırılarak tavada kızatılan hamsi ve kırmızı soğan ikilisine takmış durumdayım. Genlerinin % 25’i laz olduğuna göre hamsi düşkünlüğümü de yadırgamıyorum 🙂

Başka enterasan değişimler de oldu yemek zevkimde. Mesela normalde sebze yemekten hoşlanan ben, niyeyse et obur bir insana dönüştüm. Acıktığım zaman aklımdan ilk geçenler genelde iskender, dürüm döner, böööle 220 gr. köfteli amerikan tipi hamburger, e tabi hamburger patatessiz gitmez, hem sonra mantı da bol protein var şeklinde şeyler. Ha bir de sucuklu yumurta var ki bence sen de bayılıyorsun, lakin her yediğimde tepişip duruyorsun! Bi rivayete göre hamileyken sucuk, sosis filan yenmiyormuş ama allahtan doktorun iyi piştiği sürece herşeyi yiyebileceğimizi söylüyor. Zaten acaip liberal kendisi, görünce sen de çok sevicen. Kısacık bir yasak listemiz var çiğ et, çiğ balık, balık dışı deniz mahsülleri. Bunun dışında herşey serbest. Hatta günde 1 kadeh şarap, kola,çay, kahve vb.. bile serbest. Çay ve kahveden nefret ederim zaten de kola ve şarabı hayatımdan çıkartmadığı için pek memnum. Tamam ben de abartmıyorum bunları ama yeri geldi mi hakkımı kullanmayı da gayet iyi biliyorum. Birşeyi çok canım çektiği halde yiyemesem, seni daha çok gereceğime eminim. Bence ben keyifliysem sen de keyifli olursun, değil mi? Nedense sana yediklerimle zarar verebileceğimi ya da ya seni yeterince besleyemeyeceğimi filan düşünmüyorum. Öle bi pimpirik hal gelmedi henüz?Hayret?!?

Ama hep de böyle sağlıksız beslenmiyorum merak etme balık, lahana dolması,karnıbahar, mercimek yemeği ve zeytinyağlı kabak hala en büyük favorilerim arasında. Bol meyve, hatta çılgınca mandalina yiyorum mesela. Aynen çocukluğumda olduğu gibi avuçlarımın içi sarı sarı oldu! Hergün portakal suyu içiyorum, bol bol ceviz&badem&fındık&kuru kayısı yiyorum. Bak şimdi yazınca anladım fena da değilmişim beslenme konusunda.

Ama gel kör ki, vazgeçilmezim, canım çikolatalarım, çikolatalı tatlılarım, hatta genel olarak tatlılar yok hayatımda, onun yerine turşular var! Annenin bir pastacı olduğunu henüz bilmiyorsun. (Gerçi varlığını öğrendiğimden beri pastalarıma elimi bile süremedim ama olsun. İlerde senle oyun hamuru oynarken ya da doğum günü pastanla okuldaki arkadaşlarına hava atarken kıymetimi anlayacaksın.) Tezata bak ki bu pastacı kişilik, çikolata delisi insan sayende 6 aydır tatlı yiyemiyor. Rüyalarımda görüyorum, gaza geliyorum her tatlıdan bir çatal alıyorum ama sonu hep hüsran. Dayanılmaz bir şeker tadı! Büyük teyzenin dediğine göre 7. ayın sonunda bu his geçecekmiş, merakla tatlı yiyeceğim günleri bekliyorum.

Yeşil erik canavarı bir insan olarak, hep korkardım ya kışın hamile olursam da canım yeşil erik isterse diye! Ama öyle birşey olmadı çok şükür. Yani genel olarak hiçbirşeye aş ermedim diyebilirim. Bunlar sadece yemekten hoşlandıklarım. Ya aşerme denen kavram şımartılmak veya kocaya eziyet etmek isteyen kadınların uydurması, ya da sen babanı çok seviyorsun ki bana hiçbirşeyi aşerdirip onun rahatını bozmadın 🙂

Bunları niye anlatıyorsun anne dediğini duyar gibiyim. Bunları anlatıyorum evladım çünkü baban sürekli tepemde çikolata ye, tatlı ye çocuğun damak zevki gelişmeyecek senin yüzünden, içini kuruttun çocuğun sürekli soğan, turşu, mercimek, lahana dolması ile diyip duruyor! Sonradan seveceğin yemekler ile hamileyken yediklerim arasında bir ilişki var mı yok mu diye bakmak için yazdım, burda dursun, bakcaz sonra….

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company