1 düğün 1 diş

Gitmek zorundaydık. Babanın sevgili kuzeni evleniyordu. Herşeyimize koşan, daha biz arayamadan hep arayıp bizi mahçup eden babanın amcası için gitmeliydik. Hem kağıt üzerinde harika bir fikirdi. Sen en geç 8.30’da uyuyordun. Düğünde de uyuyacaktın nasıl olsa. 1 saat kalıp dönecektik. Aslında düğünlere bebek götürülmesinden nefret ederim. Seni 10 gündür görmeyen teyzemin sana bakmaya çoktan gönüllü olmasına rağmen yoldan geldik, diş çıkartıyorsun huysuzlanabilirsin diye yanımda olmanı istedim. 1 gecelik rutin değişikliğinden ne çıkabilirdi ki???

Evdeki hesap çarşıya hiç mi hiç uymadı. Ortaköy-Kuruçeşme arasındaki 5 dakikalık yolu 1 saatte gidince, zaten tüm gün arabada olmaktan sıkılan sen uykuya dalamadın. Düğüne sen uyanıkken girdiğimiz için, haklı olarak tüm akrabalar seni görmek ve sana şirinlikler yapmak için sıraya girdiler. Bir ara terledin mi diye bakmak için seni kucağıma almak gafletinde bulundum. Daha nasıl olduğunu anlayamadan kucaktan kucağa dolaşmaya başladın. O saatlerde değil dışarda olmaya, uyanık olmaya bile alışık olmayan sen hipnotize olmuş gibi kocaman gözlerle etrafı seyrettin. Katiyen ağlamadın ama bir gariplik olduğu kesindi. 9.30 gibi seni içerde sessiz ve karanlık bir yere götürüp tekrar emzirdim.  Bu sırada babana “Gelmemeliydik, hata ettik, biz evde kalmalıydık, sen gelmeliydin” diyip durdum. Uyumayınca 10’da kalktık. Daha arabaya biner binmez uyudun. Çok şükür dedim ucuz atlattık.

Eve geldiğimizde, asansörün kapısında bir ağlamaya başladın ki daha önce kolik ağlamaların dahil biz senin bu tonda ağladığını ne görmüş, ne duymuştuk! Senden öyle bir ses çıkabileceğini bile bilmezdik. Eve girdik, üzerimdeki gece elbisesini nasıl çıkardım hatırlamıyorum bile, bir baban bir ben seni sakinleştirmeye çalıştık. Sense gitgide ağlamanın şiddetini arttırıyor, hatta katılmaya başlıyordun.  Sanki biz senin annen-baban değilmişiz de yabancı insanlarmışız gibi kucağımızda durmak istemeye istemeye ağlıyordun. O an kontrolümü kaybettim ve ben de ağlamaya başladım. Her ağlamanın ne anlama geldiğini çözeli çok olmuştu ve bu seferkinin de tercümesini yapabiliyordum. Hayatımda ilk kez bu kadar uzun yol yaptım, daha evimi bile yadırgarken, beni aldınız paket gibi oraya götürdünüz, arabadan sıkılmışken yine tıktınız beni, sakin sakin uykuya dalmaya alışmışken önce trafiğin ortasına sonra da 500 kişilik kalabalığa soktunuz, bana bakan gözler, oramı buramı mıncıklamalar, ağır parfüm kokusu,  gürültü,  aşırı uyarıldım neye uğradığımı şaşırdım, tam uyudum yine uykumu böldünüz, zaten dişimin ağrısından zor duruyorum, bugün biraz iyiyim dedim hemen ilacımı da kestiniz, bana bu işkenceyi neden yaptınız, ben ağlamayım da kim ağlasın diyordun resmen!

Ben çocuğunun ağlamasından rahatsız olan annelerden hiç olmadım. O gece de rahatsız olmadım inan. Benimki suçluluk duygusuyla ilgiliydi. Bence 4 aylık ebeveynlik geçmişimizin en büyük hatasını yaptık. Daha kimbilir ne hatalar yapacağız tabi ama daha 3 gün öncesine kadar yazlıkta rutinin bozulmasın diye gestapo ilan edilen ben nasıl oldu da bu hatayı yaptım hala yediremiyorum kendime.

Sakinliğini hiç bozmayan babanın desteğiyle, 20 dakikalık senkronize ağlamamızın sonunda  derin bir nefes aldım ve duruma el koydum. Aşırı uyarılmış olduğunu gözönünde bulundurarak önce evdeki tüm ışıkları kapattım. Seni sakinleştirmenin en güzel yolu banyodur diye düşünerek hızlıca suyunu hazırladım. O panikle ve karanlığın da etkisiyle ayağında çoraplarınla seni suya sokmuşuz,ama olsun işe yaradı ya. Vücudundan süzülen damlalar gözyaşlarına karıştı ve sen normal tonda bir ağlamaya doğru vites küçülttün. Çıkar çıkmaz önce yarım ölçek Calpol verdim sonra da daha üzerinde havlunla seni emzirmeye başladım. 5 dakikanın sonunda kucağımda çırılçıplak uyuyakalmıştın. Babanın gözündeki zafer pırıltısı “E şimdi nasıl giydircez?” sorusuyla birleşince çabucak sönüverdi. Tekrar uykunu bölmeyi göze almayan sarsak ikili olarak bekleye bekleye önce başını sonra bi kolunu sonra diğer kolunu en son da bezini derken toplam 15 dakikada seni giydirdik. Çok yorgun ve moralman çökmüş bir anne olarak tekrar ağlaman durumunda hemen duyamama riskini göze alamayıp seni yanımda yatırdım. Tam 1 saat boyunca iç çeke çeke uyudun. Ben de sessiz sessiz ağlayayarak.

Gece boyunca  sadece 1 kere kalkıp emerek uykuna devam ettin. Sabah uyandığında yine gülücükler saçıyordun çok şükür ki. Oturma odasında geceleyen baban yanımıza gelip bizi öyle görünce derin bir oh çekti. Gece boyunca dilediğimiz onlarca özür kabul edilmiş, sonunda affedilmiştik.

Evdeki bu ilk günümüz bu gülücüklerle başlasa da gün boyu huysuzluğun üzerindeydi. Akşamüstüne doğru tekrar aynı tonda yarım saat kadar ağlayınca, akşamki suçluluk duygum biraz olsun azaldı. Evde geçirilen sakin bir günün ardından da o şekilde  ağlayabiliyorsan demek ki akşam bize sandığımız kadar kızmadın diye düşündüm. Tekrar doktorunu aradım. Emmek ağrına iyi geliyor diye çok emiyor olman nedeniyle gaz oluşmuş olabileceğini, bir de ishalin devam ettiği için ağrın olabileceğini söyleyerek birkaç gün Sup Simplex vermemizi istedi. Böylece, Pazartesi gününü Calpol vermeden atlattık.

4. ayını doldurduğun bugünse sanki bunların hiçbiri olmamış gibi keyfliydin. Ya düzeleceğin vardı ya da Sema Hanım‘ın Sup Simplex önerisi işe yaradı. Sonuçta beni aklımda binbir soruyla başbaşa bıraktın. Acaba diş çıkarmıyorsun da sadece bağırsakların mı bozulmuştu? Belki de üşütmüştün, yoksa hava değişimi miydi? Boşuna mı Calpol vermiştim, yoksa işe mi yaramıştı? Ortada diş miş yok ama çok şükür eski huyunla suyunla sen varsın…

3 Responses to 1 düğün 1 diş

  1. Eylem dedi ki:

    Belki sadece düzen ve mekan değişikliğine tepki veriyordur annesi… ishali de sıcaktan falan olabilir mi? Hiç gözümün önüne getiremedim öyle şiddetle ağlayan bir Demirciği, onun o sakin beyefendi hallerine pek alıştım, aman nazar değmesin kuzucuğa..

  2. SEDA dedi ki:

    Oğuz da 4.ayda aynı bunları yaşamıştı ve diş diye yorumlayan biz 6.ayımızda hala diş kaşıntılarıyla diş bekliyoruz :)))
    keşke anlayabilsek tam olarak ne sıkıntıları var,o günün sabahında sizi görmüştüm bizim iyi geldiğimizi söylemiştin ne mutlu bize,geçmiş olsun demire 🙂

  3. […] akşamı saat 23.00′da(rötarla brlikte 23.30 diyelim) İstanbul-Marsilya arasında yaptın. Düğün tecrübemizden sonra gece rutinini kökünden sarsacak bu yolculuk gözümü ciddi şekilde […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Powered by WordPress | Designed by: seo company | Thanks to seo services, seo company and seo company